Sevdalinka 175. - 176. sayfalar...
...Çocuklar da bu vahşetten nasiplerini almışlardı. Örgüte sığınmış bir papaz üç ve dört yaşlarında iki çocuğun, annelerinin gözü önünde çimento karıştırma makinesinin içine nasıl atıldığını anlatmıştı Stefan’a.
Trnopolye Kampı'nda ise başka öyküler dinlemişti. Bu kamp, evlerini Sırp ailelere bırakarak sürgüne zorlanan zavallı insanlarla doluydu. Hemen hemen herkes çok yaşlıydı. Gençler Bosna Ordusu’na katılarak savaşta ölmüşlerdi. Hiç değilse, vatanları için çarpışırken birer kurşunla şehit düşmüşler, işkence görmeden, gözleri oyulmadan, dişleri sökülmeden, birbirinden güzel ve genç cesetler olarak gömülmüşlerdi.
Geride kalan yaşlılar sağ kalmanın dayanılmaz utancıyla ve hafızalarından asla silemeyecekleri korkunç anılarıyla yaşamaya mahkûmdular.
Bir yaşlı kadın, başına geleni anlatırken, titrek elleriyle sımsıkı kollarına yapışmıştı Stefan’ın, ondan güç almak ister gibi. Göğsüne bastırdığı iki yaşındaki torununu zorla çekip almışlardı kollarından. Kö
prüden tek başına geçmesin i söylemişlerdi. Çocuğun tek başına yürüyemeyecek kadar küçük olduğunu anlatmaya çalışmıştı ağlayarak. Bir asker çocuğu tuttuğu gibi nehre fırlatmıştı.
Kadın çocuğun nehre uçuşunu görmüştü. Gözlerini yummuştu sımsıkı. O da kendini kö
prüden aşağı bırakmaya çalışmıştı. Onu tutmuşlardı. Bir daha denerse başka bebekleri de nehre atabileceklerini söylemişlerdi. Yaşlı kadın sözlerini bitirdiğinde fenalaşıp kendinden geçmişti. Kadının ellerini güçlükle sökebilmişti Stefan kollarından. Parmak izleri mor çürükler bırakmıştı kollarında...
Paylaş