+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 3 ve 3

Konu: Istanbul'un Mânevî Fâtihi

  1. #1
    sedize Misafir

    Standart Istanbul'un Mânevî Fâtihi

    İSTANBUL'UN MÂNEVÎ FÂTİHİ

    Ubeydullah-ı Ahrâr'ın torunu Hâce Muhammed Kâsım'dan şöyle nakledilmiştir:

    "Ubeydullah-ı Ahrâr hazretleri, bir gün öğleden sonra, âniden atının
    hazırlanmasını istedi. Atı hazırlanınca, binip Semerkant'tan süratle çıktı.
    Talebelerinden bir kısmı da ona tâbi olup, tâkib ettiler. Biraz yol aldıktan
    sonra Semerkant'ın dışında bir yerde talebelerine;
    "Siz burada durunuz!" buyurdu.

    Sonra atını Abbâs Sahrâsı denilen sahrâya doğru sürdü. Talebeleri arasında
    Mevlânâ Şeyh adıyla tanınmış bir talebesi, bir müddet daha peşinden gidip
    tâkib etmişti. Bu talebesi şöyle anlattı:
    "Hâce Ubeydullah-ıAhrâr hazretleri ile sahrâya vardığımızda, atını sağa sola
    sürmeye başladı. Sonra birdenbire gözden kayboldu."

    Ubeydullah-ı Ahrâr daha sonra evine döndüğünde, talebeleri nereye ve niçin
    gittiğini sorduklarında;
    "Türk Sultânı Sultan Muhammed Hân (Fâtih), kâfirlerle harbediyordu. Benden
    yardım istedi. Ona yardım etmeye gittim. Allahü teâlânın izniyle gâlib
    geldi. Zafer kazanıldı" buyurdu.

    Bu hâdiseyi nakleden ve Ubeydullah-ı Ahrâr hazretlerinin torunu olan Hâce
    Muhammed Kâsım, babası Hâce Abdülhâdî'nin şöyle anlattığını nakletmiştir:

    "Bilâd-ı Rûm'a (Anadolu'ya) gittiğimde, Sultan Muhammed Fâtih Hânın oğlu
    Sultan Bâyezîd Hân, bana, babam Ubeydullah-ıAhrâr'ın şeklini ve şemâilini
    târif etti ve;
    "O zâtın beyaz bir atı var mıydı?" diye sordu. Ben de târif ettiği bu zâtın,
    babam Ubeydullah-ı Ahrâr olduğunu ve beyâz bir atının olup, bâzan ona
    bindiğini söyledim. Bunun üzerine Sultan Bâyezîd Hân, bana şöyle anlattı:

    Babam Sultan Muhammed Fâtih Hân bana şunları dedi:
    "İstanbul'u fethetmek üzere savaştığım sırada, harbin en şiddetli bir
    ânında, Şeyh Ubeydullah-ı Ahrâr Semerkandî'nin imdâdıma yetişmesini istedim.
    Şekil ve şemâilini târif ederek şu vasıfta ve şu şekilde ve beyaz bir at
    üzerinde bir zât yanıma geldi;

    "Korkma!" buyurdu.

    Ben de;

    "Nasıl endişelenmeyeyim, küffâr çok." dedim.

    Ben böyle söyleyince, elbisesinin yeninden bakmamı söyledi. Baktım, büyük
    bir ordu gördüm.

    "İşte bu ordu ile sana yardıma geldim. Şimdi sen falan tepenin üzerine çık,
    üç defâ kös vur ve orduna hücûm emri ver." buyurdu.

    Emirlerini aynen yerine getirdim. O da bana gösterdiği ordusuyla hücûma
    geçti. Böylece düşman hezîmete uğradı. İstanbul'un fetih işi gerçekleşti."

  2. #2
    seyfullah putkıran - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    seyfullah putkıran isimli Üye şimdilik offline konumundadır Tercübeli Üye
    Üyelik tarihi
    30.09.2005
    Bulunduğu yer
    Ruhlar Aleminden
    Yaş
    28
    Mesajlar
    5.956
    Tecrübe Puanı
    65

    Standart

    İstanbulun nice fatihleri oldu.. kimi zahiri fatihi kimide manevi fatihleri,
    Fatih Sultan Mehmed Han muhteşem ordusuyla İstanbul’un fethine çıktığında, şeyh Ubeydullah-ı Ahrâr, Akşemseddin, Akbıyık Sultan, Molla Fenari, Molla Gürani, Şeyh Sinan gibi meşhur veliler ve alimler de talebeleriyle birlikte orduya katıldılar. Akşemseddin hazretleri savaş esnasında Sultan’a gerekli tavsiyelerde bulunarak, yeni müjdeler veriyordu. Kuşatmanın uzaması ve Sultan’ın ısrarı üzerine ve Allahü tealanın izni ile fethin ne gün olacağını bildiren Akşemseddin, Sultan şehre girerken yanında yer aldı. Fetih ordusu İstanbul’a girdikten sonra İslamiyetin harple ilgili hukukunun gözetilmesini genç Padişah’a hatırlattı ve buna göre hareket edilmesini bildirdi. Sultan’ın Eshab-ı kiramdan Ebu Eyyub el-Ensari’nin kabrinin bulunduğu yeri sorması üzerine:

    "Şu karşı yakadaki tepenin eteğinde bir nur görüyorum. Orada olmalıdır." cevabını verdi.

    Daha sonra orası kazıldı ve Eyyub Sultan’ın (radıyallahü anh) kabri ortaya çıktı. Fatih Sultan Mehmed Han, Ebu Eyyub el-Ensari’nin kabr-i şerifinin üzerine bir türbe,yanına bir cami ve ilim öğrenmek için gelen talebelerin kalabileceği odalar inşa ettirdi. Sultan, Akşemseddin’den İstanbul’da kalmasını istediyse de, Akşemseddin Padişah’ın bu teklifini kabul etmedi.

    Akşemseddin, İstanbul’un fethinden sonra, Göynük’e yerleşti ve vefatına kadar orada kaldı. Göynük’e yerleştikten sonra, bir taraftan ahiret hazırlığı yapıyor, diğer taraftan da küçük oğlu Hamdullah’ın ilim ve terbiyesi ile meşgul oluyordu. “Bu küçük oğlum, yetim, zelil kalır, yoksa, bu zahmeti çok dünyadan göçerdim.” derdi. Bir gün hanımının; “Göçerdim dersin yine göçmezsin!” demesi üzerine; “Göçeyim!” deyip mescide girdi. Akrabasını ve evladını toplayıp, vasiyetini yaptı. Helalleşip veda etti. Yasin-i şerifi okumaya başladı. Sünnet üzere yatıp temiz ruhunu teslim etti (1460). Göynük’teki tarihi Süleyman Paşa Caminin bahçesine defnedildi. Daha sonra oğullarının kabri ile beraber bir türbe içine alındı.


              Ortalanmis Mesaj         

    Aksemseddin’den ögütler



    Her ise besmele ile basla. Temiz ol, daim iyiligi adet edin, tembel olma, namaza önem ver. Nimete sükür, belaya sabret.

    Dünyanin mutluluguna magrur olma. Ömrüm uzun olsun dersen, kimseye kizma, eziyet etme. Kimsenin nimetine haset etme. Senden üstün olan kimsenin önünden yürüme. Tirnagini asla disinle kesme.

    Çok uyumak kazancin azalmasina sebeb olur.

    Akilli isen yalniz yolculuga çikma. Gece uyanik ol, seher vakti Kur’an-i Kerim oku. Zikrin daima Hamd-i Hüda (Allahü tealaya hamd etmek) olsun. Hep cehennem azabindan endiseli ol.

    Hasedi terk et, kendini baskalarina medh etme.

    Namahreme (harama) bakma, harama bakmak gaflet verir. Kimsenin kalbini kirma. Düsen seyi alip (temizleyerek) yersen fakirlikten kurtulursun.

    Edepli, mütevazi ve cömert ol. Cünüp kimse ile yemek yemek gam verir.

    Yalniz bir evde yatmaktan sakin. Çiplak yatmak fakirlige sebep olur.”



    Bin sene de okusam ne biliyorsun diye sorsalar bana ?
    HADDİMİ BİLİRİM derim....

    Rahmân'ın (has) kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler...Kendini bilmez kimseler onlara laf attığında (incitmeksizin) “Selam!” derler (geçerler)” (Furkan 25/63)

  3. #3
    seyfullah putkıran - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    seyfullah putkıran isimli Üye şimdilik offline konumundadır Tercübeli Üye
    Üyelik tarihi
    30.09.2005
    Bulunduğu yer
    Ruhlar Aleminden
    Yaş
    28
    Mesajlar
    5.956
    Tecrübe Puanı
    65

    Standart

    Osman Gazi’ye ait bir siirde bu duygu su sekilde dile getirilir:

    Kurt olup, gel gir sürüye
    Aslan ol, bakma geriye
    Çar edüp, haydi çeriye
    Dil geçidini hisar yap

    Osman Ertugrul oglusun,
    Oguz-Karahan neslisin,
    Hakk’in bir kemter kulusun
    Istanbul’u aç gülzar yap!
    Bin sene de okusam ne biliyorsun diye sorsalar bana ?
    HADDİMİ BİLİRİM derim....

    Rahmân'ın (has) kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler...Kendini bilmez kimseler onlara laf attığında (incitmeksizin) “Selam!” derler (geçerler)” (Furkan 25/63)

+ Konu Cevaplama Paneli

Benzer Konular

  1. Mânevî Terbiyede Metod
    By Huzur_islamda in forum Genel Islam Konular
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 02.02.2008, 15:09
  2. Istanbul'un manevi sultanlari
    By beyaz_ışık in forum Evliya ve Ulema'nın Hayatları
    Cevaplar: 56
    Son Mesaj: 13.08.2007, 19:31
  3. İst.manevi fatihi..
    By ukubat in forum Oku, Düşün, Anla
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 22.05.2007, 11:13
  4. Istanbul'un Mânevî Fâtihi
    By berfut in forum Ashab-ı Kiram Efendilerimizin Hayatları
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 29.04.2007, 23:42
  5. Manevi Güç
    By CCCCCC in forum Genel Islam Konular
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 03.03.2007, 17:01

Paylaş

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

Content Relevant URLs by vBSEO ©2011, Crawlability, Inc.