+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 ve 2

Konu: Bunları biliyormuyduk...

  1. #1
    Grozny - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Grozny isimli Üye şimdilik offline konumundadır Yeni Üye
    Üyelik tarihi
    26.01.2008
    Bulunduğu yer
    KoNya
    Yaş
    23
    Mesajlar
    22
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart Bunları biliyormuyduk...

    Selamun aleykum güzel kardeşlerimm....

    Cahilligimizi bir nebze de olsa azaltalım hep beraber..... Yanlıs anlasılmasın sözlerim Bilmedigimiz O kadar cok sey varki...

    Çağdaşlaşma Yolunda


    1930'lu yılların Türkiyesi'nin Urla gibi bir Ege şehrinde dahi açlıktan
    insanların öldüğünü...



    Ortalama bir memurun aylık maaşının 50 lira olduğu bu dönemde, çağdaşlaşma
    yolunda(!) 75 000 lira gibi büyük paralar ödeyerek heykel yaptırdığımızı (1)


    Kendinizi Türklere Emanet Edin


    16. yüzyılda Osmanlı Devleti'nin gelişme yolu üzerinde direnmiş ve Türk
    orduları ile savaşa tutuşmuş olmasından dolay Katolik Avrupa tarafından kendisine
    "Hıristiyanlığın şövalyesi" ünvanı verilen Boğdan Beyi Büyük
    Stefan'ın ölüm döşeğin de, evlatlarına gayet ibretli bir şekilde:



    "Belki de yakında himayeye muhtaç olacaksınız Asla Rus'a yanaşmayın.
    Haindir, sizi yok eder. Fakat kendinizi Türklere emanet edin. Adil ve
    merhametlidirler" diyerek nasihat ettiğini …(2)

    Talan Edilen Mirasımız


    Şanlı Osmanlı Devleti'nin kurucusu Osman Gazinin mübarek anası Hayme Hatunun
    Domaniç’teki türbesini ulu hakan Abdülhamid Han'ın, ecdadına hürmetinin ifadesi
    olarak büyük bir itina ile tamir ettirip pencerelerini atlas perdelerle
    kaplattırdığını ve zeminini de Hereke dokuması muhteşem bir halı ile,
    döşettiğini . . .



    Daha sonraları iş başına gelen Halk Partisi döneminde ise o muhteşem halının
    türbeden gasp edilerek, partinin İnegöl ilçe yöneticilerinin kapılarına paspas
    yapıldığını ve atlas perdelerinin de kaymakamlık binasında kullanıldığını...
    (3)



    Ecdadımızın Silinmez İzleri


    1976 yılında Suudi Arabistan’ın Cidde şehrinde, deniz suyunu tatlı suya çeviren
    bir tesisin açılışından sonra meslektaşları ile sohbete girişen dönemin Türkiye
    Büyükelçisi Necdet Özmen'in bir ara söze: "Bu Suudi Arabistan'ın ilk tuzdan
    arıtma tesisidir" diye başlaması üzerine



    Fransız Büyükelçisinin hayretler içinde kalarak:"No... Sör... Bu Suudi
    Arabistan'ın ilk tuzdan arıtma tesisi değildir. İlki Osmanlılar'ın 1800.lü
    yılların sonunda yaptığıdır" diyerek ecdadımızın eşsiz mirasından habersiz
    yaşayan elçimizi mahcup ettiğini ,,(4)

    Bitmeyen Osmanlı Sevgisi


    Balkanlar'dan Orta Doğu'ya kadar büyük bir coğrafyanın 1. Cihan Savaşından sonra
    elimizden çıkmasına rağmen, o topraklarda yaşayan halkın hala büyük bir hasretle
    "Osmanlı, Osmanlı " diye sayıkladığını ..



    Budapeşte'den gelen bir yazarımıza bir Boşnak,ın'. "Madem ki İstanbul'a
    gidiyorsun Allah aşkına o şehrin toprağını benim için öp Allah benim canımı
    İstanbul'u görmeden . alması!" dediğini Trablusgarp'daki ihtiyar Cezayirlilerin ,
    boyunlarına muska diye Osmanlı parası taktıklarını…(5) Biliyor muydunuz.



    Avrupa'da Akıncı Korkusu


    1534 yılında Viyana'daki St. Stephen Katedrali'nde. Osmanlı akıncılarının
    yaklaştığını görüp çan çalarak haber vermekle vazifeli bir memuriyetin ihdas
    edildiğini ve bu memuriyetin ancak 1956 yılında, Viyana Belediye Meclisince. Artık bir
    Osmanlı tehlikesi kalmadığından, bu vazifenin lüzumu yoktur" diye bir karar alınarak iptal edildiğini...(6)

    Cennette Yer


    Osmanlı Devleti'nin zirvelerde şahlandığı, akıncılarının Avrupa içlerinde at
    oynattığı bir dönemde. kilisede bir papazın vaaz verirken"Dünya hakimiyetinin
    Türklere fakat Cennet'in de kendilerine ait olduğunu... " söylemesi üzerine. bu
    taksime aklı yatmayan cemaatten bazılarının büyük bir ümitsizlik içinde:
    "Dünyada bizi yurtlarımızdan çıkaran Türkler hiç Cennet'te yer bırakırlar
    mı?" dediklerini...(7)

    Batışın Remzi


    Yükseliş dönemimizin ruhunu yansıtan mütevazı Topkapı Sarayına karşılık,
    yıkılışımızı remzeden Varsay taklidi Dolmabahçe Sarayının Avrupa'dan borç
    alınan para ile, 9 ton altın ve 41 ton gümüş kullanılarak inşa edildiğini... (8)

    Şefzade'nin Dolmabahçe Sefası


    İsmet İnönü'nün Cumhurbaşkanlığı yaptığı dönemde, oğlu Ömer İnönü
    nün gerek talebelik gerekse daha sonraki yıllarda koskoca Dolmabahçe Sarayını
    ikametgah olarak kullanıp, yattığı bir oda için bütün sarayın kaloriferlerini
    yaktırdığın ve ayrıca bu şefzadenin sarayda kadınlı kızlı gece alemleri düzenlediğini...



    Bütün bu olanların dönemin Millet Meclisinde ciddi tartışmalara yol açtığını
    ve o gün mecliste bulunan baba İnönü nün kulaklığı takılı olduğu halde
    müzakereleri işitmemezlikten geldiğini (9)

    Ağaca Asılan Zekat Parası


    Fatih Sultan Mehmet Han devrinde bir Müslümanın. günlerce dolaşıp yıllık
    zekatını verebileceği fakir birini arayıp bulamadığını



    Bunun üzerine zekatının tutarı olan parayı bir keseye koyarak Cağaloğlu'ndaki
    bir ağaca asıp, üzerine de:



    "Müslüman kardeşim, bütün aramalarıma rağmen memleketimizde zekatımı
    verecek kimse bulamadım. Eğer muhtaç isen hiç tereddüt etmeden bunu al" diye
    yazdığını..



    Ve bu kesenin üç ay kadar o ağaçta asılı kaldığını (10)

    Nebiler Sultanı nın Güzellikleri


    Aşk bahçesinin yanık bülbülü Hazreti Mevlana'nın, Peygamberimiz'in (sav) üstün
    vasıflarıyla alakalı olarak:



    Nebiler Sultanı'nın (sav) vasıflarının şerhini. eğer ben devamlı, durmadan
    söylesem, yüzlerce kıyamet geçer de o yine bitmez. " dediğini...



    Sahabi efendilerimizden Amr bin As'ın (ra): "Benim
    gözümde Resulullah'dan (sav)daha sevgili, benim gözümde Ondan daha büyük bir kimse
    yoktur. Ne var ki, Ona olan tazimimden gözüm doya doya Ona bakamıyordu "
    dediğini. . .



    İmam Kurtubi'nin de "Nebiler Nebisi'nin (sav) güzellikleri bize tamamıyla
    gösterilmemiştir. Gösterilmiş olsaydı, gözlerimiz Ona bakmaya takat getiremezdi
    " diyerek İki Cihan Saadet Güneş’inin güzelliklerini bir nebzecik olsun
    anlatmaya çalıştıklarını..(11)Biliyor muydunuz?


    Osmanlı Arması



    Merhum Necip Fazıl Kısakürek in 1954 lü yıllarda çıkardığı Büyük Doğu
    mecmuasının bir sayısının kapağında, Osmanlı arması işlemeli sanat eseri bir
    kumaş resmini yayınlayınca, "padişahlık propagandası yapmak " gibi saçma
    bir gerekçe ile derginin o sayısının toplatıldığını ve kendisinin de suçlanarak mahkemeye sevkedildiğini



    Necip Fazıl'ın mahkemede kendisini suçlayan savcıya gayet ibretli bir şekilde:


    İçinde adalet işlerine bakılan bu binanın tepesinde aynı Osmanlı arması var Siz
    de mi padişahlık propagandası yapıyorsunuz?" diye haykırdığını (12) Biliyor
    muydunuz?


    Pasaport Farkı


    Şanlı Osmanlı Devleti'nin yıkılmasından sonra, son derece üzgün ihtiyar bir
    Ürdünlünün, elindeki yeni Ürdün pasaportuyla İsviçre sefaretine giderek:
    "Herkes bu pasaportla alay ediyor Eskiden Osmanlı pasaportum varken selam
    dururlardı. Ben Osmanlı teb'asıyım ne olur bunu değiştirin" diye sefaret
    yetkililerine yalvardığını… (13)

    Türk Köşesi


    Devlet i Aliye yi Osmaniye'nin üç kıtada at oynatıp buyruk yürüttüğü
    ihtişamlı dönemlerinde, Avrupa'da Türk hayat tarzı ve modasının çok tesirli hale
    geldiğini Evlerinde Türk köşesi bulundurmayan sosyete mensuplarının
    ayıplandığını (14)


    Reformun Böylesi


    0 zamana kadar sadece batılıların kendi aralarında düzenledikleri balolara,
    yanlış batılılaşma hareketinin bir parçası olarak Türk devlet adamları da
    katılınca 11829), baloda bulunan bir Fransız kadının oldukça doğru bir teşhiste
    bulunarak Türkler reforma, bitirmeleri gereken yerden başladılar dediğini ...(15)

    Birinci Dünya Savaşının Vahşet Yılları


    Birinci Dünya savaşı sıralarında Musul'da halkın
    açlıktan perişan durumlara düşüp hergün sokaklarda kadın-erkek çocuk-ihtiyar
    birçok insanın inleye inleye ölüme gittiklerini ve buna bir çare
    bulunamadığını…



    Açlıktan ölen bu zavallı çocukların etlerini kasap dükkanlarında koyun ve kuzu
    eti diye satan veya aşçı dükkanlarında pişirip halka yedirme vahşetini gösteren
    on-oniki kişinin idam edildiğini . (16)



    Daha cok şey varkii bilmedigimiz...


    s
    "Başkalarını düzeltmek için önce kendinizi düzeltiniz." (Hz. Ömer (R.a)

  2. #2
    Grozny - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Grozny isimli Üye şimdilik offline konumundadır Yeni Üye
    Üyelik tarihi
    26.01.2008
    Bulunduğu yer
    KoNya
    Yaş
    23
    Mesajlar
    22
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    selamun aleykum güzel kardeşlerim İnşaallah devamını sizlerle paylasmak istedim okuyalım inşaallah....

    Amerikan Yardımı (!)


    Truman doktrini çerçevesinde Amerika Birleşik Devletleri'nden aldığımız 69
    milyon dolar askeri yardım ile elde edilen askeri techizatın bakımı için ABD'ye her
    yıl 400 milyon dolarlık bakım ve ithalat parası harcaması yaparak ne kadar karlı bir
    anlaşma (!) yaptığımızı (17)


    Hayal Müessesesi


    Teb'asını "Emanetullah" olarak gören Osmanlı Devleti'nde, akıl
    hastalarına bimarhanelerde son derece şefkatle muamele edilip ceviz karyolalarda, ipekli
    çamaşır ve çarşaflarda yatırılıp musiki ile tedavi edildiğini.


    Aynı dönemde Avrupa'da ise, akıl hastalarının ruhuna şeytan girmiş denilerek
    diri diri yakıldığını. . (18/a)


    İstanbul'daki bimarhaneleri giren Mongeri Pere'nin: "Burası Avrupa'nın asırlar
    sonra tahayyül edeceği bir hayal müessesidir dediğini ve Osmanlı'nın uyguladığı
    bu musiki ile tedavi metodunun ABD'de ancak 1956 yılında uygulamaya geçebildiğini (18/b



    Üçüncü Dünyanın Kobayları


    Batıda ilaç üretmekle ilgili yönetmeliklerin son derece ağır olup, bir ilacın
    piyasaya çıkarılmadan önce kobaylar üzerinde yeterince deneme yapılması
    gerektiğini ve bunun ise uzun ve pahalı bir süreç olduğunu .


    Buna çare bulan batılı hümanistlerin(!), yeni
    geliştirdikleri denenmemiş ilaçları üçüncü dünya ülkelerine pazarlayarak hem
    para kazanıp, hem de milyonlarca gönüllü kobay üzerin de ilaçlarını denediklerini


    İlaç iyi çıktığı takdirde mallarını batıda pazarladıklarını, kötü
    çıktığında ise foyası çıkana kadar üçüncü dünya ülkelerine satmaya devam
    ettiklerini . . (19)


    İçi Yivli Toplar ve Ecdadımızın Sızlayan Kemikleri


    Yavuz Sultan Selim Han'ın Ridaniye Savaşı'nda, ileri görüşlü babası Sultan II
    Bayezid' ın icadı olan "içi yivli topları kullanarak büyük başarılar elde
    ettiğini..


    Bugün ise bizlerin hala II Bayezid'in bu büyük icadını tarih kitaplarımızda:
    "Yivli top 1868 de Almanlar tarafından icad edildi" diye okutma gafletini
    göstererek ecdadımızın kemiklerini sızlattığımızı.. (20)


    Tanzimat Dönemi Ordusu


    II Mahmut döneminde Osmanlı ordusunun modernleştirilmesi için danışmanlıkta
    bulunan Alman komutanı Helmuth von Moltke'nin Tanzimat dönemi ordusunun halini


    "Bu ordu: kaputları Rus, talimatnameleri Fransız, tüfekleri Belçika,
    sarıkları Türk, eğerleri Macar, kılıçları İngiliz ve öğretmenleri her
    milletten, Avrupa sisteminde bir ordudur" diyerek tarif ettiğini .(21)


    Bediüzzaman,ın Rızık Hususundaki Hassasiyeti


    Üstad Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri'nin 1924 yılı yazında Van'daki Erek
    dağına çıkarak bütün vaktini tesbihat ve münacat ile geçirdiği günlerde,
    yanında bulunan talebelerinin dağlardaki yaban elmalarını koparıp yemek istemeleri
    üzerine Üstad'ın onlara izin vermeyip


    "Bizim hissemiz bağlar ve bahçedekilerdir Bizim rızkımızı Cenab-ı Hakk
    oralarda tayin etmiştir. Bu yabani meyveler yabani hayvanların rızkıdır. Onların
    kısmetine dokunmamamız gerekir" dediğini… (22)


    Milletlere Göre Fiyat Farkı


    Osmanlı'nın son döneminde (1850) İstanbul'da uzun yıllar kalmış bir batılı
    tarihçi olan M A Ubicini'nin şehirde yaşayan değişik milletlerin karakter
    yapılarını öğrendikten sonra, hatıralarında:


    "Bir kaide olarak, Ermeni ye istediği paranın yarısını, Ruma üçte birini,
    Yahudi ye dörtte birini veriniz. Fakat bir Müslümanla alışveriş ettiğiniz zaman
    istediği fiyattan emin olunuz ve istediğini veriniz"diye yazdığını… (23)


    Batıda ve Osmanlı'da Yalan


    1717 - 1718 yılları arasında İstanbul' da İngiliz elçiliği yapan G.Montagu nun
    hanımı Lady Montagu nun Osmanlı toplumundaki ticaret ahlakı ile alakalı hatıraların
    da, oldukça enteresan bir şekilde:


    "İngiltere'de yalancılar yaptıklarıyla öğünürler.


    Burada ise (Osmanlı'da) yalan söylediğinden emin olunduğu zaman yalancının
    alnına kızgın demir basılıyor. Bu kanun eğer bizde uygulanırsa ne kadar güzel
    yüzün bozulduğu, ne kadar kibar sınıfına mensup kişilerin kaşlarına kadar inen
    peruklarla dolaşmaya mecbur kaldıkları görülür. diye yazdığını… (24)Biliyor
    muydunuz?



    Marks'ın Hayranlığı


    Şeyh Şamil liderliğindeki Kafkas halkının, istilacı Ruslara karşı olan istiklal
    savaşlarında göstermiş oldukları büyük direniş karşısında Karl Marks' ın:


    "Hürriyetin nasıl elde edilmesi lazım geldiğini Kafkasya dağlılarından
    ibretle öğreniniz. Hür yaşamak isteyenlerin nelere muktedir olduğunu görünüz.
    Milletler, onlardan ders alınız. .. " diyerek hayranlığını itiraf etmek zorunda
    kaldığını... (25)


    Osmanlı Devleti'nde ağaçlara çok kıymet verilip koruma altına alındığını . .
    . Sultan ll. Abdülhamid devrinde, Belgrad ormanlarına zarar verip ormanı tahrip
    ettikleri için bir köyün kitle halinde sürgün edildiğini. . .(26)


    Kin


    İkinci Dünya Harbi sonlarında yapılan lise mezunlarının olgunluk imtihanlarında
    sorulan "Ormanlar ve Ormanların faydaları" isimli kompozisyon sualine
    talebelerim bazılarının enteresan bir şekilde:"Türkiyemiz ormanlık bir
    ülkeydi, fakat o zalim padişahlar, yurdumuzu ormansız bıraktılar , gibi cevaplar
    verdiklerini . . .


    Sebep olarak da; bu zavallı öğrencilerin öylesine bir kin terbiyesi içinde
    yetiştirilerek Osmanlı'yı kötülemeye öylesine alıştırıldıklarını ve böylece
    eğer bir fırsatını bulup da padişahlara hakaret ederlerse iyi not alacaklarına
    inandıklarından dolayı böyle cevaplar verdiklerini... (27)


    Ecdad Nesline Hürmet


    Merhum Adnan Menderes'in, İstanbul'un imarı faaliyetlerinin başlatıldığı l950'li
    yılların birinde, gece yarısı cennetmekan Sultan Abdülhamid Han'ın muhterem
    kerimeleri Ayşe Osmanoğlu ile annesi Müşfika Kadınefendi'nin kaldığı evin
    kapısını çalarak gizlice içeri girip her ikisinin de ellerini öptükten sonra :


    "Siz bize veli nimetlerimizin emanetlerisiniz. Fakat
    maalesef sizlerle bugüne kadar alakadar olamadım. Çok özür dilerim Çevremiz böyle
    tavırları hazmedemeyecek insanlarla dolu!... " dediğini... Daha sonra da,
    Osmanlı'nın bu aziz analarına, kimseye muhtaç olmamaları için, içinde 10.000 lira
    bulunan bir zarf bırakıp ayrıca tahsisat-ı mestureden (örtülü ödenek) maaş
    bağladığını ve 2 7 Mayıs'da bu paranın kesildiğini... (28)


    Peygamber Evine Benzeyen Ev


    Gönüller sultanı Mevlana Hazretleri'nin hizmetçisine: Bu gün evimizde yiyip
    içecek birşey var mı?" diye sorup, hizmetçisinin de "Hayır hiç birşey
    yok" diye cevap vermesi üzerine sevince garkolup ellerini Yüce Dergah'a açarak:


    "Allahım, sana şükürler olsun ki, evimiz bugün Peygamber evine benziyor"
    diye Muhammed Mustafa'nın(sav) yolunun tozu olduğunu gösterdiğini,,. (29)
    FACE="Times New Roman" SIZE="2">


    Eşsiz Misafirperverlik




    face="Verdana" size="2">Osmanlı askeri teşkilatını Avrupa'ya tanıtmış olmakla meşhur Comte de
    Marsigli'nin, Türk toplumunun misafirperverliği ile alakalı olarak :


    "Türkler hiçbir din farkı gözetmeksizin bütün yabancılara karşı son
    derece misafirperverdirler. Ana yollar civarındaki köylerde oturanlardan hali vakti
    yerinde olanlar öyleden evvel ve akşamüstü gezintiye çıkıp yolcu bulmaya
    çalışırlar. Eğer bulacak olurlarsa evlerine davet ederler ve hatta çok defa misafirin hangi evde ağırlanacağını tayin ederken kavgaya
    bile tutuşurlar." dediğini (30)


    Vahşetin Böylesi


    1096 yılında Haçlıların Kudüs'e girerek 40. 000 Müslümanı kılıçtan
    geçirdikten sonra Gödofroi dö Buygom' un Papa II Urban' a yazdığı mektupta:


    `Kudüs'te bulunan bütün Müslümanları katlettik, malumunuz olsun ki, Süleyman
    Mabedi'nde atlarımızın diz kapaklarına kadar Müslüman kanına batmış olarak
    yürüyoruz. " diyerek barbarlıklarını belgelediklerini...(31)


    İnsanlığın En Muhteşem Harikası


    Osmanlı içtimai yapısı üzerine uzman olan Erlanyen Üniversitesi profesörlerinden
    Hutterrohta :


    "Osmanlı Devleti, geniş topraklarını ve üzerindeki çeşitli kavimleri,
    Topkapı Sarayı'ndan mükemmel bir şekilde idare ediyordu. O saray da batıdaki en
    mütevazi bir derebeyinin sarayı kadar bile büyük değildi. Bu nasıl oluyordu?"
    diye sorulduğunda, Profesör Hutterroht'un:


    "Sırrını çözebilmiş değilim. 16. asırda Filistin'in sosyal yapısı
    üzerinde çalışırken öyle kayıtlar gördüm ki hayretler içinde kaldım. Osmanlı,
    üç yıl sonra bir köyden geçecek askeri birliğin öyle yemeğinden sonra yiyeceği
    üzümün nereden geleceğini planlamıştı. Herhalde Osmanlı, devlet olarak
    insanlığın en muhteşem harikasıdır" diye cevap verdiğini. . .(32)


    Enderun Okulu


    Üç kıtada altı asırlık bir hükümranlık şanlı ecdadımızın devlet ve
    medeniyet mirasının sırlarının bulunduğu ve dünyanın en büyük arşivi olan
    Osmanlı Arşivi'ni, bizler doğru dürüst incelememişken, bine yakın Amerikalı ile
    yüze yakın İsrailli tarihçinin yıllarca didik didik ettiğini. ..


    Bugün ABD'de sadece "Enderun okulu" hakkında hazırlanan uzman eserlerin ve
    doktora tezlerinin sayısının 350 tane olduğunu. . .(33)


    Ziya Gökalp'in Ölümü


    Türkçülük fikrinin ünlü simalarından biri olan Ziya Gökalp'in hayatının son
    anlarında Fransız hastanesinde yatarken ebedi aleme intikal etmeden bir gece önce,
    mukaddesata galiz küfürler ederek başını duvarlara vura vura öldüğünü


    Cesedinin de hastane morgunda Hıristiyan geleneklerine göre muamele yapılarak
    kaldırıldığını... (34)


    Sözünün Eri Olmak


    Mehmet Akif Ersoy'un sözünün eri bir insan olduğunu ve
    söz verdiği şeyi yerine getirmek için ölümden başka hiçbir şeyin onu
    engellemediğini...


    İstanbul Vaniköy'de oturan bir ahbabı ile öyleden bir saat önce buluşmak için
    sözleştiklerinde, o gün yağmurlu, fırtınalı bir gün olup her tarafı sel
    bastığı halde Mehmet Akif' in binbir zorlukla sırılsıklam vaziyette söz verdiği
    yere vaktinde geldiğini, fakat arkadaşının gelmemesi üzerine çekip gittiğini...
    Ertesi gün. özür dilemek için gelen arkadaşını dinlemeyip: "Bir söz ya ölüm veya ona yakın bir felaketle yerine getirilmezse
    mazur görülebilir" diyerek tam altı ay o arkadaşıyla konuşmadığını... (35)
    Biliyor muydunuz.?



    Kızılca Buğdayı


    ABD'nin 1890 yılına kadar bizim Tuna boylarımızda yetişen "kızılca"
    ismi verilen buğdayımızı ithal ederek tohumluk olarak kullandığını ve bununla
    halkını beslediğini. .. (36)



    Bir Yanlışın izahı


    Padişahların, Osmanlı topraklarındaki muhtelif yerleri devletin ileri gelenlerine:
    "Sana orayı , bahşettim " demesinin.


    "Verilen yeri imar et!' manasına geldiğini ve bu
    varlıklı Osmanlı paşalarının, o toprakların mamure haline gelmesi uğrunda
    servetlerini tükettiklerini . . . (37)


    Hakiki Nişan


    Kırım Savaşı'ndaki büyük hizmetlerinden dolayı Fransız hükümetince kendisine
    nişan verilen Deli Hasan Ağa'nın bu nişanı takmadığını farkeden Fuat Paşa'nın
    ona takmama sebebini sorması üzerine:


    "Paşam, benim vücudumda harpte kazandığım yedi nişan(yara izi) var. Onlar
    varken elin Frenk'inin nişanını ben ne yapayım!" diye cevap verdiğini


    Yabancı Gözüyle Lozan ve Neticesi


    1922-1923 yılları arasında Sovyetler Birliği'nin Türkiye büyükelçisi olarak
    Ankara'da bulunan S. İ. Aralov'un, Lozan Konferansı' nın sonuçları ile alakalı
    olarak yazmış olduğu hatıratında :


    "... İngiltere Dışişleri Bakanı Lord Curzon, eskiden Türkiye'nin olan
    Musul'u ve daha başka yerleri Türkiye'den koparmayı, Yunanlıların yakıp yıktığı
    şehir, kasaba ve köyler için Yunanlılara tamirat parası verdirmemeyi ve Boğazlar
    meselesinde İngiliz planını gerçekleştirmeyi başardı.


    Türkiye'nin Musul'u bırakması ve tamirat parasından
    vazgeçmesi karşılığı olarak kendisine küçücük Karaağaç bölgesinin
    verilmesiyle yetindi Bundan başka batılı devletler , Türkiye'yi, Osmanlı Devleti'nin
    batılı kapitalistlere olan borçlarının, Osmanlı Devleti'nden ayrılan ülkeler arasında bölünüşünden sonra, payına düşen
    bölümünü 20 yıl içinde ödemeye ikna ettiler" diye yazdığını...(39)


    Acı İtiraf


    Lozan Konferansına İsmet İnönü ile birlikte katılarak Türkiye aleyhine birçok
    entrikalar çeviren Hahambaşı Hayim Naum’un,daha sonraları hükümet erkanı ile
    araları çok iyi olmasına rağmen: Bu memlekete bu millete çok kötülük ettim, artık
    aralarında yaşayamam diyerek pişmanlık içinde Mısıra gittiğini...(40)



    Mehterin Büyüleyici Tesiri


    Batı musiki şaheserlerini yazmış olan Mozart,Bizet gibi büyük bestekarların
    mehter musikisinin büyüleyici tesiri altında kalarak,Türk tarzında Alla Turca denilen
    kısımlarını yazdıklarını....(41)


    Türkiyede Türk Müziği Yasağı


    Tek parti iktidarı döneminde,devletin açmış olduğu müzik okullarının bir
    tanesinde,öğrencilerden bazılarının ders arasında kendi öz müziği olan Türk
    müziği çalmaya teşebbüs ettikleri için yabancı uzman Herr Zuckmayer tarafından
    okuldan atıldıklarını....(42)


    Senfoni Zulmü


    1930lu yılların birinde Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrasının,Anadoluyu
    tenviretmek için çıktığı turnenin Sivas durağında,bir konser verdikten sonra
    gazetecinin birinin konseri izleyen bir vatandaşa: Konseri nasıl buldunuz? diye sorması
    üzerine zavallı adamcağızın, sağına soluna ürkekçe
    bir göz attıktan sonra gazetecinin kulağına:


    Valla beyefendi,Sivas,Sivas olalı,Timurdan beri böyle zulüm görmedi! diye cevap
    verdiğini....(43)



    Bizim Dinazorlarımız


    Bizim ülkemizde çağdaşlık ve bilimsellik(!)adına başörtülü öğrencilerin
    üniversitelere sokulmayıp,İmam Hatip Okulu öğrencilerinin varlığından ve devletin
    diğer okullarından daha başarılı olmasında rahatsızlık duyulduğu halde,dünyanın
    süper gücü sayılan ABD nin en iyi üniversitelerinden biri olan Massachussets
    Institute of Technology(M.I.T.)nin öğrenci
    yönetmenliğinde:


    Dini inançların gereğini yerine getirmekten dolayı bir derse veya imtihana
    giremeyen öğrenciye telafi imkanı tanınır....diye hüküm bulunduğunu ve bu
    hususlarda alabildiğine müsamahalı davranıldığını....(44)



    İlahi İkaz


    Birinci Dünya Savaşı sırasında Dördüncü Ordu karargahında Mekke ve Medine yi
    kurtarmak için Hicaz Seferi Kuvveti hazırlanması meselesi görüşülürken,Harbiye
    Nazırı Enver Paşa nın bu iş için Mustafa Kemali atadığını ve bunun üzerine
    Mustafa Kemal in:


    Değil Hicaza asker sevketmek,hatta oradaki askerleri de geri almak ve kuvvetleri
    verimsiz yönlere dağıtmamak gerek diyerek görüşünü belirttiğini ve sonunda M.
    Kemal in bu görüşünün kabul edilerek Medinenin boşaltılmasına karar
    verildiğini...


    Tam bu sırada ışıkların aniden sönerek ortalığın zifiri bir karanlığa
    bürünmesi üzerine bunu İlahi bir İkaz kabul eden Cemal Paşa nın birden ürperip
    sarsıldığını ve daha sonra Hicazın boşaltılmasından vazgeçilerek Fahreddin Paşa
    nın Medine ye gönderildiğini....(45)



    Medine Muhafızı


    Osmanlı'nın edeple taçlaşmış iman anlayışının gereği olan Hazreti
    Peygamberi'nin(sav) şehrini bir valinin adının altına sokamayacağı saygı ve edebi
    ile, oraya göndereceği idareciyi `Vali " yerine "Medine Muhafızı " diye
    isimlendirme hassasiyetini gösterdiğini . . . (46)



    Dünyanın ilk Toplu Sözleşmesi


    Dünyada ilk toplu sözleşmenin Osmanlı Devleti tarafından gerçekleştirildiğini.
    Kütahya Vahid Paşa kütüphanesinde bulunan şeriye Mahkemesi sicilinin 57'ci
    sayfasında kayıtlı belgeye göre, yeryüzündeki bu ilk sözleşme Kadı Ahmed
    Efendinin tasdiki ile 24 işyeri ile işçileri arasında imzalandığını .


    Bu sözleşmeye göre, "Kalfaların, yardımcıların, ustaların ve vasıfsız
    işçilerin yevmiyeleri"nin tesbit edilip, her gün belli sayıdaki fincan imali
    karşılığı alacakları ücretlerin tesbit edildiğini...(47)Biliyor muydunuz?



    Osmanl Topçuluğu


    Kanuni Sultan Süleyman devrinde yıllarca İstanbul'da kalan ve yazmış olduğu
    eserini en büyük Hıristiyan hükümdarı II Filib'e takdim eden İspanyol yazar
    Cristobol de Villalon'un, dönemin Osmanlı topçuluğu hakkında:


    "Dünyada hiçbir devletin,Türk topçusu ile mukayese edilebilecek topçusu
    yoktur. İstanbul'da eski model olduğu için kullanılmayıp süs diye surlara konan
    topları inceledim Bunlar bile İspanya ordusundaki toplardan çok daha kaliteli idi.


    Tophane sırtlarında çaptan düşmüş diye yığılan 40 kadar topu hayretle
    seyrettim. Bunları alıp topçu kuvveti oluşturmak istemeyecek hiçbir Avrupa devleti
    bilmiyorum dediğini . . . (48)



    En Mütekamil ikmal Teşkilatı


    Kore Savaşı sırasında bir Amerikan bataryasının isabet alıp parçalanmasından
    sonra, dört dakika gibi kısa bir süre içinde Amerikalıların bataryayı tekrar kurup
    ateşe başladıklarını ve bu çok süratli ikmal karşısında Türk binbaşısının
    hayretler içinde kaldığını gören Amerikalı generalin:


    "Biz bu sistemi kurmadan önce bütün dünya ikmal teşkilatlarını etüd ettik.
    En mütekamil olanının Osmanlıların ki olduğunu görerek onu kabul ettik. Bu, sizden
    gelme bir usulün günümüze tatbikinden başka birşey değildir." dediğini, .
    .(49)


    Gözyaşı Medeniyeti


    İslam'ın ilk dönem zahidlerinin en belirgin niteliklerini Allah korkusunun tesiri
    ile çok ağlamaları, çok mahzun olmaları ve dünyaya hiç değer vermemeleri
    olduğunu.


    Bunlardan Veysel Karani'nin Allah'tan korktuğu ve utandığı için başını hiç
    semaya kaldırmayıp, daima çenesi göğsün de bitişik gezdiğini...


    "Ümmetin Rahibi" diye tanınan Amir bin Abdullah ın çok ağlayıp geceleri
    ayakları şişecek kadar ibadet ettiğini..


    "Dünyayı üç talakla boşadım, ricat yok" diyen ve ruhbanlar gibi ibadet
    ettiği için "Gulam" adını alan Utbe bin Eban'ın çok ağlayan bir zahid
    olduğunu...


    Zühdüne sevgi ve aşk hakim olan Rabiatü'l Adeviyye nin secde de başını koyduğu
    yeri çamur edecek kadar gözyaşlarını ceyhun ettiğini... (50)
    "Başkalarını düzeltmek için önce kendinizi düzeltiniz." (Hz. Ömer (R.a)

+ Konu Cevaplama Paneli

Benzer Konular

  1. Bunları biliyormuydunuz
    By alptraum in forum Konu Dışı
    Cevaplar: 28
    Son Mesaj: 13.06.2009, 00:13
  2. Bunları biliyormuydunuz....
    By ssss in forum Tarihi Bilgiler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 31.08.2007, 14:46
  3. Bunları biliyormuydunuz?
    By uhuvvet in forum Konu Dışı
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 31.05.2007, 23:21
  4. Bunları biliyormusunuz
    By hikmetimm in forum Konu Dışı
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 03.05.2007, 21:35
  5. Bunları Biliyormuydunuz--1
    By dagdeviren in forum Arşiv
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 24.12.2006, 13:34

Paylaş

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

Content Relevant URLs by vBSEO ©2011, Crawlability, Inc.