+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 4 Sayfa var 123 ... SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 33

Konu: Yahudi ve hristiyanlar dost edinmeyin ne demektir?

  1. #1
    Uhud dağı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Uhud dağı isimli Üye şimdilik offline konumundadır Tercübeli Üye
    Üyelik tarihi
    02.07.2007
    Yaş
    28
    Mesajlar
    915
    Tecrübe Puanı
    37

    Standart Yahudi ve hristiyanlar dost edinmeyin ne demektir?

    SORU: "Ey iman edenler! Yahudileri ve hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden kim onları dost edinirse, şüphesiz o onlardan olur. Şüphesiz ALLAH, zalim kavmi doğru yola iletmez."(Maide,51)

    Kur'an-ı Kerim , Yahudi ve Hristiyanları dost edinmeyin derken , siz ise buna muhalif davranıyorsunuz?


    El-CEVAB : Kur'anın bu hükmüde, yine siyak ve sibak bütünlüğünde ele alınmadığında, yanlış anlam çıkarmalarda adetten olmakta ve sanki Kur'anı Kerim bütün Yahudi ve Hırsitiyanları dost edinmeyin şeklinde algılayanlar olabilmektedir.

    Merhum Elmalı Hamdi Yazır bu Ayeti Kerime için bakın Tefsirinde ne diyor:

    'Yahudi ve hıristiyanları dostlar edinmeyin. Onlara velî olmayınız değil, onları velî tutmayınız, itimat edip de yâr tanımayınız, yardaklık etmeyiniz. Velâyetlerine, hükümlerine yardımlarına müracaat etmek, mühim işlerin başına getirmek şöyle dursun, onlara gerçek bir dost gibi tam bir samimiyetle itimat edip de kendinizi kaptırmayınız. Özetle onları dost olur sanıp da yakın dostlarınız gibi sıkı fıkı beraberliklere dalmayınız, tuzaklarına düşmeyiniz, isteklerine iştirak etmeyiniz. Görülüyor ki 'Yahudiler ve hıristiyanlara dostlar olmayınız' buyurulmamış, 'Yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyiniz' buyurulmuştur. Çünkü 'ALLAH sizi, din hakkında sizinle savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayan kimselere iyilik etmekten, onlara adaletli davranmaktan men etmez.' (Mümtehine, 60/8 ) buyurulmuştur. Şu halde müminler yahudi ve hıristiyanlara iyilik etmekten,dostluk yapmaktan, onlara âmir olmaktan yasaklanmış ve men edilmiş değil, onları dost edinmekten, yardaklık etmekten yasaklanmışlardır.'


    Yani özetle:

    Görülüyor ki 'Yahudiler ve hıristiyanlara dostlar olmayınız' buyurulmamış, 'Yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyiniz' buyurulmuştur.

    'Dost edinmek' ile 'Tebliğ niyetli dost olmak' arasındaki Farka VURGU yapıyor,


    1-) Haram olan 'Dost edinmek': Onlara her türlü sırrınızı paylaşmak, sıkı-fıkı bir ilişki içinde olmak, onlardan gelen her habere hemen itimat etmek ve onlara yardaklık etmek yasaklanırken,

    2-) Helal olan 'Dost olmak': İslamı temsil ve tebliğ noktasında Diyalog kurmak, onlara adaletle hükmetmek, iyilik yapmak olarak sıralayabiliriz.

    Şayet, bu hususu böyle anlamamış olursak, bazı Ayeti Kerimler arasında -haşa- çelişki meydana gelmiş olurki, bu ise Kur'ana değil, Diyalog karşıtı kardeşlerimize münhasır bir vasıftır:

    Maide 5: '. Kendilerine kitap verilenlerin yiyecekleri size helal olduğu gibi,............ve sizden önce kendilerine kitap verilenlerden namuslu hür kadınlar, zina etmeksizin, gizli dost tutmaksızın, namuslu bir şekilde mehirlerini ödediğiniz takdirde, size helâldir.'

    Yani, Ayeti Kerime ile, EHL-İ KİTAB tan kız almak ve onların yediğinden yemek yemek Helaldir. Şimdi şayet (Maide:51) de geçen Dost edinmeyi, Elmalı ve diğer tefsirciler gibi anlamaz ve HER KAFİRİ DÜŞMAN addedersek, o zaman Kuran-ı Kerim hem Kafir Ehl-i Kitabın kızını bir eş olarak almaya ruhsat verirken, hemde Düşman olmayı öğütlemiş olurki, o zaman -haşa-Kuranı çeliştirmiş oluruz.

    Doğrusu tabiki Elmalı Hamdi Yazır'ın merhumun dediği gibidir.

    Konuya bir de Bediüzzaman Hazretlerinin bu Ayeti Kerimenin Tefsiri ile devam edelim :

    Bediüzzaman Hazretleri , Kur’anda men edilen “Yahudi ve hristiyanlarla dost olmayın (Maide, 5/51) Ayeti Kerimesinin tefsirinde , “Delil, katiü'l-metin olduğu gibi katiü'd-delalet olmak gerektir,” diyerek, yahudiler ve hıristiyanlarla diyalog ve dostluk kurmanın yasak olduğuna dair delilin Kur’an’ın ayetleri gibi sağlam bir metne dayandırılmasına rağmen, kastedilen anlamın kesin olmadığını belirterek , Yahudi ve Hristiyanlarla dost olmaya men değil , tahrif olan yahudilik dini ile yine tahrif olan hristiyanlık dinine dost olmaya nehy olduğunu belirtmektedir. Şayet bu Ayeti Kerimeyi böyle bir anlam verilmemiş olunursa , yine Bediüzzamanın “Ehl-i kitaptan bir haremin olsa elbette seveceksin!” ifadesinde dediği üzere , Ehl-i Kitab hanımları ile evlenmeye ruhsatı belirten (Maide .5/5 ) Ayeti ile çelişeceğine vurgu yapmaktadır. Çünkü , hem dost edinmeyin hemde Hanımları ile evlenmenizde bir sakınca olmaz anlayışı , Kur’anın siyak ve sibak bütünlüğünü zedelemektedir. Tefsirin devamında , Asr-ı Sadet döneminde, İslamın yeni nuzülü ile meydana gelen yeni bir Manevi inkılabat olduğundan, Sahabeyi Kiram bütün kıstaslarını bu noktadan yapmaktalardı , ve bu Din noktasında muhabbet veya düşmanlık beslerlerdi . Buna istinaden , Asrı Saadet döneminde gayri müslimlere muhabbette bir nifak endişesi vardı . Ancak , günümüzde yaşanana inkılabat manevi değil bir nevi medeni ve dünyevi bir inkılabat olduğundan , kıstas olarak medeniyeti nazara almak esastır. Zaten , gayri müslimlerin çoğu da dinlerine bağlı olmadıklarından , onlarla dost olmak , hem medeniyet ve gelişmişlikleri noktasına hemde Dünyevi Barış ve Huzurun temini içindir. Bundan dolayı , Kur’andaki nehiy bunun kesinlikle kapsamamaktadır ! (Münazarat, Sayfa 71)


    Ayrıca diyebilirizki , Hıristiyan ve Yahudilerle Dost olmayı nehy , tümü ile dost olmayı nehy şeklinde algılayanlar , Kur'anın şu Ayetlerini görmemezlikten geldiklerine üzülerek şahit olmaktayız :

    ALLAH, sizinle din uğrunda savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayanlara iyilik yapmanızı ve onlara adil davranmanızı yasaklamaz.” (Mümtehine, 8,)


    “Zulmedenleri hariç, ehl-i kitap ile en güzel olan şeklin dışında bir tarzda mücadele etmeyin ve onlara şöyle deyin: “Biz, hem bize indirilen kitaba, hem size indirilen kitaba iman ettik. Bizim İlah’ımız da sizin İlah’ınız da bir ve aynı İlah’tır ve biz O’na gönülden teslim olduk.” (Ankebut, 46)

    De ki: “Ey ehl-i kitap, sizinle bizim aramızda aynı olan bir kelimeye gelin: ALLAH’tan başkasına ibadet etmeyelim ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım; ALLAH’ı bırakıp da, kimimiz kimimizi rabler de edinmesin.” (Âl-i İmrân, 64)

  2. #2
    ayna44 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    ayna44 isimli Üye şimdilik offline konumundadır Tercübeli Üye
    Üyelik tarihi
    18.02.2007
    Yaş
    24
    Mesajlar
    500
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart

    "Ey iman edenler! Yahudileri ve hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden kim onları dost edinirse, şüphesiz o onlardan olur. Şüphesiz ALLAH, zalim kavmi doğru yola iletmez."(Maide,51)

    ALLAH CC RAZI OLSUN....
    Namaz dinin direğidir. (Hadis-i Şerif)

  3. #3
    yelken06500 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    yelken06500 isimli Üye şimdilik offline konumundadır Tercübeli Üye
    Üyelik tarihi
    12.09.2007
    Bulunduğu yer
    istanbul
    Mesajlar
    777
    Tecrübe Puanı
    8

    Standart anlamak

    Alıntı hakikat günesini bulan Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    SORU: "Ey iman edenler! Yahudileri ve hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden kim onları dost edinirse, şüphesiz o onlardan olur. Şüphesiz ALLAH, zalim kavmi doğru yola iletmez."(Maide,51)

    Kur'an-ı Kerim , Yahudi ve Hristiyanları dost edinmeyin derken , siz ise buna muhalif davranıyorsunuz?


    El-CEVAB : Kur'anın bu hükmüde, yine siyak ve sibak bütünlüğünde ele alınmadığında, yanlış anlam çıkarmalarda adetten olmakta ve sanki Kur'anı Kerim bütün Yahudi ve Hırsitiyanları dost edinmeyin şeklinde algılayanlar olabilmektedir.

    Merhum Elmalı Hamdi Yazır bu Ayeti Kerime için bakın Tefsirinde ne diyor:

    'Yahudi ve hıristiyanları dostlar edinmeyin. Onlara velî olmayınız değil, onları velî tutmayınız, itimat edip de yâr tanımayınız, yardaklık etmeyiniz. Velâyetlerine, hükümlerine yardımlarına müracaat etmek, mühim işlerin başına getirmek şöyle dursun, onlara gerçek bir dost gibi tam bir samimiyetle itimat edip de kendinizi kaptırmayınız. Özetle onları dost olur sanıp da yakın dostlarınız gibi sıkı fıkı beraberliklere dalmayınız, tuzaklarına düşmeyiniz, isteklerine iştirak etmeyiniz. Görülüyor ki 'Yahudiler ve hıristiyanlara dostlar olmayınız' buyurulmamış, 'Yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyiniz' buyurulmuştur. Çünkü 'ALLAH sizi, din hakkında sizinle savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayan kimselere iyilik etmekten, onlara adaletli davranmaktan men etmez.' (Mümtehine, 60/8 ) buyurulmuştur. Şu halde müminler yahudi ve hıristiyanlara iyilik etmekten,dostluk yapmaktan, onlara âmir olmaktan yasaklanmış ve men edilmiş değil, onları dost edinmekten, yardaklık etmekten yasaklanmışlardır.'


    Yani özetle:

    Görülüyor ki 'Yahudiler ve hıristiyanlara dostlar olmayınız' buyurulmamış, 'Yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyiniz' buyurulmuştur.

    'Dost edinmek' ile 'Tebliğ niyetli dost olmak' arasındaki Farka VURGU yapıyor,


    1-) Haram olan 'Dost edinmek': Onlara her türlü sırrınızı paylaşmak, sıkı-fıkı bir ilişki içinde olmak, onlardan gelen her habere hemen itimat etmek ve onlara yardaklık etmek yasaklanırken,

    2-) Helal olan 'Dost olmak': İslamı temsil ve tebliğ noktasında Diyalog kurmak, onlara adaletle hükmetmek, iyilik yapmak olarak sıralayabiliriz.

    Şayet, bu hususu böyle anlamamış olursak, bazı Ayeti Kerimler arasında -haşa- çelişki meydana gelmiş olurki, bu ise Kur'ana değil, Diyalog karşıtı kardeşlerimize münhasır bir vasıftır:

    Maide 5: '. Kendilerine kitap verilenlerin yiyecekleri size helal olduğu gibi,............ve sizden önce kendilerine kitap verilenlerden namuslu hür kadınlar, zina etmeksizin, gizli dost tutmaksızın, namuslu bir şekilde mehirlerini ödediğiniz takdirde, size helâldir.'

    Yani, Ayeti Kerime ile, EHL-İ KİTAB tan kız almak ve onların yediğinden yemek yemek Helaldir. Şimdi şayet (Maide:51) de geçen Dost edinmeyi, Elmalı ve diğer tefsirciler gibi anlamaz ve HER KAFİRİ DÜŞMAN addedersek, o zaman Kuran-ı Kerim hem Kafir Ehl-i Kitabın kızını bir eş olarak almaya ruhsat verirken, hemde Düşman olmayı öğütlemiş olurki, o zaman -haşa-Kuranı çeliştirmiş oluruz.

    Doğrusu tabiki Elmalı Hamdi Yazır'ın merhumun dediği gibidir.

    Konuya bir de Bediüzzaman Hazretlerinin bu Ayeti Kerimenin Tefsiri ile devam edelim :

    Bediüzzaman Hazretleri , Kur’anda men edilen “Yahudi ve hristiyanlarla dost olmayın (Maide, 5/51) Ayeti Kerimesinin tefsirinde , “Delil, katiü'l-metin olduğu gibi katiü'd-delalet olmak gerektir,” diyerek, yahudiler ve hıristiyanlarla diyalog ve dostluk kurmanın yasak olduğuna dair delilin Kur’an’ın ayetleri gibi sağlam bir metne dayandırılmasına rağmen, kastedilen anlamın kesin olmadığını belirterek , Yahudi ve Hristiyanlarla dost olmaya men değil , tahrif olan yahudilik dini ile yine tahrif olan hristiyanlık dinine dost olmaya nehy olduğunu belirtmektedir. Şayet bu Ayeti Kerimeyi böyle bir anlam verilmemiş olunursa , yine Bediüzzamanın “Ehl-i kitaptan bir haremin olsa elbette seveceksin!” ifadesinde dediği üzere , Ehl-i Kitab hanımları ile evlenmeye ruhsatı belirten (Maide .5/5 ) Ayeti ile çelişeceğine vurgu yapmaktadır. Çünkü , hem dost edinmeyin hemde Hanımları ile evlenmenizde bir sakınca olmaz anlayışı , Kur’anın siyak ve sibak bütünlüğünü zedelemektedir. Tefsirin devamında , Asr-ı Sadet döneminde, İslamın yeni nuzülü ile meydana gelen yeni bir Manevi inkılabat olduğundan, Sahabeyi Kiram bütün kıstaslarını bu noktadan yapmaktalardı , ve bu Din noktasında muhabbet veya düşmanlık beslerlerdi . Buna istinaden , Asrı Saadet döneminde gayri müslimlere muhabbette bir nifak endişesi vardı . Ancak , günümüzde yaşanana inkılabat manevi değil bir nevi medeni ve dünyevi bir inkılabat olduğundan , kıstas olarak medeniyeti nazara almak esastır. Zaten , gayri müslimlerin çoğu da dinlerine bağlı olmadıklarından , onlarla dost olmak , hem medeniyet ve gelişmişlikleri noktasına hemde Dünyevi Barış ve Huzurun temini içindir. Bundan dolayı , Kur’andaki nehiy bunun kesinlikle kapsamamaktadır ! (Münazarat, Sayfa 71)


    Ayrıca diyebilirizki , Hıristiyan ve Yahudilerle Dost olmayı nehy , tümü ile dost olmayı nehy şeklinde algılayanlar , Kur'anın şu Ayetlerini görmemezlikten geldiklerine üzülerek şahit olmaktayız :

    ALLAH, sizinle din uğrunda savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayanlara iyilik yapmanızı ve onlara adil davranmanızı yasaklamaz.” (Mümtehine, 8,)


    “Zulmedenleri hariç, ehl-i kitap ile en güzel olan şeklin dışında bir tarzda mücadele etmeyin ve onlara şöyle deyin: “Biz, hem bize indirilen kitaba, hem size indirilen kitaba iman ettik. Bizim İlah’ımız da sizin İlah’ınız da bir ve aynı İlah’tır ve biz O’na gönülden teslim olduk.” (Ankebut, 46)

    De ki: “Ey ehl-i kitap, sizinle bizim aramızda aynı olan bir kelimeye gelin: ALLAH’tan başkasına ibadet etmeyelim ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım; ALLAH’ı bırakıp da, kimimiz kimimizi rabler de edinmesin.” (Âl-i İmrân, 64)
    ayet açıktır ki yahudileri ve hristiyanları dost edinmeyiniz!!
    tebliğ farlıdır dost edinmek farklı ..

    tebliğ amaçlı dost edinin diye bir ayet bulamadık acizane bulan varsa bilgilendirsin şu avamı..

    onların zararsızlarına karşı tutumumuzu yine ayete binaen israil malı başlıklı konuda belirtmişizdir.

    bir kavme olan düşmanlığınız sizi onlar hakkında haksızlık yapmaya sevk etmesin mealindeki ayette başımızın üzerindedir..

    ALLAH zalimler topluluğunu doğru yola sevketmez..mealindeki ayeti de..

    tebliğ yapacağız diye onların bu oyunlarına mı geleceğiz..

    bizim tebliğimiz bellidir..ALLAH(CC) BİRDİR. DOĞMAMIŞTIR DOĞRULMAMIŞTIR.

    KAHHARDIR..EMROLUNDUĞUNUZ GİBİ DOST DOĞRU OLUNUZ MEALİN DEKİ AYETTE de olmamız gereken hali emretmiştir..

    onlara diyeceğimiz tek söz ALLAH SİZİ DE RAZI OLDUĞU KULLARINDAN EYLESİN.. selam ve dua
    Ey ilim iddiasında bulunan, hani ağlaman? Yüce ALLAH’ın (C.C) korkusundan gözlerin yaşarıyor mu? O’ndan korkman ve günahları itirafın nerede? Nefsinle cenk etmek ve onu terbiye etmek yok mu? O’nu HAK tarafına çağırman nerede?
    Bunların hiçbiri sende yok. Bütün derdin kasa, masa, yemek ve eğlenmek. Aklını başına al. Dünyadaki nimetlerden sana gelecek bir kısmetin varsa gelir, üzülme içini ferah tut. Bekleme yükünden kurtulursun, hırsın ağırlığı seni yormaz.

  4. #4
    khan19556 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    khan19556 isimli Üye şimdilik offline konumundadır Tercübeli Üye
    Üyelik tarihi
    11.01.2007
    Bulunduğu yer
    Sancağın düştüğü yerden
    Yaş
    32
    Mesajlar
    995
    Tecrübe Puanı
    20

    Standart

    Kur'an'ın belirttiği gibi, "ehl-i Kitabın hepsi bir değildir" (Al-i İmran, 113). Onların hepsini aynı kategoride görmek, Kur'anî ve tarihî realiteye muhaliftir. "Yahudî ve hristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirinin dostudurlar. İçinizden kim onları dost edinirse, o da onlardandır. Allah zalim topluluğa hidayet etmez" (Maide, 51) ayeti, onlarla diyaloğa ve beşerî ilişkilere mani değildir. Nitekim, ehl-i Kitaptan kız almak, Kur'an'ın hükmüyle sabit bir vakıadır (Maide,5). Hamdi Yazır, üstteki ayetle ilgili şöyle der: Mü'minler, yahudi ve hristiyanlara iyilik etmekten, dostluk yapmaktan, onlara idareci olmaktan menedilmemiş, onları veli ittihaz eylemekten, yardaklık etmekten nehyedilmişlerdir. Çünkü onlar, mü'minlere yar olmazlar.

    Fıkıh usulündeki "hüküm müştak üzerine olsa, me'haz-ı iştikak hükmün illetini gösterir" esasının, üstteki ayeti doğru yorumlama noktasında hatırdan uzak tutulmaması gerekir. Mesela, "hırsızlık yapanlara şu cezayı uygulayın" denildiğinde, hükmün illetinin hırsızlık olduğu aşikardır. Onun gibi, üstteki ayetteki nehiy dahi, yahudi ve hristiyanlarla, yahudilik ve hristiyanlık cihetleriyle ilgilidir.

    Hem de bir adam zâtı için sevilmez. Belki muhabbet, sıfat veya san'atı içindir. Her bir müslümanın herbir sıfatı müslüman olması lazım gelirken, her zaman bunun gerçekleştiğini söyleyemeyiz. Onun gibi, herbir kafirin herbir sıfatı kafir değildir. Dolayısıyla, onlarda bulunan müslüman sıfatlar veya faydalı san'atlar noktasından muhatap olmak niçin caiz olmasın ? "Ehl-i kitaptan bir haremin olsa, elbette seveceksin".

    Meseleyi şu şekilde özetlemek mümkündür: Onlarla beşeri ilişkilerde bulunmak ayrı, onların din-örf ve adetlerine hayran kalmak ayrıdır. Birincisi Kur'an'ın nehyine dahil değilken, ikincisi kesinlikle yasaklanmıştır.
    “Yahudi ve Nasara ile muhabbetten Kur’anda nehiy vardır.…Bununla beraber nasıl dost olunuz dersiniz?” sorusuna Bediüzaman verdiği öz, fakat çok doyurucu cevabında şöyle diyordu:

    “Bu nehiy, Yahudi ve Nasara ile Yahudiyet ve Nasraniyet olan ayineleri hasebiyledir.”


    Buna göre Kur’anda yasaklanan muhabbet, Hak din olan İslâm’a kavuştuktan sonra Yahudiliğe yahut Hıristiyanlığa meyletmek ve sevgi beslemektir. Bu yasaktan kaçınmak şartıyla, bir Hıristiyan’la iyi komşuluk ilişkileri kurulabilir, ticaret yapılabilir, ortak düşmanlara karşı birlikte hareket edilebilir. Bütün bunlar Hıristiyanlığı sevmek demek değildir.
    Konunun devamında bu noktaya şöyle açıklık getiriliyordu:

    “Bir adam zatı için sevilmez. Belki muhabbet, sıfat ve san’atı içindir. …. Binaenaleyh, Müslüman bir sıfatı veya san’atı istihsan etmekle iktibas etmek neden câiz olmasın? Ehl-i kitaptan bir haremin olsa elbette seveceksin!” (Münâzarât, 40)

    Son cümle gerçekten çok harika ve konuya son noktayı koyuyor. Ehl-i kitaptan bir kadınla evlenen Müslüman, hanımını elbete sevecektir, ama bu sevgi onun dinini sevmesi manasına gelmez.Bu ince ölçüden uzak kalmak bize bazen çok pahalıya mal oluyor.

    Konunun devamında, ehl-i kitapla dost olmanın gerekçesi, şu cümlelerde net olarak ortaya konuluyor:

    “Onlarla dost olmamız, medeniyet ve terakkilerini istihsan ile iktibas etmektir. Ve her saadet-i dünyeviyenin esası olan âsâyişi muhafazadır. İşte bu dostluk kat’iyen nehy-i Kur’ânî de dahil değildir.” (Münâzarât, 41)
    [SIGPIC][/SIGPIC]"Sevdiğim bir gelinin bana hediye edildiği veya erkek bir çocuğumun doğduğu müjdesinin verildiği gece benim için, muhacirlerden oluşan bir müfreze içinde olup sabahında düşmanla karşılaşmayı beklediğim ayaz ve buzlu bir gece kadar güzel değildir"

    "Sabaha kadar sağnak halinde devam eden yağmurun altında kalkanımı elime alıp düşmana baskın yapmayı beklediğim bir gece kadar bana ümit veren bir amelim yoktur"
    Halid bin Velid

  5. #5
    seyhshamil - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    seyhshamil isimli Üye şimdilik offline konumundadır Yeni Üye
    Üyelik tarihi
    12.08.2007
    Yaş
    32
    Mesajlar
    65
    Tecrübe Puanı
    7

    Standart

    Aslında kuranda ehli kitabı sahiplerinden öyleleri varki gece de ibadet ederler yazıyordu hangi ayet tam hatırlamıyorum.Yani anlaşılacağı üzere tüm hristiyan ve yahudiler kastedilmiyor istisnaları da var.

  6. #6
    Üyelik tarihi
    25.09.2007
    Yaş
    41
    Mesajlar
    153
    Tecrübe Puanı
    5

    Standart Yahudi ve hırstiyanları veli edinmek

    "Ey iman edenler! Yahudileri ve hristiyanları veli edinmeyiniz. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim onları veli edinirse o, onlardan olur. Hiç kuşkusuz Allah, zalimleri doğru yola iletmez."Maide sur.51.ayet

    Nuzul serbebi:
    İbni İshâk, İbni Ebi Şeybe, İbni Cerîr, İbni Ebi Hatim ve Beyhakî, Ubâde b. es-Sâmit'in şöyle dediğini rivayet etmektedirler:
    “Kaynuka oğulları Müslümanlarla savaşınca Abdullah b. Ubeyy b. Selûl onların işleriyle ilgilendi ve onları savunmaya ko­yuldu. Ubâde b. es-Samit de Resulullah (s.a.)'ın huzuruna vardı ve onlarla ant­laşmasından Allah'a ve rasulüne karşı beri olduğunu bildirdi. Ubâde b. es-Sâ-mit, Hazrec kabilesinden bir kişi îdi. Onun da Kaynuka oğullarıyla tıpkı Ab­dullah b. Ubeyy gibi antlaşması vardı. Ubâde, Resulullah (s.a.)'ın huzurunda onlarla olan antlaşmasını bozdu ve kâfirlerle antlaşmasından ve onları veli edinmekten beri olduğunu ifade etti. İşte bu sebeple onun ve Abdullah b. Ubeyy'in hakkında Maide suresinde yer alan: "Ey iman edenler! Yahudi ve Hristiyanları veli edinmeyin..."buyrukları nazil olmuştur. (Vehbe Zuhayli, et-Tefsirü’l-Münir)

    Bu çağrı Medine'deki İslam toplumuna yönelikti. Ama aynı zamanda bu, yeryüzünün hangi köşesinde olursa olsun, kıyamete dek gelip geçecek olan tüm müslümanlara yönelik bir çağrıdır. "Ey müminler!" hitabının muhatabı durumunda olan herkese yönelik bir çağrıdır.
    Yeri gelmişken bu çağrının "iman eden kimseler"e yönelik oluşunun nedenine de değinelim. Bu ayet indiği sırada, Medine'deki kimi müslümanlar ile kitap ehline -özellikle de yahudilere- mensup kimi insanlar arasındaki ilişkiler bütünüyle kopmuş değildi. Bu iki kesim arasında, birtakım dostluk ve dayanışma ilişkileri, kimi ekonomik ve karşılıklı ilişkiler, kimi de komşuluk ve arkadaşlık ilişkileri söz konusuydu. Medine'de araplar ile özellikle yahudiler arasında bu tür ilişkilerin bulunması, kentin İslâm öncesindeki tarihsel, ekonomik ve sosyal durumu göz önüne alınacak olursa son derece doğaldı. Bu durum, yahudilerin İslâm'a ve müslümanlara karşı komplolar hazırlayabilmelerini kolaylaştırıyordu. Onların hazırladıkları bu komploların her biri Kur'an'daki bir çok ayette ortaya konulup sıralandığı gibi, buradaki ayetlerde de bunlardan bir bölümü dile getirilmektedir.
    Kur'an, yaşamda yeni bir düzeni gerçekleştirebilmek için inancı uğruna vereceği mücadelede müslümana gerekli bilinci kazandırmak, müslümanlar ile İslâm toplumundan olmayan, İslâm sancağının altında toplanmayan diğer insanlar arasında kesinkes bir ayrım gözetmeyi müslümanın benliğine yerleştirmek üzere indirilmiştir. Buradaki ayrım gözetme, insanlara karşı hoşgörülü davranmayı engellemek anlamında değildir. Hoşgörü, müslümanın sürekli sahip olacağı bir niteliktir. Buradaki ayrım gözetme meselesi dostluk, bağlamındadır. Müslümanın yüreğindeki dostluk duygusu, Allah'a, peygamberine ve müminlere tahsis edilmiştir. Sözünü ettiğimiz bilinci kazanmak ve istenilen ayrımı gözetmek meselesi, her yerde ve her kuşaktaki müslüman için mutlak bir gerekliliktir.( Seyyid Kutup-Fizilal-il Kur’an)

    Elmalılı Hamdi Yazır’ın belirttiği gibi;
    Onlara velî olmayınız değil, onları velî tutmayınız, itimat edip de yâr tanımayınız, yardaklık etmeyiniz. Velâyetlerine, hükümlerine yardımlarına müracaat etmek, mühim işlerin başına getirmek şöyle dursun, onlara gerçek bir dost gibi tam bir samimiyetle itimat edip de kendinizi kaptırmayınız. Özetle onları dost olur sanıp da yakın dostlarınız gibi sıkı fıkı beraberliklere dalmayınız, tuzaklarına düşmeyiniz, isteklerine iştirak etmeyiniz.( M.Hamdi Yazır Kuran ı KerimTefsiri)

    İslâm'ın kitap ehline karşı hoşgörüsü ayrı bir şeydir. onlarla dost olmak ayrı bir şeydir. Ancak kimi müslümanlar bu iki olguyu birbiriyle karıştırmaktadırlar. Bu da onların, metodolojik ve gerçekçi bir yapıya sahip olan dinin özünü ve misyonunu net olarak kavrayamamalarından kaynaklanmaktadır. Bu din, insanlığın tanık olduğu tüm öğretilerden farklı bir yapıya sahip olan İslâmî anlayış doğrultusunda, yeryüzünde yeni bir yapılanmanın sağlanması, insanların keyfî arzularının, Allah'ın sisteminden sapmalarının, ayrıca dîne aykırı öğretiler ve tutumların karşısında bir engel oluşturması, öngörülen bu yeni yapılanmanın gerçekleştirilmesi için de hiç bir kıvırmaya yeltenilmeksizin, kaçınılmaz olarak mücadele verilmesi, bu bağlamda insanların olumlu, etkin ve yapıcı eylemlere girişebilmesi için gönderilmiştir.
    Dostluk konusunda yukarıda sözünü ettiğimiz iki olguyu birbirine karıştıranların eksiklikleri, inancın özüne ilişkin sağduyudan ve de savaşın bu kitap ehline karşı izlenecek tutumun niteliğini bilinçlice kavrayabilmekten yoksun oluşlarıdır. Onlar, Kur'an'ın bu konudaki son derece net olan buyruklarından habersizdirler. Bu nedenle de İslâm'ın, tüm hakları garanti altına alınmış olarak İslâm toplumunda yaşamakta olan kitap ehline karşı hoşgörülü davranılmasını ve onlara iyilik yapılmasını isteyen buyrukları ile dostluğun sadece Allah, peygamberi ve müslümanlara özgü kılınmasını isteyen buyruklarını birbirine karıştırmaktadırlar. Onlar Kur'an'da kitap ehline ilişkin yapılan tespitleri unutmaktadırlar. Onlar Kur'an'da belirtildiği üzere, onlar İslâm toplumuna karşı savaşma noktasında birbirlerinin dostudurlar. Bu, onlar için sabitleşmiş bir olgudur. Onlar, ne müslümandan hoşlanırlar, ne de onun dini olan İslâm'dan. Müslümandan, kendi dinini terk edip onların dinine geçmedikçe de hoşlanmayacaklardır. Onlar, İslâm'a ve müslümanlara karşı savaşmakta son derece ısrarlıdırlar. Onların bu noktada içlerinde gizledikleri öfke ve kin, ağızlarından çıkan sözlerdekinden çok daha büyüktür...
    Müslüman, kitap ehline hoşgörüyle davranmaktan yanadır. Ancak onlarla, yardımlaşma ve işbirliği anlamında bir dostluk kurmasının yasaklanmış olduğunun da bilincindedir. Onun yapacağı, dinini pratize etmek ve İslâm'ın eşsiz sistemini gerçekleştirmektir. Bu noktada onun yolu ile kitap ehlinin yolu kesinlikle aynı değildir. Müslüman her ne kadar onlara hoşgörü ve sevgiyle davransa da bu, onların kendisinin dinine bağlılığını sürdürüp İslâm sistemini gerçekleştirmesinden hoşnut olmalarına, onların ona karşı savaşmak, komplolar hazırlamak noktasında birbirlerinin dostu olmaktan vazgeçmelerine yetmeyecektir.
    Kafirler ve ateistlere karşı, dini yayma amacıyla bizler ile kitap ehlinin aynı kulvarda yürüyebilecekleri gibi bir sanıya kapılmamız, ne kadar korkunç bir bilgisizlik. Kitap ehlinin, müslümanlarla savaşmak söz konusu olduğunda kafirlerin ve ateistlerin safında yer aldıklarını bile bile, böylesi bir sanıya nasıl kapılabiliriz?
    Her çağda olduğu gibi bu çağda da aramızdaki saf kişiler söz konusu uyarıcı gerçekleri kavrayamıyorlar. Kur'an'ın buyruklarını, yaşanan tarihî olayları tümden unutarak, kitap ehliyle -hepimiz dine inanıyoruz diyerek- elele tutup materyalizme ve ateizme karşı birlikte mücadele verebileceğimizi ileri sürüyorlar. Oysa, kâfir olan müşrikleri göstererek "Bunların yolu müminlerin yolundan daha doğrudur." (Nisa Suresi, 51) diyenler kitap ehlinin ta kendileriydi. Medinedeki müşrikleri destekleyip müslümanlara karşı kışkırtanlar, kitap ehlinin ta kendileriydi. Yine iki yüz yıl süren haçlı savaşlarıyla müslümanlara saldıranlar kitap ehlinin ta kendileriydi. Endülüs'te yaşanan korkunç trajedinin sorumluları onlar değil midir? Ateistlerin ve materyalistlerin de yardımını alarak, Filistin'deki müslüman arapları perişan edenler, onların yurdunu yahudilere verenler kitap ehlinin ta kendileri değil midir? Habeşistan, Somali, Eritre ve Cezayir'de ( Afkanistan, Irak, Çeçenistan, Kosova) kısacası her yerde müslümanların perişan olmalarının nedeni onlar değil midir? Yugoslavya, Çin, Türkistan ve Hindistan'da, kısacası her yerde, ateistlerle, materyalistlerle ve paganistlerle de işbirliği yaparak müslümanların başına bin bir çorap örenler kitap ehlinin ta kendileri değilmidir?
    Tüm bunlara karşın bugün aramızdan kimileri kalkıp, -Kur'an'daki kesin buyrukların tamamen tersine- müslümanlarla kitap ehli arasında dostluk ve işbirliğinin mümkün olabileceğini ileri sürüyor! Neymiş! Böylece materyalizme ve ateizme karşı dini korumuş olacakmışız!
    Bunları söyleyenler, Kur'an'ı okumamış olmalıdırlar. Okuduysalar bile, İslâm'ın özündeki hoşgörü çağrısını, Kur'an'ın yasaklamakta olduğu dostluğa çağrı biçiminde yanlış anlamış olmalıdırlar.
    Bu tür kimseler İslâm'ın Allah katında kabul görecek tek inanç olduğunu kavrayamamışlardır. İslâm'ın, yeryüzünde yeni bir yapılanmayı hedefleyen, dün olduğu gibi, bugün de kitap ehlinin düşmanlıklarına ve saldırılarına göğüs gerilmesini sağlayacak olan, yapıcı bir hareket niteliği taşıdığını anlayamamışlardır. Kur'an'da kitap ehline karşı takınılması istenen tutum, kesinlikle değiştirilemez. Çünkü bu son derece doğal ve alternatifi olmayan bir tutumdur.( Seyyid Kutup-Fizilal-il Kur’an)

    Onları velîler kabul etmeyin. Onları velâyet mevkiine oturtma­yın. Onları karar mercii yapmayın. Hayatı ilgilendiren konularda onları dinlemeyin, onlarla birlikte hareket etmeyin. Kendileri saptıkları gibi sizleri de ne yapıp yapıp saptırmak isteyen, sizleri de kendi cehen­nemlerine çağıran bu insanların düşüncelerine, anlayışlarına, girdap­lara kapılıp dininizi, kitabınızı kaybetmeyin. Onların gittikleri cehen­neme gitmeyin. Onların aldıkları kararları uygulamadan yana bir tavır sergilemeyin. Sizin Velîniz Allah’tır, mü’minlerdir. Velâyetinizi Allah’a ve Al­lah dostlarına verin. Dünya işlerinizde, bireysel, sosyal, ailevi, toplum­sal, ekonomik, siyasal tüm problemlerinizin çözümünde, âhire-te mü­teallik işlerinizde, yâni hayatın tüm alanlarında eğer bir velâ ilişkisi içine girecekseniz, birileriyle birlikte hareket edecekseniz, birileriyle istişare edecek, birilerinin kararına başvuracaksanız, birilerinden akıl danışacaksanız bunlar kâfirler değil ancak ve ancak Allah dostluğuna ehil müminler olmalıdır. Mü’minleri sevmeli, mü’minleri dost bilmeli, mü’minleri velî bilmeli, mü’minlere bağımlı olmalı, mü’minlerin derdini, tasasını kendi tasanız, onların sevincini kendi sevinciniz, başarılarını kendi başarınız bilmelisiniz. Tüm işlerinizi, tüm hayatınızı, siyasetinizi, ekonominizi, eğitiminizi, sosyal ve bireysel hayatınızı, aile hayatınızı mü’minlere göre dü­zenleyecek, hesabınızda mü’minler olacaktır. İzzet ve şerefi Müslü­manlarda ve Müslümanlarla birliktelikte göreceksiniz. Değilse Allah korusun birtakım basit dünyevî hesaplarla, birtakım basit menfaat kaygılarıyla mü’minleri bırakır da kâfirleri dost edinirseniz, onların ve­lâyeti altına girer, onların kararlarını uygular, hayatınızı onlar kaynaklı yaşamaya başlarsanız sonunda onlar gibi inanmaya, onlar gibi dü­şünmeye başlayıverirsiniz ve onların gittiği cehenneme gitmek zo­runda kalırsınız. Unutmayın ki sizler birbirinizin velîsi olduğunuz gibi onlar da bir­birlerinin velîsi ve dostudurlar. Onlar arasında da karşılıklı velâyet ilişkileri vardır. Birbirleri adına karar alırlar ve birbirlerinin kararlarını, yasalarını uygularlar. Kâfirlerin mü’minlerle, mü’minlerin de kâfirlerle asla bir velâyet ilişkileri olamaz. Akraba bile olsalar mü’minle kâfir arasında bir dostluk, bir velâyet ilişkisi yoktur. Mü’minlerin velîleri, va­lileri, idarecileri, karar mercileri ancak kendileridirler, kendilerinden olanlardır. (Ali Sağır-Besair-ul Kur’an)

    Müslüman, hiçbir kuşkuya, en küçük bir tereddüte yer kalmayacak biçimde- şunlara kesinkes ve mutlak surette kafasına yerleştirmek durumundadır: Allah'ın, Hz. Muhammed'i (salât ve selâm üzerine olsun) peygamber olarak gönderdikten sonra, insanlar için kabul edeceği tek din İslâm'dır. Allah'ın, yaşamımızı kendisine göre belirlememizi istediği İslâm sistemi, eşsiz bir sistemdir. Diğer sistemlerin hiçbiri onunla eş düzey değildir. Başka bir sistemi alıp, onsuz yapabilmek mümkün değildir. Onun yerine, başka bir sistemi ikame etmek olası değildir. İnsanlığın yaşamı, sadece ve sadece İslâm'ın sistemi üzerine oturtulmadıkça, bir türlü düzelmeyecek ve kesinlikle yola girmeyecektir. Müslüman tüm çabasını, gerek öğretisel, gerek sosyal açılardan, kısacası tüm yönleriyle İslâm sistemini yerleştirebilmek için harcamadıkça, Allah katında, affedilmeyecek, bağışlanmayacak ve kabul görmeyecektir. Müslüman, bu uğurda çaba harcama konusunda hiçbir gevşeklik göstermemelidir. En ufak bir noktada bile olsa Allah'ın sistemi dışında hiçbir alternatif kabul etmemelidir. Ne inanç esasları, ne sosyal düzen, ne de yaşamaya ilişkin hükümler konusunda -Allah'ın kitap ehlinin bizden önceki şeriatlarından bizler için de geçerli olmasını uygun gördüğü hükümler hariç- İslâm sistemi ile diğer sistemleri birbirine karıştırmamalıdır. ( Seyyid Kutup-Fizilal-il Kur’an)

    “Sizin veliniz ancak Allah, O'nun peygamberi ve namaz kılan, zekat veren rükua varan müminlerdir. ”(maide sur 55.ayet)

    Selam ve dua ile…

  7. #7
    yelken06500 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    yelken06500 isimli Üye şimdilik offline konumundadır Tercübeli Üye
    Üyelik tarihi
    12.09.2007
    Bulunduğu yer
    istanbul
    Mesajlar
    777
    Tecrübe Puanı
    8

    Standart Hayy

    Alıntı Duha Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Kur'an-ı Kerim'de Ehl-i Kitab'tan Mü'minlerden bahseden ayetler var. Buraya yazmıyorum. Biz de avamız bilemeyiz. Sen belki bilirsin. Buyurun ayeti bul, bize izah et. Ehl-i Kitab'tan Mü'minler varken "onlara düşmanlık edelim mi?" bize göster.

    Ayrıca dost olmamak başka düşmanlık etmemek başkadır.

    Ayet dost olmayın diyorsa düşman olun demiyor ya! Eh biz de avamız buyurun bunuda açıklayın.

    Selametle
    BENİM DE SÖYLEMEK İSTEDİĞİM TAM OLARAK BUDUR DOST EDİNMEYİNİZ..TECRİD EDİN ANLAMINI ÇIKARDIĞIMI SÖYLEMEDİM ..AMA DOSTLUK DİNİMİZCE ÇOK FARKLI ANLAMDADIR..YARADAILANI YARADANDAN ÖTÜRÜ SEVMEK MECBURİYETİMİZ VARDIR ..MESALA KUR'AN AZÜMŞANDA İNSANLARLA ALAY ETMEYİNİZ DER..İNSANLARA ZULMETMEYİNİZ..BURADA MÜSLÜMANLARI KASTEDEN BİR DURUM VARMIDIR İNSANLARI KASTEDMEKTEDİR..
    ŞİMDİ ALİM VE VELİLER İÇİN KULLANILAN TABİR ALLAH(CC) DOSTUDUR..DOSTLUK ANLAM OLARAK DAHA DERİN MÜNASEBETİ İÇERİR..

    BUNDAN DOLAYI ÖZELLİKLE DOSTLUK NOKTASINA VURGU YAPTIM ACİZANE.
    AYRICA YERYÜZÜNDE ALLAH(CC) KATINDA BAŞKA DİNMİ VAR Kİ BU DOSTLARINIZ HALEN HRİSTİYANLIKLA ADLANDIRILIYOR..BU KADAR ALLAH(CC) KORKUYORLARSA BUYURSUNLAR KELİME-İ ŞAHADET

    ŞAHİTLİK EDERİM Kİ ALLAH' TAN BAŞKA İLAH YOKTUR YİNE ŞAHİTLİK EDERİM Kİ MUHAMMED ONUN KULU VE ELÇİSİDİR..
    EĞER BUNU SÖYLEDİKTEN SONRA ONLARI YALEN HRİSTİYAN OLARAK ADLANDIRIYORSANIZ SİZİ GAFLETTEN UYANMAYA DAVET EDERİM..SELAM VE DUA İLE
    Ey ilim iddiasında bulunan, hani ağlaman? Yüce ALLAH’ın (C.C) korkusundan gözlerin yaşarıyor mu? O’ndan korkman ve günahları itirafın nerede? Nefsinle cenk etmek ve onu terbiye etmek yok mu? O’nu HAK tarafına çağırman nerede?
    Bunların hiçbiri sende yok. Bütün derdin kasa, masa, yemek ve eğlenmek. Aklını başına al. Dünyadaki nimetlerden sana gelecek bir kısmetin varsa gelir, üzülme içini ferah tut. Bekleme yükünden kurtulursun, hırsın ağırlığı seni yormaz.

  8. #8
    yelken06500 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    yelken06500 isimli Üye şimdilik offline konumundadır Tercübeli Üye
    Üyelik tarihi
    12.09.2007
    Bulunduğu yer
    istanbul
    Mesajlar
    777
    Tecrübe Puanı
    8

    Standart siz kişiselleştiriyorsunuz ''neden''

    Alıntı Duha Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Yelken kardeşim, bazı şeyleri bilmiyorsun. Bu bir hakaret değildir , herkez her şeyi bilemez. Ama ayıp olan şudur, "her şeyi bildiğini zannetmek"
    Bak canım kardeşim, sen pek çok şeyi kulaktan dolma ve taraflı neşriyatlardan öğrenmişsin.

    Ben ise hiç bir şeyi medyadan öğrenmem ,asla bir haberi taraflı bir kişini ağazından dinlemem.

    Şunu söyliyeyim kardeşim, hem çevrem hem ailemin bir eli yurtdışındadır. Ben onlarla mesela Belçikada yaşayan kankimle havadan sudan konuşmam ordaki durumu sorarım. Siyasi, dini ve hakeza.Bir Dayım Almanyadadır, Amcam Macar vatandaşı olmuştur. Amca oğlum ve 12 senelik bir arkadaşım sürekli Rusaya ya gidip gelir. Hem akrabam hem çocukluk arkadaşım Polonya da evli ve oranın vatandaşı. Yüzlerce akrabam Sırbistan, Bosna, Hırvatistanda yaşar. Hata hala oğlum Sırp ordusunda binbaşıdır. Makedonyada arkadaşım yaşıyor. Babam Almanyadan İrana , ırak, italyaya pek çok yerde bulundu. Bir dayım İsviçrede hayatı geçti. Bir arkadaşım İngilterede 4 sene okudu.

    Hepsine sormuşum Hristiyanlık ne alemde. Hepsinin ortak görüşü teslis inancının hızla yok olduğu ve tek bir İlah'a doğru bir kayma süreci yaşandığı. İslam'a karşı derin bir endişe olsa da, merak konusu olduğu ve pek çok kişinin araştırma meyli içinde oldukları.

    Polonyalı arkadaşımla yaklaşık 6-7 ay önce konuştu. Polaklar Müslümanlar için yoğun bir endişe içinde oldukları ve ABD'nin olara yaptığı zulumlere karşı yoğun bir kin içinde olduklarını söyledi. Hatta bir Polak "ABD'ye gidip canlı bomba olacaksın" demiş. Arkadaşım "okadarda değil dediği vakit demiş "Katili öldürmek için acele edeceksin" . Polak halkı teslis inancına en sıkı sarılmış halk olmasına rağmen kulaktan kulağa bu konuda şüpheler yayılyor.

    Neyse anlatacağım çok şey var. Ama şunu unutma teslis inancını terk etmeye çalışan miliyonlarca İsevi var ve İslam'a karşı derin bir sempati ve merak içindeler. Bu durum karşısında ikinci yani şerir avrupa panik içinde İslam aleyhine yoğun propoganda yapıyorlarmış.

    İşte bu tür Birinci Avrupa ile dialog karşıtları ikinci şerir avrupaya yardım ediyor.

    Selametle
    sevgili duha ne sizinle ne de birbaşka din kardeşime muhalefet olmak için yazmıyorum ...
    tamam siz bütün delillerinizi Bediüzaman a dayandırıyorsunuz ama onun bu hareketini bir hristiyanın müslümanların elinden bu kur'an ı almazsak onlara asla galip gelemeyiz şeklindeki sözlerine tepki ve gerçek manasıyla kur'an ahlakını hayata geçirmeyi vazife edinmek amacıyla başlattığını unutuyor olmalısınız.ve bunu da müslümanlar arasında gerçrkleştirdiğini hatırlamanızı tavsiye ederim..

    ALLAH(CC) KUR'AN AZÜMŞANDA PEYGAMBERİMİZE hitaben iman etmeyecekler diye neredeyse kendini helak edeceksin mealindeki ayeti de bu noktada peygamberimizin ve onun ondan sonra gelen ümmetine görevini ikaz niteliğinde değilmidir..müslümanlar arasında halen başı bozukluğun hüküm sürdüğü bir noktada durup da kendine ehli kitabı hedef seçmek te nereden icap etmektedir..

    bizler duruşumuzu sağlamlaştıralım birbirlerimize karşı olan yükümlüklerimizi hakkıyla yerine getirelim ve müslümanl olurkan o kutlu seçilmişliğimize karşı vermiş olduğumuz sözü tutalım kardeşlik hukukumuzu yerine getirelim ondan sonra bu dediklerinizin olması yaradanın izniyle daha kolaydır..

    ayrıca dostluk noktasında ki duruşumuz gerçekten onun derin manasında ki anlayıştan gelir..

    bir hristiyana tebliğ de bulunabilirsiniz onunla ikili diyaloğa da girebiliriz ama buna dinler arası diyaloğ da demek tam bir fiyaskodur.
    burada din adamları arasında diyalog dersiniz bu da çok yeni birşey de olmaz..

    çok bildiğim konusunu da sadece sizin su-i zannınız olarak görüyorum..

    tek taraflı ve kulktan dolma bilgilkerimin olduğunu söylüyorsunuz ama bunun alasını kendi yazınızda kendinizin yaptığını görüyorum...polak kardeşlerinize neler anlattığınızı merak ediyorum.! kendini patlatmak ihtiyacı duymuş!

    selam ve dua
    Ey ilim iddiasında bulunan, hani ağlaman? Yüce ALLAH’ın (C.C) korkusundan gözlerin yaşarıyor mu? O’ndan korkman ve günahları itirafın nerede? Nefsinle cenk etmek ve onu terbiye etmek yok mu? O’nu HAK tarafına çağırman nerede?
    Bunların hiçbiri sende yok. Bütün derdin kasa, masa, yemek ve eğlenmek. Aklını başına al. Dünyadaki nimetlerden sana gelecek bir kısmetin varsa gelir, üzülme içini ferah tut. Bekleme yükünden kurtulursun, hırsın ağırlığı seni yormaz.

  9. #9
    yelken06500 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    yelken06500 isimli Üye şimdilik offline konumundadır Tercübeli Üye
    Üyelik tarihi
    12.09.2007
    Bulunduğu yer
    istanbul
    Mesajlar
    777
    Tecrübe Puanı
    8

    Standart neden kişiselleştiriliyor!!

    Alıntı Duha Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Yelken kardeşim, bazı şeyleri bilmiyorsun. Bu bir hakaret değildir , herkez her şeyi bilemez. Ama ayıp olan şudur, "her şeyi bildiğini zannetmek"
    Bak canım kardeşim, sen pek çok şeyi kulaktan dolma ve taraflı neşriyatlardan öğrenmişsin.

    Ben ise hiç bir şeyi medyadan öğrenmem ,asla bir haberi taraflı bir kişini ağazından dinlemem.

    Şunu söyliyeyim kardeşim, hem çevrem hem ailemin bir eli yurtdışındadır. Ben onlarla mesela Belçikada yaşayan kankimle havadan sudan konuşmam ordaki durumu sorarım. Siyasi, dini ve hakeza.Bir Dayım Almanyadadır, Amcam Macar vatandaşı olmuştur. Amca oğlum ve 12 senelik bir arkadaşım sürekli Rusaya ya gidip gelir. Hem akrabam hem çocukluk arkadaşım Polonya da evli ve oranın vatandaşı. Yüzlerce akrabam Sırbistan, Bosna, Hırvatistanda yaşar. Hata hala oğlum Sırp ordusunda binbaşıdır. Makedonyada arkadaşım yaşıyor. Babam Almanyadan İrana , ırak, italyaya pek çok yerde bulundu. Bir dayım İsviçrede hayatı geçti. Bir arkadaşım İngilterede 4 sene okudu.

    Hepsine sormuşum Hristiyanlık ne alemde. Hepsinin ortak görüşü teslis inancının hızla yok olduğu ve tek bir İlah'a doğru bir kayma süreci yaşandığı. İslam'a karşı derin bir endişe olsa da, merak konusu olduğu ve pek çok kişinin araştırma meyli içinde oldukları.

    Polonyalı arkadaşımla yaklaşık 6-7 ay önce konuştu. Polaklar Müslümanlar için yoğun bir endişe içinde oldukları ve ABD'nin olara yaptığı zulumlere karşı yoğun bir kin içinde olduklarını söyledi. Hatta bir Polak "ABD'ye gidip canlı bomba olacaksın" demiş. Arkadaşım "okadarda değil dediği vakit demiş "Katili öldürmek için acele edeceksin" . Polak halkı teslis inancına en sıkı sarılmış halk olmasına rağmen kulaktan kulağa bu konuda şüpheler yayılyor.

    Neyse anlatacağım çok şey var. Ama şunu unutma teslis inancını terk etmeye çalışan miliyonlarca İsevi var ve İslam'a karşı derin bir sempati ve merak içindeler. Bu durum karşısında ikinci yani şerir avrupa panik içinde İslam aleyhine yoğun propoganda yapıyorlarmış.

    İşte bu tür Birinci Avrupa ile dialog karşıtları ikinci şerir avrupaya yardım ediyor.

    Selametle
    s.a
    sevgili kardeşim öncelikle söylemek isterim ki hiç bir kimseyle herhangi bir sorunum yok ..heleki kişisel..

    yine söylemek isterim ki sizin dellillerini gösterdiğiniz ağırlıklı bediüzaman ın eserleriridir.o bile kendi düşünce yapısını anlatırken eski sait ve ondan sonraki anlayış diyerek ayırma ihtiyacı duyar.daha da ileri giderek bazı düşüncelerini eleştirme gereği duymuştur bunu ona ait olan bazı kaynaklarında sizler de bulabilirsiniz..insanlar kavrayış olarak zamanla gelişir..bu tabii bir olaydır..onun bu azim ve gayretlerini tetikleyen hristiyan bir diplomatın 'müslümanların elinden bu Kur'an ı almadıkça asla onlara hükmedemeyiz şeklindeki demecini okumasıdır..o bile hareketini müslümanlar arasında olan kopukluğu gidermek ve dirlik oluşturmak maksadıyla başlatmışdır..bütün çabasını Kur'an azümşanın doğru anlaşılması,algılanması yolunda harcamıştır desek yanılmış olmayız..

    fakat dostluk noktasında söylemek isterim ki onun anlamı derinlere nüfuz eder.ben kendini hristiyan diye adlandıran birine dost demekten uzak görüyorum acizane..

    müslüman kardeşlerimizle olan münasebetimizi geliştirip halledebildik mi ki?hemen kendimize ilk vazife seçerek tebliğe yönelelim..acaba bu insanlar size sormaz mı sizin dininiz o kadar bağlayıcı da sizin bu parçalanmışlığınız nedir?

    öncelikle öğrendiklerimizi kendi nefsimize tebliğimiz ve de akabinde din kardeşimize aktarmamız ne noktadır??

    yine diyorum dinler arasında diyalog diye bir lafız bile ağır gelir..bunu düşünmeyi ise sormayın bile..

    gelin din admları arsında diyalog diyin de daha doğrusu görev bildiğimiz ''tebliğ''diyin buna. anlamına daha uygun gelir..

    ayıp noktasına gelirsek insanız ayıplı olmaya elverişliyiz taşıdığımız nefs itibariyle..bunu da en fazla acıktığımız ve bunu giderdikten sonra ki, o zaman zaman soğuk terler döktüren tuvalet ihtiyacımız giderirken beynime isabet eden bir şimşek gibi hatırlamaktayım..büyüklenmek ne haddimize...

    kaynak hususuna gelince tek taraflı baktığımı ve kulaktan dolma olduğunu söyleyerek su-i zan da bulunmuşsunuz..gözden görme birşeyler de okuduk..
    ayrıca beni itham ettiğiniz tek taraflılıktan doğan taraflarda kimlerin olduğunu söylerseniz daha açık olur..eğer zamanım olsa sizin bahsettiğiniz medya da neler yazdığını çok merak ediyorum bakacağım..

    şimdi acaba beni eleştirdiğiniz kulaktan dolma haberler sizin yazdığınız yazıda çok fazla değil mi?

    selam ve dua ile
    Ey ilim iddiasında bulunan, hani ağlaman? Yüce ALLAH’ın (C.C) korkusundan gözlerin yaşarıyor mu? O’ndan korkman ve günahları itirafın nerede? Nefsinle cenk etmek ve onu terbiye etmek yok mu? O’nu HAK tarafına çağırman nerede?
    Bunların hiçbiri sende yok. Bütün derdin kasa, masa, yemek ve eğlenmek. Aklını başına al. Dünyadaki nimetlerden sana gelecek bir kısmetin varsa gelir, üzülme içini ferah tut. Bekleme yükünden kurtulursun, hırsın ağırlığı seni yormaz.

  10. #10
    alptraum - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    alptraum isimli Üye şimdilik offline konumundadır Tercübeli Üye
    Üyelik tarihi
    01.01.2005
    Bulunduğu yer
    Aşk`dan
    Yaş
    26
    Mesajlar
    3.048
    Tecrübe Puanı
    70

    Standart

    Merhum Elmalı Hamdi Yazır bu Ayeti Kerime için bakın Tefsirinde ne diyor:

    'Yahudi ve hıristiyanları dostlar edinmeyin. Onlara velî olmayınız değil, onları velî tutmayınız, itimat edip de yâr tanımayınız, yardaklık etmeyiniz. Velâyetlerine, hükümlerine yardımlarına müracaat etmek, mühim işlerin başına getirmek şöyle dursun, onlara gerçek bir dost gibi tam bir samimiyetle itimat edip de kendinizi kaptırmayınız. Özetle onları dost olur sanıp da yakın dostlarınız gibi sıkı fıkı beraberliklere dalmayınız, tuzaklarına düşmeyiniz, isteklerine iştirak etmeyiniz. Görülüyor ki 'Yahudiler ve hıristiyanlara dostlar olmayınız' buyurulmamış, 'Yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyiniz' buyurulmuştur. Çünkü 'Allah sizi, din hakkında sizinle savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayan kimselere iyilik etmekten, onlara adaletli davranmaktan men etmez.' (Mümtehine, 60/8 ) buyurulmuştur. Şu halde müminler yahudi ve hıristiyanlara iyilik etmekten,dostluk yapmaktan, onlara âmir olmaktan yasaklanmış ve men edilmiş değil, onları dost edinmekten, yardaklık etmekten yasaklanmışlardır.'


    Yani özetle:

    Görülüyor ki 'Yahudiler ve hıristiyanlara dostlar olmayınız' buyurulmamış, 'Yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyiniz' buyurulmuştur.

    'Dost edinmek' ile 'Tebliğ niyetli dost olmak' arasındaki Farka VURGU yapıyor,


    1-) Haram olan 'Dost edinmek': Onlara her türlü sırrınızı paylaşmak, sıkı-fıkı bir ilişki içinde olmak, onlardan gelen her habere hemen itimat etmek ve onlara yardaklık etmek yasaklanırken,

    2-) Helal olan 'Dost olmak': İslamı temsil ve tebliğ noktasında Diyalog kurmak, onlara adaletle hükmetmek, iyilik yapmak olarak sıralayabiliriz.

    Şayet, bu hususu böyle anlamamış olursak, bazı Ayeti Kerimler arasında -haşa- çelişki meydana gelmiş olurki, bu ise Kur'ana değil, Diyalog karşıtı kardeşlerimize münhasır bir vasıftır:

    Maide 5: '. Kendilerine kitap verilenlerin yiyecekleri size helal olduğu gibi,............ve sizden önce kendilerine kitap verilenlerden namuslu hür kadınlar, zina etmeksizin, gizli dost tutmaksızın, namuslu bir şekilde mehirlerini ödediğiniz takdirde, size helâldir.'

    Yani, Ayeti Kerime ile, EHL-İ KİTAB tan kız almak ve onların yediğinden yemek yemek Helaldir. Şimdi şayet (Maide:51) de geçen Dost edinmeyi, Elmalı ve diğer tefsirciler gibi anlamaz ve HER KAFİRİ DÜŞMAN addedersek, o zaman Kuran-ı Kerim hem Kafir Ehl-i Kitabın kızını bir eş olarak almaya ruhsat verirken, hemde Düşman olmayı öğütlemiş olurki, o zaman -haşa-Kuranı çeliştirmiş oluruz.

    kelime oyunu yapmazsak sevinirim dar bir acidan bakmamak lazim
    İmtisali cahidu fillah olubtur niyetim,
    Dini islamın mücerred gayretidir gayretim.
    Fazlı Hak ve hikmeti cündü ricalullah ile,
    Ehl-i küfrü serteser kahreylemektir niyetim.
    Embiyau evliyaya istinadım var benim,
    Lütfü Haktandır hemen ümidi fethu ve nusratım.
    Nefsim ve malımla nola kılsam cihanda içtihad,
    Hamdülillah var gazaya sad hazaran rağbetim.
    Ey Muhammed! Mucizatın Ahmedi muhtar ile,
    Umarım galib ola Edayı dine devletim!

+ Konu Cevaplama Paneli

Benzer Konular

  1. Ey Yahudi !!!
    By Uhud dağı in forum Oku, Düşün, Anla
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 20.05.2008, 21:19
  2. Dost`um Bildiklerim Acaba Neye Dost?
    By berfut in forum Oku, Düşün, Anla
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 10.08.2007, 20:12
  3. Hristiyanlar kurtuldu mu kurtulmadılar mı?
    By sulhiye in forum Genel Islam Konular
    Cevaplar: 14
    Son Mesaj: 27.06.2007, 13:50
  4. Hristiyanlar 3 Allah'a mı İnanıyor
    By havari_7 in forum Arşiv
    Cevaplar: 47
    Son Mesaj: 25.07.2006, 01:20

Paylaş

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

Content Relevant URLs by vBSEO ©2011, Crawlability, Inc.