+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 12 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 17

Konu: Risale-i nur...

  1. #1
    Enver İstek isimli Üye şimdilik offline konumundadır metin mete
    Üyelik tarihi
    28.12.2005
    Bulunduğu yer
    Gurbet,daimi gurbetin icinde gurbet
    Yaş
    48
    Mesajlar
    3.971
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart Risale-i nur...

    HURAFE MERKEZLİ NURCULUK DİNİNİN BAŞUCU KİTABI
    RİSALE-İ NUR’DAKİ HURAFELER

    Hilmi POLAT (İlahiyatçı)

    Said-i Kürdi; 3 aylık kısa bir ilim tahsiliyle nasıl “Allame-i cihan” olup ulaşılmaz bir makama çıkmıştır?

    Şuâlar, 542, Onbeşinci Şua’da geçen;

    Evet o zât (Said Kürdî) daha hal-i sabavette iken ve hiç tahsil yapmadan zevahiri kurtarmak üzere üç aylık bir tahsil müddeti içinde ulûm-u evvelîn ve âhîrine ve ledünniyat ve hakaik-ı eşyaya ve esrar-ı kâinata ve hikmet-i İlâhiyeye vâris kılınmıştır ki, şimdiye kadar böyle mazhariyet-i ulyâya kimse nail olmamıştır. ”


    Kur’an-ı Kerim’e göre peygamberler bile böyle bir bilgiye ve makama ulaşmamışken, bu iddia için Allah (c.c)’tan korkmak gerekmez mi?


    Said Kürdi; ne olursa olsun her zaman her şeyi bilen birisi midir?

    Tarihçe-i Hayat, c. II, s. 2123-2124 de geçen;

    “.. daha çocukken asrın bilgini olarak tanınmış ve kimseye soru sormamış, ama sorulan bütün sorulara mutlaka cevap vermiştir”

    İctimâi Reçeteler I, 11, Tarihçe-i Hayat/Rü’ya’da geçen;

    “ Herhangi ilme sorulan suale bila-tereddüd derhal cevap verirdi.”

    İctimâi Reçeteler I, 14, Tarihçe-i Hayat’ta geçen;

    “Sorulacak suallere cevap vermeye hazır bulunduğu gibi kimseye sual sormayacağını da beyan ederek bu kararda yirmi sene sebat etti.”

    Her zaman her şeyi bilen sadece Allah değil midir? Böyle bir inanç şirk, küfür değil midir?


    Risale-i Nur denen kitaplar kutsal mıdır, değil midir? Ya da Kur’an-ı Kerim’in taklidi midir?

    Şualar, Birinci Şua, c. I, s. 833.de geçen;

    Resailin Nur dahi ne şarkın malûmatından, ulûmundan ve ne de garbın felsefe ve fünunundan gelmiş bir mal ve onlardan iktibas edilmiş bir nur değildir. Belki semavî olan Kur’an’ın, şark ve garbın fevkindeki yüksek mertebe-i arşîsinden iktibas edilmiştir.

    Sikke-i Tasdîk-ı Gaybî, 92,;

    “Risale-i Nur müminlere şifa ve rahmettir.”

    Kurana ragmen Kuran gibi demek onun özelliklerini kendi kitabina vermek sizce ne kadar dogru

    Zülfikar Mecmuası, 436 da geçen;

    EY RİSALE-İ NUR! (…) Sen, “Ben, Rabbânî ve Kur’anîyim. Öyle kuru kavak değilim. Şevkli ve şa’şaalı ve nûrâniyim. Bir Hayy-ı Lâyemût’un eserinden fışkıran, lâyemût san’atlı ve kerâmetli bir nurum. Cansızlara can ve canlılara taze can üflüyorum. Bin, dertlere derman ve âlemlere rahmet-i Rahmânım. İnat ve ısrarı bırak. Beni oku ve beni dinle. Karanlığa ve hiçe giden, hesapsız ve hedefsiz yolundan seni kurtarıp, kokocaman bir saadet ve sermediyet âlemi kazandırayım.” diye nidâ ediyorsun”.

    Kimsinki Cansizlara can?Canlilarada taze can?Dertlere derman,Ve alemlere Rahmeti Rahmansin ama sen kimsin önce bunu söyle?Hasa;A....

    Sikke-i Tasdîk-ı Gaybî, 89-90’da geçen;

    “o semavî bürhan-ı kudsînin yerde bir bürhanı Resâil-in-Nur’dur

    Sözler, 645-646’da geçen;

    “Nur Risaleleri de 23 senede tamamlandı.”

    Kuranda 23 yilda tamamlandi ya?

    Sikke-i Tasdîk-ı Gaybî, 199’da geçen;

    “ve lâ ratbin ve lâ yâbisin illâ fî kitâbin mubînin” sırrıyla, Kur’anda elbette bu istikametli tefsirinin istikametine işaret var. Evet var. Kur’an o tefsirine hususî bakıyor.”

    ( Söz konusu ayet madem Nur Risaleleri’ne işaret etmektedir, başka risalelere, başka kitaplara… da işaret etmektedir.İslâm fukahası, söz gelimi beş vakit namazın kaçar rekât olduğunu bile Kur’an’da bulamamışlarken; Said Kürdî kendi adını, doğum tarihini, risalelerinin isim ve yazılış tarihlerini onda bulabilmiştir!… Demek fakihler aramayı bilememişler!…)

    Zülfikar Mecmuası, 433’de geçen;

    İslâmiyet güneşinin doğuşundan tam öndört asır sonra, senin gibi ulvî ve İlâhî ve arşî bir nurun tekrar ve yeniden, bahusus bu son asırda, hem Türk elinde ve hem de Türk dilinde doğması, acaba kimin hatır ve hayalinden geçerdi? Bu ne büyük bir ni’met bizlere ve bu asır halkı için ne bahtiyarlık Yârabbi!.
    Türkçemiz seninle iftihar edip dolmakta, kabarıp şişmekte ve her lisan üstüne bağdaş kurup oturmaktadır
    .”

    Şuâlar, 241’de geçen;

    (…) Risale-i Nur’a hücum edilmez. O doğrudan doğruya Kur’an’a bağlanmış ve Kur’an dahi arş-ı a’zamla bağlıdır. Kimin haddi var, elini oraya uzatsın ve o kuvvetli ipleri çözsün.

    Müdâfaalar, 104’te geçen;

    “Risale-i Nur’un arkasında otuzüç âyât-ı Kur’aniye işârâtı ve Hazret-i İmam-ı Ali Radıyallahu Anh’in üç kerâmât-ı gaybiye ile ihbârâtı ve Gavs-ı A’zâm’ın sarahate yakın şehâdeti var. Ona hücûm, bunlara hücûmdur.”

    Gavsi mavsi bilmem ama neden Ali gibi bir imami böyle islerine karistirisin inanamiyor insan,pesinden gidende bas bagiriyor Ya Hamza Ya Hamza diye sanirim ölülerden fazla seyler aldiginida iddia ediyorlar bunlar..

    Alıntı yaptığımız bu cümlelerde anlatılmak istenenler düpedüz Kuran-ı kullanarak Risaleleri kutsallaştırmak değil midir? Bu iddia yeni bir din, yeni bir ilahi kitap ve yeni bir peygamber demek değil midir? Bu İslam’a göre küfür değil midir?

  2. #2
    Enver İstek isimli Üye şimdilik offline konumundadır metin mete
    Üyelik tarihi
    28.12.2005
    Bulunduğu yer
    Gurbet,daimi gurbetin icinde gurbet
    Yaş
    48
    Mesajlar
    3.971
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    Alıntı Duha Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Tamam Abim. Sen iddianı yazdın. Madem Risale-i Nur bu kadar tehlikeli iyice bir anlamalıyım.

    Beni ikna etmelisin ki vartadan kurtulayım. Bunun için sorularıma cevap vermen icab eder.


    İşte soruyorum:

    Bütün sorulara mutlak cevap vermek, ammı bilmek demek midir? Şöyle sorayım; Tüm sorulan soruları bilmek, her şeyi bildiğini iddia etmek midir? Niye?
    Soru sormak ilimle olur. Sen bir tıb doktoruna ancak bilgin kadar soru sorabilirsin. Elbette doktor hastasına veya talebesine dese "Ben sana hiç bir soru sormayacağım, fakat bütün sorularına cevap vereceğim"

    Bu doktor için her şeyi bildiğini ve kendini peygamber yerine koyduğunu, ukalalık yaptığını söylemek hak olur mu?

    İkinci soru;

    Kur'an demiş , İnsana bilmediğini öğreten O'dur(Rabb'dir)

    Allah bir doktora tıb ilmini 6 senede tahsil ile öğretiyor. O ilmin öğrenen doktor mudur, öğreten Allah mıdır?

    Eğer doktor kendi öğreniyorsa, serçe kuşu kadar iktidarı yokken değil 6 sene 60bin sene okusa hiç bir şey öğrenemez. Eğer öğreten Allah ise değil 6 sene de 6 günde , değil 6 saniyede, değil 6 aşirede öğretir

    Şimdi sen diyorsun ki bu iddiam KUr'ana aykırıdır. Bana aykırı olduğuna Kur'an'dan -izahı ile- delil söyler misin?

    Ilk soruna cevap zaten var adamin iddiasi;Benim degil onundur bu söylem yani Seyhiniz


    "ulûm-u evvelîn ve âhîrine ve ledünniyat ve hakaik-ı eşyaya ve esrar-ı kâinata ve hikmet-i İlâhiyeye vâris kılınmıştır ki"

    demis ve sanada istedigin sekilde cevap vermismidir?Yoksa hala bizdemi bir seyler diyelim?Hatta ikinci sorunada gereken cevap bu misralarin icinde mevcuttur?Söyleki

    "
    şimdiye kadar böyle mazhariyet-i ulyâya kimse nail olmamıştır. "

    Simdiye kadar kimseye nail olmadigini iddia etmismidir etmemismidir?Simdi senin istedigin nedir?Kuranda bir delil?Adam Kurana hic bir söz hakki vermismidir diye sorarim sana?Adam bu kadar meziyete haiz iken sen hala nelerle ugrasiyorsun Sevgi deger DUHA?
    Kurana aykiri degilde nedir?Yoksa sana göre KURANImidir?

    Şuâlar, 542, Onbeşinci Şua’da geçen;

    Evet o zât (Said Kürdî) daha hal-i sabavette iken ve hiç tahsil yapmadan zevahiri kurtarmak üzere üç aylık bir tahsil müddeti içinde ulûm-u evvelîn ve âhîrine ve ledünniyat ve hakaik-ı eşyaya ve esrar-ı kâinata ve hikmet-i İlâhiyeye vâris kılınmıştır ki, şimdiye kadar böyle mazhariyet-i ulyâya kimse nail olmamıştır. ”

  3. #3
    Enver İstek isimli Üye şimdilik offline konumundadır metin mete
    Üyelik tarihi
    28.12.2005
    Bulunduğu yer
    Gurbet,daimi gurbetin icinde gurbet
    Yaş
    48
    Mesajlar
    3.971
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    Alıntı Duha Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Abi sorularıma cevap vermeni istiyorum.

    Dedim ya, Risale-i Nur'u bırakacağım.

    Ama sorularıma cevap vermen gerekli?

    Ben senin fikirlerini istiyorum. Başkasının, Risale-i nur'un değil.

    Duha görmek istemedigini ben nasil göstereyim;
    Risaleyi nurun degil diyorsun ama bu kadar acik verilene bu Metin ne desin?Cok acik degilmi?Adam diyor;Evvelin ve Ahirin,Gaybin ve esyanin sirrini ve Kainatin esrarini,buda yetmiyor Allahin hikmetini diyor ne diyeyim artik;

    İşte soruyorum:

    Bütün sorulara mutlak cevap vermek, ammı bilmek demek midir? Şöyle sorayım; Tüm sorulan soruları bilmek, her şeyi bildiğini iddia etmek midir? Niye?
    Soru sormak ilimle olur. Sen bir tıb doktoruna ancak bilgin kadar soru sorabilirsin. Elbette doktor hastasına veya talebesine dese "Ben sana hiç bir soru sormayacağım, fakat bütün sorularına cevap vereceğim"

    "ulûm-u evvelîn ve âhîrine ve ledünniyat ve hakaik-ı eşyaya ve esrar-ı kâinata ve hikmet-i İlâhiyeye vâris kılınmıştır ki"


    Su yukarida saydigi,Evvelin ve Ahirin?Ledünniyat(Gayb)ve hakaik-i Esyaya ve Esrari Kainata(Kainatin sirri)hikmet- ilahiye(Allahin Hikmetine) Varis kilinmistir.

    Diyor ben degil Senin Seyhin bunu diyen..



    Soru;

    İkinci soru;

    Kur'an demiş , İnsana bilmediğini öğreten O'dur(Rabb'dir)

    Allah bir doktora tıb ilmini 6 senede tahsil ile öğretiyor. O ilmin öğrenen doktor mudur, öğreten Allah mıdır?

    Eğer doktor kendi öğreniyorsa, serçe kuşu kadar iktidarı yokken değil 6 sene 60bin sene okusa hiç bir şey öğrenemez. Eğer öğreten Allah ise değil 6 sene de 6 günde , değil 6 saniyede, değil 6 aşirede öğretir


    Fatır Suresi 5 Ey insanlar, Allah'ın vaadi haktır! O halde iğreti dünya hayatı sizi sakın aldatmasın! O yaman aldatıcı, o çok gururlu, sizi sakın Allah ile aldatmasın.


    Bu konuda sana son bir söz;Kuranda Allah diyorki,sakin Seytan sizi Allah ile aldatmasin.Buradaki sorun tam bunu söylüyor.Yani Allah yapamazmi edemezmi gücü yetmezmi..Allah her ilmi kusatmistir ve ona bir vesile kilmistirki Senin Seyhine hic bir ilim görmeden veya üc aylik egitimle neleri ögrenmis yani senin dilinle yaparda Vesilesi yok bence....Baskada bir sey söylemiyorum...

    Demek sen, bu söze (Kur’an’a) inanmazlarsa, arkalarından üzülerek âdeta kendini tüketeceksin!

    KEHF - 6

    Bakara;7
    Fussilet;5
    Casiye;23
    Isra;45
    Konu Enver İstek tarafından (06.03.2009 Saat 00:06 ) değiştirilmiştir.

  4. #4
    bekir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    bekir isimli Üye şimdilik offline konumundadır sadece bir kul
    Üyelik tarihi
    10.09.2007
    Bulunduğu yer
    Dağlardan, yaylalardan
    Mesajlar
    7.758
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart

    Bir noktaya değinmek isterim ki, yazılarda "ledünniyat" gayb olarak açıklanmış. Ancak doğrusunu bilmek gerekir ki, ledünniyat "Allah vergisi gizli ilimler" olarak bilinir. Tashih de münazara adına fayda gördüm.





    Ve tevekkel alellah ve kefa billahi vekila


    Ne olursan ol, nerde olursan ol, nasıl olursan ol.
    Ümit ve sabırla O'nu bulabilmeye,
    Bir sebep, bir yol, bir nefes ol.

    Bütün Tağutları Red...


  5. #5
    Enver İstek isimli Üye şimdilik offline konumundadır metin mete
    Üyelik tarihi
    28.12.2005
    Bulunduğu yer
    Gurbet,daimi gurbetin icinde gurbet
    Yaş
    48
    Mesajlar
    3.971
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    Alıntı bekir Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Bir noktaya değinmek isterim ki, yazılarda "ledünniyat" gayb olarak açıklanmış. Ancak doğrusunu bilmek gerekir ki, ledünniyat "Allah vergisi gizli ilimler" olarak bilinir. Tashih de münazara adına fayda gördüm.


    Allahin Kuranda verdim dedikleri Peygamberler ya bunlar?

  6. #6
    tahsin33 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    tahsin33 isimli Üye şimdilik offline konumundadır Tercübeli Üye
    Üyelik tarihi
    31.12.2008
    Mesajlar
    1.373
    Tecrübe Puanı
    19

    Standart

    İlahiyatçı Hilmi Polatın Metodu

    Yüzyıllardan beri Müslüman toplumlarda uygulana gelen gelenekçi metot yüzünden dinin yorumlarında ihtilafa düşülmüş ve birçok mezhep veya hizip ortaya çıkmıştır. Bütün bunların sebebi gelenekçilerin bir metot üzere ayet ve hadislere yaklaşmamış olmalarıdır. Onların usulü tam bir usulsüzlüktür. Araştırmalarımızı takip ettiğinizde bunun birçok delillerini göreceksiniz.

    Şimdi gelelim bizim metodumuza…Bizim metodumuza göre; subut problemi olmayan ve ümmetin Allah tarafından gönderildiğine inanılan tek bir kitap vardır. O’da Kur’an-ı Kerim’dir. İşte dinin inanç, amel ve ahlaki ilkelerinin sınırlarını da sadece bu kitap çizecektir. Dinde belirleyici olan tek kaynak da O’dur.

    O’nun dışındaki kaynaklardaki rivayetler; insanlar tarafından günümüze kadar aktarılmış doğru-yanlış karışımı bilgilerdir.

    Bu bilgiler; dinin inanç ve ahlakla ilgili hükümlerinde kullanılmamalıdır.

    Bilindiği gibi inanç esasları zanna olamaz, hadislerin zann olduğunda ise şüphe yok… Hem inanç esası gibi ciddi bir konuda, inancımızı hidayet rehberi olarak gönderilmiş Allah’ın kitabına değil de, yalancı ravilerin isteyerek ya da istemeyerek Peygambere veya sahabelere fatura ettikleri rivayetlere göre düzenlersek, bunun hesabını yüce Rabbimize asla veremeyiz.

    Ahlakla ilgili de hadislere hiç bakılmamalıdır. Çünkü ahlaklı bir müslüman olmak isteyenin elinde ahlaki kaideleri açık ve net olarak yazan bir kitap var. O da Kur’an-ı Kerimdir. Kur’an’a göre ahlakını düzenleyen bir müslüman elbette ahlaklı olacaktır. Kimse ahlaklı olabilmek için sadece Kur’an yeterli değildir. Bir de atalarımızın öğretilerine ihtiyaç vardır diyemez.

    Ameli konulara gelince; bu konuda da belirleyici tek kitap Kur’an-ı Kerim dir. Kur’an-ı Kerim dışındaki kitaplardaki ameli konuların Kur’an’la irtibatı olup olmadığına iyice bakılmalıdır. Eğer hiç irtibat yoksa o bilgiye gerek de yok… Eğer irtibat varsa ve o bilgi Kur’an’daki bir hükmü daha iyi anlamamıza katkıda bulunabilecekse ondan bazı şartlarda tamamlayıcı bilgi olarak faydalanabiliriz. Adına “ameli tevatür yaygın uygulama” adını verdiğimiz bir yöntemle Kur’an’ın ameli hususlarını açıklayan peygamber uygulamalarını hadislerin lafızlarından değil bütün rivayetlerden çıkan ortak manalardan faydalanarak ve binlerce kez tüm toplumun önünde uygulanmış olduğu açıklanan ve tüm mezheplerce de doğruluğu onaylanmış olan bilgilerden ameli konularda faydalanabiliyoruz. (Örnek olarak, namazda secde yaparken 2 secde yaptığımızda; hem Kur’an’a göre hemde Peygamberin uygulamalarına göre hareket etmiş oluyoruz. ) Dikkat edilirse sadece ameli konularda- zorunlu kalındığında- rivayetlerden değil de, ameli tevatür yaygın uygulamalardan tamamlayıcı destek alıyoruz.

    Kısaca metodumuzu; Allah’ın dinini uydurma rivayetlere dayanarak değil, O’nun kitabının bütünlüğünü dikkate alarak anlamaya çalışmak olarak açıklayabiliriz. Bunu yaparken Allah’ın ayetlerine gelenekçilerin verdiğinden daha çok değer vermek, onların peygamberin sözleri olduğuna inanarak değer verdikleri hadislerin tamamına yakınının peygamber ve sahabe adına fatura edilmiş rivayetler olduğunu ispatlayarak dini onlara göre değil de, ayetleri esas alarak anlamaya ve anlatmaya çalışmaktır.

    Gündemde Saidi Nursi olduğu için ona çatmış aslında İslam adına ne kadar alim varsa hepsi yanılmış sadece doğruyu bu biliyor
    hayırlı olsun Yen bir modernist daha...

  7. #7
    bekir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    bekir isimli Üye şimdilik offline konumundadır sadece bir kul
    Üyelik tarihi
    10.09.2007
    Bulunduğu yer
    Dağlardan, yaylalardan
    Mesajlar
    7.758
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart

    Alıntı tahsin33 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    İlahiyatçı Hilmi Polatın Metodu

    Yüzyıllardan beri Müslüman toplumlarda uygulana gelen gelenekçi metot yüzünden dinin yorumlarında ihtilafa düşülmüş ve birçok mezhep veya hizip ortaya çıkmıştır. Bütün bunların sebebi gelenekçilerin bir metot üzere ayet ve hadislere yaklaşmamış olmalarıdır. Onların usulü tam bir usulsüzlüktür. Araştırmalarımızı takip ettiğinizde bunun birçok delillerini göreceksiniz.

    Şimdi gelelim bizim metodumuza…Bizim metodumuza göre; subut problemi olmayan ve ümmetin Allah tarafından gönderildiğine inanılan tek bir kitap vardır. O’da Kur’an-ı Kerim’dir. İşte dinin inanç, amel ve ahlaki ilkelerinin sınırlarını da sadece bu kitap çizecektir. Dinde belirleyici olan tek kaynak da O’dur.

    O’nun dışındaki kaynaklardaki rivayetler; insanlar tarafından günümüze kadar aktarılmış doğru-yanlış karışımı bilgilerdir.

    Bu bilgiler; dinin inanç ve ahlakla ilgili hükümlerinde kullanılmamalıdır.

    Bilindiği gibi inanç esasları zanna olamaz, hadislerin zann olduğunda ise şüphe yok… Hem inanç esası gibi ciddi bir konuda, inancımızı hidayet rehberi olarak gönderilmiş Allah’ın kitabına değil de, yalancı ravilerin isteyerek ya da istemeyerek Peygambere veya sahabelere fatura ettikleri rivayetlere göre düzenlersek, bunun hesabını yüce Rabbimize asla veremeyiz.

    Ahlakla ilgili de hadislere hiç bakılmamalıdır. Çünkü ahlaklı bir müslüman olmak isteyenin elinde ahlaki kaideleri açık ve net olarak yazan bir kitap var. O da Kur’an-ı Kerimdir. Kur’an’a göre ahlakını düzenleyen bir müslüman elbette ahlaklı olacaktır. Kimse ahlaklı olabilmek için sadece Kur’an yeterli değildir. Bir de atalarımızın öğretilerine ihtiyaç vardır diyemez.

    Ameli konulara gelince; bu konuda da belirleyici tek kitap Kur’an-ı Kerim dir. Kur’an-ı Kerim dışındaki kitaplardaki ameli konuların Kur’an’la irtibatı olup olmadığına iyice bakılmalıdır. Eğer hiç irtibat yoksa o bilgiye gerek de yok… Eğer irtibat varsa ve o bilgi Kur’an’daki bir hükmü daha iyi anlamamıza katkıda bulunabilecekse ondan bazı şartlarda tamamlayıcı bilgi olarak faydalanabiliriz. Adına “ameli tevatür yaygın uygulama” adını verdiğimiz bir yöntemle Kur’an’ın ameli hususlarını açıklayan peygamber uygulamalarını hadislerin lafızlarından değil bütün rivayetlerden çıkan ortak manalardan faydalanarak ve binlerce kez tüm toplumun önünde uygulanmış olduğu açıklanan ve tüm mezheplerce de doğruluğu onaylanmış olan bilgilerden ameli konularda faydalanabiliyoruz. (Örnek olarak, namazda secde yaparken 2 secde yaptığımızda; hem Kur’an’a göre hemde Peygamberin uygulamalarına göre hareket etmiş oluyoruz. ) Dikkat edilirse sadece ameli konularda- zorunlu kalındığında- rivayetlerden değil de, ameli tevatür yaygın uygulamalardan tamamlayıcı destek alıyoruz.

    Kısaca metodumuzu; Allah’ın dinini uydurma rivayetlere dayanarak değil, O’nun kitabının bütünlüğünü dikkate alarak anlamaya çalışmak olarak açıklayabiliriz. Bunu yaparken Allah’ın ayetlerine gelenekçilerin verdiğinden daha çok değer vermek, onların peygamberin sözleri olduğuna inanarak değer verdikleri hadislerin tamamına yakınının peygamber ve sahabe adına fatura edilmiş rivayetler olduğunu ispatlayarak dini onlara göre değil de, ayetleri esas alarak anlamaya ve anlatmaya çalışmaktır.

    Gündemde Saidi Nursi olduğu için ona çatmış aslında İslam adına ne kadar alim varsa hepsi yanılmış sadece doğruyu bu biliyor
    hayırlı olsun Yen bir modernist daha...
    Affedersiniz tahsin33, bu beyan size mi aittir yoksa Hilmi Polat'a mı?





    Ve tevekkel alellah ve kefa billahi vekila


    Ne olursan ol, nerde olursan ol, nasıl olursan ol.
    Ümit ve sabırla O'nu bulabilmeye,
    Bir sebep, bir yol, bir nefes ol.

    Bütün Tağutları Red...


  8. #8
    tahsin33 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    tahsin33 isimli Üye şimdilik offline konumundadır Tercübeli Üye
    Üyelik tarihi
    31.12.2008
    Mesajlar
    1.373
    Tecrübe Puanı
    19

  9. #9
    bekir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    bekir isimli Üye şimdilik offline konumundadır sadece bir kul
    Üyelik tarihi
    10.09.2007
    Bulunduğu yer
    Dağlardan, yaylalardan
    Mesajlar
    7.758
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart

    Alıntı tahsin33 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Evet, anlaşıldı tahsin33 amma, bu Ali efendi büyük halt etmiş sadece...





    Ve tevekkel alellah ve kefa billahi vekila


    Ne olursan ol, nerde olursan ol, nasıl olursan ol.
    Ümit ve sabırla O'nu bulabilmeye,
    Bir sebep, bir yol, bir nefes ol.

    Bütün Tağutları Red...


  10. #10
    Enver İstek isimli Üye şimdilik offline konumundadır metin mete
    Üyelik tarihi
    28.12.2005
    Bulunduğu yer
    Gurbet,daimi gurbetin icinde gurbet
    Yaş
    48
    Mesajlar
    3.971
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    Alıntı Duha Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Değerli Metin Mete Abim, eğer bir şeye yanlış diyorsan neden yanlış olduğunu bilirsin.

    1)Bu yanlıştır, çünkü ben dedim
    2)Bu yanlıştır çünkü güvendiğim bir adam dedi
    3)Bu yanlıştır çünkü benim sevmediğim biri dedi

    gibi yaklaşımları kabul etmemi beklemiyorsun umarım.

    Abi biz medeniyiz, istikablin evlatlarıyız. Hürüz.

    Said Nursi demiş "her sözü kalbinize almayın. Hatta benim sözlerimi dahi mihenge vurun. Eğer yanlış çıkarsa bedduayı arkasına takıp gönderin"

    Zannediyorsun ki ben sana numara olsun diye soruyorum.

    Hayır, ben mihenk vuruyorum. Bana yanlışı göster. Sonra ben hür irademle değerlendirirm. Kabul ederim etmem , onu ne sen ne ben bilebiliriz.

    Zafer Allaha ait. Hele sen bir sorulara cevap ver.

    Abi, bir ayet koyup, bak bu söz bu ayete aykırı demek zihnimi doyurmuyor. Bana neden o ayete aykır izah etmen lazım.

    Bir şeye yanlış diyebilmek için ilmi lazımdır.

    Sen madem bir şeye "yanlış" diyorsun, bu demektir ki bir ilme sahipsin. O zaman açıklayabilirsin.

    ulûm-u evvelîn ve âhîrine ve ledünniyat ve hakaik-ı eşyaya ve esrar-ı kâinata ve hikmet-i İlâhiyeye vâris kılınmıştır ki


    Evvelin ve Ahirine gaybini bilen;

    “Bunlar gayb haberlerindendir, onları sana vahyediyoruz. Bundan önce onları ne sen bilirdin, ne de senin kavmin.”

    (Hud 11/49)”

    Bu konuda Kur’an’da çok sayıda ayet vardır. Şu ayetlere de bakılabilir: Ali İmran 3/44; Araf 7/101; Hud 11/120-123; Yusuf 12/102.


    “De ki, göklerde ve yerde, hiç kimse o gaybı bilmez, onu sadece Allah bilir.”

    (Neml 27/65)


    Yeterlimi?

+ Konu Cevaplama Paneli

Paylaş

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

Content Relevant URLs by vBSEO ©2011, Crawlability, Inc.