+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 3 Sayfa var 123 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 27
Like Tree1Kişi beğendi

Konu: Cum'a suresi 9.ayet

  1. #1
    bcetin811 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    bcetin811 isimli Üye şimdilik offline konumundadır AMEL-İ SALİH
    Üyelik tarihi
    27.09.2006
    Bulunduğu yer
    Hayatın içinden
    Yaş
    31
    Mesajlar
    1.505
    Tecrübe Puanı
    38

    Standart Cum'a suresi 9.ayet

    "Ey iman edenler! Cuma günü namaza çağırıldığı (ezan okunduğu) zaman, hemen Allah'ı anmaya koşun ve alış verişi bırakın. Eğer bilmiş olsanız, elbette bu, sizin için daha hayırlıdır."(Cum'a 9)

    Bu cümle içinde, özellikle üç husus dikkate değerdir. Birincisi, Namaz için çağrı yapılmaktadır. İkincisi, Cuma gününe mahsusen bir namaz kılınmaktadır. Üçüncüsü, Cuma günü namaz için çağrı yapılmasıyla ilgili olarak, ilk kez emir veriliyormuş gibi bir ifade kullanılmamıştır. Bilakis, siyak ve sibaktan anlaşılmaktadır ki, namaza çağrı ve Cuma gününe mahsusen namaz daha önceden ifa edilegelmektedir.

    Ancak yanlış olan, Müslümanlar Cuma günü namaza çağırıldıklarında gevşek davranmaları ve alışverişlerine devam etmeleriydi. Dolayısıyla Allah Teâlâ bu ayeti, Müslümanların ezan okunurken Cuma namazının önemini kavramaları ve bunun farz olduğunu idrak ederek namaza koşmaları için inzal etmiştir. Bu üç husus üzerinde derinlemesine düşünüldüğünde, Hz. Peygamber'in (s.a) emirlerinin, Kur'an'da belirtilmemiş olsa da Kur'an'da belirtilmiş gibi itaati gerektirdiği gerçeği ortaya çıkar. Ayette kastolunan namaza çağrı (ezan), günümüzde 5 vakit tüm dünyada camilerden yükselen ezandır. Ancak Kur'an'ın hiçbir yerinde, namaz için ezan okunması ya da başka türlü bir çağrı yapılması ile ilgili olarak, herhangi bir emir yer almamıştır. Bu Hz. Peygamber'in (s.a.) koyduğu bir kuraldır ve bu kural Kur'an-ı Kerim'de iki yerde teyid edilmiştir. Birincisi, söz konusu ayet, diğeri ise Maide Suresi'nin 58. ayetidir. Ayrıca tüm Müslümanların halen kılmakta olduğu Cuma gününe mahsusen kılınan namazın vakti ve şekli ile ilgili de, Kur'an'da bir bilgi mevcut değildir. Bu namaz da Hz. Peygamber'in (s.a.) bildirdiği gibi kılınmaktadır. Kur'an'ın bu ayeti ise, sadece onun önemini vurgulamaktadır. Bu gerçek, "Şer'î hükümler sadece Kur'an'da beyan edilmiştir" diyen kimsenin sadece sünnet'i değil aynı zamanda Kur'an'ı inkar etmiş olduğunun açık bir delilidir.

    Daha ileri gitmeden önce, burada Cuma ile ilgili birtakım meseleleri açıklamakta yarar var.

    Cuma, aslında İslâmî bir kavramdır. Çünkü Cahiliyye döneminde Araplar bu güne "Yevm'ul-Arube" diyorlardı. Müslümanlar aralarında, bir toplantı günü kararlaştırdıklarında bu günü seçmiş ve onu "Cuma günü" diye adlandırmışlardır. Tarihçiler ise, daha önceden Ka'b bin Luvî veya Kusay bin Kilab'ın bu güne mahsusen, "Cuma" ismini kullandıkları görüşündedirler. Çünkü o gün Kureyşliler bir araya geliyorlardı. (Feth'ul-Bari) Ancak buna rağmen Araplar, bu kadim ismi değiştirmeyip ona Arube günü demekte devam etmişlerdir. Fakat gerçek değişiklik, İslâm geldikten sonra vuku bulmuştur.

    İslâm'dan önce haftanın bir gününün ibadete ayrılması adeti Kitap Ehli'nde vardı. Yahudiler bu günü "Sebt" (Cumartesi) günü olarak isimlendirmişlerdir. Çünkü Allah, İsrailoğulları'nı Firavun'a kölelikten o gün kurtarmıştır. Hıristiyanlar ise, Yahudilerden farklı olmak için, ibadet günü olarak kendilerine "Pazar"ı seçmişlerdir. Oysa bu günle ilgili olarak Hz. İsa'nın bir talimatı sözkonusu olmadığı gibi, İncil'de de bir kayıt mevcut değildir.

    Ancak Hıristiyanlar, Hz. İsa'nın çarmıhta can verdikten sonra kabirden, pazar günü göğe çıktığına inandıkları için, kendilerine pazar gününü ibadet günü olarak seçmişlerdir. M.S. 321'de Roma İmparatorluğu, bir yasa çıkartarak bu günü, resmi tatil ilan etmiştir. İşte İslâm, bu iki toplumdan da kendini ayırabilmek için Cuma gününü toplu ibadet günü olarak seçmiştir.

    İbn Abbas ve Ebu Mes'ud el-Ensari'nin rivayetlerinden anlaşıldığına göre, Cuma'nın farz oluşu ile ilgili emir, hicretten önce Mekke'de gelmiştir. Fakat o dönemde Mekke'de bu emrin gereği üzerine amel etmek mümkün değildir. Çünkü biraraya gelmek suretiyle, topluca ibadet etmek imkan hariciydi. Fakat Hz. Peygamber (s.a) daha önceden hicret ederek Medine'ye giden Müslümanlara Cuma'yı ikame etmeleri için emir göndermiştir. Böylece ilk Cuma'yı Muhacirlerin başkanı Mus'ab bin Umeyr, 12 Müslüman'a Medine'de kıldırmıştır. (Tabaranî, Darekutnî) Ka'b bin Malik ve İbn Sirîn'in rivayetlerine göre, Medine'de Ensardan Müslümanlar kendi başlarına, haftada birgün topluca ibadet etmeyi kararlaştırmışlardır. Dolayısıyla Yahudilerin Cumartesi, Hıristiyanların Pazar günü topluca ibadet etmelerine mukabil, onlar Cuma gününü seçmişlerdir. Ve ilk Cuma'yı Benî Biyade'nin bölgesinde Esâd bin Zürare 40 Müslümanla birlikte kılmıştır. (Müsned-i Ahmed, Ebu Davud, İbn Mace, İbn Hibban, Abd bin Humeyd, Abdurrezzak, Beyhakî) Bu rivayetten anlaşıldığına göre, Müslümanlarda, haftada bir gün topluca ibadet etme arzusu vardır ve bu arzu, Yahudi ve Hıristiyanlardan farklı olarak, İslâm'a mahsus bir alâmet şeklinde iktiza etmişti. Bu konuda herhangi bir emir olmamasına rağmen, İslâm'ın ruhuna uygun düşünüp davranmaları, Sahabe-i Kiram'ın İslâm'ı kavrayışlarının bir özelliğidir.

    Hz. Peygamber'in (s.a) hicret ettikten sonra yaptığı ilk işlerden biri de, Cuma'nın ikame edilmesi olmuştur. Kendisi Mekke'den hicret etmek üzere ayrılıp, pazartesi günü Kuba Mescidi'ne ulaşmış ve 4 gün orada kaldıktan sonra 5. gün (Cuma günü) Medine'ye hareket etmiştir. Yolda, Beni Salim bin Avf'ın bölgesinde Cuma vakti olmuş ve kendileri ilk Cuma'yı orada eda etmişlerdir.

    Bu namaz için, Hz. Peygamber (s.a) öğleden sonra bir vakti (yani öğle namazının vaktini) tayin etmiştir. Hicretten önce Musâb bin Umeyr'e gönderdiği yazılı emirde de şöyle demiştir: "Cuma günü, öğleden hemen sonra iki rekat namaz ile Allah'a yaklaşınız" (Darekutnî) Aynı emir, hicretten sonra, Hz. Peygamber (s.a) hem kavlen, hem fiilen bizzat kendisi beyan etmiştir. Hz. Enes, Hz. Seleme bin Ekva, Hz. Cabir bin Abdullah, Hz. Zübeyr bin Avvam, Hz. Sehiyl bin Sad, Hz. Abdullah bin Mes'ud, Hz. Ammar bin Yasir ve Hz. Bilal'den bu konuyla ilgili nakledilen hadis şöyledir:

    "Rasulullah Cuma namazını zevalden sonra kıldırırdı." (Müsned-i Ahmed, Buharî, Müslim, Ebu Davud, Neseî, Tirmizî)

    Cuma namazının, öğle namazı yerine geçtiği, bu namazın sadece iki rekat olduğu ve namazdan önce hutbe irad edildiği Hz. Peygamber'in (s.a.) fiiliyle sabittir. Öğle namazı ile arasındaki fark budur. Nitekim Hz. Ömer bu konuda şöyle demiştir: "Rasulüllah'ın mübarek ağzından çıktığına göre, yolcu namazı iki rekattır, fecr (sabah) namazı iki rekattır ve Cuma namazı da iki rekattır. Bu sonuncusu kasır namazı gibi değildir, Cuma hutbesi nedeniyle kısaltılmıştır." (Ahkamu'l-Kur'an, el-Cassas)

    Ayette, bahis konusu edilen ezan ile, hutbeden önce okunan ezan kastolunmaktadır, yoksa Cumadan çok önce halka haber vermek için okunan ezan değil. Saib bin Yezid'in rivayet ettiğine göre, Hz. Peygamber (s.a) döneminde sadece bir ezan okunurdu. Müezzin bu ezanı, imam minberde oturduktan sonra okumaya başlardı. Bu Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer'in dönemlerinde de aynı şekilde devam etmiş ama Hz. Osman'ın zamanında nüfus arttığından dolayı, çok önceden bir ezan daha okutulmaya başlanmıştır. Bu ezan Medine çarşısında bulunan bir evden okutturuluyordu. (Buharî, Ebu Davud, Neseî, Tirmizî).

    "Zikrullah" ile Cuma hutbesi kastedilmektedir. Çünkü ezandan sonra Hz. Peygamber (s.a) hutbe verir ve her zaman namazı hutbeden sonra kıldırırdı. Ebu Hüreyre'den rivayet edildiğine göre, Hz. Peygamber (s.a) şöyle buyurmuştur: "Melekler, her Cuma, namaza gelen kimselerin isimlerini kaydederler ve imam minbere çıktığında defterlerini kapatıp, hutbeyi dinlemeye başlarlar." (Müsned-i Ahmed, Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesei) Bu hadisten de anlaşıldığı gibi, "zikir" ile hutbe kastedilmektedir. Ayrıca Kur'an'ın ifadeleri de aynı yöne işaret etmektedir. Şöyle ki, önce "Allah'ın zikrine koşunuz" diye buyurulurken, daha sonra "Namaz kılındıktan sonra yeryüzüne dağılın" denilmektedir. Bu ifadelere göre Cumanın tertibi şu şekildedir. Önce zikr (hutbe), sonra namaz. Nitekim müfessirler "zikr"in hutbe yahut hutbe ve namaz olduğu konusunda görüşbirliği içindedirler.

    Hutbe karşılığında "Zikrullah" ifadesi kullanılmıştır; zira hutbenin Allah'ı hatırlatan konuları kapsaması gerekir. Örneğin, Allah'a hamdü-sena, Rasûlüne salavat, Allah'ın emirleri, şeriatına uygun ameller, tebliğ yolunda telkinler, muttakilerin vasıfları tarifi ve medhi vs. Bu esaslara dayanarak Zemahşerî zalim hükümdarları övmenin, onların isimlerini anmanın, onlara dua etmenin "Zikrullah" ile bir ilgisi bulunmadığını, aksine bunun "Zikruşşeytan" olduğunu söylemiştir. (Keşşaf)

    "Allah'ın zikrine koşunuz" emri ile elbette koşa koşa gelmek kastedilmiş değildir. Bu ifade "çabuk gelin, acele edin" anlamındadır. Nitekim Arapça'da "sa'y", sadece koşmak için değil, gayret göstermek çabalamak anlamında da kullanılır. "Sa'y" bu anlamıyla Kur'an'da da çok kullanılmıştır. Zaten müfessirler ayetteki kullanıma bu anlamı verme hususunda görüş birliği içerisindedirler. Yani ezanı işiten kimse, hemen mescide varabilmek için gayret göstermelidir. Hem ayrıca namaz kılmak için camiye koşarak gelmekten Müslümanlar men olunmuşlardır. Ebu Hureyre'den rivayet olunduğuna göre Hz. Peygamber (s.a) şöyle buyurmuştur: "Cemaat namaza başladığında, namaza temkinli ve vakar içinde gelin, koşmayın. Namaza yetiştiğinizde hemen cemaate katılın ve sonra (namazı) tamamlayın"

    (Kütübüs'Sitte) Ebu Katade el-Ensarî, şöyle anlatıyor: "Bir defasında Hz. Peygamber'in (s.a.) arkasında namaz kılıyorduk ve birden ayak sesleri duyduk. Namaz bitince Hz. Peygamber (s.a) gürültünün nedenini sordu. Onlar namaza yetişmek için koştuklarını söyleyince Hz. Peygamber, "Böyle yapmayın, namaza sukûnet içinde gelin ve cemaate katılın, sonra namazınızı tamamlayın" diye buyurdu. (Buharî, Müslim)

    "Alışverişi bırakın"; bu ifade sadece alışverişi değil, tüm meşguliyetleri bırakarak namaz için hazırlanmayı da içine alır. Burada "el-bey'a" (alışveriş) kelimesinin zikredilme nedeni, Cuma günü ticaretin yoğun olması dolayısıyladır. Cuma günleri civardaki yerleşim bölgelerinden Medine'ye gelen insanlar, yanlarında satmak için mal getirirlerdi ve o gün herkes ihtiyaçlarını karşılayabilmek için alışveriş yapardı. Bu nedenle ayetteki yasaklama sadece alışveriş ile sınırlı olmayıp, tüm meşguliyetleri kapsamaktadır. Allah Teâlâ'nın ayette sadece alışverişi zikretmiş olması nedeniyle fakihler Cuma ezanından sonra her türlü alışverişin haram olduğu hususunda görüşbirliğine varmışlardır.

    Bu verilen emir, Cuma namazının farz olduğuna kesin bir delildir. Yani "Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrıldığınızda, Allah'ın zikrine koşun" ifadesi tek başına Cuma namazının farziyetini ispatlamaya yeterlidir. Ayrıca helâl bir şeyin (alışverişin) Cuma namazı nedeniyle haram kılınması da Cuma namazının farziyetini ortaya koymaktadır. Bunun yanısıra Cuma namazının kılınması nedeniyle öğle namazı da sakıt olur. Yani Cuma namazı, öğle namazının yerini alır. Bu da Cuma namazının farz oluşuyla ilgili başka bir delildir. Çünkü bir farz, ancak yerine başka bir farzın ikame edilmesiyle sakıt olur. Nitekim bu husus, birçok hadis ile teyid edilmiştir.

    Örneğin Hz. Peygamber (s.a) Cuma namazını şiddetle tavsiye etmiş ve bunun farz olduğunu söylemiştir. İbn Mes'ud'un rivayet ettiğine göre, Hz. Peygamber (s.a); "Gönlüm namazı kıldırması için yerime bir başkasını tayin edip, Cuma namazına gelmeyenlerin evlerini ateşe vermeyi arzu ediyor." demiştir. (Müsned-i Ahmed, Buharî) Ebu Hreyre ve İbn Abbas'tan rivayet edildiğine göre, kendileri Hz. Peygamber'i hutbede, "İnsanlar Cuma namazını terk etme adetini bıraksınlar. Aksi takdirde Allah onların kalplerini mühürleyecek ve onları gafillerden kılacaktır." derken işitmişlerdir. (Müsned-i Ahmed, Müslim, Neseî) Ebu'l-Caad Demirî, Cabir bin Abdullah ve Abdullah bin Ebî Evfa'nın rivayet ettiğine göre Hz. Peygamber (s.a) şöyle buyurmuştur: "Şayet bir kimse gerçek ve caiz olmayan bir mazeret nedeniyle üç Cuma namazını terk ederse, Allah o kimsenin kalbini mühürler." Bu hadisin lafzı, bir başka rivayette şöyledir: "Allah onların kalplerini münafıkların kalplerine benzetir" (Müsned-i Ahmed, Ebu Davud, Neseî, Tirmizî, İbn Mace, Darimî, Hakim, İbn Hibban, Bezzar, Taberani) Cabir bin Abdullah, Hz. Peygamber'in (s.a) şöyle buyurduğunu rivayet eder: "Bugünden itibaren, kıyamete değin Cuma namazı sizlere farzdır. Cuma namazını basit bir amel sanıp ona önem vermeyen kimsenin halini Allah Teâlâ düzeltmez. İyi dinleyin! Tevbe edip, Allah'tan mağfiret dilemedikçe, o kimsenin namazı namaz, zekatı zekat, haccı hac, orucu oruç, iyiliği iyilik değildir. Allah ise affedicidir. (İbn Mace, Bezzar) Aynı anlamda başka bir rivayeti Taberanî, İbn Ömer'den nakletmiştir. Ayrıca Cuma namazının farz oluşu ile ilgili birçok hadis rivayet edilmiştir. Abdullah b. Amr b. el-As'ın rivayet ettiğine göre, Hz. Peygamber (s.a) "Cuma ezanını duyan kimseye Cuma namazı farzdır" buyurmuştur. (Ebu Davud, Darekutnî) Cabir bin Abdullah ile Said bin Hudrî Hz. Peygamber'in (s.a.) hutbede şunları söylediğini rivayet ederler: "Şunu iyi bilin ki, Allah sizin üzerinize Cuma namazını farz kılmıştır." (Beyhakî) Ancak kadınlar, hastalar, çocuklar, körler ve yolcular bu farziyetin dışındadırlar. Hz. Hafsa'dan rivayet olunduğuna göre, Hz. Peygamber "Cuma namazı her baliğ (yetişkin) üzerine vaciptir, buyurmuştur." (Neseî) Tarık bin Sihab'ın rivayet ettiğine göre Hz. Peygamber (s.a) şöyle demiştir: "Cuma namazını cemaatle kılmak, her Müslümana vaciptir. Ancak kadınlar, köleler, çocuk ve hastalar müstesna." (Ebu Davud, Hakim) Hz. Peygamber'in (s.a.) bu hadisinin lafızları, Cabir bin Abdullah'ın rivayetinde şu şekildedir: "Kim Allah'a ve Ahiret gününe iman ediyorsa Cuma namazı kendisine farzdır. Ancak kadınlar, yolcular, köle ve hastalar müstesna." (Darekutnî, Beyhakî) Kur'an'ın ve hadislerin bildirdikleri doğrultusunda bütün ümmet, Cuma namazının farziyeti hususunda icma etmiştir.
    sinang Bunu Beğendi

  2. #2
    sinang - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    sinang isimli Üye şuanda  online konumundadır Tercübeli Üye
    Üyelik tarihi
    10.09.2006
    Bulunduğu yer
    bezm-i ezelden
    Mesajlar
    1.564
    Tecrübe Puanı
    40

    Standart

    cuma yı güzel anlatıyor anlamayan yobazlar anlasın diye.
    "Doğrudan doğruya Kur'an'dan alıp ilhamı / Asrın idrakına söyletmeliyiz islamı..." M.AKİF ERSOY

  3. #3
    aorskaya isimli Üye şuanda  online konumundadır Mesajlari Onaylanacak
    Üyelik tarihi
    27.01.2012
    Mesajlar
    416
    Tecrübe Puanı
    1

    Standart

    Alıntı sinang Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    cuma yı güzel anlatıyor anlamayan yobazlar anlasın diye.
    Selam,

    Yazık, hem de çok yazık sana sinan!

    Kuranı kerimde "ey iman edenler" denilmesine ve bunların içine kadın-erkek herkesin girmesine rağmen, sen kuran anlatımına ters olan rivayet saçmalığına inanıyorsun öylemi?

    O zaman, bir daha kurana ters gelen rivayet olursa kabul ederim deme sakın. Çünkü;sen o zaman yalan söylemiş olursun, takiyye yapmış olursun. (Böyle söylemediğini yazacak olursan bu sözünü buraya yapıştırırım)

    Sen burada da peygambere iftira edilen bir rivayetle karşılaştığını kabul edemezsin değilmi? Sen, her rivayeti hadis sanma huyunu, yanlışını ne zaman terkedeceksin yahu?

    Allah'ın sözü olan kuran sana bir şey ifade etmiyorsa; aslında peygamberimizin söylemsi mümkün olmayan bu rivayet varsayalımki doğru bile olsa neden buna inanacaksın?

    Zerre kadar mantık çalıştırmazmısın sen yahu?

    Şimdi düştüğün mantık hatasını kısaca göstereyimde yobaz kimmiş hep beraber görelim olurmu?

    1- Kuran Allah sözüdür, peygamberide Allah yaratmıştır ve Allah peygambere emir verip peygamberde emre uygun davranmıştır.
    2- Allah sözü olan kuranda; Allah, "ey iman edenler..." diye seslenerek kadın ve erkeğe hitap eder.
    3- Diyelimki; Kuranın bu açık hükmüne rağmen peygamber efendimiz, hayır, sadece erkekler cumaya katılacaklardır (Kurana aykırı söz söylemesi mümkün değilse de, hatırla; peygamber yaşayan kuransada) desin.

    a- Şimdi sen bu sözlerden; Senide, peygamberide yaratan Allah'ın sözünemi tabi olursun, yoksa peygamberin sözünemi tabi olursun?

    b- sen Allah'amı kulluk etmektesin, peygamberemi kulluk etmektesin?


    Hadi kardeşim, görelim müslümanlığını, şimdi yiğitçe cevapla sorularımı!

    Soruları cevaplayamazsan, yobaz ilan edilmeyi kabul et...

    Selam...
    aorskaya

    (Not; buraya astığın ve kurana ters olan rivayetteki saçmalıklara zamanım olursa inşallah değineceğim)

  4. #4
    sinang - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    sinang isimli Üye şuanda  online konumundadır Tercübeli Üye
    Üyelik tarihi
    10.09.2006
    Bulunduğu yer
    bezm-i ezelden
    Mesajlar
    1.564
    Tecrübe Puanı
    40

    Standart

    1- Kuran Allah sözüdür, peygamberide Allah yaratmıştır ve Allah peygambere emir verip peygamberde emre uygun davranmıştır.

    değerli kaya Kuran Allah sözü müdür,amenna bizce evet öyledir.tüm yaratılmışları da Allah yaratmıştır.Allah peygamberine emr vermiştir.bu doğrudur.Ama yalnızca KURAN içinde emr vermemiştir.Allah peygamberini gönderdiği kitabın tercumanı,dellalı,müfessiri,tevilcisi de ilan etmiştir.Bunu Kuranda güzelce görüyoruz.Çünkü Kuran Allah a ve resulüne itaat edin demiştir.Yalnız Allah cc itaat edin dememiştir.

    2-Allah sözü olan kuranda; Allah, "ey iman edenler..." diye seslenerek kadın ve erkeğe hitap eder.
    burada Allah cc iman edenlere hitab etmiştir.ama Peygamber efendimiz.hadislerinde bu iman edenlerin içinde istisna olanları söyleyerek,ayeti tefsir etmiştir,emri düzenlemiştir.ayette ne diyordu peygambere itaat edin.bizde bunu yaparak hadisi kabul ediyoruz."Şunu iyi bilin ki, Allah sizin üzerinize Cuma namazını farz kılmıştır." (Beyhakî) Ancak kadınlar, hastalar, çocuklar, körler ve yolcular bu farziyetin dışındadırlar
    3-a- Şimdi sen bu sözlerden; Senide, peygamberide yaratan Allah'ın sözünemi tabi olursun, yoksa peygamberin sözünemi tabi olursun?
    madem Allah Resulünün sözüne ve kendi sözüne tabi olmamızı istiyor bizde Allah ve resule tabiyiz.çünkü bilmediğimiz bir konuda resulullaha sav.danışmamız Kuranda emr edilmiştir.
    b- sen Allah'amı kulluk etmektesin, peygamberemi kulluk etmektesin?
    Allah cc kulluk etmekteyiz.
    "Doğrudan doğruya Kur'an'dan alıp ilhamı / Asrın idrakına söyletmeliyiz islamı..." M.AKİF ERSOY

  5. #5
    aorskaya isimli Üye şuanda  online konumundadır Mesajlari Onaylanacak
    Üyelik tarihi
    27.01.2012
    Mesajlar
    416
    Tecrübe Puanı
    1

    Standart

    Allah’ın selamı üzerinize olsun.

    Burada üzülerek tespit ettiğim bir durumu bütün okuyanlara göstermek istiyorum.

    Uzun zamandır, Kuran ve rivayet konusunda çok yanlışları olduğunu gördüğüm bir kardeşimize aşağıdaki gibi sorular sormuşum ve o da aşağıdaki gibi cevaplar vermiştir.

    Ben kısaca bu yazımda birşeyleri anlattıktan sonra ; kesin durumu öğrenmek için ilgili kardeşimize;

    Allah teala bir konuda açık bir emir verdiği zaman(olmaz ama) varsayalım ki peygamberimiz tam aksi yönde bir emir verir ise sen hangi emri uygularsın? Diye sormuşum.


    Yani varsayımla; Allah ve peygamberin birbirine ters emirleri olması halinde sen hangisinin emrine uyarsın diye sormuşum. (aşağıdaki yazımdan 2. ve 3. Maddeyi birlikte okursanız, bu açıklamayı görürsünüz.)

    Arkadaşımız burada; (emirler ters olmasına rağmen) Allah’ın emrine uyarım diyememiş.

    Allah’ın emrine de peygamberin emrine de uyarım demiş.

    Ama iyi dikkat edin! Ben birbirine ters emir olursa hangisine uyarsın diye sormuşum.


    Bu cevap veren kardeş, iki ters emrede uyarım diye düşüncesizce cevap verdiğinde, hem Allah’a hem de peygambere ters düştüğünü akıl edemezmi?


    Birbirine ters iki emre uymakla, yani birbirinin tersi iki emride yerine getirmekle iki emir sahibininde istediklerini yapmadıklarını göremezmi?

    Bu ters emirlerden Allah’a ters olanını yapınca Allah’a ters düştüğünü, Peygambere ters olan emri de yapınca bu defada peygambere de ters düşmüş olmazmı?

    İşte tamda cevabında bu var.

    Bu cevabı akılcı sanan bu kardeş, okuyuculardan bu durumunu da gizlemek için, cevap verirken ilk iki sorumu yazıp altına cevap verirken 3 te yaptığım açıklamayı yapmadan cevap vererek; güya benim tersine emirle ilgili yaptığım açıklamayı gizlemek istemiştir.

    İlk iki soruyu aynen yazıp altına cevap veren birisi, bunlarla ilgili 3. Sorudaki yazımı neden yazarak cevap vermez ki? Bunu yazarsa, sadece onun yazdıklarını okuyan birileri, Birbirine ters iki emride uygularım dediklerini görüp, gerçeği anlayacaklarını bildiğinden olabilir.

    O zaman, birbirine ters kısmını gizleyerek, beni zora sokacağını düşünerek, sanki, ters emir olmadan düz emir konusunda bu soruyu soruyormuşum durumu yaratmaya çalışmış ve buna göre cevap vermiştir.

    BUNU SİZİNDE GÖRMENİZ İÇİN YAZILANLARI AYNEN AŞAĞIYA ALIYORUM.


    Alıntı aorskaya Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Selam,

    Yazık, hem de çok yazık sana sinan!

    Kuranı kerimde "ey iman edenler" denilmesine ve bunların içine kadın-erkek herkesin girmesine rağmen, sen kuran anlatımına ters olan rivayet saçmalığına inanıyorsun öylemi?

    O zaman, bir daha kurana ters gelen rivayet olursa kabul ederim deme sakın. Çünkü;sen o zaman yalan söylemiş olursun, takiyye yapmış olursun. (Böyle söylemediğini yazacak olursan bu sözünü buraya yapıştırırım)

    Sen burada da peygambere iftira edilen bir rivayetle karşılaştığını kabul edemezsin değilmi? Sen, her rivayeti hadis sanma huyunu, yanlışını ne zaman terkedeceksin yahu?

    Allah'ın sözü olan kuran sana bir şey ifade etmiyorsa; aslında peygamberimizin söylemsi mümkün olmayan bu rivayet varsayalımki doğru bile olsa neden buna inanacaksın?

    Zerre kadar mantık çalıştırmazmısın sen yahu?

    Şimdi düştüğün mantık hatasını kısaca göstereyim de yobaz kimmiş hep beraber görelim olurmu?

    1- Kuran Allah sözüdür, peygamberi de Allah yaratmıştır ve Allah peygambere emir verip peygamberde emre uygun davranmıştır.


    2- Allah sözü olan kuranda; Allah, "ey iman edenler..."diye seslenerek kadın ve erkeğe hitap eder.


    3- Diyelim ki; Kuranın bu açık hükmüne rağmen peygamber efendimiz, hayır, sadece erkekler cumaya katılacaklardır (Kurana aykırı söz söylemesi mümkün değilse de, hatırla; peygamber yaşayan kuransa da) desin.

    a- Şimdi sen bu sözlerden; Senide, peygamberide yaratan Allah'ın sözünemi tabi olursun, yoksa peygamberin sözünemi tabi olursun?

    b- sen Allah'amı kulluk etmektesin, peygamberemi kulluk etmektesin?


    Hadi kardeşim, görelim müslümanlığını, şimdi yiğitçe cevapla sorularımı!

    Soruları cevaplayamazsan, yobaz ilan edilmeyi kabul et...

    Selam...
    aorskaya

    (Not; buraya astığın ve kurana ters olan rivayetteki saçmalıklara zamanım olursa inşallah değineceğim)

    Alıntı sinang Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    1- Kuran Allah sözüdür, peygamberi de Allah yaratmıştır ve Allah peygambere emir verip peygamberde emre uygun davranmıştır.

    değerli kaya Kuran Allah sözü müdür, amenna bizce evet öyledir. tüm yaratılmışları da Allah yaratmıştır. Allah peygamberine emr vermiştir. bu doğrudur. Ama yalnızca KURAN içinde emr vermemiştir. Allah peygamberini gönderdiği kitabın tercumanı, dellalı, müfessiri, tevilcisi de ilan etmiştir. Bunu Kuranda güzelce görüyoruz. Çünkü Kuran Allah a ve resulüne itaat edin demiştir. Yalnız Allah cc itaat edin dememiştir.

    2-Allah sözü olan kuranda; Allah, "ey iman edenler..." diye seslenerek kadın ve erkeğe hitap eder.


    burada Allah cc iman edenlere hitab etmiştir. ama Peygamber efendimiz.hadislerinde bu iman edenlerin içinde istisna olanları söyleyerek, ayeti tefsir etmiştir, emri düzenlemiştir. ayette ne diyordu peygambere itaat edin.bizde bunu yaparak hadisi kabul ediyoruz."Şunu iyi bilin ki, Allah sizin üzerinize Cuma namazını farz kılmıştır." (Beyhakî) Ancak kadınlar, hastalar, çocuklar, körler ve yolcular bu farziyetin dışındadırlar


    3-a- Şimdi sen bu sözlerden; Senide, peygamberide yaratan Allah'ın sözünemi tabi olursun, yoksa peygamberin sözünemi tabi olursun?


    madem Allah Resulünün sözüne ve kendi sözüne tabi olmamızı istiyor bizde Allah ve resule tabiyiz.çünkü bilmediğimiz bir konuda resulullaha sav.danışmamız Kuranda emr edilmiştir.


    b- sen Allah'amı kulluk etmektesin, peygamberemi kulluk etmektesin?
    Allah cc kulluk etmekteyiz.

    Bakın cevap yazarken, 1.ve 2. Sorularımı aynen yazıp altına yazılarını yazmış.

    Peki aynı şeyi neden 3. Sorumun (birbirine ters emir) açıklamasına değinmeden soruyu cevaplamış olabilir?

    Burada ters emir açıklamasını yazarak cevaplasaydı, siz okuyucular iki ters emre de uyan iki emir sahibine de uymamış olur diyeceğiniz için böyle yapmıştır.

    Yani ters emirle ilgili şartımı gizleyerek sanki aynı emirle ilgili soru sormuşum izlenimi vererek soruyu bu şekilde cevaplamıştır.

    Peki “birbirine ters emir olması halinde ALLAH’ın emrini uygularım” diyemeyen biri Müslüman olabilirmi?

    Sevgili kardeşimin şimdi yeniden açıklama yapması gerekiyor. Her şeye rağmen, hata yaptığını kabul ederek düzeltmek isterse yeniden aşağıdaki soruları cevaplaması şartıyla bu kabul edilmelidir.

    1- Kendisi gerçekten müslümanmıdır?
    2- Müslümanı diyecekse; birbirine ters emir olması halinde Allah’ın emrini uygularım, peygamber dahi olsa Allah’ın emrine ters olan emri uygulamam diyebilirmi?

    İnşallah, hata görülür ve beklenen cevap verilir dileklerimle…

    aorskaya

  6. #6
    aorskaya isimli Üye şuanda  online konumundadır Mesajlari Onaylanacak
    Üyelik tarihi
    27.01.2012
    Mesajlar
    416
    Tecrübe Puanı
    1

    Standart

    Alıntı sinang Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    2-Allah sözü olan kuranda; Allah, "ey iman edenler..." diye seslenerek kadın ve erkeğe hitap eder.

    burada Allah cc iman edenlere hitab etmiştir.ama Peygamber efendimiz.hadislerinde bu iman edenlerin içinde istisna olanları söyleyerek,ayeti tefsir etmiştir,emri düzenlemiştir.ayette ne diyordu peygambere itaat edin.bizde bunu yaparak hadisi kabul ediyoruz."Şunu iyi bilin ki, Allah sizin üzerinize Cuma namazını farz kılmıştır." (Beyhakî) Ancak kadınlar, hastalar, çocuklar, körler ve yolcular bu farziyetin dışındadırlar
    Selamlar,

    Sevgili müslüman kardeşlerim, yukarıda gösterdiğim hataya düştüğünü ve müslüman olarak Allah'a itaat ettiğini yazarsa, bu hataya neden düştüğünü görmek için şu altı çizili büyük kırmızı yazılara dikkat edin.

    Yine bir rivayet ve yine rivayete sarılmakla düşülen hata görürsünüz!

    Bir tarafta Allah'ın sözü kura ile " ey iman edenler" denilerek kadınlarda dahil edilirken, öbür tarafta Allah'ın bu sözünün tersine ve peygambere iftira olarak ortaya konan, kadınlar hariç denilen rivayet var.

    İşte rivayetlerden kurtulamazsak, Allah'ın emirlerine (peygamber vasıta kılınarak aldatılıp) karşı gelmiş oluruz. Bu nedenle, özellikle bu tip rivayetlereyani kurana ters gelen rivayetlere hiç değer vermeyip, hemen çöpe atmamaız gerekir. Aksi halde onlar bizi cehenneme götürebilir.

    Bu nedenle, bilinçli bir müslüman olarak; kuranı yaşam merkezimize koymalı, kurana göre yaşayabilmeli ve kuranı daha iyianlayabilmek için rivayetlerden faydalanmaya çalışmalıyız. Ama, onların bir rivayet olduğunu unutmadan ve kurana ters olanları kaldırıp çöpe atmak şartıyla.

    Selamlar...
    aorskaya

    Burada,

  7. #7
    aorskaya isimli Üye şuanda  online konumundadır Mesajlari Onaylanacak
    Üyelik tarihi
    27.01.2012
    Mesajlar
    416
    Tecrübe Puanı
    1

    Standart

    Alıntı sinang Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    burada Allah cc iman edenlere hitab etmiştir.ama Peygamber efendimiz.hadislerinde bu iman edenlerin içinde istisna olanları söyleyerek,ayeti tefsir etmiştir,emri düzenlemiştir.ayette ne diyordu peygambere itaat edin.bizde bunu yaparak hadisi kabul ediyoruz."Şunu iyi bilin ki, Allah sizin üzerinize Cuma namazını farz kılmıştır." (Beyhakî) Ancak kadınlar, hastalar, çocuklar, körler ve yolcular bu farziyetin dışındadırlar
    Selamlar,

    Hiçbir kimse, hiçbir yaratık, peygamber dahi olsa; ALLAH’IN EMRİNİ DEĞİŞTİREMEZLER; DÜZENLEYEMEZLER.

    Yaratılanlar, hangi güçle Allah’ın emrini değiştirip düzenleyeceklerdirki?

    Allah’ın verdiği yetkiyle peygamberler diye saçmalayanlar olacaksa; onlara şunu belirtmek isterim.

    Eğer böyle bir düzenlemeye izin verildiği iddia edilirse; en basitinden, Allah’ın cümle kurmayı da bilmediği iddia edilmiş olur.

    Ama, aslında bu iddia daha ciddi anlamda; Allah’ın insanlar için ne yapması gerektiğini bilmediği iddiası olurki; bunu ancak iman etmeyenler yapabilir.

    Bunun iyi anlaşılması dileklerimle…

    Selamlar…
    aorskaya

  8. #8
    sinang - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    sinang isimli Üye şuanda  online konumundadır Tercübeli Üye
    Üyelik tarihi
    10.09.2006
    Bulunduğu yer
    bezm-i ezelden
    Mesajlar
    1.564
    Tecrübe Puanı
    40

    Standart

    selamun aleykum.

    ya eyyuhellezune amenu ..yani hey iman edenler.inanlar denen şu ayette diyor ki

    Ya eyyühellezıne amenu iza tedayentüm bi deynin ila ecelim müsemmen fektübuh -bakara 282

    hey iman edenler .belirli bir süre borçlandığınız zaman onu yazın.

    bakınız burdada aynı hitap var lakin bu bir tavsiyedir.yani yazmak farz değil.
    siz yazıyomusunuz.yazmayan dinden mi çıkıyor.günaha mı giriyor.
    "Doğrudan doğruya Kur'an'dan alıp ilhamı / Asrın idrakına söyletmeliyiz islamı..." M.AKİF ERSOY

  9. #9
    aorskaya isimli Üye şuanda  online konumundadır Mesajlari Onaylanacak
    Üyelik tarihi
    27.01.2012
    Mesajlar
    416
    Tecrübe Puanı
    1

    Standart

    Alıntı sinang Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    selamun aleykum.

    ya eyyuhellezune amenu ..yani hey iman edenler.inanlar denen şu ayette diyor ki

    Ya eyyühellezıne amenu iza tedayentüm bi deynin ila ecelim müsemmen fektübuh -bakara 282

    hey iman edenler .belirli bir süre borçlandığınız zaman onu yazın.

    bakınız burdada aynı hitap var lakin bu bir tavsiyedir.yani yazmak farz değil.
    siz yazıyomusunuz.yazmayan dinden mi çıkıyor.günaha mı giriyor.
    Selamlar...

    Yukarıdaki bütün yazıları görmezden gelip şimdi de bunumu yazıyorsun konuyu dağıtmak için?

    Önce yazdıklarımı iyice oku! Müslümanlıktan bile çıkan bir söz ettiğini delilleri ile ortaya koydum. Eğer gerçekten müslüman isen bu yazılara cevabını ver.

    Şimdi buradaki yazına gelelim.

    Burada "borçlarını yazmayanlar, evet büyük ihitimalle günaha girebilirler." Borçlarını yazmadan ölen birisinin alacaklıları, alacağını nasıl ispat edip alacaklardır? Mirasçılar ölen kimsenin borçlarını yazılı belge olmazsa nasıl ödeyeceklerdir?

    neyse; bunlar sonra konuşulup devam edilecek şeylerdir. Siz, tekrar ediyorum, gerçekten müslümansanız; düştüğünüz durumu kurtarmak için yazılarıma cevap verirsiniz.

    Aksi halde sükut kabulden gelir diye düşünülmesine sebep olacaksınız.

    Cevaplarınızı bekliyorum.

    selamlar...

  10. #10
    aorskaya isimli Üye şuanda  online konumundadır Mesajlari Onaylanacak
    Üyelik tarihi
    27.01.2012
    Mesajlar
    416
    Tecrübe Puanı
    1

    Standart

    Alıntı sinang Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    selamun aleykum.

    ya eyyuhellezune amenu ..yani hey iman edenler.inanlar denen şu ayette diyor ki

    Ya eyyühellezıne amenu iza tedayentüm bi deynin ila ecelim müsemmen fektübuh -bakara 282

    hey iman edenler .belirli bir süre borçlandığınız zaman onu yazın.

    bakınız burdada aynı hitap var lakin bu bir tavsiyedir.yani yazmak farz değil.
    siz yazıyomusunuz.yazmayan dinden mi çıkıyor.günaha mı giriyor.
    selam...

    Kurandaki her şey farzdır. Tavsiye edilme, yada istisna getirilen durumlar kuranda zaten ayrıca belirtilir.

    Her an öleceğimi kabul ederek, borçlarımı yazıyorum.

    Önceki yazılarımdaki durum tespiti çok önemli! Bunlara mutlaka cevap vermenizi bekliyorum.

    Selamlar...

+ Konu Cevaplama Paneli

Benzer Konular

  1. Maide suresi 51 Ayet
    By acizane in forum Kuran-ı Kerim
    Cevaplar: 7
    Son Mesaj: 26.07.2009, 00:24
  2. Nisa Suresi 80-81. ayet
    By bekir in forum Tefsir Bölümü
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 02.02.2008, 12:13
  3. Rad Suresi -22.ayet
    By Mücahid in forum Tefsir Bölümü
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 09.01.2008, 01:02
  4. Nur suresi 52.ayet
    By abdirabbih in forum Tefsir Bölümü
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 07.08.2007, 21:27
  5. Bakara Suresi 156. Ayet
    By ..:naz:.. in forum Tefsir Bölümü
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 04.08.2007, 19:33

Paylaş

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

Content Relevant URLs by vBSEO ©2011, Crawlability, Inc.