Hazret-i Cebrail, Sekine adıyla bir sayfada yazılı İsm-i Âzam’ı, Peygamberimizin yanında Hz Ali'nin (r.a.) kucağına düşürdü. Hz. Ali diyor ki: "Ben Cebrail'in şahsını yalnız gök kuşağı şeklinde gördüm. Sesini işittim, sayfayı aldım, bu isimleri içinde buldum
İsm-i Âzamdan bahsederek bazı olayları anlattıktan sonra diyor ki:
"Dünyanın başından kıyamete kadar bütün ilimler ve önemli sırlar bize, tanıklık derecesinde açıldı. Kim ne isterse sorsun, sözümüzden şüpheye düşenler zelil olurlar[24].”
Soru- Öyle bir sahife ki, içinde dünyanın başından kıyamete kadar olan ilimler ve önemli sırlar yer alıyor. Bu bir sahife değil, çok büyük bir kitap olur. Peygamberimizin bu ilim ve sırları bilmediği kesin olduğu için İmam Ali ondan üstün bir konuma getirilmiş oluyor. Said Nursî bu bilgiyi nereden almış?
Cevap- Kur’an’ın alındığı yerden aldığını söyledi ya?!!
Soru- Bununla ne elde etmek istiyor?
Cevap- Risale-i nuru ve şakirtlerini kutsallaştırmak[25].
Bu kardeşler Nurculara kızıyor. Ama Bayındır denen adamın bu sözlerini sanki vahiymiş gibi her yere taşıyorlar. Tuhaf bir çelişki.. bu Bayındır denen adam bir sabah bir magazin programına katıldı. Bir bilim adamı ile münakaşa etti. İslam adına onu tutum. Ancak, gümledi gitti. Kendine yazık etti. İslamın izzetini koruyamadı. Merhamet edemedim ,acıdım.
Bakın sadece ykardaki vahiy iddası kısmına cevap veriyorum.
bir zaman Risale-i Nur için gizlice bir komisyon kuruluyor. Taki içinde şuç ,unsuru bulunsun. Yada içinde İslam'a zıt unsurlar bulunup rezil edilsin.
Hatta diyorlar "Haşir Risalesini okuyun, bakın bakalım onu nasıl rezil edebiliriz" Haşir Risalesini okuyan adam diyor "Değil içinde rezil edilecek bir şey bulunsun. Adeta beni elimden tutup haşrin caddelerinde dolaştırdı"
İbn-i Sina gibi dahi bir zat " akıl buna yol bulunamaz,teslim lazım" dediği bir haşir meselesini Üstad adeta okuyucunun elinden tutup iki kere iki dört edercesine ıspat ediyor.
Asırlardır Ümmeti boğan Kader meselesini bir kaç sayfada 7 yaşındaki bir çocuğa anlatır tarzda rahat anlatıyor.
Bakın bütün dalalet fırkaları Kader meselesinden ortaya çıktı. Şia Vahabi, Mutezile, Cebriye, Mürcie ve hakeza. İşte Risale-i Nur öyle bir kapı açmıştır ki intişar etse bütün dalalet fırkaları teslimi silah edecekler. Bu fırkaların sukut bulması kimin işine gelmiyorsa itiraz eden veya itiraz için adamlar yetiştiren odur.
Hem İlham ile vahiyi bu kadar net ayıran bir kitabın müellifi ve talebeleri mümkün mü ki vahiy kapısı kapanmışken Üstadın veya kendine bir nevi Peygamberlik tahayyül etsin.
Konuyu özetlemek gerekirse; Cebrail (AS) Peygamberimizin (SAV) huzuruna geldiği vakit altı İsm-i Azam’lı münacat duasını, murad-ı ilahi gereği, İlim Şehrinin Anahtarı Hz.Ali’ye (K.V.) nazmetmesi için getirmiş, Efendimiz de (SAV) Hz. Ali’ye Sekineyi bir Kaside şeklinde düzenlemesi için bildirmiştir. Murad-ı İlahi , nazmetme işlevini Hz. Ali’nin yapması istediğinden, Bediüzzaman Hazretleri: “Hz. Ali'nin (r.a.) kucağına düşmüş” şeklinde belirtmektedir.
Biz Nur talebeleri adı geçen lemanın metninden hiç bir zaman Sekine'nin Hz. Ali'ye vahiyle indiğini anlamadık. Hissetmedik. Hissetseydik ya bir baskı hatası veya değiştirilme var diye araştırma yapardık. Ya da Nurları terk ederdik.
Hem demiş; "Dünyanın başından kıyamete kadar bütün ilimler ve önemli sırlar bize, tanıklık derecesinde açıldı. Kim ne isterse sorsun, sözümüzden şüpheye düşenler zelil olurlar[24].”
Rabbim Kudret sahibidir. Koca bir incir ağacının fihirstesini küçücük çekirdeğine derc etmiştir. Koca kainatı bir mercimekten halk etmiştir. Acaba böyle yapabilen bir Zat'ın ekser ilimleri i'caz ve icaz ve belagat ile bir Sekeneye derc etmesi veya sığdırmasını akıldan uzak görmek Said Nursi gibi bir adamı çürütmek pahasına Kudrete bir hakaret olmaz mı? Yada kendine mevki aramak olmaz mı?
Hz.Alinin Hz. Ademden kıyamete en dehşetli fitnenin yaşandığı şu asrımızda o fitneyi izale etmek için hayatını feda eden Zatlar ile meşgul olması imkansız değil olması gerekir. Olmasa şüphe etmek lazımken olması ile şüphe edenin amacı o hizmeti kırmak değilse nedir?
Hem Alemlerin Rabbi olmuş ve olacak her şeyi biliyorsa o manevi asırdan bu asra bir övgü göndermesi Kudretine mi yoksa hikmetine mi zıttır.
Hem yazıda Hz. Ali Peygambr efendimizden daha alim denmiş mi? Maksad ortada!
Ayrıca şunu demek isterim. Bayındır ve Vakfı Vahiyin melekler tarafından olduğuna inanmıyor. Perdesiz indiğini iddia ediyor.
Aslında ilham perdesiz iner. Demek bu tanımla bu arkadaş vahyi inkar edip ilham vardır demiş oluyor.
Çok komik doğrusu.
Ancak ,safdil veya cahil kanar. |