Kur’ân, “Ebrar” sözcüğünü “Müttekin” sözcüğü anlamıyla kullanmış ve Müttekin’e sunulan nimetlerin Ebrar’a da sunulacağını bildirmiştir.
“Ama, Rabb’lerinden sakınanlara gelince, onlar için, Allah katından bir konak olarak, altlarından ırmaklar akan, içinde temelli kalacakları Bahçeler vardır. Ve Allah katındaki, Ebrar için daha iyidir.”Al-i Imran suresi âyet 198.
İnfitar suresi âyet 13:
“Evet, Ebrar/İyiler/yardımseverler, elbette Mutluluk Cenneti’nde olacaklar,”
Mutaffifin suresi âyet 18-28:
“Hayır, hayır! Ebrar/İyiler/Yardımseverler için yazgı: “Kesinlikle Yüksekte –Cennette-dir”
-Kim söyleyecek sana, Yüksek’in -Cennet’in- ne olduğunu?
O, yazılmış bir yazgıdır!
Yaklaştırılmışlar, ona tanıklık ederler.
Evet, Ebrar/İyiler/Yardımseverler, elbette, Mutluluk içindedirler,
Tahtlar üzerinde, seyrederler.
Yüzlerinde mutluluğun aydınlığını tanıyacaksın.
Kendilerine, mühürlü, saf bir içki verilecek,
Misk mühürlü; -ve yarışanlar, ancak bunda yarışa girmeliler!
Ve onun karışımı Tesnim’den olacaktır,
Yakınlaştırılmışların içeceği bir kaynaktır.”
Dehr/İnsan suresi âyet 5-22:
“Evet, Ebrar/İyiler/yardımseverler, kâfur katılmış bir tastan içecekler,
fışkırtıldıkça fışkırtılacak bir pınardan ki, ancak, Allah’ın kulları, ondan içecekler,
verdikleri sözleri yerine getirirler ve kötülüğü yayılan bir günden korkarlar,
ve Allah sevgisi için, yiyeceği, yoksula ve öksüze ve tutsağa verirler;
-“Biz sizi, ancak Allah yüzü (Allah rızası) için doyuruyoruz ve sizden bir karşılık ve teşekkür beklemiyoruz;
evet, biz asık suratlı ve çatık kaşlı bir günde, Rabb’imizden korkarız.”-
Allah da, bu yüzden onları, o günün kötülüğünden korur; onlara aydınlık ve sevinç rastlayacak, sabretmelerine karşılık onlara Cennet’i ve ipekleri verecek;
orada tahtlara kurulmuş olarak kalacaklar; orada bir güneş de, dondurucu bir soğuk da görmeyecekler,
ve bahçenin gölgeleri onların üzerlerine sarkacak ve onların koparılması son derece kolaylaştırılacak.
Ve aralarında gümüş bir kap ve billur kaseler dolaştırılacak,
Billurları gümüştendir, onlar, bunu sevdikçe sevecekler.
Ve orada, onlara karışımı zencefil olan bir tastan içirilecek,
Orada, Selsebil denilen bir pınardan….
Ve aralarında ölümsüz gençler dolaşacak; -onları gördüğünde, saçılmış birer inci sanacaksın!
Orayı gördüğünde, mutluluk ve büyük bir krallık (mülk ve yönetim) göreceksin;
-üzerlerinde ince, yeşil ipekli, parlak atlastan giysiler olacak; gümüş bileziklerle süslenmiş olacaklar; Rab’leri, onlara tertemiz bir içecek içirecek.-
İşte bu, sizin ödülünüz olacak, çabanız karşılığını bulacaktır.”
Neticede Birr, takvâ sahibi müminin, olmazsa olmaz bir özelliğidir. Buna bizzat takvâ diyemesek de takvâlı olma halidir diyebiliriz. O nedenle de Rabbimiz bize “Ebrar” (İyiler/yardımseverler) ile beraber ölmemiz için dua etmemizi bile buyuruyor.
Al-i Imran suresi âyet 193:
“Rabb’imiz! Evet, “Rabb’inize inanın!” diye çağıran bir haberciyi duyduk ve hemen inandık. Rabb’imiz! Artık bizim günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi sil ve canımızı Ebrar (İyiler/yardımseverler) ile birlikte al.”