Zurück   IslamForum Ne Olursan Ol Gel > Büyük İsimlerin Biyografisi > Resul-i Ekrem (S.a.v) Efendimiz

Bu Alana Reklam Verebilirsiniz

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil

O Doğarken
Alt 24.02.2008, 13:14   #1 (permalink)
Super Moderator
 
bekir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
bekir isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 10.09.2007
Bulunduğu yer: Binsekizyüzelli rakımdan
Yaş: 45
Mesajlar: 3.251
Tesekkür Etti: 1.566
637 Kunu Icin 1.312 Tesekkür Aldı
bekir Asırı Söhretli ve itibarlı biribekir Asırı Söhretli ve itibarlı biribekir Asırı Söhretli ve itibarlı biribekir Asırı Söhretli ve itibarlı biribekir Asırı Söhretli ve itibarlı biribekir Asırı Söhretli ve itibarlı biribekir Asırı Söhretli ve itibarlı biribekir Asırı Söhretli ve itibarlı biribekir Asırı Söhretli ve itibarlı biribekir Asırı Söhretli ve itibarlı biribekir Asırı Söhretli ve itibarlı biri
Tecrübe Puanı: 10
Standart O Doğarken

Bakın o güzeller güzeli.. Nebiler Nebisi.. Allah'ın sevgilisi.. gözümüzün nuru ve uğrunda canlar, analar, babalar feda edildiği, insanlığın en çok ihtiyacı olduğu zaman yeryüzüne teşrif eden Sevgili Peygamberimiz Hazreti Muhammed Efendimizin doğumunu annesi Hz. Âmine şöyle anlatıyor:
Nurdan başka birşey görmüyordum
"Doğum anı geldiğinde heybetli bir ses işittim. Ürpermeye başladım. Sonra beyaz bir kuş gördüm, gelip kanadı ile beni sığadı. O andan sonra bendeki korku ve ürpertiden eser kalmadı. Yanımda süt gibi beyaz bir kase şerbet gördüm. O şerbeti bana verdiler. O anda çok susamış idim. Verilen şerbeti içtim. Baldan tatlı ve soğuk idi. İçer içmez susuzluğum gitti. Sonra büyük bir nur gördüm, Evim o kadar nurlandı ki, o nurdan başka bir şey görmüyordum. O sırada çok hatun gördüm. Boyları uzun, yüzleri güneş gibi parlıyordu. Etrafımı sarıp, bana hizmet eden bu hatunlar, Abdü Menaf kabilesinin kızlarına benzerlerdi. Yine o sırada beyaz, uzun ve gökten yere uzanmış ipek bir kumaş gördüm.

Mübarek başını secdeye koydu
Dediler ki: Onu insanların gözünden örtün. O anda bir grup kuş peyda oldu. Ağızları zümrütten, kanatları yakuttandı. Gümüş ibrikler tutarak havada duruyorlardı. Bana korku gelip terlemiştim, ter damlalarından misk kokusu yayılıyordu. O halde iken gözümden perdeyi kaldırdılar. Doğudan batıya kadar bütün yeryüzünü gördüm. Üç âlem (bayrak) dikildi. Onların biri meşrik (doğu), biri mağrib (batı) biri de Kâbe'nin üstünde idi. Etrafımda çok sayıda melekler toplandı. Yavrum doğar doğmaz, mübarek başını secdeye koydu ve şehadet parmağını kaldırdı. O anda gökten bir parça beyaz bulut indi. Onu kapladı. Bir ses işittim; "Onu mağribden meşrıka kadar her yerde gezdirin. Tâ ki cümle âlem onu, ismiyle, cismiyle ve sıfatıyla görsünler" diyordu. Sonra o bulut gözden kayboldu ve yavrumu bir beyaz yünlü kumaş içinde sarılı gördüm. Yine o sırada yüzleri güneş gibi parlayan üç kişi gördüm. Birinin elinde gümüşten bir ibrik, birinin elinde zümrütten bir leğen, birinin elinde de bir ipek vardı. İbrikten sanki misk damlıyordu. Yavrumu o leğenin içine koydular. Mübarek başını ve ayağını yıkadılar ve ipeğe sardılar. Sonra mübarek başına güzel koku sürüp, mübarek gözlerine sürme çektiler ve gözden kayboldular."
Doğudan Batıya herşey aydınlandı
Muhammed aleyhisselamın doğduğu sırada Âmine validemizin yanında Abdurrahman bin Avf'ın annesi Şifa Hatun, Osman bin Ebü'l-As'ın annesi Fatıma Hatun ve Peygamber efendimizin halası Safiyye Hatun vardı. Bunlar da gördükleri nuru ve diğer hadiseleri haber verdiler. Şifa Hatun şöyle anlatıyor: "Ben, o gece Âmine'nin yanında idim. Muhammed aleyhisselamın doğar doğmaz dua ve niyaz ettiğini işittim. Gaibden; "Yerhamüke Rabbüke" diye söylendi. Sonra bir nur çıkıp o kadar ışık verdi ki, doğudan batıya kadar her yer görünğdü..." Bundan başka birçok hadiseye şahit olan Şifa Hatun; "Ne zaman ki, Ona peygamberlik verildi; hiç tereddüt etmeden ilk iman edenlerden biri de ben oldum" dedi.
Ümmetim, Ümmetim diyordu
Safiyye Hatun da şöyle anlatmıştır: "Muhammed aleyhisselam doğduğu sırada her tarafı bir nur kapladı. Onu yıkamak istediğimde, "Biz Onu yıkadık" diye bir ses duydum. Onu henüz yenice sünnet olmuş ve göbeği kesilmiş olarak gördüm. Onu kundağa sararken sırtında bir mühür vardı, mührün üzerinde (La ilahe illallah Muhammedün Resulullah) yazılı idi. Mübarek başını secdeye koyup, hafif sesle bir şeyler söylüyordu, kulağımı mübarek ağzına yaklaştırdım; "Ümmeti, Ümmeti" (Ümmetim, ümmetim) diyordu. Sonra mübarek başını kaldırıp açık bir dille "La ilahe illallah, inni resulullah" dedi.
"Bu oğlumun şanı, şerefi çok yüce olacaktır"
Resul-i ekrem efendimizin doğduğunu dedesi Abdülmuttalibe Kâbe'de Allah'a yalvarıp dua etmekteyken müjdelediler. Abdülmuttalib bu müjdeyi alınca çok sevinip Onu görmeye gitti ve; "Bu oğlumun şanı, şerefi çok yüce olacaktır" dedi. Sonra da Onun doğumunu kutlamak için doğumun yedinci gününde Mekke halkına üç gün ziyafet verdi. Ayrıca şehrin her mahallesinde develer keserek insan ve hayvanların istifade etmesi için bıraktı. Ziyafet sırasında çocuğa hangi ismi koydun diyenlere Muhammed ismini verdim dedi. Neden atalarından birinin ismini vermedin diyenlere; "Allah'ın ve insanların Onu methetmelerini, övmelerini istediğim için" cevabını verdi. Annesi de Ahmed ismini koydu.


Resullullah Efendimize binlerce salat.. binlerce selam olsun...
__________________
ve tevekkel alellah ve kefa billahi vekila



Ne olursan ol, nerde olursan ol, nasıl olursan ol,
Ümit ve sabırla O'nu bulabilmeye bir sebep, bir yol, bir nefes ol...


sadece bir kul


  Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB-Code ist Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Hizli Erisim



WEZ Format +2. Şuan Saat: 10:10.


Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.

Template-Modifikationen durch TMS
IslamForumAd Management RedTyger