|
Üye
Style: 0
hksozer isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)
Üyelik tarihi: Dec 2007
Kan Gurubu: Eklenmemis
Yaş: 37
Mesajlar: 59
Thanks: 7
Thanked 2 Times in 2 Posts
Rep Puanı: 11
|
Muaviye ve Amr İbnül As (islamın iki belası)
--------------------------------------------------------------------------------
hz Muhammed, 23 yıl boyunca İslamiyeti yayarken yalnızca müşriklerle(şirk koşanlar) ve münkirlerle(inkar edenler) mücadele etmedi. davasında kendisini en çok yoranlar ve İslamiyete en büyük zararı verenlerle yani münafıklarla(sözde müslümanlar) uğraştı. Mekke'nin fethine kadar Ümeyye oğulları(Emeviler) münkirler içerisinde hz Muhammed'e en çok karşı çıkanlar ve onu en çok hicvedenlerdi. Mekke'nin fethinden sonra İslamiyeti kılıç zoruyla kabul edip münafıklıktan hiç geri kalmadılar. sayılı bir kaç kişi hariç ümeyye oğulları islamiyeti içten parçalayan en önemli etken oldular. inananların ilki ve sıddık-ı ekber olan hz Ali'ye karşı en çok cephe alan Emeviler onunla savaşanlar ve peygamberin Ehlibeytine en çok zarar verenlerdi. Ümeyye oğullarının liderliğini babası Ebu Süfyan'dan devralan Muaviye Ali'ye cephe alıp hilafeti ele geçirmek için akıl hocası Amr İbnül As ile birlikte her türlü hileye ve zorbalığa başvurdular.
ünlü tarihçilerden İbnül Esir büyük tarih kitabında 3/141 de diyor ki
'osman ablukada iken Amr İbnül As Filistine gitti. yanında iki oğlu Abdullah ve Muhammed vardı. Medine haberlerini sık sık alıyordu. Osman'ın öldürülme haberini alınca yine biraz bekledi.yerine Ali'nin geçtiği haberini alınca evinden çıkıp 'vah vah Osmanım' diyerek kadın gibi ağlamaya başladı.
Amr İbnül As, Osman'ın öldürülme haberini alınca 'ben Vadis Sibade olarak kendisini öldürdüm' dedi. yanına oğullarını çağırıp dedi ki 'benim ne yapmamı uygun görüyorsunuz? biliyorsunuz ki Ali'de benim için bir hayır yok.' büyük oğlu Abdullah 'bana kalırsa, hiç bir şeyle ilgilenmeden evinde otur. millet bir halife üzerinde birleşirse gidip biat edersin' dedi. diğer oğlu Muhammed ise 'sen araplar için de önemli bir kişiliğe sahipsin. böyle büyük işler dönerken ilgisiz olarak evde kalmamalısın' dedi. Amr, Abdullah'a 'sen dinim için bana hayırlı olan yolu gösterdin' ve Muhammed' ise 'sende dünya için bana hayırlı olan yolu gösterdin' dedi.
Amr, Muaviye'ye gitti ve onunla ilgilenmek istedi, fakat Muaviye yüz vermedi. daha sonra Amr kendisine 'ben sana yardımcı olmak istiyorum, sen benden yüz çeviriyorsun. halifenin intikamını almak için seninle savaşa girmek kolay bir iş değil. zira peygambere en yakın olan birini hedef almış olacağız' dedi. bundan sonra Muaviye rol değiştirip kendisine önem vemeye başladı.'
İbni Abdi Rabbih Alikdül Ferid kitabında 2/205 te diyor ki
'Muaviye bu büyük işi Amr'sız yapamayacağını anladı. Amr'dan yardım istedi. Amr 'niçin yardım edeyim? ahiret için mi? sen ahireti düşünenlerden değilsin, dünya için mi? eğer beni bu dünyaya ortak yapmazsan benden yardım bekleme' dedi. Muaviye 'peki ortaksın' dedi. Amr 'öyleyse Mısır için kontrat yaz' dedi, yazdı. ve sonuna Amr'ın Muaviye'nin emirlerine itaat etmesi gerektir cümlesini ekledi. Amr ''bu emirler, Mısır için verilen sözü değiştirmez' ibaresini yaz' dedi. Muaviye 'yazmam' dedi. Amr 'yazacaksın' dedi, yazdı. bu arada Muaviye'nin kardeşi Utbe içeriye giriyordu. Amr'ın 'ben Mısır için dinimi sana verdim' sözleri üzerine gülerek dışarı çıktı ve 'maşallah peygamberin sahabesi dinine ne kadar sadık' dedi. bu sözleşmeden sonra Amr, Muaviye'ye bu şiiri yazdı
ey Muaviye, dünya almadan dinimi sana vermem, ne yaparsan yap;dünya dine denk olmaz, ben Mısır'ı alırken başımı örterek alacağım.
sadece bu yazılar bile Muaviye ve Amr İbnül As'ın dünya için dinlerini satan münafıklar olduğunu göstermeye yeter. ama ehlisünnet alimleri Ali'nin haklılığına ve bunu kabul etmelerine ve de Muaviye ile Amr İbnül As'ın ne halt olduklarını bilmelerine rağmen, yine de ne Muaviye'ye nede Amr'a toz kondurmazlar. ortada bir içtihat lakırdısı var ya. dini konularda şahsi yoruma göre verilen hükme içtihat deniyor. yanılmazsan iki sevap, yanılırsan bir sevap. yani Ali'ye karşı, O tertemiz kula karşı her türlü ahlaksızlığı yapan, birbirlerine dinlerini satan ve dünya için dinlerini hiç çekinmeden birbirlerine hediye eden bu zatlar içtihat etmiş hemde bir sevap kazanmış durumdalar!
İbni Ebil Hadid Şerh kitabında 1/484 te diyor ki
Amr İbnül As, Muaviye'ye 'sen Şamlılarla peygambere en yakın biriyle mücadele etmek istiyorsun; O, peygamberin sahabeleriyle, onların kumandan ve hafızlarıyla üzerine yürüyor. sen şamlıları çağır, onlara para ve menfaat kapılarını aç ve ne unutursan unut ancak senin haksız ve Ali'nin haklı olduğunu unutma'
yine İbni Ebil Hadid şerh kitabında 1/137 de şu sözleri yazıyor
Muaviye, Ali'ye karşı güç kazanmak için Amr'dan yardım istedi. Amr, Mısır için pazarlık yapmaya başladı. Muaviye, önce vermek istemedi, öteki ısrar etti. şimdi iki dahi canbaz arasında maç başladı. birbirlerini oyuna düşürüp aldatmaya çalışıyorlardı. Muaviye 'istersem seni aldatırım fakat yapmam' dedi. Amr 'aldatacak adam mı buldun?' dedi. Muaviye 'biraz yaklaş, kulağına bir şey söyleyeceğim'
dedi. Amr kulağını yaklaştırdı, fakat bir şey söylemedi, ancak kulağını ısırdı. 'işte aldattım dedi,'biliyorsun ki odada ikimizden başkası yok, o halde kulağına söylemenin ne anlamı var?
başka bir rivayette, Amr, Muaviye'den Mısır'ı istediği zaman Muaviye 'ey Ebu Abdullah' dedi, 'ben arapların senin için, dünya malı için bu işe girdi demesini istemem' dedi. Amr(istihzayla), 'bırak şunu sende' dedi. Ebul Kasım El Balhı bu sözler hakkında diyor ki ' Amr'ın bırak şunu sende demesi zındıklığa işaret ve belkide zındıklığın ta kendisidir. o demek istiyor ki bırak şu boş lafı, ahiret inancı hurafedir, ne varsa bu dünyadadır'
Ebul Kasım El Balhı daha sonra şunları ekliyor
' zaten Amr İbnül As kıyamet gününü inkar etmekten ve zındıklıktan hiç bir zaman geri kalmadı. Muaviye'de onun gibiydi. islam dinini oyuncak gibi yaptılar. bu fısıldama olayı en büyük kanıttır. bunların birbirlerine düzenbazlık edip oynaşmaları, Ali'nin tertemiz ahlak ve davranışlarıyla nasıl ölçülür? İslam dinine ve ümmetine hakim olabilmek için peygamberin parçası olan Ali gibi lekesiz dürüst bir insanı uzaklaştırıp yerini alabilmek için bu iki kurnaz kurt arasında neler geçiyor.'
Amr'ın dindar bir amcası oğlu vardı. Amr'a dedi ki 'ey Amr sen başkası için dinini verdin' ve sonra ona bir şiir yazdı
sen dünya için dinini sattın, bu işte kulların en kötüsü oldun, Muaviye'yi Ali'ye eşit mi tuttun? yanıldın, kara ile ak arasında fark var. uzanan parmak yıldıza değmez, iyilik nerde, kötülük nerde
bu sözleşme olayını duyan Mervan Amr'ı kıskanıp öfkelendi ve Muaviye'ye 'neden beni satın almıyorsun?' dedi. Muaviye 'ben adamları senin için satın alıyorum'dedi.
ehli sünnet mensubu olan kimi tarihçiler ve alimler de Muaviye ve Amr İbnül As hakkında ki gerçekleri kendi mezheplerinin tutumuna ters olsada söylemekten ve yazmaktan çekinmiyor. sahabelerin dokunulmazlığı ve içtihat kılıfları gerçeği söyleme içgüdüsüne engel olamıyor. tarihi zorbalar yazarmış. ama azda olsa hakikati haykıran kimi tarihçiler, insanlığın karanlığına direnen yanları olmuşlardır. bu insanı gerçekten yüreklendiriyor.
yine İbni Ebil Hadid şerh kitabında 1/484 te diyor ki
sıffın savaşında, Muaviye Amr'dan ordunun düzenini ve savaş hazırlıklarını yapmasını istedi. Amr 'eğer Ali'yi öldürürsek ben ne dilersem alırım' dedi. Muaviye 'ama Mısır için söz kesmedik mi?' dedi. Amr 'Mısır bir cennet yerine geçer mi? ve cehennem Ali'yi öldürmeye karşılık olur mu?'dedi. Muaviye ise 'sus' dedi, 'istediğini al, yeter ki Şamlılar duymasın' dedi. ne kadar acıdır ki cennet yerine Mısır'ı tercih eden bir adam için sahabe sıfatı kullanılıyor ve ehlisünnetin büyük çoğunluğuda bu şahsın adının yanına R.A (Allah ondan razı olsun) ibaresini de koymayı eksik etmiyor.
İbni Ebil Hadid şerh kitabında 1/113 te Muaviye hakkında
Muaviye tek kelimeyle tiyneti bozuk bir insandır; kalleş, yalancı ve çıkarı uğruna hiç bir şeyden çekinmeyen kıyıcı bir zorbadır. bu dahi adam muradına kavuşabilmek için bütün bu niteliklere bürünerek kavuşmuştur. halife ünvanına kavuştuktan sonra olanaklar oranına göre daha zalim ve daha kıyıcı bir durum aldı. sanki gerek valilik ve gerek hilafet döneminde yaptığı yüz kızartıcı kötülüklerden yetinmedi de ölmeden pis oğlu Yezid'i milletin başına getirdi. hemde nasıl! oğlunun ne mal olduğunu herkesten çok bildiği halde.
__________________
|