 |
teymiyyecilik ve vehhabilik |
 |
01.03.2006, 11:59
|
#1 (permalink)
|
|
Yeni Üye
sonosmanlı isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 07.02.2006
Mesajlar: 54
Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 3
|
teymiyyecilik ve vehhabilik
"muhammed bin abdul vehhab tarafından yazılan bir risalenin, ibni teymiyye tarafından şerh edlimesiyle" (1) mezhepleşen teymiyyeciliğin bir çok kolu var. selefilikten tutun, aydınlanma(ıslahatçılık) ğa kadar bir çok fitnenin doğmasına vesile olan ibni teymiyye; üstad necip fazıl tarafından "allah'zaman ve mekan tayin ettiği, müslümanları tekfir ettiği" gibi kimi kriterlere dayanarak, kafir olarak itham edildi. evvelce ehli sünnet alimlerincede kafir olmakla itham edilen ibni teymiyye aslında islam ilimlerini oldukça genç yaşta tahsil etmiş idi. kelam ilminin sulandırılmasıyla başladığı fitnesi 1. dünya savaşı esnasında, ingilizlerce islam birliğinin bozulması için kullanıldı...
tasavvufu reddeden, mutasavvıfları ve vakii diğer mezhep imamlarını küçümseyen, imamı gazali, imamı rabbani , gibi kutubları tekfir edebilen teymiyyecilik, tevili, ve kimi bid'atı ahseneleri reddeder.
"errahmanü alal arşisteva" ayeti celilesindeki istiva kelimesinden yola çıkarak bağdattaki bir hutbesinde (haşa)"allah tıpkı benim şu kürsüden indiğim gibi gökyüzünden iner ve yeryüzünde gezer" diyerek şirke sapmış, ve bunun üzerine devrinin islam alimlerince hakkında reddiyeler yazılmıştır.
aynı kanaati taşıdığım üstad necip fazıl gibi bende bu reddiyeleri ve sarf nahiv ilimlerini okumadan önce, ibni teymiyye fitnesne sapmak üzere idim. lakin ahmdü senalar olsun, osmanlı medrese tedrisat sisteminde bir kaç ayrıntıyı öğrendikten sonra anladımki ; teymiyyecilik bu ümmetin içine atılmış en büyük fitnedir.
prof. seyyid kutuptan, mrs. hamidullaha kadar bir çok mezhepsizin referans kaynağı olan ibni teymiyye hassasiyetle ve uyanıklıa incelenmeli ve irdelenmelidir. günümüzdede islam ilimlerinden kelam ile başlattıkları sulandırmayı yada başka deyişle şirklerini bu satırlarımdan başlamak üzere anlatmaya gayret edeceğim inşallah. tasavvuf ehlinin eksik kalmış halkalarından doğan yanlış zikir yöntemlerini ve biatlarını öne sürerek müslümanların samimi duygularını ve ibadetlerini tekfir edebilme cür'etini gösteren bu ve benzeri kafirleri ve nereden ne kulp bulduklarını anlatmak her müslümana vacip olsa gerektir.
allah yar ve yardımcımız olsun....
*(1) isimler yer değiştirmiştir. yazının yazıldığı zamandaki zaman darlığı ve klavyeye alışamama sıkıntısından böyle bir hata olmuştur. evvelce okuyan herkesden özür dilerim. bunu fırsat zannedip bizi cehaletle itham eden dostumuzada hatırlatırım;ben alim olduğumu iddia etmedim etmemde. haddimi biliyorum. ancak günümüz ve mevzu bahis olan devirdeki islam ailimlerinin fikirlerini nakille kendi fikrimi beyan ederim. lakin bunu tevazuu aracı yapacak kadarda nefsimden emin değilim. hatalarımdan ve eksiklerimden allah'a sığınırım.
|
|
|
|
 |
 |
|
 |
01.03.2006, 12:15
|
#2 (permalink)
|
|
Yeni Üye
sonosmanlı isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 07.02.2006
Mesajlar: 54
Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 3
|
zamanımın darlığı nedeniyle derinlemesine gelecek günlerde inceleyeceğimiz bu konu ile alakalı "önemli" olduğuna inandığım bir konuyu atmış oldum eğer yazmazsam eksik kalacak ve muhtemelen bu sapık fikirlerin tarafında ybende tekfir edliceğim ama hatırlatmakta fayda var; kafirler için indirilen ayetleri müslümanlar için hüküm aracı kılmakda küfürdür.
Eşarp modelleri
linkinde konuyu açan arkadaş sizinle hayatım pahasına bahse girerim ki kur'an ilimlerini ne semtine uğramıştır nede islam ile ilgisi vardır. zira verdiği ayetler islam ehlini bağlamaz, amelinde niyetini önce ortaya koyan hiç bir müslüman bu ayetlerde belirtilen cezalar ile tenkid edilmemiştir.
ehli sünnet olan her mezhep peygamber efendimizin bir mesledeki değişik yorumlarından derlenmiş olmaklığından ötürü haktır!!! 72 fırkadan kasıt ehli sünnet dışında olanlardır.
bir başka yazımda da belirttiğim üzere Bakara suresini son üç ayetini okuyanlar bilir ; derki Allah
” Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, mü’minler de (iman ettiler). Her biri; Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler ve şöyle dediler: “Onun peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz.” Şöyle de dediler: “İşittik ve itaat ettik. Ey Rabbimiz! Senden bağışlama dileriz. Sonunda dönüş yalnız sanadır.
Allah bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar. Onun kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır. (Şöyle diyerek dua ediniz): “Ey Rabbimiz! Unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim Mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.” (Bakara 285-286)”
Yani ne der ; allah’tan indirilene önce peygamer iman etti. Yani salt bir elçi değildir “o” aynı zamanda inanan iman eden ve uygulayandır. Ve onun getirdiklerine iman edenlerde ona uydular. Tıpkı onun gibi iman ettik ve onun gibi kabul ettik demekle onun gibide uygulayacağız dediler. Bizde aynısını söylüyoruz.
sahabeye uzatılan dil dine uzatılmıştır. sahabeyi eksiklikle itham nakillerinde hile ile itham küfürdür!!!
hadis ile sünnet birbirinde ayrılmaz parçalardır. hadisleri sünnetleri nakleden islam imamları tertemiz ve hilesizdireler.
konumuza devam edeceğiz inşallah....
|
|
|
|
 |
02.03.2006, 14:02
|
#3 (permalink)
|
|
Gesperrt
milwaukee isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 12.02.2006
Yaş: 28
Mesajlar: 222
Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 0
|
muhammed bin abdul vehhab tarafından yazılan bir risalenin, ibni teymiyye tarafından şerh edlimesiyle mezhepleşen teymiyyeciliğin bir çok kolu var
CEHALETİNİZ BU SÖZDEN ANLAŞILIYOR.MUHAMMED BİN ABDULVEHHAP İBN TEYMİYYEDEN 600 YIL SONRA YAŞADI.
GERİ KALAN YAZDIKLARINIZ İSE HEP İFTİRA.
KAVMİYETÇİLİĞE TAKILDIĞINIZ İÇİN GERÇEKLERİ GÖREMİYORSUNUZ.
ŞİRK İÇİNE DALMIŞSINIZ.
|
|
|
|
 |
|
 |
02.03.2006, 14:27
|
#4 (permalink)
|
|
Gesperrt
milwaukee isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 12.02.2006
Yaş: 28
Mesajlar: 222
Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 0
|
GEÇMİŞTE NASIL EBU CEHİL TARAFTARLARI PUTLARINI SAVUNUYORSA BUGÜNKÜ EBU CEHİL TARAFTARI MÜŞRİKLERDE SAHTE TANRILARINI SAVUNUYOR.
İBN TEYMİYYE GİBİ DAHİLER İSE BU SAHTE TANRILARA KARŞI SAVAŞ VERDİĞİ İÇİN ONU KABUL ETMİYORLAR.BİNBİR İFTİRA ATIYORLAR.
KURAN OKUMAYIN DİYORLAR ÇÜNKÜ OKUNSA ŞİRK DİNLERİ BOZULACAK.AMA ALLAH ŞÜKÜR KURAN OKUYANLAR BU SAPIK YOLU BIRALIP BÖLÜK BÖLÜK ALLAHIN DİNİNE GİRİYORLAR.
Mekkeli kâfirler dediler ki, artık bizimle Muhammed arasında her hangi bir fark kalmamıştır. Bizde zaten aynı şeyi diyoruz. Kainatı yaratan Allah’tır, fakat ilahelerimiz Allah katında bizim için şefaatte bulunacaklardır
ŞİMDİKİ KAFİRLERDE AYNISINI HATTA İBN ARABİ GİBİ ALLAH DÜŞMANLARI DAHA FAZLASINI SÖYLEYİP ALLAH BİZE İBADET EDER DİYORLAR.
ALLAHA ŞÜKÜR RABBİMİZ KUTSAL TOPRAKLARI BU ŞİRK PİSLİĞİNDEN KURTARDI.İNŞAALLAH BÜTÜN İSLAM ALEMİ TEVHİDİ KABUL EDECEK.
BİZ YALNIZ ALLAHA İNANIRIZ.KUTUP GAVS SAÇMALIKLARINA İNANMAZ ENSABA(TÜRBELERE)
YALVARMAYIZ.
TEVHİD ARABİSTANDA GELDİ PEYGAMBERLE ŞİMDİDE İLK OLARAK ARABİSTANDA GELDİ.
ALLAH HEPİMİZİ ATALARININ DİNİNE UYMAKTAN KAVMİYETÇİLİK SAPIKLIĞIYLA OSMANLIYI SAVUNACAĞIM DİYE ŞİRKİ SAVUNMAKTAN KORUSUN.
SELAM MUVAHHID MUSLİMANLARA OLSUN.
|
|
|
|
 |
02.03.2006, 14:35
|
#5 (permalink)
|
|
Tercübeli Üye
seyfullah putkıran isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 30.09.2005
Bulunduğu yer: Ruhlar Aleminden
Yaş: 24
Mesajlar: 5.931
Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 56
|
Size tavsiyem sizde kuran-ı birazdaha okumanız , ya kerhes kuran-ı okuyor herkes farklı biroyrum getiryor ama kimse merak etmiyor kuran nedemek istiyor? ağzı olan konuşuyor bende dahil  bakalım kuran asıl nedemek istiyor? zaetn her kafan bir ses çıktığı için kuran-a biat edenler onu okuyup onu tastik edenler ben bu işi biliyorum diyen prof.larda tartışıyolarya , hiç düşünmezmi insanlar madem herkes bişey diyor, peki Hak kitap kuran nedemk istiyor?
saygılarımla...
__________________
Bin sene de okusam ne biliyorsun diye sorsalar bana ?
HADDİMİ BİLİRİM derim....
“Rahmân'ın (has) kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler...Kendini bilmez kimseler onlara laf attığında (incitmeksizin) “Selam!” derler (geçerler)” (Furkan 25/63)
|
|
|
|
02.03.2006, 14:37
|
#6 (permalink)
|
|
Gesperrt
milwaukee isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 12.02.2006
Yaş: 28
Mesajlar: 222
Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 0
|
Ben Kurani 50 Kez Okudum.
|
|
|
|
 |
|
 |
02.03.2006, 14:50
|
#7 (permalink)
|
|
Tercübeli Üye
seyfullah putkıran isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 30.09.2005
Bulunduğu yer: Ruhlar Aleminden
Yaş: 24
Mesajlar: 5.931
Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 56
|
ne yani şimdi sayımı yarıştırıcaz kim daha fazla okudu diye ? yapma ilmin bu kadar az olduğunu tahmin etmiyodum  yani ben 51 kere okuduğumda senden daha iyi anlamış olucam yani öylemi? üzüldüm bu haline bu sözünden sonra sana yazı yazıcak bile dğeildim ama şunu anlatayım bu kişinin idrakıyla lakalıdır kimi 1 kere okur anlşatılması gerekeni anlar kimi 50 değil 150 kere okur yinede bir arpa boyu kadar yer alamaz , zaten buyüzden düşmüyormu ilahiyatçılar fıska , ben daha iyibilrim ben daha okudum ben prof. demiyoalrmı? ama kimse Allah ne diyor demiyor ? eee Araplarda bu kitabı çok okudular hatta biz daha iyi anlarız dediler? iyiki arap değilsiniz ...
size tavsiyem Hak nediyor bir dinleyin... ne hi,kmettir bilmem 500 kere okuyan herkes aynı şeyi anlamıyor, herkes gfarklı şeye anlayıp ortalığa düşüyor , neden kimse araştırmıyor , ayet burda nedemek istyor diye? halinize çok üzüldüm. size tavsiyem bidaha okuyun ama dikkatli okuyun bu 50 kereye benzemesin.
saygılarımla...
__________________
Bin sene de okusam ne biliyorsun diye sorsalar bana ?
HADDİMİ BİLİRİM derim....
“Rahmân'ın (has) kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler...Kendini bilmez kimseler onlara laf attığında (incitmeksizin) “Selam!” derler (geçerler)” (Furkan 25/63)
|
|
|
|
 |
 |
|
 |
02.03.2006, 20:26
|
#8 (permalink)
|
|
Gesperrt
milwaukee isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 12.02.2006
Yaş: 28
Mesajlar: 222
Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 0
|
kuranı 50 kez değil bir kez okusan bile bu tasavvufun nasıl bir şirk olduğunu anlarsın.tek bir ayet bile tüm tasavvufu çökertmeye yeter.
29:61 Onlara, "Gökleri ve yeri kim yarattı? Güneşi ve ay'ı kim emrinize verdi?" diye sorsan, "ALLAH,"diye karşılık verecekler. Öyleyse neden sapıyorlar?
31:25 Onlara, "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorarsan, "ALLAH," diyecekler. De ki, "Övgü ALLAH'adır." Ne var ki çokları bilmiyor.
39:38 Onlara, "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan, "ALLAH," diyecekler. De ki, "ALLAH'ın dışında taptıklarınıza ne dersiniz? ALLAH benim için bir zarar dilese onlar O'nun zararını giderebilir mi? Yahut O benim için bir rahmet dilese onlar O'nun rahmetini tutabilir mi? De ki, "ALLAH bana yeter." Güvenenler O'na güvensinler.
43:9 Onlara, "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan, "Onları, Üstün ve herşeyi bilen yarattı," diyeceklerdir.
39:3 Kesinlikle, din sadece ALLAH'a aittir. O'nun dışındakileri evliya (dostlar) olarak edinenler, "Onlar bizi ALLAH'a daha fazla yaklaştırsın diye biz onlara tapıyoruz." (derler). Ayrılığa düştükleri bu konuda onların arasında ALLAH karar verecektir. ALLAH kuşkusuz, yalancıları ve nankörleri doğru yola iletmez
|
|
|
|
 |
 |
|
 |
03.03.2006, 06:59
|
#9 (permalink)
|
|
Tercübeli Üye
seyfullah putkıran isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 30.09.2005
Bulunduğu yer: Ruhlar Aleminden
Yaş: 24
Mesajlar: 5.931
Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 56
|
ya bu ayetleri okumadıkmı zannediyosun, senden evvel anlatmadıkmi zannediyosun bu sitede bu mevular çok konuşuldu, ve her defasıda anlattım onlar duruldu şimdi sen başladın, sende durulursun yakında , şimdi ayetleri okuduk , beni,msedik ve ayetleri uyguluyoruz, ama bu ayelerin konumuzla alaksı olamdığı gbi bizim savunduğumuza hiçbir tezatlık söz konusu dahi değil. belliki ayetler nedemekistemiş daha kavrıyamamışsınız. sadece birni elel alalım bakalım ;
39:3 Kesinlikle, din sadece ALLAH'a aittir. O'nun dışındakileri evliya (dostlar) olarak edinenler, "Onlar bizi ALLAH'a daha fazla yaklaştırsın diye biz onlara tapıyoruz." (derler). Ayrılığa düştükleri bu konuda onların arasında ALLAH karar verecektir. ALLAH kuşkusuz, yalancıları ve nankörleri doğru yola iletmez
şimdi ayette açıktır ki bu putlardır, kişiler o dönemde putlara secde edip ibadet ederlerdi , şimdi bu dönemde kimse hiçbir veliyullaha ibadet etmez, hürmet ayrıdır, tampmak ayrıdır, bunu ayırt edememişsinizki bu ayeti bize şahit diye sunmuşsun.. şimdi sana sorum mürşidine ibadet eden, onu önüne alıp ona secde eden, onun karşısına geçip ona tapınan mürid gördün mü?
ben daha göremedim ki okadar yer gezdim, herkelimizsen Hakkı zikrettiğini gördüm.. şimdi nerden okuyosunuz bunları bilmiyorum ama hepinizin yazıları aynı lambadab çıkmış ışık gibi cümleler aynı ,şahit gösterilen ayetler aynı, hiçmi korkmazsınız Ayetleri düşüncelerinize lahite göstermyei ya söyledikleriniz ynalışsa diye hiç mi düşünmezmisiniz . Ayetlerden sizin kelime oyunlarınıza yahut nerden aldıysanız bu yazıyı onların oyununa gelmez sayın muvahhıd belliki iyi niyetlsizin dilerim sende bu oyuna düşmezsin, öok büyük yanlış içindesin, biz yanlı Allah C.C a ibadet eder, yanlız ondan yardım dileriz, lakin onun velkilerine o sevdiği için hürmet eder, saygı gösteririz. her defasında naltrtaığım bir hikayeyi sanda anlatıcam:
bir gün bir yerde papaz var denzi yolculuğuna çıkıyor: tabi gemi batma çalışmalrında papz Yarabbi yardım et diyor,
kaptan bir can simidi getiryor papaza , papaz kabul etmiyor . ybana rabbim yardım edicek diyor,
sonra bir tekne yanaşıyor, papaz yşne kabul etmiyo bana Rabbim yardım edicek diye, sorna artık son anları bir helikopter geliyor , Tabbi papaz yine yardımı kabul etmiyor ve derken boğuluyor. tabi ölünce okadarsızlanıyor ben okadar yardım diledim bana yardım etmediniz diye:
tabi cevap hemen geliyor, okadar can simidi, tekne, helkopter kendi mi geldi zannediyosun diye.
şimdi idlerim bu papazın durumuna düşmezsiniz. okadar size uyaran gelmiş ama size yardımı kabul etmiyosunuz, ben herşeyi bilirm ben herşeyin farkındayım, düşüncesine bürünmüşsünüz. böyel giderseniz boğulabilrisiniz . onun için Rabbimin vesile kıldıklarına uyarsanız . Rabime hediyelerine vakıf olursunuz.
Kad efleha men zekkâhâ. Ve kad hâbe men dessâhâ) buyruluyor ayet-i kerimede... "Nefsini terbiye eden felâh bulacak; terbiye etmeyen mahvolacak, perişan olacak!" O zaman terbiye etmek mutlaka gerekli!..
Terbiye nerde oluyor?.. Torna tezgâhına mı sokacağız, marangoz hızarına mı vereceğiz?.. Hayır!.. Tekkeye gelecek, kötü huyları atacak, iyi huyları alacak, iyi insan olacak!.. O halde tasavvuf gerekli...
Nefsini de insan kendi kendine terbiye edemez. İnsan kendi kendisini traş bile edemiyor.
Hadi en basit olan işi yap bakalım enseni traş!..
Yapamaz!.. Onun için bir başkası onun ayıplarını görecek, terbiye edecek, eğitecek...
Bunca mektepler niçin kurulmuş, bunca Millî Eğitim Bakanlığı müesseseleri niçin var?.. Eğitim için eğiticiler lâzım geldiğinden vardır.
Eğitimin en kıymetlisi, en güzeli de ma'rifetullahın öğretilmesidir. İnsanın nefsinin terbiye edilmesidir. Ahlâkının güzelleşmesidir, kötü ahlâktan insanın kurtulmasıdır. O halde herkesin buna ihtiyacı vardır. Herkesin en başta boynuna borç olan budur.
Kitap okumakla olsaydı, Allah gökten kitabı indirirdi, "Okuyun bunu!" derdi. Böyle olmuyor, sohbet yoluyla oluyor.
Peygamber Efendimiz gelmiş, 23 senede insanları İslâm'ın hakîkatlerine alıştırmış ve eğitmiştir. Eğitim yoluyla olduğu için kitap yoluyla, okumak yoluyla olmaz! Eğitimin içinde kitap olabilir ama, mutlaka bir eğiticinin olması şarttır ve öyle olmuştur.
Sonra bazı insanları öğretebilirsiniz, şunu oku, şunu ezberle filân diyebilirsiniz ama; fiilen göstererek şunu şöyle yap demek, çok yaygın bir eğitim tarzıdır. Usta-çırak yetiştirme usûlüdür. Gayet kolaydır. Görerek ve uygulamalıdır. Tasavvuf bunu yapıyor. Onun için, böyle olması şarttır.
__________________
Bin sene de okusam ne biliyorsun diye sorsalar bana ?
HADDİMİ BİLİRİM derim....
“Rahmân'ın (has) kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler...Kendini bilmez kimseler onlara laf attığında (incitmeksizin) “Selam!” derler (geçerler)” (Furkan 25/63)
|
|
|
|
 |
 |
|
 |
03.03.2006, 16:21
|
#10 (permalink)
|
|
Gesperrt
milwaukee isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 12.02.2006
Yaş: 28
Mesajlar: 222
Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 0
|
BİZ HİÇBİR ZAMAN ALLAH KORUSUN O SAPIK DİNE GİRMEYİZ.AL SANA TASAVVUFÇULAR.
EŞCİNSELLİK VE TASAVVUF
KUR'AN NESLİ'NİN NOTU:
Aşağıda okuyacağınız çalışma bir eşcinsel tarafından yapılmıştır. Çalışma, Zekeriya Gün'ün 1998-2001 yıllarında Kaos GL dergisinde yayınladığı dizidir. Dolayısıyla kendi sapkınlığını olumlamak için yaptığı hiçbir yoruma katılmadığımızı belirtiriz. Biz yazarın bu çalışmasını tersinden bir delil olarak buraya alıntılıyoruz.
İslam'ın lanetlediği sapkınlıkların muharref gelenekte yaşanmış olması onu haklı çıkartmaz aksine o geleneğin de sapkın olduğunu gösterir.Bu açıdan ne örnek verilen şahsiyetler İslamidir ne de eserler İslam klasiğidir! Şark İslam klasiği olarak tanımlanan Kur'an dışı sapkınlılar sadece sapkın Şark klasikleri olarak tanımlanabilir.
http://www.kurannesli.org
EŞCİNSELLİK VE TASAVVUF
Zekeriya Gün (zek@gay.com)
Eşcinsellik ve Tasavvuf Üzerine
Eşcinsel Birikim
İncelediğimiz tasavvuf metinlerinde birçok eşcinsel öyküye rastlamış ve bunların bir kısmını yazı dizimizin önceki bölümlerinde dikkatlerinize sunmuştuk1. Fakat tasavvufî birikim bizim ulaşabildiğimizden çok daha zengin ve geniştir elbette. Şark-İslam klasiklerinden Türkçeye yapılmış çevirilerden -ki çoğu Farsçadandır- de gözümüzden kaçan ve habersiz olduğumuz birçok metin bulunuyor. Yalnız bu metinlerden zaman zaman konumuzla uzaktan yakından ilgili yayınlarda yapılan alıntılar da bizim için malzeme sunmaktadır.
İşte "Tasavvufta Seks Fenomeni"2 adlı kitap da bu bakımdan konumuzla ilgili malzemeler içermektedir. Bu malzemeyi değerlendirmeden önce Yazarın konuya yaklaşım tarzına eleştiri getirmek istiyoruz.
KİTAPTAKİ EŞCİNSEL ÖYKÜLER
1. Tüysüz Oğlana Methiye
"... Güzel delikanlının biri arzu kemendini dervişler halkasına attı. Merkez noktası gibi sofiler dairesine yerleşti. Yanağı Tanrı'yı arayanların kıblesi oldu! Onlar Tanrı'ya dönmüş olan yüzlerini bu mahbubun (sevgilinin) yüzüne çevirdiler. Futa örtünmüş olan dervişler bu şeker sözlünün etrafına şeker arayan sinekler gibi üşüştüler. Herkes onu kendine mal etmek ister, onun iltifat nazarlarıyla şereflenmek arzusunu güderdi. Nihayet aralarında ayrılık ve kavga baş gösterdi.
Aşk oyununa girenler arasında birbirini dövmek tehlikesi uzak değildir. Çünkü hepsi de güzel yüzlü bir sevgilinin aşkından dem vururlar. Kâbe'nin çevresini dolaşanların süratle koşmak zevkinden dolayı birbirlerine çarpmaları pek yerinde bir harekettir.
Tekkenin piri de o sevdaya külah kaptırmış ve o dava da kendisini şahit tutmuştu. Gence öğüt vermeye başladı." Ey değerli oğul, ey gönüller bağlayan taze" dedi. "Her rastgelenle süt ve şekerin birleşmesi gibi düşüp kalkma, her alçağın aldatıcı ipi ile kuyuya inme, sen Tanrı'nın çehresini aksettiren bir aynasın. Her ipsiz sapsıza yüz gösterme. Her an dizgini yabancıların pençesine kaptırma, hususi halvetinde umuma iltifat gösterme. Senin yanağın parlak bir aynadır, bu saf ve temiz aynayı tozlarla kirletme.
O tatlı delikanlı bu öğüdü işitince kendisine acı geldi, yüzünü ekşitti. Şeyhin huzurundan kalktı ve bir bahaneyle tekkeden dışarı çıktı. Birkaç gün uğramadı. Pir ve müritler onun ayrılmasından üzüldüler. Hicran acısından feryada geldiler, kirpiklerinin elmasıyla zaruret ve zavallılık cevherini deldiler, umutsuzca ağladılar, yoksulluk diliyle ve özür dileme yoluyla şu beyiti tekrarladılar:
"Ey çocuk, geri gel ki hiç kimse senin üzerinde hükmünü yürütemez. Her kiminle oturmak istersen otu, her kimden kaçmak istersen kaç, her ne kadar aklı aldatan ve dine düşman olan bir fettansan da gene geri dön. Çünkü kırık gönüllere sükun veriyorsun. Bizim çektiğimiz bela ve mihnetleri gördüğün halde meclisimizde başkalarının takıntılarıyla oturma derdi bize yetişir."
Delikanlı dervişlerin özür dilediklerini duyunca sert huyluluktan vazgeçti, onların derneğinde yalnız kaldı, hasretini çekenlerin, ayrılığından hasta düşenlerin yanına döndü..." (Molla Câmî, Baharistan, M.E.B Yayınları, s.151)3
2- 'Mahbubperest' Şeyh:
"Yine nakledilmiştir ki bir gün Şemseddin, seyahati esnasında bir şeyhe rastladı. Bu şeyh mahbubperestlik (genç erkekleri seyretme) illetine tutulmuştu. Nerede genç bir çocuk görse onun yüzünü temaşa etmekten kendini alamazdı. Şems ona "Hey, bu ne haldir?" diye çıkıştı. Şeyh "Güzellerin yüzü ayna gibidir. Ben Tanrı'yı o aynada müşahede ediyorum" dedi." (Eflakî, Ariflerin Menkıbeleri, M.E.B Yayınları, c.2, s.205) 4
3. 'Livata' Öyküsü
" Şaranî, Ebu Havde'den şöyle söz ediyor: "Allah ondan razı olsun! Bir kadın veya bıyıkları henüz terlemiş bir genç gördüğü zaman onunla cinsi münasebete kalkışır ve dübürünü yoklardı. Bu kişi ister emirin, ister vezirin oğlu olsun, isterse babasının veya başkalarının huzurunda olsun, arkasını yoklar onunla livata yapmaya kalkışırdı." (Şaranî, et-Tabakatü'l-Kübra, c.2, s.122) 5
***
Bu öykülerin dışında kitapta bir de "Kerametle Transseksüel Olan Şeyh" başlıklı bir öykü yer alıyor. Bu öykü, Abdülaziz Debbağ'ın el-İbriz adlı yapıtından alıntılanmıştır. (Debbağ, s. 41) 6
--------------------------------------------------------------------------------
1Attar ve Câmî'den derlemeler için bk. Kaos GL'nin sayıları.
2Süreyya Aslaner, Tasavvufta Seks Fenomeni, Tevhid Yayınları, İstanbul, 1996.
3Aslaner, s. 121.
4Aslaner, s. 173.
5Aslaner s. 174.
6Öykü için bk. Aslaner, s. 142-143.
|
|
|
|
 |
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Yetkileriniz
|
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
HTML-Kodu Kapalı
|
|
|
|
WEZ Format +2. Şuan Saat: 04:05. |
|
|