 | Takvim de Bugün |  |
09.11.2005, 08:25
|
#1 (permalink)
| | Tercübeli Kul
Üyelik tarihi: 09.11.2005 Yaş: 39 Mesajlar: 425 teşekkür etti: 0
3 konuda 4 teşekkür aldı
Downloads: 0 Uploads: 0 Tecrübe Puanı: 13 | Takvim de Bugün Elimdeki takvim arka sayfasında yer alan yazıları günlük buraya işleyeceğim (nasip olursa). Faydalı olacağını ümid ediyorum. Ben den yazması, bir kişi dahi okusa beni memmun edecektir.... | |
| |  | 9 Kasım 2005 |  |
09.11.2005, 08:26
|
#2 (permalink)
| | Tercübeli Kul
Üyelik tarihi: 09.11.2005 Yaş: 39 Mesajlar: 425 teşekkür etti: 0
3 konuda 4 teşekkür aldı
Downloads: 0 Uploads: 0 Tecrübe Puanı: 13 | 9 Kasım 2005 Bugün 9 Kasım 2005 7 Şevval 1426 Rumî:1421 T.evvel:27 Kasım:2 Berlin Duvarı Yıkıldı (1989) "İFRİD OLDUM" SÖZÜ
İnsanların ağızlarından çokça çıkan sözlerin biri de sevmedikleri kişilerin konuşmaları hareketleri veya
başkasının hoşlanılmayan söz ve davranışlarım duyup gördükten sonra "ifrid oldum" sözüdür. Yani "O konuştukça ben ifrid oldum" veya "öyle yaptıkça ben ifrid oldum" sözünü çok sık duyarız. Bu sözün mahiyeti nedir? bunu bilmeye ihtiyaç vardır.
Biz kısaca izaha çalışalım:
Cinlerin dereceleri vardır. Bunların kafirlerine şeytan, mü'minlerine cin denir. Yani cinlerin habis olanlarına
şeytan denir. Şeytanın kötülüğü bir derece artarsa bu şeytan marid, daha artarsa ifrid adı verilir. Kısacası ifrid şeytanın isimlerinden biridir.
Bir insan her ne vesilesi ile olursa olsun "ifrid oldum", "ifrid oluyorum" derse şeytan oldum veya şeytan oluyorum, demiş olmaktadır. Bilindiği gibi şeytan mahlukatın en şeriri cehennemin demirbaşıdır. Allah ona lanet etmiş huzurundan kovmuştur. Bir insanın kendisini buna benzetmesi ben şeytan oldum demesi kadar ahmaklık düşünülemez.
Hasılı, ifrid şeytanın sıfatlarından biridir. Aklı başında hiçbir mü'minin kendini bu sıfata sokması düşünülemez.  | |
| |  |  | 10 Kasım 2005 |  |
10.11.2005, 09:04
|
#3 (permalink)
| | Tercübeli Kul
Üyelik tarihi: 09.11.2005 Yaş: 39 Mesajlar: 425 teşekkür etti: 0
3 konuda 4 teşekkür aldı
Downloads: 0 Uploads: 0 Tecrübe Puanı: 13 | 10 Kasım 2005 Bugün 10 Kasım 2005 8 Şevval 1426 Rumî:1421 T.evvel:28 Kasımr:3 Mustafa Kemal Atatürk'ün Vefatı (1938) Hz. İSA'NIN MUCİZELERİ
İsrailoğullarına elçi kılacak. (O, İsrailoğullarına şöyle diyecek  "Gerçek şu, ben size Rabbinizden bir ayetle geldim. Ben size çamurdan kuş biçiminde bir şey oluşturur, içine üfürürüm, o da hemencecik Allah'ın izniyle kuş oluverir. Ve Allah'ın izniyle doğuştan kör olanı, alaca hastalığına tutulanı iyileştirir ve ölüyü diriltirim. Yediklerinizi ve biriktirdiklerinizi size haber veririm. şüphesiz, eğer inanmışsanız bunda sizin için kesin bir ayet vardır.
Benden önceki Tevrat'ı doğrulamak ve size haram kılınan bazı şeyleri helal kılmak ürere size Rabbinizden bir ayetle geldim. Artık Allah'tan korkup bana itaat edin. Gerçekten Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyleyse o'na ibadet edin. dosdoğru olan yol işte budur." (Al-i imran ,6)
Hani Meryemoğlu İsa da: "Ey İsrailoğulları, gerçekten ben, sizin için Allah'tan gönderilmiş bir elçiyim. Benden önceki Tevrat'ı doğrulayıcı ve benden sonra ismi "Ahmed" olan bir elçinin de müjdeleyicisiyim" demişti. Fakat o, onlara apaçık belgelerle gelince: "Bu, açıkça bir büyüdür" dediler. (Saf, 6) BİR AYET
"Ey Peygamber! Sana ve sana uyan mü'minlere Allah yeter." GÜZEL SÖZ
Amelin doğruluğu niyetin düzgünlüğü ile orantılıdır".
Hz. Ali (R.A.)  | |
| |  |  | 11 Kasım 2005 |  |
11.11.2005, 10:57
|
#4 (permalink)
| | Tercübeli Kul
Üyelik tarihi: 09.11.2005 Yaş: 39 Mesajlar: 425 teşekkür etti: 0
3 konuda 4 teşekkür aldı
Downloads: 0 Uploads: 0 Tecrübe Puanı: 13 | 11 Kasım 2005 Bugün 11 Kasım 2005 9 Şevval 1426 Rumî:1421 T.evvel:29 Kasımr:4 I.Dünya Savaşı'na Girişimiz (1914) İFRAT VE TEFRİTTEN SAKINMAK
Adalet ve hakkaniyete riayet ederek zulüm ve insafsızlıktan yüz çevir. Her işte orta yolu tut. Çünkü hayır, orta yoldadır. Daima ifrat ve tefritin ortasını bul. Davut aleyhisselam tek tek halkaları sabır ve dikkatle birbirine ekleyerek nasıl sağlam bir zırh yaptıysa,
sen de amellerine elinden geldiği kadar sabır ve itina göster. Taat ve ibadetinde gücünün yettiği ve elinden geldiği kadarıyla iktifa et ki, ifrata kapılıp var gücü ibadet sarf etmek usanç doğurur. Nefsini bıkkınlık getirip geri geri çekilmeyeceği bir şekilde ibadete davet et. Nefs alında biraz güç ve kuvvet bırakman, onu büsbütün nefessiz bırakmandan hayırlıdır.
Nefsin istirahatten olan haz ve nasibini unutma ki, ibadetin selamet ve tamamiyeti huzur ve sıhhat iledir.
(Altın Küpeler) BİR HADÎS
Karnını doyurup uykuya yatan kimsenin kalbi katılaşır. Her şeyin bir zekatı vardır. Bedenin de zekatı da açlıktır. BÎR AYET
"Kendilerine hiyanet edenleri savunma; çünkü Allah hainliği meslek edinmiş günahkarları sevmez." (Nisa -107)  | |
| |  |  | 14 Kasım 2005 |  |
14.11.2005, 08:42
|
#5 (permalink)
| | Tercübeli Kul
Üyelik tarihi: 09.11.2005 Yaş: 39 Mesajlar: 425 teşekkür etti: 0
3 konuda 4 teşekkür aldı
Downloads: 0 Uploads: 0 Tecrübe Puanı: 13 | 14 Kasım 2005 Bugün 14 Kasım 2005 12 Şevval 1426 Rumî:1421 T.sani:1 Kasımr:7 Alemdar Mustafa Paşa'nın Vefatı (1808) BESMELE'NİN AĞIRLIĞI
Rasülullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
"(Kıyamet gününde) Cenab-ı Allah, yaratıklar arasından bir adamı seçer, onun aleyhinde -her biri göz alabildiğince büyük- doksan dokuz defter açar. Sonra ona sorar:
-Bu defterlerde yazılanlardan inkar ettiğin var mı? Muhafız yazıcı meleklerim sana haksızlık etmişler mi
hiç?
- Hayır ya Rab.
- Bu hususta beyan edeceğin bir mazeretin veya bir iyiliğin var mı?
- (Adam şaşar) Hayır ya Rab.
- Hayır, hayır.senin bizim katımızda bir hasenen (iyiliğin) var. Bu gün sana asla haksızlık edilmez.
Cenab-ı Allah, üzerinde 'eşhedü en lailahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve Rasüluh'
yazılı olan bir etiket çıkarır. Meleklere de "Bunu ona bildirin" diye emreder, Bildirirler. Adam da sorar:
- Ya Rab! Bu defterlerin yanındaki bu etiket te ne?
- (Bu gün) sana haksızlık edilmeyecektir.
Defterlerin hepsi terazinin bir kefesine, o etiket te diğer kefesine konulur.
Defterlerin bulunduğu kefe hafif kalır ve yukarıya kalkar; etiketin bulunduğu kefe ise ağır basar, hiç bir şey besmeleden daha ağır basmayacaktır." (Tirmizi, 7-5)  | |
| |  |  | 15 Kasım 2005 |  |
15.11.2005, 08:56
|
#6 (permalink)
| | Tercübeli Kul
Üyelik tarihi: 09.11.2005 Yaş: 39 Mesajlar: 425 teşekkür etti: 0
3 konuda 4 teşekkür aldı
Downloads: 0 Uploads: 0 Tecrübe Puanı: 13 | 15 Kasım 2005 Bugün 15 Kasım 2005 13 Şevval 1426 Rumî:1421 T.sani:2 Kasım:8 K.K.T.C.'nin İlanı (1983) CAHİLİYENİN ZORLUKLAR KARŞISINDAKİ TAVRI
İçinde bulundukları şartlar ne olursa olsun, Müslanların ahlaklarında bir değişiklik olmaz, iman etmeyenler veya kalplerinde hastalık bulunanlar ise zor zamanlara karşı dirençli değillerdir. Mutlaka bir tahammül sınırları, bir "bamtelleri" vardır. Bu nedenle de zorluk ve sıkıntıların üst üste gelmesi, onları çok büyük bir gerginliğe sürükler. Günlük hayatta
neşeli, güler yüzlü, rahat olan insanlar, zorluk anlarında adeta karakter değiştirirler. O kişinin yerine saldırgan, huysuz, ters, asık suratlı ve kaba bir insan gelir.
Müslüman doğruyu ve güzeli sabırla anlatırken, cahiliye insanları anlatmak yerine saldırmayı tercih ederler, işte bu, cahiliyenin gerçek yüzü, gerçek karakteridir.
Bu gerçek karakterin ortaya çıkmasına yol açan nedenler ise, işinden çıkarıIması, bir hastalığa yakalanması, bir kaza, felaket, iflas gibi zorlukların üst üste gelmesi olabilir. Bu karakterdeki insanlar iki gün soğukta kalsalar ya da uykusuz bırakılsalar, alıştıkları konfor herhangi bir sebeple ellerinden alınsa hemen moralleri bozulur ve ümitsizliğe düşerler. BÎR HADİS
Çölde yaşayan kaba ve haşin olur; av ardına düşen şaşar, Sultan kapışma giden fitneye düşer.(Ebu Davud, Tirmizi) BİR AYET
"Allah'ın rahmeti ile onlara yumuşak davrandın. Eğer sert ve katı kalpli olsaydın, etrafından dağılırlardı."
(Al-i imran-159)  | |
| |  |  | 16 Kasım 2005 |  |
16.11.2005, 13:45
|
#7 (permalink)
| | Tercübeli Kul
Üyelik tarihi: 09.11.2005 Yaş: 39 Mesajlar: 425 teşekkür etti: 0
3 konuda 4 teşekkür aldı
Downloads: 0 Uploads: 0 Tecrübe Puanı: 13 | 16 Kasım 2005 Bugün 16 Kasım 2005 14 Şevval 1426 Rumî:1421 T.sani:3 Kasım:9 Hafız Esat Yönetime El Koydu (1970) İYİ ARKADAŞIN VASIFLARI
Arkadaşlık yaptığın dostun, sana kardeş muamelesi yapmaya devam ettikçe, sen de onun dostluk ipine iyice yapış ve ayrılmayı düşünme. O Hakk'ın müdafi bulundukça, onunla hazarda ve seferde dostluğa devam et.
Dost tuttuğun kimse böyle olmaz da Allah'ın yasak ettiği şeylere yakınlaşır ve gönlünde beslediği her türlü
fenalıklar meydana çıkmaya başlarsa, öyle dostun dostluğunu bir "nâlin tasması"na sat. Birbirinizi bağlayan muhabbet ipi mukabilinde bir at kolanı bile verilse, kolanı alıp ipini ver.
Sadık dost; panzehirden hayırlı, fena dost da zehirden daha zararlıdır.
Kurtuluşa erenler, ancak ve ancak Allah ü Teala'ya verdikleri ahd ve misaka vefa göstermekle dinini ikmal
eden ihlas ve vefa sahihleridir.
Çorak yerde sümbül yetişmez. Onun için boşuna emek sarf etme. Fenalara iyilik yapmak, iyilere kötülük
etmek demektir. (Altın Küpeler) BÎR HADÎS
Dünyasını ahireti için ve ahiretini dünyası için terk eden sizden biriniz, dünya ve ahireti için çalışmadıkça sizin hayırlınız değildir. Çünkü dünya, ahirete erişmek içindir. Halk üzerine yük olmayınız. BÎR AYET
O kıyameti yaklaşmış gördüklerinden kafirlerin yüzleri çirkin bir hale getirilmiş ve kendilerine "işte bu sizin iddia ettiğiniz şeydir" denilir. (Mülk 27)  | |
| |  |  | 17 Kasım 2005 |  |
17.11.2005, 14:41
|
#8 (permalink)
| | Tercübeli Kul
Üyelik tarihi: 09.11.2005 Yaş: 39 Mesajlar: 425 teşekkür etti: 0
3 konuda 4 teşekkür aldı
Downloads: 0 Uploads: 0 Tecrübe Puanı: 13 | 17 Kasım 2005 Bugün 17 Kasım 2005 15 Şevval 1426 Rumî:1421 T.sani:4 Kasım:10 Vahdettin'in Vatan'dan Ayrılışı (1922) KUR'AN'DA MÜSLÜMAN
Kur'an Müslümanı şöyle anlatır ki onlar, yalan şahidlikte bulunmayanlar, boş ve yararsız sözle karşılaştıkları zaman onurlu olarak geçenlerdir. Onlar, kendilerine Rablerinin ayetleri hatırlatıldığı zaman, onun üstünde sağır ve körler olarak kapanıp
kalmayanlardır.Ve onlar: "Rabbimiz bize eşlerimizden ve soyumuzdan gözün aydınlığı olacak (çocuklar) armağan et ve bizi takva sahiplerine önder kıl," diyenlerdir, işte onlar, sabretmelerine karşılık (cennetin en gözde yerinde ) odalarla ödüllendirilirler ve orada esenlik dileği ve Selam'la karşılanırlar. Orada ebedi olarak kalıcıdırlar o, ne güzel bir karargah ve ne güzel bir konaklama yeridir. (Furkan, 72-76)
(Öyle) Adamlar ki, ne ticaret ne alış-veriş onları Allah'ı zikretmekten dosdoğru namazı kılmaktan ve zekatı
vermekten -tutkuya kaptırıp alıkoymaz'; onlar, kalplerin ve gözlerin inkılaba uğrayacağı (dehşetten allak bullak olacağı) günden korkarlar. Çünkü
Allah, yaptıklarının en güzeliyle karşılık verecek ve onlara Kendi fazlından artıracaktır. Allah, dilediğini hesapsız rızıklandırır. (Nur, 37-38) BİR AYET
"Ey iman edenler! Kendilerine Allah'ın gazap ettiği bir kavmi dost edinmeyin. Zira onlar kafirlerin kabirlerdekilerden (onların dirilmesinden) ümit kestikleri gibi ahretten ümit kesmişlerdir." (Mümtehine-13) ÖZLÜ SÖZ
"Kötülük edebilmek ellerinde iken bütün ömrünü doğrulukla geçirmek çok güç ve övgüye değer bir şeydir." EFLATUN  | |
| |  |  | 18 Kasım 2005 |  |
18.11.2005, 15:46
|
#9 (permalink)
| | Tercübeli Kul
Üyelik tarihi: 09.11.2005 Yaş: 39 Mesajlar: 425 teşekkür etti: 0
3 konuda 4 teşekkür aldı
Downloads: 0 Uploads: 0 Tecrübe Puanı: 13 | 18 Kasım 2005 Bugün 18 Kasım 2005 16 Şevval 1426 Rumî:1421 T.sani:5 Kasım:11 Deniz Harp Okulu'nun Kuruluşu (1733) LUT HALKININ AZGINLIĞI
Şehir halkı birbirlerine müjdeler vererek geldi. (Hicr, 67)
Kavmi ona doğru koşarak geldi; onlar daha önceden kötülükler işlemekteydiler. "Ey kavmim" dedi. "işte benim kızlarım, bunlar sizler için daha temizdir. Artık Allah'tan korkun ve beni misafirim önünde küçük düşürmeyin, içinizde hiç aklı başında olan (reşid) bir
adam yok mu? (Hud, 78)
(Lut onlara) "Bunlar benim konuğumdur, beni utandırıp-dillere düşürmeyin" dedi. "Allah'tan korkup-sakının ve beni küçük düşürmeyin." Dediler ki:
"Biz seni "herkes(in işin)e karışmaktan' alıkoymamış mıydık? "Dedi ki:
"Eğer yapmak istiyorsanız, işte bunlar benim kızlarım." (Hicr, 68-71)
Dediler ki: Andolsun, senin kızlarında bizim haktan bir şeyimiz (ilgimiz ve arzumuz) olmadığını sen de bilmişsindir. Bizim ne istediğimizi gerçekte sen
biliyorsun." (Hud, 79) ÖZLÜ SÖZ
İrfan ocağında pişen çorbayı Tekkeyi bekleyen içer demişler! BİR AYET
De ki: Allah size bir kötülük dilerse, O'na karşı sizi kim korur; ya da size rahmet dilerse (size kim zarar verebilir)? Onlar, kendilerine Allah'tan başka ne bir dost bulurlar ne de bir yardımcı"
(Ahzab-17)  | |
| |  |  | 21 Kasım 2005 |  |
21.11.2005, 15:01
|
#10 (permalink)
| | Tercübeli Kul
Üyelik tarihi: 09.11.2005 Yaş: 39 Mesajlar: 425 teşekkür etti: 0
3 konuda 4 teşekkür aldı
Downloads: 0 Uploads: 0 Tecrübe Puanı: 13 | 21 Kasım 2005 Bugün 21 Kasım 2005 19 Şevval 1426 Rumî:1421 T.sani:8 Kasım:14 ABD, Pasifik'de Hidrojen Bombası Denedi (1952) TAHKİKİ ÎMAN VE TAKLİDİ ÎMAN
Din ve itikad hususunda ilim ve ikaan (yakin hasıl etme, kafi bilme) bayrağı altında yürü. Rastgele falan
veya filanın nakil ve rivayetiyle yetinme. Tahkiki imanı elde et; taklidde kalma, Yatan aslandan gezen tilki
yeğdir. Ehl-i tahkik indinde imanında mukallid olan, çiseli poyrazda kalmış uyuz keçiden daha zavallıdır.
İtikadi meselelerde taklide uyan kimse, kapalı kapı arkasında anahtarım kaybedene, birçok taklidi rivayet
bildiği halde hakikate götürecek delilleri bilemeyen de, hayli odun topladığı halde yakacak çakmağı bulunmayan kırda kalmış kimseye benzer.
Eğer itikadi sapıklığın anası varsa, oda takliddir. Cenab-ı Hak taklide bağlanıp, onu kendine rehber eden kimseyi sapıklıktan kurlarsın. (Altın
Küpeler) ÖZLÜ SÖZ
Gündüz kandili hazırlamayan, gece karanlığa razı demektir. (C. Şahabettin) BÎR AYET
"Ey iman edenler! Eğer bir fasık size bir haber getirirse onun doğruluğunu araştırın. Yoksa bilmeden bir topluluğa kötülük edersiniz de sonra yaptığınıza pişman olursunuz." (Hucurat - 6)  | |
| |  | | Seçenekler | | | | Stil | Normal |
Yetkileriniz
| Konu Acma Yetkiniz Yok Cevap Yazma Yetkiniz Yok Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok HTML-Kodu Kapalı | | | | WEZ Format +2. Şuan Saat: 04:46. | | |