Zurück   IslamForum Ne Olursan Ol Gel > IslamForum Genel > Arşiv

Bu Alana Reklam Verebilirsiniz

 
 
LinkBack Seçenekler Stil

Mutasavvif Esseyyid şeyh Osman Nuri Bağdadi (ölmeztoprak) Hazretleri
Alt 28.10.2006, 17:07   #1 (permalink)
Tercübeli Üye
 
seyfullah putkıran - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
seyfullah putkıran isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 30.09.2005
Bulunduğu yer: Ruhlar Aleminden
Yaş: 24
Mesajlar: 5.925
Tesekkür Etti: 7
20 Kunu Icin 28 Tesekkür Aldı
seyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biri
Tecrübe Puanı: 57
Standart Mutasavvif Esseyyid şeyh Osman Nuri Bağdadi (ölmeztoprak) Hazretleri

MUTASAVVIF ESSEYYİD ŞEYH OSMAN NURİ BAĞDADİ (ÖLMEZTOPRAK) HAZRETLERİ

Şeyh Osman Nuri Efendi 1881 tarihinde Osmanlı devletinin Bağdad Vilayetinde doğdu. Babası Muhammed Emin Efendi, Annesi Fehime Hanımdır. Şeyh Osman Nuri Hazretleri çocukluk ve gençlik yıllarında bir taraftan dünyevi ilimler öğrenip, askeri okullardaki tahsilini yürütürken, diğer taraftan’de babası tarafından Bağdad’ta özel olarak tutulan hocalardan, lisan dersleri alıyor ve Medreselerdeki hoca efendilerden’de Kur’an, Tefsir, Hadis gibi islami ilimleri öğreniyordu.

Şeyh Osman Nuri Efendi yukarıda bahsedilen ilimler ve tahsil hayatının yanında, Irak’ın büyük Mutasavvıflarından Şeyh Ömer Ziyaeddin Hazretlerinin dergahında tasavvufi eğitiminide sürdürüyordu.

Şeyh Osman Nuri Efendi Hazretlerinin babası, Muhammed Emin Efendi’de Şeyh Ömer Ziyaeddin Hazretlerinin babası ve Büyük Mutasavvıf Şeyh Mevlana Halid Hazretlerinin halifesi olan, Şeyh Osman Seraceddin Tavili Hazretlerinin bağlılarından idi.

Osman Nuri Efendi, İstanbul’da askeri okulda öğrenci iken, Şeyh Ömer Ziyaeddin hazretlerinin, İstanbul da bulunan bir tarikat görevlisinden ilahi bir işaretle tasavvufi bağlılığını yapmıştır. Daha sonra kendileri okul tatillerinde ve mezun olup subay olarak atandığı Bağdad’ta Osmanlı Ordusundaki vazifesi esnasında, çok güç şartlar içerisinde olmasına rağmen Şeyh Ömer Ziyaeddin hazretleninin ikamet ettiği Biyara ya ziyaretler yaparak, Mürşidin sohbetlerinde ve manevi feyizlerinden istifade etmeye çalışmıştır.

Şeyh Osman Nuri Efendinin mürşidi, Şeyh Ömer Ziyaeddin Hazretleri Miladı 1900 yılında ahirete irtihali ile, yerine geçen oğlu Şeyh Muhammed Necmettin hazretlerine de aynı ilahi aşkla bağlanmış ve Şeyh Necmeddin hazretleri tarafından irşad edilmiştir.

Şeyh Osman Nuri Efendi Hazretleri, Cenab-ı Hakkın yardımı ve mürşidlerin himmetiyle, hem zahiri ilimleri, hemde manevi ilimlerde zirve bir şahsiyet oldu.

Şeyh Osman Nuri Efendi, İstanbul’da girdiği Harbiye Mektebinden Piyade sınıfından Subay olarak mezun olduktan sonra, Osmanlı devletinin Bağdad’ta bulunan Ordusuna atandı. 1914 yılında başlayan 1.Dünya savaşında Erzurum, Kars Cephesinde (Şark Cephesinde) görevlendirildi. Savaş meydanında gösterdiği cesaret ve kahramanlıkları, yanında asker olarak çarpışanlar tarafından övgüyle nakledilmiştir. Dört yıl süren bu harpten sonrada, Mardin, Derik, Diyarbakır ve Elazığ’da çeşitli askeri hizmetlerde bulunmuştur. Şeyh Osman Nuri hazretleri otuz yıla yaklaşan askerlik hayatını, Kıdemli Binbaşı rütbesinde, Elazığ Askerlik Şube reisi iken emekliye ayrılarak noktalamıştır.

Şeyh Osman Nuri Hazretleri anne ve baba tarafından Seyyid olup, tasavvuf hayatındaki mürşidi Irak’ta meşhur mutasavvıflardan Şeyh Ömer Ziyaeddin hazretleridir. Mevlana Halid-i Bağdadi hazretlerinin halifesi olan Şeyh Osman Seraceddin hazretlerinin oğludur. Şeyh Osman Nuri hazretleri, mürşidi, Şeyh Ömer Ziyaeddin hazretlerine çok genç yaşlarda büyük bir manevi aşkla bağlanmış, gerek mürşidinin himmeti ve gerekse de kendisinin gayret ve çabaları ile çok kısa zamanda büyük manevi derecelere erişmiştir. Ömer Ziyaeddin hazretlerinin vefatı ile hayatının en büyük acısını yaşamı bu dayanılmaz acıya ve ayrılığı ancak, Şeyh Ömer Ziyaeddin hazretlerinin yerine geçen oğlu, Şeyh Muhammed Necmeddin hazretleri biraz olsun dindire bilmiş ve bundan sonraki manevi yolculuğu ise onun önderliğinde devam etmiştir. Şeyh Muhammed Necmeddin hazretleride, Babası Ömer Ziyaeddin hazretlenin kendisine yaptığı vasiyet gereği olarak, onun yetiştirip bir insanın gelebileceği manevi olgunluğun en yüksek mertebesine çıkartmıştır.

Böylece, mürşitlik makamına gelen Şeyh Osman Nuri Efendi Hazretleri, bu defada kendisi manevi önderlik görevini yüklenmiştir. Bütün bir ömrü savaşların ve yoklukların yaşandığı bir dönemde askerlik gibi zor bir mesleği severek yürütmek ve tüm çile ve zorluklarıyla tasavvufi hayatı hiç taviz vermeden yaşamak şeklinde geçirdi. Önüne çıkan her türlü güç şartlar, onu ne cephedeki düşmana karşı verilen savaşlardan yıldırmış ve nede iç alemindeki nefis mücadelesin ve maneviyat yolculuğunda asla geri döndürememiştir.

Şeyh Osman Nuri Efendi Hazretleri, Şeyh Ömer Ziyaeddin ve Şeyh Muhammed Necmeddin Hazretleri tarafından irşat edilip, mürşidlik makamına geldikten sonraki hayatında, bu defada kendisinin irşat faaliyetlerini sürdürmüş ve sayısız insana, Allah sevgisini, ibadet lezzetini, manevi huzura ve insan olmanın fazilet, sorumluluk ve muhabbetini yaşayarak öğrenmeleri yolunda büyük çabalar sarf etmiştir. Kendisini gören ve bugün hayatta olan yada vefat eden yakınları ve talebelerinin, Şeyh Osman Nuri Hazretlerinin sohbet, keşif ve kerametleri hakkında anlattıkları, kitapların alamayacağı kadar nihayetsiz olup, dinleyenleri hayretlere düşürecek böyle bir zatın bu asırda yaşayabileceğine dahi inanmamaktadırlar. İşte bu harikulade hallerinden dolayı kendisine zamanın Abdulkadir Geylanisi denilmektedir.

Şeyh Osman Nuri Efendi Hazretleri, askerlik mesleğinden emekli olduktan sonra, ara, ara gittiği Malatya’da, kendisini tanıyıp sevenlerin, ısrarı ve ilahi bir işaretle, 1931 yılında Malatya’ya göçerek oraya yerleşmiştir. Malatya’ya gidişlerinin birinde (1926) yılında daha sonra kendisinin halifesi olacak, Şeyh Ali Kara Hazretleri ile karşılaşır. O günlerde 26 yaşındaki Ali Efendi ile, Şeyh Osman Nuri Efendi arasında başlayan Mürşit, Mürit ilişkisi, kendisinin 1943 yılında Kasım ayının sonlarına doğru Yozgat şehrinde mecburi iskana tabi tutulması ve orada ahrete irtikaline kadar devam etmiş daha sonrada mürşitlik görevini kendi sağlığında halife makamında bulunan, Şeyh Ali Kara Hazretleri, 1971 yılına kadar sürdürmüştür.

Şeyh Osman Nuri Efendi Hazretleri, etkileyici sohbetleri ve kerametleriyle insanları etrafına toplamış ve onları halka, Hakka ve Devlete karşı en temiz ve güzel duygu ve düşüncelerle bezendirmiş, Cenab-ı Hakkın 20. asırda insanlık alemine gönderdiği en büyük bir armağandır.

Şeyh Osman Nuri Efendi Hazretleri, 1944 yılının 23 Ocak Tarihinde Yozgat’ta ahrete intikal etmiş olup, Yozgat’ın Sarıtopraklık kabristanlığında bulunan türbesi, yurdumuzun dört bir yanından gelen insanların ve sevenlerinin ziyaret edip, manevi şifa ve huzur bulduğu bir NUR ABİDESİDİR...
__________________
Bin sene de okusam ne biliyorsun diye sorsalar bana ?
HADDİMİ BİLİRİM derim....

Rahmân'ın (has) kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler...Kendini bilmez kimseler onlara laf attığında (incitmeksizin) “Selam!” derler (geçerler)” (Furkan 25/63)
 

EVLİYALARIN HAZRETİ GAVS'TAN (r.a.) ÇEKİNMELERİ...
Alt 28.10.2006, 17:08   #2 (permalink)
Tercübeli Üye
 
seyfullah putkıran - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
seyfullah putkıran isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 30.09.2005
Bulunduğu yer: Ruhlar Aleminden
Yaş: 24
Mesajlar: 5.925
Tesekkür Etti: 7
20 Kunu Icin 28 Tesekkür Aldı
seyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biri
Tecrübe Puanı: 57
Standart EVLİYALARIN HAZRETİ GAVS'TAN (r.a.) ÇEKİNMELERİ...

EVLİYALARIN HAZRETİ GAVS'TAN (r.a.) ÇEKİNMELERİ...
Hazreti Gavs-ül Bağdadi (r.a.) çok kahhar bir tecelli altında olduğundan, onu hem azametli, hem de çok korkulan yanına yaklaşılmayan biri yapmış... Allah ile (c.c) konuşması, azametli bir gavsullah oluşu, İsa (a.s.) gibi ölüleri diriltmesi, hiçbir şeyden çekinip korkmaması, ruhani eliyle dünyanın dört bir yanına himmetiyle dalması gibi pek çok sırdan dolayı evliyalar, veliler onu gördüklerinde bu kahhar tecellinin azametinden kaçışırlarmış... Müritlerince nakledilen bir olayda Hazreti Gavs (r.a.) birgün Diyarbakır'daki bir şeyhi ziyaret etmiş. Sohbetleri sırasında o şeyhin bir müridi manen bitkin, takatsiz bir halde yanlarına gelince şeyhi: “Ne oldu oğlum sana?” demiş... O mürit: “Şehirden geliyordum. Karşıdan Kürt Celal lakaplı bir evliya geliyordu. İçimden hep müritlerini vurup helak ediyor. Keşke böyle yapmasa dedim... Tam yanından geçerken, “vaktine hazır ol!” diyerek himmetiyle beni vurup helak etti,” demiş... O, kahhar gücüyle Diyarbakır'da cami minarelerini ruhani eliyle salladığı söylenen bu dehşetli evliyanın müridine yaptığı hareket karşısında ne yapacağını şaşıran şeyhi sessiz kalmış. Çünkü ona ruhani gücü yetmiyormuş. Bu arada Gavs-ül Bağdadi Şeyh Osman Nuri (r.a) bu duruma oldukça öfkelenmiş... O müride şeyhinin perişan ve şaşkın bakışları arasında şöyle haykırmış: “Oğlum... Var git Kürt Celal'in tekkesine... Karşısında dur... Kürt Celal vaktine hazır ol,” de... Kabe'yi rabıta et... Gerisine karışma... Öylece rabıtada kal!” demiş... Mürit şeyhin müsadesiyle Kürt Celal lakaplı o dehşet ve kahhar evliyanın tekkesine gelmiş. Karşısında vurduğu müridi görünce Kürt Celal: “Niye geldin?” diye çıkışmış... O mürit: “Kürt Celal vaktine hazır ol!” demiş ve söylendiği gibi rabıtaya dalmış... Bir müddet öyle kaldıktan sonra gözlerini açmış... Kürt Celal mosmor olmuş, güçlükle nefes alıp veriyormuş... Ölümcül bir duruma gelmiş... O mürit, Şeyh Osman Nuri-yi Bağdadi'nin yanına koşup olanları anlatmış. Şeyh Osman Nuri (r.a.): “Şeyhim Necmedddin'in (r.a.) ruhaniyatı onun hayat yaprağını kuruttu. Rabıtada kalsaydın o boğulup ölürdü demiş...

Bir rivayette Kürt Celal lakaplı o evliyanın ilmi de gitmiş... Affı için Şeyh Osman Nuri'ye (r.a.) yalvarmış... Şeyh Osman: “Allah (c.c.) sana bu ilmi verdi ki onu bunu vurup helak mı edesin!” diye o evliyayı azarlamış. Evliyalığına ait sırlarını almış ona tekrar vermemiş. Buna benzer yüzlerce olayda hem halifelerinden hem müritlerinden, hem de diğer yollardan sille vurduğu evliyalar olmuş... Seyyid Hakim Arvasi (r.a.), Alvarlı Efe Hazretleri (r.a.) gibi pek çok evliyaullah “O, Arap şeyhin vesileliğiyle bizler Allah'ın (c.c.) nurunu alıyoruz...” diyerek Şeyh Osman Nuri-yi Bağdadi'yi (r.a.) metheden sözler söylemişlerdir... Ona derin bir sevgi duymuşlardır... Bütün bunların en doğrusunu bilen Rahman'dır...
__________________
Bin sene de okusam ne biliyorsun diye sorsalar bana ?
HADDİMİ BİLİRİM derim....

Rahmân'ın (has) kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler...Kendini bilmez kimseler onlara laf attığında (incitmeksizin) “Selam!” derler (geçerler)” (Furkan 25/63)
 

Dünyaya Gelmeden önceki Tasarruflari...
Alt 28.10.2006, 17:09   #3 (permalink)
Tercübeli Üye
 
seyfullah putkıran - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
seyfullah putkıran isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 30.09.2005
Bulunduğu yer: Ruhlar Aleminden
Yaş: 24
Mesajlar: 5.925
Tesekkür Etti: 7
20 Kunu Icin 28 Tesekkür Aldı
seyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biri
Tecrübe Puanı: 57
Standart Dünyaya Gelmeden önceki Tasarruflari...

DÜNYAYA GELMEDEN ÖNCEKİ TASARRUFLARI...

Hazret-i Gavs Şeyh Osman Nuri-yi Bağdadi (r.a.) bir rivayette bu olayın tanığı olan gelinlerinin anlattıklarından hareketle şöyle bir olayı aktarmıştır: “Şeyhi ziyarete seksen, doksan yaşlarında bir teyze gelmişti. Şeyh oğluyla içeriye girdi. Bu arada o köylü kadın yüzünü peçeyle örtüp, neredeyse yerlere yapıştı.” Şeyh: “Teyze biz de senin oğlun yaşındayız. Bizden ne mahcup olursun!” dedi.. Kadın mahcubiyetinden neredeyse yere yatacaktı. Şeyhe çay getirdik. Çayı üzümle içiyordu. o yıllarda şeker çok az bulunan bir şeydi. Ve konuşmaya başladı... Teyze sen on beş on altı yaşlarındaydın... Hava sıcaktı... Damda yatıyordun... Birdenbire zikir sesi duydun ve uyandın... Hz.Nebi (s.a.v), Al ve Ashabı, Ricalül Gayb Erleri zikrederek geçiyorlardı... Sen onları gördüğünde dehşetten bayılacak gibi oldun...” demiş... Bu esnada teyze hayretle yerinden doğrulup yüzünü açarak şeyhe bakmaya başlarken şeyh devam etmiş: “Kendini kaybedip tam aşağı düşecekken bir gaybi el seni tuttu... Yerine koydu...” dedi ve gülerek sustu. Kadının hayretten ağzı açık kalmıştı. Şeyhe çok dikkatli bir şekilde baktı... Baktı... Ve haykırdı: “O beni tutan kişi sendin, aman Allah'ım sendin!” diye ağlamaya başlarken, Şeyh Osman Nuri-yi Bağdadi (r.a.): “Evet... O bizdik...” diyerek gülümsedi. (Bu olay olduğunda Hazret'i Gavs'ın (r.a.) o kadınla aynı yaş diliminde olmadığı, aşağı yukarı 30-40 sene önce dünyaya gelmeden ruhaniyatıyla bu tasarrufu yaptığı oldukça açıktır.) Sonra çayını bitirip odasında kendini bekleyen ihvanlarının yanına gitmiş...[
__________________
Bin sene de okusam ne biliyorsun diye sorsalar bana ?
HADDİMİ BİLİRİM derim....

Rahmân'ın (has) kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler...Kendini bilmez kimseler onlara laf attığında (incitmeksizin) “Selam!” derler (geçerler)” (Furkan 25/63)
 
 

Lesezeichen

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB-Code ist Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
ÖYLE BİR RAHMETKİ... Gönül Bahçesinden Osman nuri topbaş ( tavsiye edilir çok güzel ) fetih Resul-i Ekrem (S.a.v) Efendimiz 65 16.07.2008 21:38
Şeyh Edebali'nin Osman Gaziye nasihati reyyan Genel Islam Konular 2 21.07.2007 13:32
ABDÜLFETTÂH-I BAĞDÂDÎ AKRÎ hazretleri KIRK YIL HIZMET ETTİ beyaz_ışık Evliya ve Ulema'nın Hayatları 1 15.07.2007 17:14
Osman Nuri Topbaş Hoca'dan "Hak ve Adalet" Ebu Zerr Oku - Düşün - Anla 0 01.07.2007 21:24
Şeyh Ebabili'nin Osman Beye Nasinatı hasret Oku - Düşün - Anla 6 25.06.2007 11:35



WEZ Format +2. Şuan Saat: 03:29.


Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.

Template-Modifikationen durch TMS
IslamForumAd Management RedTyger