Zurück   IslamForum Ne Olursan Ol Gel > IslamForum Genel > Arşiv

Bu Alana Reklam Verebilirsiniz

 
 
LinkBack Seçenekler Stil

"Allah tek seçicidir"(şirk üzerine)
Alt 16.10.2006, 02:15   #1 (permalink)
Yeni Üye
 
wamblee isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 16.10.2006
Mesajlar: 6
Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
wamblee Tanınma yolunda
Tecrübe Puanı: 0
Standart "Allah tek seçicidir"(şirk üzerine)

Yazı çok uzun bilgisayarınıza indirmek için download linki
http://rapidshare.de/files/36894363/...K_SE___304_C__ 304_D__304_R.doc.html
iletişim içinakgoz@gmail.com

ALLAH TEK SEÇİCİDİR



Hamd (övgü) alemlerin rabbi olan Allah’a aittir. Hiçbir zaman ve mekan istisnası olmaksızın mülkü (egemenlik-hakimiyet) elinde bulunduran O’dur. Allah göklerde yerde ve ikisi arasında bulunanları yaratan onlara tek başına sahip olandır. Allah insanı ve insanın hizmetine sunduğu zaman ve mekanı, oyun ve eğlence olsun diye yaratmamıştır. Allah insanı yaratmış ve insanı kendisinin de üzerinde bulunduğu dosdoğru yola davet etmiştir. Allah’ın seçtiği insanlar bu davete icabet edenlerdir. Göklerle yer, hayat ve ölüm Allah’ın insanlar arasında seçim yapması için yaratılmışlardır.

İslam mülkün tek sahibi olan Allah’a teslim olmak ve O’nun seçimlerine (hükümlerine) rıza göstermektir. Müslüman, dünyada ve hesap gününde Allah’ın tek seçici olmasına itiraz etmez. Yalnız Allah’a kulluk eder ve yalnız O’ndan yardım umar.

Şirk ise Allah’a inandığını ifade eden insanların Allah’ın tek seçici olmasına itirazlarından doğar. Müşrikler Allah’ın tek seçici olmasından rahatsız oldukları için Allah’ın dünyadaki ve hesap günündeki seçimlerine etki edeceklerini umdukları ‘ortaklar’ icat ederek onlardan yardım beklerler. Halbuki Allah dünyada ve hesap gününde tek seçicidir. Müşrikler yalnızca kendilerin kandırırlar.



-Rabbin dilediğini yaratır ve seçer. Seçim onlara ait değildir. Allah onların ortak koştukları şeylerden uzaktır yücedir. Rabbin onların göğüslerinin neyi gizleyip neyi açığa vurduğunu bilir. O kendisinden başka tanrı olmayan Allah’tır. İlkte de sonda da (dünyada da ahirette de) hamd O’na mahsustur. Hükümde O’nundur ve O’na döndürüleceksiniz. 28 / 68-70



Seçim ilk insan olan Hz. Adem’le başlamıştır ve kıyamete kadar sürecektir. Allah’ın dünyadaki seçimi elçilik ve hidayet olarak kendisini gösterir. Allah yarattığı kullardan kimini elçi olarak görevlendirerek, kimini de hidayet ederek seçer ve kendisine yaklaştırır.



-Andolsun biz önceden Adem’e (o ağaçtan yememesini) emretmiştik unuttu. Biz onda bir azim (ve sebat) bulamadık. Meleklere :’ Adem’e secde edin demiştik secde ettiler yalnız İblis diretti. Dedik ki : ‘Ey Adem bu senin ve eşinin düşmanıdır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın sonra yorulursun. ‘Şimdi burada acıkmayacaksın çıplak kalmayacaksın.’ ‘Ve sen susamayacaksın kuşluk vakti güneşinden etkilenmeyeceksin.’. Nihayet şeytan ona fısıldayıp : ‘Ey Adem sana ebedilik ağacını ve yok olmayacak bir hükümranlığı göstereyim mi?’ dedi.O ağaçtan yediler. Böylece kendilerine kötü yerleri göründü. Üstlerini cennet yaprağıyla örtmeye başladılar. Adem Rabbinin buyruğuna karşı geldi de şaşırdı. Sonra Rabbi onu seçti tövbesini kabul etti doğru yola iletti. 20 / 115-122



Allah’ın dünyadaki seçimi hidayettir. O tek seçici olarak dilediğini doğru yola iletir. O’na bu konuda kimse etki edemez.



-( Ey Muhammed) Sen sevdiğini doğru yola iletemezsin fakat Allah dilediğini doğru yola iletir. O yola gelecek olanları daha iyi bilir. 28 / 56



Allah’ın tek seçici olmasından razı olmayan müşrikler ‘Allah’a yakınlaştırıcı veliler’ icat ederek hidayet konusunda onlara tabi olmuşlardır.



-İyi bil ki halis din yalnız Allah’ındır. O’ndan başka veliler edinerek ‘Biz bunlara sırf bizi Allah’a yaklaştırmaları için tapıyoruz’ diyenler (e gelince) : şüphesiz ki Allah, onlar arasında, ayrılığa düştükleri konuda hükmünü verecektir. Allah yalancı nankör insanı doğru yola iletmez.

39 / 3



Allah’ a inandıklarını iddia eden müşrikler Allah’a yakınlaşmak için O’nun kitabına değil de birtakım ‘velilere’ tabi olmayı tercih ediyorlar. Allah’ın tek seçici olmasına itirazlarını ( belki de farkında olmadan ) bu şekilde ifade ediyorlar. Çoğunluğu Allah’a ortak koştuğunun farkında değildir. Bunlar Allah hakkında saçma sözler söyleyen ‘sefih (beyinsiz) velilere’ itaat ederler ve Allah’a yakınlaştıklarını sanırlar. Güvendikleri önderlerinin Allah hakkında yalan söylemeyeceğini yada söyleyemeyeceğini zannediyorlar. Kur’an bize bu durumu cinleri misal vererek anlatıyor.



-De ki : Cinlerden bir topluluğun Kur’an dinleyip şöyle dedikleri bana vahyolundu : ‘ Biz harikulade güzel bir Kur’an dinledik. Doğru yola iletiyor ona inandık. Artık Rabbimize hiç kimseyi ortak koşmayacağız. Doğrusu Rabbimizin şanı yücedir. O eş ve çocuk edinmemiştir. Meğer bizim beyinsiz Allah hakkında saçma şeyler söylüyormuş. Biz insanların ve cinlerin Allah’a karşı yalan söylemeyeceklerini sanmıştık. 72/ 1-5



Evet elimizde harikulade güzel olan ve insanları doğru yola ileten bir kitap var. Bu kitap, doğru yolu öğrenmek amacıyla anlayarak okunmadığı için ‘Allah’a yaklaştırıcı velilere’ ihtiyaç doğuyor.



-Kim Rahman’ın zikrine karşı kör olursa ona bir şeytanı sardırırız artık o onun arkadaşı olur. O (şeyta)nlar onları yoldan çıkardıkları halde bunlar doğru yolda olduklarını sanırlar. Nihayet bize geldiği zaman (kötü arkadaşına) der ki : ‘Keşke benimle senin aranda iki doğu (doğu ve batı) arası kadar uzaklık olsaydı meğer ne kötü arkadaş (mışsın sen)!’(Böyle söylemeniz) Bugün size bir yarar sağlamaz; çünkü zulmettiniz. Siz azap (çekme) de ortaksınız. 43/ 36-39



Ortak koştuklarından habersiz olan bu insanlar hesap gününde dahi biz ortak koşmuyorduk diye yemin edeceklerdir.



-Hepsini topladığımız, sonra ortak koşanlara : ‘Hani (Allah’a) ortak sandığınız şeyler nerede?’ dediğimiz gün ; sonra onların: ‘Rabbimiz Allah’a andolsun ki biz ortak koşanlar değildik.’ Demelerinden başka çarelerinin kalmadığı (gün) ; bak ki, nasıl kendilerine karşı yalan söylediler ve uydurdukları şeyler kendilerinden sapıp gitti. 6/ 22-24



Müşrikler Allah’ın tek seçici olmasını kabul edemediklerinden, Allah’ın seçimlerini de beğenmezler. Hz. Muhammed dönemindeki müşrikler, ‘içlerinden bir adam’ olan Hz. Muhammed’in peygamber olarak seçilmesindeki ‘isabetsizliği’ açıkça ifade etmişlerdir.



-Doğrusu bunları da, babalarını da kendilerine gerçek söz ve (onu) açıklayan elçi gelinceye dek yaşattım. Fakat kendilerine gerçek gelince : ‘Bu büyüdür, biz onu tanımayız’ dediler.

Ve dediler ki : ‘Bu Kur’an iki kentten, büyük bir adama indirilmeli değil miydi?’ Rabbinin Rahmetini onlar mı bölüştürüyorlar?........ 43 / 29-32



Günümüz müşrik zihniyetinin bizim gibi bir insan olan elçiyi olağanüstü hale getirme çabalarına ibretle şahit oluyoruz. Bu da yapılan seçimi beğenmemenin bir ifadesi değil mi? Müşrikler ilk müslümanların seçimini de beğenmemişler, peygamberden çevresindeki ilk müslümanları kovmasını dahi istemişlerdir.



-İnkar edenler, inananlar için ‘(Muhammed’in getirdiği) iyi bir şey olsaydı (şu zavallı kişiler) ona inanmada bizi geçemezlerdi, (biz onlardan önce inanırdık) dediler. Onlar, onun gösterdiği doğru yola eremediklerinden : ‘Bu eski bir yalandır,’ diyeceklerdir. 46/11



-Sabah akşam Rablerinin rızasını isteyerek, O’na yalvaranları kovma. Onların hesabından sana bir sorumluluk, senin hesabından da onlara bir sorumluluk yok ki, onları kovup da zalimlerden olasın!’ Böylece biz onların kimini kimi ile denedik ki : ‘Allah, aramızdan şunlara mı lütfu layık gördü?’ desinler. Allah, şükredenleri daha iyi bilmez mi? 6/52-53



Sonuç olarak müşrikler Allah’ın seçimlerini de, O’nun tek seçici olmasını da beğenmezler. Müslümanlar ise bu durumdan razı olanlardır. Allah, seçimlerini araya aracılar koymadan yaptığından dolayı, O’na olan bağlılıkları artar. Müslümanlar yalnız (tek ve en büyük yardım edici olan) Allah’tan yardım beklerken

Müşrikler kendilerini Allah’a yakınlaştıracaklarını sandıkları ‘Gavs-ı azam’(en büyük yardım edici) lardan medet umarlar.



-De ki : “Hamd olsun Allah’a, selam O’nun seçtiği kullarına. Allah mı hayırlı, yoksa ortak koştukları şeyler mi?” 27/ 59
 

Alt 16.10.2006, 02:19   #2 (permalink)
Yeni Üye
 
wamblee isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 16.10.2006
Mesajlar: 6
Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
wamblee Tanınma yolunda
Tecrübe Puanı: 0
Standart

Yukarının devamı:
HESAP GÜNÜ
-Yoo, kıyamet gününe and içerim,
Yoo, daima, kendini kınayan nefse and içerim.
İnsan kendisinin kemiklerini bir araya toplayamayacağımızı mı sanıyor?
Evet, toplarız, onun parmak uçlarını düzenlemeye gücümüz yeter.
Fakat insan devamlı suç işleyerek ilerisini berbat etmek ister.
‘Kıyamet günü nerede?’ diye sorup durur.
Ama göz kamaştığı, Ay tutulduğu , Güneş ve Ay bir araya toplandığı zaman!
(Evet) O gün insan : ‘Kaçacak yer neresi?’ der.
Hayır, sığınacak yer yoktur.
O gün varıp durulacak yer, ancak Rabbin huzurudur. 75/ 1-12

-Allah’ı gereği gibi bilemediler. Halbuki kıyamet günü yer, tamamen O’nun avucu içindedir, gökler de sağ elinde dürülmüştür. O, onların ortak koştuklarından uzak ve yücedir. Sur’a üflenmiş, göklerde ve yerde olanlar (korkudan) bayılmışlar, ancak Allah’ın dilediği sarsılmamıştır. Sonra ona bir daha üflenmiştir, birden onlar kalmış, bakıyorlardır. Yer, Rabbinin nuru ile parlamış. Kitap (ortaya) konmuş, peygamberler ve şahitler getirilmiş ve aralarında adaletle hükmedilmiştir. Onlara asla haksızlık edilmez. Herkese yaptığının karşılığı tam verilmiştir. O, onların ne yaptıklarını en iyi bilendir. 39 / 67-70

Dünyada Allah’a yakınlaşmak için Gavs-ı azamlara, velilere ihtiyaç duyan müşrikler, hesap gününde de; Allah’ın seçimlerine etki edeceklerini sandıkları ‘şefaatçi ortaklardan’ yardım beklerler.

-Allah’ı bırakıp kendilerine ne zarar, ne de yarar veremeyen şeylere tapıyorlar ve “Bunlar Allah katında bizim şefaatçilerimizdir!” diyorlar. De ki : “Allah’ın göklerde ve yerde bilmediği bir şeyi mi Allah’a haber veriyorsunuz?” O, onların koştukları ortaklardan uzak ve yücedir. 10 / 18

Müslüman Allah’ın merhametinden ve adaletinden emin olandır. Müslüman kendisine yarar yada zarar verebilecek olanın Allah olduğunu bilir ve Allah’ı bırakıp başkalarının şefaatine sığınmaz. Birtakım insanların Allah’ı bırakıp “şefaat ya Resullullah” diyerek Allah’ın elçisine dua ettiklerini biliyoruz. Elçinin kendilerine ‘yarar yahut zarar’ vermeye gücünün yeteceğini zannediyorlar. Kur’an da ise ayetler açıktır, Peygamber sadece bir ‘beşer’ dir. Ne kendisine ne de bizlere ne yapılacağını bilmez.

-Allah kuluna kafi değil mi? Seni O’ndan başkalarıyla korkutuyorlar. Allah kimi şaşırtırsa artık onu yola getiren olmaz. Allah kime de yol gösterirse; artık onu şaşırtan olmaz. Allah galip ve öç alan değil midir? Andolsun onlara: “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan elbette Allah derler. De ki : “O halde Allah’tan başka yalvardıklarınızı gördünüz mü, şimdi Allah bana bir zarar vermek istese, onlar O’nun vereceği zararı kaldırabilirler mi? Yahut (Allah ) bana bir rahmet (fayda) vermek dilese, onlar O’nun rahmetini durdurabilirler mi? De ki : “Allah bana yeter.Tevekkül edenler O’na dayanırlar” 39 / 36-38

Peygamberin bize ‘fayda yada zarar’ verebilme gücü yoktur.

-De ki : “Ben ancak Rabbime yalvarırım ve hiç kimseyi O’na ortak koşmam”
-De ki : “Ben size ne zarar nede (rüşd) akıl verebilme gücüne sahip değilim”
-De ki : “Beni Allah’ (ın azabın) dan hiç kimse kurtaramaz ve O’ndan başka sığınacak kimse bulamam” Benim yapabileceğim, sadece Allah’tan (bana vahyedilenleri) size duyurmak ve O’nun elçilik görevlerini yerine getirmektir.Artık kim Allah’a ve elçisine başkaldırırsa, ona içinde sürekli kalacağı cehennem azabı vardır. 72 / 20-23

Peygamberin örnekliğini yukarıdaki ayetlerin ışığında tekrar düşünelim.

-De ki : “Ben kendime dahi, Allah’ın dilediğinden başka, ne zarar ne de yarar verme gücüne sahip değilim. Her ümmetin bir süresi vardır. Süreleri gelince ne bir an geri kalırlar, ne de ileri giderler.” 10 / 49
-De ki : “Ben kendime Allah’ın dilediğinden başka ne bir fayda, ne de bir zarar verme gücüne sahip değilim. Eğer gaybı bilseydim, elbette çok hayır elde ederdim. Bana kötülük dokunmamıştır (beni cin çarpmamıştır). Ben sadece inanan bir kavim için uyarıcı ve müjdeleyiciyim.” 7 / 188
-De ki : “Ben türedi bir elçi değilim. Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. Ben sadece bana vahyedilene uyuyorum ve ben apaçık uyarıcıdan başka bir şey değilim.” 46 / 9
-De ki : “Ben de ancak sizin gibi bir insanım. Bana tanrınızın bir tek tanrı olduğu vahyediliyor. O’ na doğrulun (O’na yönelerek işlerinizi düzeltin) O’ndan mağfiret dileyin. (O’na) Ortak koşanların vay haline!” 41 / 6

Peygamber dönemi Mekke müşrikleri Allah ile aralarına ‘ortak’ olarak putları koymuşlardı. Ortak koşan hıristiyanlar ve museviler ise ellerindeki Allah kelamlarını tahrip edip; peygamberlerine Allah’ın vermediği bir takım ‘rütbeler’ vererek, onları Allah’ın seçimlerinde güya ‘ortaklar’ yapmışlardır. Bizde durum biraz farklıdır. Allah’ın koruması altında olan Kur’an-ı Kerim’e dokunulamadığı için; Kur’an dışındaki içinde ‘rayb’ (şüphe) bulunan birtakım kaynaklar ‘kutsallaştırılarak’ Kur’an’la eşdeğer yapılmış hatta Kur’an’ın önüne geçirilmiştir. İncil’de Hz.İsa nasıl Allah’ın oğlu yapılmışsa, bu kaynaklar vasıtasıyla Hz.Muhammed Allah’ın ‘habibi’ (sevgilisi) yapılmıştır. Yahudi ve hıristiyanlarda elçiler nasıl beşer olmaktan çıkarıldıysa ; bizde de elçinin beşeri vasıfları, olağanüstülüklerle gölgelenmiş elçinin bizim gibi bir beşer olduğu gerçeğinin üstü örtülmüştür. Müşrik zihniyetin en belirgin özelliklerinden birisi, elçilerin beşer oldukların kabul etmemektir. Kur’an’da ortak koşan yahudilerin Allah’ın beşer olan birine bir şey indirmeyeceği iddiaları seslendirilir ve cevaplandırılır.

-Allah’ı şanına yaraşır biçimde tanıyamadılar, zira “Allah insana bir şey indirmedi” dediler. De ki “Öyleyse Musa’nın insanlara nur ve yol gösterici olarak getirdiği –ki siz onu parça parça ayetler haline getirip gösteriyorsunuz, çoğunu da gizliyorsunuz- ve ne sizin, ne de babalarınızın bilmediği şeylerin size öğretildiği kitabı kim indirdi?” “Allah” de, sonra bırak onları, daldıkları bataklıkta oynayadursunlar. 6 / 91

Burada yahudilerin itirazı, Musa’nın beşer olduğu gerçeğinedir. Bu konuda Tevrat, İncil ve bizim Kur’an dışındaki ‘kutsallaştırılmış’ kaynaklarımızın birbirlerine ne kadar da benzediklerine bakalım.

-Ve Rab Musa’ya dedi : Bak seni Firavun’a Allah gibi yaptım ; ve kardeşin Harun senin peygamberin olacak. Sana emrettiğim bütün şeyleri sen söyleyeceksin ve kardeşin Harun Firavun’a söyleyecek, ta ki , İsrail oğullarını memleketinden salıversin. Tevrat Çıkış Bap 7 / 1-2

Musa Allah’ın mülküne ‘ortak’ yapılınca İsrail oğulları da bundan nasiplerini alacaklardı.

-Siz Allah’ınız Rabbin oğullarısınız, ölü için bedeninizde yara açmayacaksınız, ve gözlerinizin arasını tüysüz kılmayacaksınız. Çünkü sen Allah’ın Rabbe mukaddes bir kavimsin, ve Rab, yer üzerinde olan bütün kavimlerden üstün olarak, kendisine has bir kavim olmak üzere seni seçti. Tevrat Tensiye Bap 14 / 1-2

İşte Musa’nın Allah’ın mülküne ve seçimlerine nasıl ‘ortak’ yapıldığını anlatan bir örnek daha.

-Ve Rab Musa’ya dedi : Git aşağıya in ; çünkü Mısır diyarından çıkardığın kavmin bozuldu ; onlara emrettiğim yoldan çabuk saptılar ; kendileri için dökme bir buzağı yaptılar, ve ona secde kıldılar, ve ona kurban kestiler, ve dediler; Ey İsrail, senin Mısır diyarından çıkaran ilahların bunlardır. Ve Rab Musa’ya dedi : Bu kavmi gördüm, ve işte, sert enseli bir kavimdir ; ve şimdi, beni bırak, onlara karşı öfkem alevlensin ve onları telef edeyim ; ve seni büyük millet edeceğim. Ve Musa Allah’ ı Rabbe yalvarıp dedi : Ya Rab, Mısır diyarından büyük kuvvetle, ve kudretli elle çıkardığın kavmine karşı, niçin öfken alevleniyor? Mısırlılar : Onları kötülük için, dağlarda öldürmek için, ve onları yeryüzünden yok etmek için çıkardı ; diye niçin söylesinler? Kızgın öfkenden dön, ve kavmine karşı bu kötülüğe nadim ol. Kulların İbrahim’i, İshak’ı ve İsrail’i hatırla, onlara kendi üzerine and ettin ve onlara dedin : Zürriyetinizi göklerin yıldızları gibi çoğaltacağım ve hakkında söylediğin diyarı sizin zürriyetinize vereceğim ve onu ebediyen miras alacaklar. Ve Rab kavmine edeceğini söylediği kötülüğe nadim oldu. Tevrat Çıkış Bap 32 / 7-14

Müşrik zihniyetteki Allah – elçi ilişkisi budur. Allah’ın mülküne ‘ortak’ yarı insan yarı tanrı elçiler.

-Yahudiler : “Üzeyr, Allah’ın oğludur” dediler.Hıristiyanlar da : “Mesih Allah’ın oğludur” dediler. Bu, onların ağızlarıyla geveledikleri sözleridir. (Sözlerini), Önceden inkar etmiş (olan müşrik) lerin sözlerine benzetiyorlar. Allah onları kahretsin, nasılda (haktan batıla) çevriliyorlar. Kur’an 9 / 30
 

Alt 16.10.2006, 02:19   #3 (permalink)
Yeni Üye
 
wamblee isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 16.10.2006
Mesajlar: 6
Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
wamblee Tanınma yolunda
Tecrübe Puanı: 0
Standart

yukarının devamı :
Sözlerin önceki müşriklerin sözlerine benzetiyorlar diyor Rabbimiz , demek ki bizim bilmediğimiz önceki ümmetlerde de elçiler yarı-ilahlaştırılmışlar. İncil’deki Hz. İsa’da durum daha belirgindir.

-Başlangıçta söz vardı, söz Tanrıyla birlikteydi ve söz Tanrıydı. Başlangıçta O, Tanrıyla birlikteydi. Her şey O’nun aracılığıyla var oldu, varolan hiçbir şey O’nsuz olmadı. Yaşam O’ndaydı ve yaşam insanların ışığıydı. Işık karanlıkta parlar ve karanlık onu alt edememiştir. Tanrının gönderdiği Yahya adlı bir adam ortaya çıktı. O tanıklık için, ışığa tanıklık etsin ve herkes onun aracılığıyla iman etsin diye geldi. Kendisi o ışık değildi, ama ışığa tanıklık etmeye geldi. Dünyaya gelen, her insanı aydınlatan gerçek ışık vardı. O, dünyadaydı dünya O’nun aracılığıyla varoldu, ama dünya O’nu tanımadı. Kendi yurduna geldi, ama kendi halkı O’nu kabul etmedi. Ancak kendisini kabul edip adına iman edenlerin hepsine Tanrının çocukları olma hakkını verdi. Onlar ne kandan, ne bedenin isteğinden doğdular; tersine, Tanrıdan doğdular. Söz insan olup aramızda yaşadı. Biz de O’nun yüceliğini , Baba’dan gelen lütuf ve gerçekle dolu olan biricik Oğul’un yüceliğini gördük.
İncil Yuhanna 1/ 1-14

Beşer olan Hz.İsa nerede? İsa beşer olarak kalsaydı , insanları Allah’ın azabından kurtaracak ‘ortak’ (şefaatçi) olamayacaktı.

-Tanrı, biricik oğlunun aracılığıyla yaşayalım diye O’nu dünyaya gönderdi ve böylece bize olan sevgisini gösterdi. Tanrıyı biz sevmiş değildik, ama O biz sevdi ve Oğlu’nu günahlarımızı bağışlatan kurban olarak dünyaya gönderdi. İşte sevgi budur. İncil Yuhannanın birinci mektubu 4 / 9-10

-Kapı benim, bir kimse benim aracılığımla ( şefaatimle ) içeri girerse kurtulur. Girer çıkar otlak bulur.
İncil Yuhanna 14 / 6

-“Kardeşlerim Tanrının benim aracılığımla (şefaatimle) kendilerini kurtaracağını anlarlar” diye düşünüyordu. Ama onlar bunu anlamadılar. İncil Elçilerin işleri 7 / 25
-Kim suçlu çıkaracak? Ölmüş, üstelik dirilmiş Mesih İsa Tanrının sağındadır ve bizim için aracılık (şefaat) etmektedir. İncil Romalılar 8 / 34

-Ama İsa sonsuza dek yaşadığı için kahinliği süreklidir. Bu nedenle O’nun aracılığıyla ( şefaatiyle) Tanrıya yaklaşanları tamamen kurtarmaya gücü yeter. Çünkü onlara aracılık (şefaat) etmek için hep yaşamaktadır. İncil İbraniler 7 / 24-25

-Tanrı Oğlunu dünyayı yargılamak için dünyaya göndermedi, dünya O’nun aracılığıyla (şefaatiyle) kurtulsun diye gönderdi. İncil Yuhanna 3 / 17

-Dolayısıyla kardeşler şunu bilin ki, günahların bu kişi aracılığıyla (şefaatiyle) bağışlanacağı size duyurulmuş bulunuyor. Şöyle ki, O’na inanan herkes Musa’nın yasasıyla aklanamadığımız her suçtan O’nun aracılığıyla (şefaatiyle) aklanır. İncil Elçilerin işleri 13 / 38-39

İncil’de Hz.İsa niçin Allah’ın oğlu yapılmışsa , Hz.Muhammed’de aynı nedenle Allah’ın habibi yapılmıştır. “Habibim sen olmasaydın alemleri yaratmazdım” ifadesi ; kainatın ‘Nur-u Muhammed’den yaratıldığı iddiası, önce Hz.Adem’den önce Hz.Muhammed’in ruhunun yaratıldığı iddiaları İncil’deki Hz.İsa’yla ne kadar da örtüşüyor. Ayrıca İsra suresinde geçen ‘Makam-ı Mahmut’ peygamberin şefaat makamıdır ; ya da hesap gününde peygamberin Allah’ın kürsüsüne oturmasıdır şeklindeki cüretkar yorumlar bize İncil’deki Hz.İsa’yı veya Tevrat’taki Hz.Musa’yı hatırlatıyor. Yalnızca Kur’an’a bağlı kalsaydık bu noktaya elbette gelmezdik. Ama Kur’an dışındaki kaynakları kutsallaştırdığımızda karşımıza çıkan (????) budur. Kur’an dışındaki kaynakları kutsallaştırmanın tehlikesinin daha iyi anlaşılabilmesi için Lev Nikolayeviç Tolstoy’dan bir alıntı yapalım. Rus yazarın Hıristiyanlık dininin nasıl bozulduğunu işlediği Cehennemde Raks isimli hikayesinden bir bölüm :
“Velzevul (şeytanların lideri) olanlara bir türlü inanamıyordu ;
- Peki ama, bu din öyle sade, öyle açık bir dindi ki yorumlanmaya hiç ihtiyacı yoktu. Mesela şu hüküm nasıl yorumlanabilir : ‘Kendine nasıl davranılmasını istiyorsan başkalarına öyle davran.’
Küçük pelerinli şeytan ona şöyle cevap verdi :
-Bu iş için, benim öğrettiğim çeşitli usulleri kullandılar. Bu meseleyi daha iyi anlatabilmek için önce size insanlar içinde anlatıla gelen bir hikayeyi anlatayım : ‘Bir zamanlar bir iyi bir de kötü büyücü varmış. İyi büyücü, bir insanı, kötü büyücünün şerrinden kurtarmak için, buğday tanesine çevirmiş. Kötü büyücü, birden bir horoz olup, tam taneyi yutacakmış ki iyi büyücü tanenin üzerine bir şinik buğday dökmüş. Böylece kötü büyücü aradığı taneyi bulamamış.’ İşte onlarda benim öğütlerime uyarak, Allah’ın kitabının özü niteliğinde olan ‘Kendine nasıl davranılmasını istiyorsan, başkalarına öyle davran.’ Ayetini o hale getirdiler. Hak kitap olduğunu iddia eden 49 kitabı kutsal tanıdılar. Bu kitaplardaki her sözün Allah’a ait olduğunu söylediler. İşte bu şekilde, kolayca anlaşılan biricik gerçeğin üstüne yığın yığın sözde kutsal gerçekler serptiler. Bunların hepsini kabul etmek mümkün olmadığı gibi ; bunların içinde, insanlara gerekli olan gerçeği bulmak da mümkün değildi.”
Tolstoy İçimizdeki Şeytan Sayfa 255

Kur’an dışındaki kaynaklardan istifade etmek, onları kutsallaştırmamızı gerektirmiyor. Namazın nasıl kılınacağı hususundaki bazı tali unsurları hadis kitaplarından öğreniyor olmamız, o kitapları hidayet rehberi yapmamızı gerektirmiyor. Kur’an’ın süzgecinden geçirerek o kaynaklardan gerek duydukça elbette istifade edeceğiz. Bazı kimseler “ Peygamberin Allah’ın habibi olmasında ne zarar var.Bu İsa’nın Allah’ın oğlu sayılmasıyla aynı şey değildir.”diyorlar. (???)Bu İsa’nın Allah’ın oğlu sayılmasıyla aynı şey değildir. Fakat farkında olmadıkları şey şudur. Habiblik iddiası İslam’dan önceki dönemde de dile getirilmiş ve Kur’an tarafından oğullukla birlikte anılarak (eşdeğer sayılarak) reddedilmiştir.

-“Allah, Meryem oğlu Mesih’tir.” Diyenler küfre gitmişlerdir. De ki : “Öyle ise Allah, Meryem oğlu Mesih’i, annesini ve yeryüzünde olanların hepsini helak etmek istese, Allah’a karşı kimin elinde bir şey var?” Göklerde, yerde ve ikisinin arasında bulunan her şey O’nundur. O, dilediğini yaratır, Allah, her şeyi yapabilendir. Yahudiler ve Hıristiyanlar; “Biz Allah’ın oğulları ve habibleriyiz (sevgilileriyiz)” dediler. De ki : “O halde niçin günahlarınızdan ötürü (Allah) size azap ediyor?” Hayır sizde O’nun yaratıklarından(???) birer insansınız. O dilediğini bağışlar, dilediğine de azap eder. Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin mülkü Allah’ındır. Dönüş de O’nadır. Kur’an 5 / 17-18

Demek ki oğul veya habib olmak, insan olmaktan farklı bir şeymiş.

-De ki : “Ben de ancak sizin gibi bir insanım. Bana, tanrınızın bir tek Tanrı olduğu vahyediliyor. O’na doğrulun (O’na yönelerek işlerinizi düzeltin), O’ndan mağfiret dileyin. Ortak koşanların vay haline!”
Kur’an 41 / 6
-Meryem oğlu Mesih, bir elçiden başka bir şey değildir. Ondan önce de elçiler gelip geçmiştir. Annesi de dosdoğrudur. İkisi de yemek yerlerdi. Bak, onlara nasıl ayetleri açıklıyoruz. Sonra bak nasıl çevriliyorlar!?
De ki : “Allah’ı bırakıp size ne zarar, ne de yarar vermeğe gücü yetmeyen şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa Allah, işiten, bilendir.” Kur’an 5/ 75-76

Müşrikler elçilerin bizim gibi birer insan olmasını kabul edemezler.Elçileri Allah’ın oğlu veya habibi yaparak örnek alınabilir olmaktan çıkarırlar. Bu nokta İslam’la şirkin en önemli yol ayrımıdır.

-Zaten kendilerine hidayet geldiği zaman insanları doğru yola gelmekten alıkoyan şey, hep : “Allah, bir insanı elçi mi gönderdi?” demeleridir. De ki : “Eğer yeryüzünde uslu uslu yürüyen melekler olsaydı, elbette onlara gökten bir meleği elçi gönderirdik.” Kur’an 17 / 94-95
 

Alt 16.10.2006, 02:20   #4 (permalink)
Yeni Üye
 
wamblee isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 16.10.2006
Mesajlar: 6
Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
wamblee Tanınma yolunda
Tecrübe Puanı: 0
Standart

Yukarının devamı:

DUA

Müslüman yalnızca Allah’a dua eder. İşiten, gören ve haber alan yalnızca O’dur. Ve dualara icabet eden (karşılık verebilen) yalnızca Allah’tır. “Şefaat ya Resulullah” ifadesi, peygambere yapılan duadır. Peygamber bu duayı ne işitebilir, ne karşılık verebilir, ne de hesap gününde Allah’ın seçimlerini etkileyebilir.

-Gerçek dua ancak O’na yapılır. O’ndan başka dua ettikleri ise, kendilerinin hiçbir isteklerini karşılayamazlar. (Onların durumu) Tıpkı ağzına gelsin diye suya avuçlarını uzatan kimse gibidir. Oysa (uzanıp suyu avuçlamadıkça su) on (un ağzın) a gelmez. İşte kafirlerin duası, öyle boşa gider.
Kur’an 13 / 14

-Kullarım sana benden sorar(lar) sa (söyle) : Ben (onlara) yakınım, dua eden, bana dua ettiği zaman onun duasına karşılık veririm. O halde onlarda bana karşılık versin (benim çağrıma uysun) lar, bana inansınlar ki doğru yolu bulmuş olalar. Kur’an 2 / 186

Allah’tan başkasına dua etmek, dua edilen elçi de olsa apaçık şirktir.

-De ki : “Ben ancak Rabbime yalvarırım ve hiç kimseyi O’na ortak koşmam.”
Kur’an 72 / 20

Peygamberi kendilerine örnek alanlar için başka yol yoktur.

-De ki : “Allah’tan başka yalvardıklarınızı gördünüz mü? Bana gösterin, onlar yerden neyi yarattılar? Yoksa gökler (in yaratılışın) da onların bir ortaklığımı var? Eğer doğru iseniz, bundan önce (inmiş olan) bir kitap, yahut bir bilgi kalıntısı getirin. Allah’ı bırakıp da kıyamet gününe kadar kendisine cevap veremeyecek şeylere yalvarandan daha sapık kim olabilir? Oysa onlar, bunların yalvardıklarından habersizdirler. İnsanlar (yüce divana) toplandıkları gün, (yalvarılanlar) onlara düşman olurlar ve onların, kendilerine tapmalarını tanımazlar.” Kur’an 46 / 4-6

-“Allah’tan başka, sana ne fayda, ne de zarar veremeyecek olan şeylere yalvarma! Eğer böyle yaparsan o takdirde sen muhakkak zalimlerden olursun. Eğer Allah sana bir zarar dokundursa onu, yine O’ndan başka kaldıracak yoktur ve eğer sana bir hayır dilese, onun kereminin de geri çevirecek yoktur. (O), hayrını, kullarından dilediğine verir. O, bağışlayan, esirgeyendir.”
Kur’an 10 / 106-107

HESAP GÜNÜNDE ŞEFAAT VE ŞEFAATÇİ YOKTUR

-(İş) Ne sizin kuruntularınızla, ne kitap ehlinin kuruntularıyla olmaz. Kötülük yapan, onunla cezalandırılır ve kendisine Allah’tan başka ne dost, ne de yardımcı bulamaz.
Kur’an 4 / 123

-O gün birinizin, diğerinize ne bir fayda, ne de zarar vermeye gücü yeter…
Kur’an 34 / 42

-Ve öyle bir günden sakının ki, o gün hiç kimse, kimsenin cezasını çekmez, kimseden şefaat de kabul edilmez, kimseden fidye de alınmaz, ve onlara hiçbir yardım yapılmaz.
Kur’an 2 / 48

-Ve şu günden sakının ki, kimse kimsenin cezasını çekmez, kimseden fidye de kabul edilmez, hiç kimseye şefaat fayda vermez, bir taraftan yardım da görmezler.
Kur’an 2 / 123

-Ey inananlar, ne alışverişin, ne dostluğun, ve ne de şefaatin olmadığı gün gelmezden önce, size verdiğimiz rızıktan (Allah için) harcayın. Kafirler, zalimlerin ta kendileridir.
Kur’an 2 / 254

-Hüküm günü, hepsinin buluşacağı gündür. O gün dost, dostundan bir şey savamaz. Ve onlara yardım da edilmez. Ancak Allah’ın acıdığı kimseler (kurtulur). Şüphesiz O, üstündür, esirgeyendir.
Kur’an 44 / 40-42

Okuduğumuz ayetler, hesap gününde şefaatin ve şefaatçinin olmadığını bildiren muhkem (sağlamlaştırılmış) ayetlerdir. (!!!)Farz edelim ki, şefaat var. Kur’an’dan şefaat edecek olanın da, şefaat edilecek olanın da Allah’ın iznini alması gerektiğini öğreniyoruz. Sonuçta, Allah’ın iznini alamayan kişiye kimse şefaat edemez. Yani şefaat olsa dahi, şefaat edecek olanları ve şefaat edilecek olanları seçen Allah olduğuna göre kime sığınmalıyız?

-Yalnız sana ibadet eder, yalnız senden yardım bekleriz.
Kur’an 1 / 5
 

Alt 16.10.2006, 02:21   #5 (permalink)
Yeni Üye
 
wamblee isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 16.10.2006
Mesajlar: 6
Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
wamblee Tanınma yolunda
Tecrübe Puanı: 0
Standart

Yukarının devamı :

HESAP GÜNÜNDEN SONRASI

Kur’an bize hesap gününden sonrasını da anlatıyor.

Cehennemdekiler :

-İnkar edenlere de bağırılır : “Allah’ın (size) kızması, sizin kendi kendinize kızmanızdan daha büyüktür. Zira siz imana çağrılırdınız da inkar ederdiniz!” Dediler ki : “Rabbimiz, bizi iki kez öldürdün ve iki kez dirilttin. Günahlarımızı itiraf ettik. Şimdi (şu ateşten) çıkmak için (bize) bir yol var mı?” (Şöyle cevap verilir) “Bu (duruma düşmeniz) in sebebi şudur : Tek Allah’a çağrıldığınız zaman inkar ederdiniz. O’na ortak koşulunca inanırdınız. Artık hüküm yüce ve büyük Allah’a aittir.
Kur’an 40 / 10 – 12

Cennettekiler :

-Korunanlar da cennetlerde, nimet içindedirler. Rablerinin kendilerine verdikleriyle sefa sürerler. Rableri onları cehennem azabından korumuştur…………………Birbirlerine dönmüş soruyorlar : ”Daha önce biz ailemiz içinde (iken sonumuzdan) korkardık” Dediler. “Allah bize lutfetti de bizi o delikçiklere işleyen azaptan korudu. Biz bundan önce yalnız O’na yalvarırdık. Çünkü iyilik eden, esirgeyen O’dur O.”
Kur’an 52 / 17-28

Araftakiler :

-İki taraf arasında bir perde ve Araf üzerinde de hepsini (cennetlikleri ve cehennemlikleri yüzlerindeki) işaretleriyle tanıyan erkekler vardır. (Bunlar) henüz cennete girmemiş olan, fakat girmeyi bekleyen, cennet halkına “Selam size!” diye seslendiler. Gözleri ateş halkı tarafına çevrildiği zaman da ; “Rabbimiz, bizi şu zalim toplulukla beraber bulundurma!” dediler.
Kur’an 7 / 46-47

Kimsenin ne şefaatten bahsettiğine, ne de şefaatçilerden bir şey beklediğine rastlanmıyor. (!!!!)Herkes Allah’a sığınmış. Zaten Allah’ın azabından yine Allah’ a sığınmaktan başka çare yoktur. Tebuk seferinden geri bırakılan (katılmayan) üç kişiye de Allah’tan başka kimse yardım edememişti.

-Ve (seferden) geri bırakılan o üç kişinin de tövbesini kabul buyurdu. Bütün genişliğiyle beraber dünya başlarına dar gelmiş ve canları sıkıldıkça sıkılmış ve Allah’tan yine Allah’a sığınmaktan başka çare olmadığını anlamışlardı. Allah onların tövbesini kabul buyurdu ki, tövbe etsinler. Çünkü Allah tövbeyi çok kabul eden, çok esirgeyendir. Kur’an 9 / 118



PEYGAMBER İNSANLARA VEKİL DEĞİLDİR

-Biz kitabı, insanlar için, sana hak ile indirdik. Artık kim doğru yola gelirse kendi yararınadır, kim de saparsa kendi zararına sapmış olur. Sen onların üzerinde vekil değilsin.
Kur’an 39 / 41

-O’ndan başka veliler edinenleri Allah kollamaktadır. Sen onların üzerinde vekil değilsin.
Kur’an 42 / 6

-Rabbiniz sizi daha iyi bilir. Dilerse size acır, dilerse size azap eder. Biz seni, onların üzerine vekil göndermedik. Kur’an 17 / 54

-De ki : “Ey insanlar, işte size Rabbinizden gerçek geldi. Artık yola gelen, kendisi için gelir; sapan da kendi zararına sapar. Ben sizin üzerinize vekil değilim.”
Kur’an 10 / 108

Konunun daha iyi anlaşılabilmesi için, vahyin iniş sürecindeki bir olayı hatırlayalım : Bir gurup Müslüman hırsızlık yapıyorlar, yakalanacaklarını anlayınca suçlarının bir Yahudinin üzerine yıkamaya çalışıyorlar. Yahudiye iftira ediyorlar, peygamberi de etkileyerek hata yapmaya zorluyorlar. Peygamber onlardan etkileniyor ve suçsuz olan Yahudinin suçlu olduğuna hükmediyor. Vahiy bu noktada geliyor, peygamberi şiddetle uyarıyor ve onu vahim bir hatadan koruyor.

-Biz sana kitabı gerçek ile indirdik ki, insanlar arasında Allah’ın sana gösterdiği biçimde hüküm versin; hainleri savunucusu olma! Allah’tan mağfiret dile. Kuşkusuz Allah bağışlayandır, esirgeyendir. Kendilerine hainlik edenleri savunma; zira Allah, hainlik yapıp günah işleyen kimseyi sevmez! (Günah işlerken) İnsanlardan gizleniyorlar da Allah’tan gizlenmiyorlar. Oysa geceleyin O’nun istemediği sözü söyle (yip plan kura) rlarken O, onlarla beraberdir. Allah, onların yaptıkları her şeyi kuşatmıştır. Haydi siz, dünya hayatında onları savundunuz (diyelim), ya kıyamet günü onları Allah’a karşı kim savunacak. Ya da kim onlara vekil olacak. Kur’an 4 / 105-109

Görüldüğü gibi Müslüman da olsalar peygamberin suçlular için yapabileceği bir şey yoktur. Her şeye vekil olan ancak Allah’tır.

-Göklerde ve yerde olanların hepsi Allah’ındır. Vekil olarak Allah yeter.
Kur’an 4 / 132
 

Alt 16.10.2006, 02:21   #6 (permalink)
Yeni Üye
 
wamblee isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 16.10.2006
Mesajlar: 6
Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
wamblee Tanınma yolunda
Tecrübe Puanı: 0
Standart

Yukarının devamı:

HESAP GÜNÜNDE PEYGAMBERİN ROLÜ

Hesap gününde elçilerin de verecekleri bir hesapları vardır. Yaptığından sorulmayan yalnız Allah’tır.

-O, yaptığından sorulmaz, ama onlar sorulurlar.
Kur’ân 21 / 23

-Hem kendilerine elçi gönderilmiş olanalra soracağız, hem de gönderilen elçilere soracağız.
Kur’an 7 / 6

-Biz peygamberlerden, kuvvetle ahitlerini almıştık, senden, Nuh’tan, İbrahim’den, Musa’dan ve Meryem oğlu İsa’dan, (evet) onlardan sapasağlam söz almıştık. (Böyle yaptık) Ki (Allah) , o doğrulara doğruluklarından sorsun. Kafirlere de acı bir azap hazırlamıştır.
Kur’an 33 / 6-7

Peygamberler şahittir :

-Ey peygamber, biz seni şahit, müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. Ve izniyle, Allah’a davetçi ve aydınlatıcı bir lamba olarak (gönderdik). Kur’an 33 / 46-47

-Her ümmetten bir şahit, seni de bunlara şahit getirdiğimiz zaman (halleri) nice olur?
Kur’an 4 / 41

-Her ümmet içinde, kendi aralarından aleyhlerine bir şahit getireceğimiz gün, seni de bunların aleyhine şahit getirmiş olacağız. Sana bu Kitab’ı her şeyi açıklayan ve Müslümanlara yol gösterici, rahmet ve müjde olarak indirdik. Kur’an 16 / 89

Hz.İsa’nın ve Hz.Muhammed’in bu şahitliklerini nasıl yapacakları Kur’an’da anlatılıyor.

Hz.İsa’nın şahitliği :

(???) -Ve yine Allah demişti ki : “Ey Meryem oğlu İsa sen mi insanlara ‘– Beni ve annemi, Allah’tan başka iki tanrı- edinin’ dedin?” “Haşa, dedi. Sen yücesin, benim için gerçek olmayan bir şeyi söylemek benim haddime değildir! Eğer demiş olsaydım, Sen bunu bilirdin, Sen benim nefsimde olanı bilirsin, ben Senin nefsinde olanı bilmem, çünkü gizlileri bilen yalnız Sensin Sen!” “Ben onlara benim ve sizin Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin” diye Senin bana emretmiş olduğundan başka bir şey söylemedim. Ben onların içinde olduğum sürece onları kolladım, fakat Sen beni vefat ettirince onları gözetleyen (yalnız) Sen oldun. Sen her şeyi görensin. “Eğer onlara azap edersen, onlar Senin kullarındır (dilediğini yaparsın); eğer onları bağışlarsan, şüphesiz Sen daima üstünsün, hüküm ve hikmet sahibisin!” Allah buyurdu : “Bu, sadıklara, doğruluklarının fayda sağlayacağı gündür. Onlar için altlarından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetler vardır.” Allah onlardan razı olmuştur, onlar da O’ndan razı olmuşlardır. İşte büyük başarı budur! Göklerin, yerin ve bunlarda bulunan her şeyin mülkü Allah’ındır. O, her şeye kadirdir!
Kur’an 5 / 115-120

Hz.Muhammed’in şahitliği :

-Ve elçinin : “Ya Rab, bunlar inanmayan bir kavimdir.” Demesini de (Allah biliyor).
Kur’an 43 / 88

-Elçi de : “Ya Rabbi, kavmim, bu Kur’an’ı terk edilmiş bıraktılar” demiştir.
Kur’an 25 / 30

Gece gündüz anlaşılmadan okunan, sürekli hatmedilen; ama doğru yolu öğrenmek amacıyla anlaşılarak okunmadığı için ‘terk edilmiş’ olan Kur’an ı Kerim. Onu gerçekten hidayet rehberi olarak kabul eden ‘Kur’an ehli’ ne selam olsun.

DİNİ YALNIZ ALLAH’A HALİS KILMAK

Müslüman dinini yalnız Allah’a ait kılarak O’na kulluk eder. Allah’ın tek seçici olmasından rahatsız değildir.

-Biz bu Kitab’ı sana hak ile indirdik; öyleyse sen de dini yalnız kendisine halis kılarak Allah’a kulluk et. Kur’an 39 / 2

-Biz, her ümmet için bir kurban ibadeti koyduk ki Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanların üzerine O’nun adını ansınlar. Tanrınız Tek bir tanrıdır, yalnız O’na teslim olun. (Ey Muhammed) O alçakgönüllü, saygılı, samimi insanları müjdele. Onlar ki, Allah anıldığı zaman kalpleri titrer. Başlarına gelene sabrederler, namazı kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan (Allah yolunda) harcarlar.
Kur’an 22 / 34-35

Müşriklere ise Allah yetmez, O’nun tek seçici olmasından rahatsızlık duyarlar. O’nun tek olarak anıldığı yerden kaçarlar. Ancak Allah’ın seçimlerine etki edeceklerini sandıkları ‘ortaklar’ anılınca hemen sevinirler. Müslümanla, müşriki ayıran bir yol ayrımıda burasıdır :

-Kur’an okunduğu zaman seninle, ahirete inanmayanların arasına gizli bir perde çekeriz. Kalplerine -onu anlamalarına engel olacak- kabuklar, kulaklarına da bir ağırlık koyarız. Kur’an da yalnız Rabbini andığın zaman arkalarına dönüp kaçarlar. Kur’an 17 / 45-46

Sürekli olarak biz Kur’an’ı anlayamayız diyenler Kur’an’ın kimlere anlaşılmaz kılındığına dikkat etsinler. Rabbimizin öğüt olması için özellikle kolaylaştırdığı, apaçık Kitab’a anlaşılmaz diyerek iftira etmesinler.

-Allah tek olarak anıldığı zaman; ahirete inanmayanların kalpleri ürker. Ama O’ndan başkaları da anıldığı zaman hemen sevinirler.
Kur’an 39 / 45

PEYGAMBERE SALAT

Müminler elbette peygambere salat edecek onu hayır ile yadedeceklerdir. Ama bunu abartarak, peygamber için yapılacak bir ibadet gibi düşünmemelidirler.(??) Aslında salat yalnızca peygambere mahsus bir şey değildir. Müslümanlar diğer müslümanlara da salat ederler.

-Allah ve melekleri, Peygambere salat etmektedir. Ey inananlar, siz de ona salat edin; içtenlikle selam edin.
Kur’an 33 / 56

-O (Allah) dır ki, sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için üzerinize salat eder, melekleri de (salat ederler). (Allah) İnananlara karşı çok esirgeyendir. Kendisine kavuştukları gün, selam ile karşılanırlar. (Allah) Onlara güzel bir mükafat hazırlamıştır.
Kur’an 33 / 43-44

Sünnet namazı peygamberin şefaatinden faydalanamayacağını düşünerek, namazlarını dahi Allah’tan başkaları için kılanlar; kendilerine peygamberi örnek alsınlar.

-De ki : “Rabbim beni doğru yola iletti. Dosdoğru dine, Allah’ı birleyen İbrahim’in dinine. O, ortak koşanlardan değildi.” De ki : “BENİM NAMAZIM, İBADETİM, HAYATIM VE ÖLÜMÜM HEP ALEMLERİN RABBİ İÇİNDİR. O’NUN ORTAĞI YOKTUR. BANA BÖYLE EMROLUNDU VE BEN MÜSLÜMANLARIN İLKİYİM.”
Kur’an 6 / 161-163

-De ki : “Ben de sizin gibi bir insanım; Tanrınızın bir tek Tanrı olduğu bana vahyolunuyor. Kim Rabbine kavuşmayı arzu ediyorsa iyi iş yapsın ve Rabbine (yaptığı) ibadete kimseyi ortak etmesin.”
Kur’an 18 / 110

SONUÇ

Ümmetin çoğunluğu yanlış üzerinde ittifak etmeyecektir diye tamamen yanlış bir kanaat var. Halbuki çoğunluğun doğru yol üzerinde bulunması zaruret değildir. Hatta Kur’an bize bunun tersini söylüyor.(??) İnsanların çoğunun Allah’a ortak koşmadan inanmayacaklarını söylüyor.

-Ama sen ne kadar istesende, yine insanların çoğu inanacak değillerdir. Sen bu (okudukları)na karşı onlardan bir ücret istemiyorsun. O, sadece bütün alemler için bir öğüttür. Göklerde ve yerde nice ayet(ler) var ki onların yanından yüzlerini çevirerek geçerler. ONLARIN ÇOĞU, ALLAH’A ORTAK KOŞMADAN İNANMAZLAR.
Kur’an 12 / 103-106

-De ki : “Düşündünüz mü kendinizi hiç?Size Allah’ın azabı gelse, ya da o (duruşma) saat(i) gelse. Allah’tan başkasına mı yalvarırsınız? Doğru (sözlü) iseniz (söyleyin).”
Hayır, yalnız O’na yalvarırsınız; O da dilerse (kaldırmasını) istediğiniz belayı kaldırır ve o zaman ortak koştuğunuz şeyleri unutursunuz.”
Kur’an 6 / 40-41

-De ki : “Hamd olsun Allah’a selam O’nun seçtiği kullarına. Allah mı hayırlı, yoksa ortak koştukları şeyler mi?”
Kur’an 27 / 59

-Kudret ve şeref sahibi Rabbin, onların nitelendirmelerinden yücedir.
Selam gönderilen elçilere,
Hamd, alemlerin Rabbi Allah’a!
Kur’an 37 / 180-182

Hilmi AKGÖZ Ankara 22 / 4 / 2005

www.ehlikuran.bravehost.com
forum: www.ehlikuran.iphorum.com
 

Alt 16.10.2006, 03:06   #7 (permalink)
derbeder
Gast
 
Mesajlar: n/a
Tecrübe Puanı:
Standart

müslüman müslümanın aynasıdır
 
 

Lesezeichen

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB-Code ist Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
"ALLAH ALLAH" sözleri 1.5 aylık bebeği unutulmaz kıldı!. casus021 Oku - Düşün - Anla 1 12.07.2008 15:16
Gayrimüslim Psikiyatristler "Allah" Lafzının Psikolojik Tedavide ki Etkisini Keşfetti fetih Genel Islam Konular 2 21.05.2008 15:12
"İslam Cumhuriyeti" üzerine.. Dildade Kavramlar ve İçerikleri 0 18.02.2008 16:55
Allah beni unuttu", "Burası Allah’ın unuttuğu yer!" gibi ifadeleri kullanmak doğru mudur ? hikmetimm Genel Islam Konular 3 28.05.2007 15:42
Warum begann die Offenbarung des Koran mit dem Befehl "iqra!" - "Lies!"? alptraum Islam-Infocenter 1 02.02.2007 19:25



WEZ Format +2. Şuan Saat: 03:27.


Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.

Template-Modifikationen durch TMS
IslamForumAd Management RedTyger