 | Bunları Biliyormuydunuz--1 |  |
23.10.2004, 11:49
|
#1 (permalink)
| | Yeni Üye
dagdeviren isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 23.10.2004 Yaş: 39 Mesajlar: 89 Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 5 | Bunları Biliyormuydunuz--1 Bir ilim vardır ki buna mârifetullah ilmi denir. Kitap satırları arasında bulunmayan, ancak Allah-u Teâlâ’ya yakın olanların sadırlarında, kalplerinin derinliklerinde gizli bulunan ilim marifetullah ilmidir. “Rabbim bana öğretti.” (Yusuf: 37)
Âyet-i kerime’sinde buyurulduğu üzere Allah-u Teâlâ’nın takvâ ve taat sahiplerinin kalbine nurunu akıtması ile Marifetullah ilmi husule gelir. Marifet, bütün varlıkların muhiti olan Allah-u Teâlâ’yı tanımaktır. Zira O’ndan başka ve O’nun fevkinde başka bir şey yoktur.
Allah-u Teâlâ’nın kullarına imandan sonra en büyük ihsanı iki şeydir; biri mârifetullah, diğeri muhabbetullah. Muhabbetullah Allah sevgisidir. O Allah’tan gayrı bütün sevgileri yakan bir ateştir. Ruhun zaferi ve sevinç kaynağıdır.
Mârifetullah ise muhabbetullah’tan daha hassas bir makamdır.
Bu incelik ve hassaslık nereden geliyor? “Muhabbetullah”ta sen varsın ki muhabbet ediyorsun. “Mârifetullah”ta ise O var, sen yoksun. Ne sen kaldın ne de muhabbetin kaldı. Mârifet, Hakk’ın ilminin var olduğu yerde kişinin bilgisizliğinin ve hiçliğinin mevcut olmasıdır. Mârifetullah budur. O Allah-u Teâlâ’yı görür, kendisini görmez. Kendisi yok ki ilmi olsun. Allah’ın kadrinin yüce oluşu, O’nun hakkında mârifet sahibi olduğuna delâlet etmektedir. Bu da yalnız O’nun var olduğunu bilmektir. Allah’ın kadri hariç bütün kadir ve kıymetleri hakir bulmak, Allah’ın kadri yanında başka bir kadir ve değer görmemektir. Bunlar hep mârifetullah ehline âittir.
Allah-u Teâlâ’nın zât, sıfat ve fiillerini anlamak, hikmetlerini müşâhede etmek, kalbe tecelli eden hakiki hakikatlerle mümkün olur. İlmin en üstün derecesi kalbe tecelli eden bilgidir. Allah-u Teâlâ’nın koyduğu bilgi esastır. Marifetullaha en kestirme yoldan ulaştıran, en efdâl, en makbul ilim, hakiki ilim de budur. Bizâtihi aranan ilmin tâ kendisidir. Çünkü marifet-i ilâhî’nin fevkinde hiçbir marifet yoktur. İnsanlar bu ilimle ebedî saâdete ererler. Diğer bilgiler zandan ibarettir.
Bu ilim Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimizin kalb-i şerif’lerine Miraç gecesi kondu. O ise bu sırrı gizli tuttu, ancak çok yakınlarına açtı. O sır bereketi ile şeriat ahkâmı kıyamete kadar bâki kalacaktır. Tecelliyât-ı ilâhiye akıl ile bilinmediği gibi ilim ile de bilinemez ve çözülemez. Yakınlık âleminden coşar gelir. Hakiki ilim de budur. İlim içinde ilimler olduğu gibi, yollar içinde de yollar vardır.
Bu bir iç âlemdir, dıştan görülmez. | |
| |  |
25.10.2004, 09:25
|
#2 (permalink)
| | Üye
Askin_Bedeli isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 26.07.2004 Yaş: 23 Mesajlar: 182 Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 5 | Selamun Aleyküm..
yazdiklarinizi okurken aklima Hallâc-i Mansur geldi... en kisa zamanda detaili bir sekilde yorum yapmaya calisacagim insaALLAH... Dua ie...
__________________ ~..GÜLÜMSEYIN HAYATA.. ~ To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts. | |
| |  | Bunları Biliyormuydunuz--2 |  |
25.10.2004, 16:58
|
#3 (permalink)
| | Yeni Üye
dagdeviren isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 23.10.2004 Yaş: 39 Mesajlar: 89 Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 5 | Bunları Biliyormuydunuz--2 Ulvî Ruh, Süflî Nefis:
Nefis Kur’an-ı kerim’de öncelikle, tek tek kişilerin kendileri mânâsında kullanılır.
Âyet-i kerime’de şöyle buyuruluyor: “O gün her nefis iyilik ve kötülük olarak ne işlemişse önünde hazır bulur.” (Âl-i imran: 30) Diğer birçok Âyet-i kerime’lerde “Enfüsüküm:kendiniz”, “Enfüsühüm:kendileri” gibi ifadelerde “Nefis” hep tek tek kişilerin “Ene”si mânâsındadır.
Ruh gibi nefis de insanın yaratılışında mevcuttur. Toprak, su, hava ve ateşten teşekkül etmiş zulmânî bir buhardır. Karın boşluğunda bulunur, kumandası secde yeridir, bütün vücuda oradan kumanda etmek ister.
Ruh ile nefis vücutta ayrı ayrı yer tutmuşlardır. Nefsin hayatı da ruh iledir. Nefis süfliyattan, ruh ise ulviyattan yaratılmışlardır. Nefis ahlâk-ı zemime, ruh ise ahlâk-ı hamide ile techiz edilmiştir. Ruh çok lâtiftir, çok âlî, çok yüksek makamdan gelmiştir.
Bu karanlık cesetle birleşmeden önce terakki edemiyordu. Cesette nefis ile bir araya gelince mücadele başladı ve yükselebilme kuvvetini elde etti. Ulvî olan ruh, süflî olan nefis birbirinin zıddıdırlar. Allah-u Teâlâ ruhu nefse aşık etmek suretiyle, ikisini bir arada barındırmıştır. Eğer ruh nefse aldanıp onun boyasına girerse, asliyetini ve ulviyetini kaybeder, onun gibi kararır ve onun esiri olur. En ulvî makamdan geldiği halde, kendisini unuttuğu için Yaratan’ını da unutur. Vücutta hakimiyeti nefis eline geçirir, bütün icraatlarını rahat bir şekilde yapar. | |
| |  |
24.12.2006, 13:30
|
#4 (permalink)
| | Yeni Üye
Goldstone isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 22.12.2006 Yaş: 25 Mesajlar: 66 Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 2 | Bilgilendirmen ve Paylaşımın için Çok Teşekkür Ederim,
Allah Razı Olsun !  | |
| |
24.12.2006, 13:34
|
#5 (permalink)
| | Yeni Üye
Goldstone isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 22.12.2006 Yaş: 25 Mesajlar: 66 Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 2 | Allah Razı Olsun  | |
| |  | |  |
24.12.2006, 17:34
|
#6 (permalink)
| | Tercübeli Üye
Duha isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 12.12.2006 Yaş: 37 Mesajlar: 2.098 Tesekkür Etti: 147
160 Kunu Icin 261 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 20 | Nefis kavramı iki türlüdür. Biri Ruhun ta kendisi olan Nefis . İkincisi adem olan yani itikadımızca aslında var olmayıp var kabul edilen nefis. Allah dostu zatlar nefsi mutmain belki levame olmuş zatlar birinci nefisten değil ikinci yani adem olan nefisten şikayet etmiştir. Adem olan nefis ise vesvesenin yardımı ile insana gelen hayallerdir. Hayal eşya değildir. Var kabul edilir aslında yoktur. Mekanı ve makamı yoktur. Şurdadır burdadır denilemez. Evliyaullah "kalbimde , şuramda vs diyerek aslında o olmayan enenin tahribat yaptığı eşyaya çevrildiğ yeri göstermiştir. Adem olan Nefsin yerini değil.Gerçi Ruh olan nefsin dahi sabit bir makamı yoktur. Şuramda buramda denilemez, yanlız beden ruhun elbisesi olduğundan varlığı hissedilen yer olan kalbte denmesi manaca ters düşmez. Aslında kalpte değildir.
Mesela, secde sırasında küfürü çağrıştıran bir hayal geldi. Oysa o zat nefsi yani ruhu mutmain olmuşsa Allah'a küfrü çağrıştıran bir düşünce gelmez. Hakiki imana sahip olmuş bir Ruha şeytan ilişemez. İman eşyadır. Oysa vesvese denilen kavram hiçtir. Hiç olan bir şey var olana direk zarar veremez. Hiç olan bir şey hiç olan bir şeyi hüküm altına alabilir. Yani, secde sırasında veya başka bir durumda gelen süfli hayaller Ruh olan nefse değil adem olan nefse ilişir. Bunlar Ene denilen aslında olmadığı halde var kabul edilen nefsin oyunudur. İşte o adam bu enenin hayallerini eşya yani var zanneder. Kalbi kirlenmiş zanneder. Gerçek Ruh olan ve mutmain olmamış nefse ilişir. Yani bu noktada artık şeytanın bir icratı yoktur. Mümkün değildir. Eğer o Ruh denilen nefis kötü ise terbiye edilmemişse o hayali alır eşya haline getirir. Mutmainse kalb mahaline indirmeden orda kalır,daha zarar vermez. Eğer böyle olmasa idi insan fiilinden sorumlu olmazdı, imtihan olmazdı Adl ve Rahim ismine münafi olurdu. Vesvese ve ene eşya olsaydı, hayal olmasa idi bir iradesi olurdu. Oysa cüzzide olsa irade insana takılmıştır. Sınavın en derin nüktesi burdadır. Bakalım o insan o iradesi ile hiç hükmündeki nefsinin oyununa mağlup olup isyan edecek mi?
Velhasıl Nefis ile Ruh aynıdır. Terbiye etmekle mükellef olduğumuz eşya bu Nefis yani Ruhtur. Oysa Matürudice emr-i itibari olan nefsimizi terbiye etmekle mükellef değiliz,çünkü yoktur ona uymamakla mükellefiz. Terbiye ayrı uymamak ayrı. Terbiye et, emri verilince, uyma emri vermek abes kaçar. Terbiye edemezsen uyma, denilemez. Demek ayrı iki nefisten bahis var.
Aslında, enenin cahil olması hususu ve dağın eneyi kabul etmeyip insanın kabul etmesi hususunun anlaşılması bu meselede delilidir. Fazla uzatmak istemiyorum. Soru olursa seve seve cevap veririm. | |
| |  | | Seçenekler | | | | Stil | Normal |
Yetkileriniz
| Konu Acma Yetkiniz Yok Cevap Yazma Yetkiniz Yok Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok HTML-Kodu Kapalı | | | | WEZ Format +2. Şuan Saat: 01:36. | | |