Zurück   IslamForum Ne Olursan Ol Gel > IslamForum Genel > Arşiv

Bu Alana Reklam Verebilirsiniz

 
 
LinkBack Seçenekler Stil

Gönül ‘Fermân’ı dinlemeli!
Alt 03.10.2006, 20:45   #1 (permalink)
Yeni Üye
 
nakkad - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
nakkad isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 24.08.2006
Yaş: 24
Mesajlar: 99
Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
nakkad Tanınma yolunda
Tecrübe Puanı: 3
Standart Gönül ‘Fermân’ı dinlemeli!

Bir zamanlar Kur’ân’a hizmet edecek ‘vakıf insanlar’a hasret kalan memleketimiz, hudutsuz hamdolsun, sırf Kur’ân’a hizmet gayesi ile kurulan ‘vakıf âileler’le tanışıyor artık. “Allah’ın emri, peygamberin kavli ile..” başlayıp şeytan âdetleriyle devam eden düğünler yerini sünnet-i seniyeye uygun merâsimlere bırakıyor.



Düğünler iki insanı ‘bir araya’ getiriyor; ama neticede ‘dünya düğünü’ işte! Bir araya gelmenin ebede yönelik olduğu âhiret düğünlerine binler bereket! Hakiki ‘hayat’ın ancak ‘âhiret hayatı’ olarak kabul edildiği gönüllerde, refik ve refika-i hayat manaları ve kurulan âile hayatı ziyâdesiyle ulvîleşmez mi?



Yaz mevsimine dostlar şimdilerde düğün mevsimi de diyorlar; birbiri ardınca gelen yaldızlı ve duâlı davetiyeler yeni kurulacak ‘irfan mektepleri’nin müjdecisi gibi. ‘Mecâzî aşk’ın çileli merdiveninden ‘İlâhî aşk’ın mâverasına ulaşmak emelindeki asrî mecnunlar, “Yâ Bâkî ente’l-bâkî!” sırrının derin imtihanına hazırlanmaktalar. “Bende Mecnun’dan füzûn âşıklık istidâdı var/ Âşık-ı sâdık menem Mecnun’da ancak adı var” diyebilecek kadar kalbi uyanık, aklı nûrlanmış samîmî dostlara binler tebrikler!

***

Bir zamanlar Kur’ân’a hizmet edecek ‘vakıf insanlar’a hasret kalan memleketimiz, hudutsuz hamdolsun, sırf Kur’ân’a hizmet gayesi ile kurulan ‘vakıf âileler’le tanışıyor artık. “Allah’ın emri, peygamberin kavli ile..” başlayıp şeytan âdetleriyle devam eden düğünler yerini sünnet-i seniyeye uygun merâsimlere bırakıyor. ‘İman’ ve ‘tevhîd’ sütunları dinamitlenen cemiyet, bu nûrânî sütunları tamir oldukça çekirdeği olan âile yuvalarını daha sağlıklı tesis ediyor ve sinsice can damarını koparan, kanını içen kökü dışarıda karanlık odaklara inat, yeni yuvaları bir bir Kur’ân kursu hâline getiriyor…

***

Düğünler iki insanı ‘bir araya’ getiriyor; ama neticede ‘dünya düğünü’ işte! Bir araya gelmenin ebede yönelik olduğu âhiret düğünlerine binler bereket! Hakiki ‘hayat’ın ancak ‘âhiret hayatı’ olarak kabul edildiği gönüllerde, refik ve refika-i hayat manaları ve kurulan âile hayatı ziyâdesiyle ulvîleşmez mi? Hem ulvî ağaç hiç süflî meyveler verir mi? Kim ki şu Fuzûlîce muammayı çözdü, âhiretini dünyaya hiç fedâ eder, ulvî ve uhrevî meyveler vermesi gereken nûrânî âile ağacını kurutur mu? “Canı kim cânanı için sevse canânın sever/ Canı için kim ki canânın sever canın sever.” Şimdi sormalı her kişi kendi nefsine, sormalı ve orada durmalı; vakfe yapmalı: “Ey nefis! Kimi, neyi, niçin, ne sûretle seversin?”

***

Haşir Sûresi’nin 19. âyeti her âile ocağında sık sık okunup tefekkür edilse ne iyi olur? Âyetin meâli şöyle: “Allah’ı unutan; bu yüzden (Allah’ın da) onlara kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın! İşte onlar fâsıkların ta kendileridir!”

Kendi husûsî dünyamızı, âlemimizi hayatımız üzerine binâ ediyor, dünya sayfamızı hayatımızın kalemi ile her gün yazıp çiziyoruz. Dünyamız da üzerine kurulu olan hayatımız gibi geçici ve ölümlü. Bunun için ne bizzat hayatımız ne de dünyamız gerçek muhabbeti hak ediyorlar. Cennetin ve âhiretin fidanlığı olan dünyamız ancak meyveleri için sevilebilir ve hayat ancak uhrevi meyveleri için yaşanmalıdır. Böyle olduğu takdirde mecâzî aşkların hakiki aşklara dönüşebilme ihtimalinden söz edilebilir. Aksi hâl dünya hayatı için tek kelime ile ‘izmihlâl’dir.

***

“Lâ rahata fi’d-dünya (Dünyada rahat yoktur)” cümlesini isbâta hâcet yok! Gönlün yegâne rahatı Fermân’ı dinleyip teslîm olmasındadır. Yoksa şu şâirin şekvâsı her âşıkın dilinde dolaşır mıydı? “Cihanda âşık-ı mehcûr sanma rahat olur/ Neler çeker bu gönül söylesem şikâyet olur.” Evet, şikâyet olur; bunun için gönül Fermân’ı can kulağıyla dinleyip şükretmeli sadece!...

***

Bir düğün davetiyesinde şu güzel ve küllî duâ vardı; lütfen siz de okuyup âmîn der misiniz?

“Yâ Rabbi! Bize ve neslimize Nûrunla hayat ver. Yâ Rabbi! Bizi ve neslimizi Nûrunla yaşat ve o Nûrunla huzuruna al. Yâ Rabbi! Bizi ve neslimizi bize ihsânın olan Nûrunla haşret, lütuf et, kerem kıl. Hatalarımızı ve seyyiâtlarımızı mağfiret eyle ve bizi, başında Habîb-i Zîşânın olan Hazret-i Muhammed Aleyhisselâtü Vesselâm Efendimizin fırka-i Nâciye-i kâmilesine ilhâk eyle. Âmîn! Âmîn! Âmîn. Yâ Muîn!”
 
 

Lesezeichen

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB-Code ist Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
VAR’A ‘yok’ demekle, nesi değişir ki ‘var’ın? arzuhal Oku - Düşün - Anla 1 12.01.2008 00:09
‘’Böl yok et’’ planı elif Tarihi Bilgiler 3 11.01.2008 12:53
‘’kalemleri Birakin’’ Denildiği An… YOL GÖSTERİCİ Arşiv 1 27.04.2006 11:30



WEZ Format +2. Şuan Saat: 03:52.


Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.

Template-Modifikationen durch TMS
IslamForumAd Management RedTyger