 | |  |
07.08.2007, 11:07
|
#31 (permalink)
| | Tercübeli Üye
alptraum isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 01.01.2005 Bulunduğu yer: Aşk`dan Yaş: 23 Mesajlar: 2.958 Tesekkür Etti: 19
49 Kunu Icin 78 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 63 | Alıntı: miniksercen Nickli Üyeden Alıntı
zikir etmek yanlismidir ?
zikir etmek yanlis ise b tarikata mensup olmakda yasak demek degilmidir? |
Zikir, Allah’ı anmaktır. Kur’ân’ın sarih emirlerindendir. “Beni anın, ben de sizi anayım” (Bakara Sûresi, 152), “Allah’ı çokça zikredin ki, felaha eresiniz” (Enfal Sûresi, 45) ayetleri, bu konudaki pek çok ayetten sadece ikisidir.
Zikir iki türlü olur:
1- Lisan ile.
2- Kalb ile.
Asıl olan kalbin zikretmesidir. Dil buna sadece bir tercümandır. Yalnız dilde kalan evrad, kalbe intikal etmedikçe, zikir sayılmaz.( İz, Tasavvuf, 243) Tarlada çalışan çiftçinin, dairede çalışan memurun, fabrikada çalışan işçinin Allah’ı hatırlaması, bir zikirdir. Kur’ân-ı Kerîm bu kimseleri şu şekilde metheder: “Öyle insanlar vardır ki, ne bir ticaret, ne bir alışveriş onları Allah’ı zikirden, namazı kılmaktan, zekatı vermekten alıkoyamaz.” (Nur Sûresi, 37)
Bunlar, “dışı sahra-yı kesrette, içi umman-ı vahdette” olan kimselerdir. Dış dünya ve bununla meşguliyet, onların gönül âlemlerini bulandırmaz. İç âlemlerinde vahdet ile teneffüs ederler.
Bütün tarîkatların üssü’l-esası olan zikir, kalbi şeffaflaştırır. Ona letafet kazandırır. O kalbi, ilham esintilerine duyarlı bir alıcı haline getirir.
__________________ İmtisali cahidu fillah olubtur niyetim,
Dini islamın mücerred gayretidir gayretim.
Fazlı Hak ve hikmeti cündü ricalullah ile,
Ehl-i küfrü serteser kahreylemektir niyetim.
Embiyau evliyaya istinadım var benim,
Lütfü Haktandır hemen ümidi fethu ve nusratım.
Nefsim ve malımla nola kılsam cihanda içtihad,
Hamdülillah var gazaya sad hazaran rağbetim.
Ey Muhammed! Mucizatın Ahmedi muhtar ile,
Umarım galib ola Edayı dine devletim! | |
| |  |  | |  |
07.08.2007, 11:13
|
#32 (permalink)
| | Tercübeli Üye
alptraum isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 01.01.2005 Bulunduğu yer: Aşk`dan Yaş: 23 Mesajlar: 2.958 Tesekkür Etti: 19
49 Kunu Icin 78 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 63 | [quote=miniksercen;141160]
sabah namazina vakitin daha cok oldugundan mescidde biraz uyku cekdikten sonra kalkip namaz kiliyorlar ? Ehli sünnetde böyle bir sey varmi?
[ ki uyumak abdesti bozar ]
[quote] hanefi mezhebine göre İnsanın kendine hâkimiyetini kaybettiren uyku abdesti bozar. Bu uyku ister yan üstü yatarak, ister sırtüstü yatarak, ister yüzü koyun yatarak, ister oturup dirseğine dayanarak olsun hüküm aynıdır. Yanında konuşulanları duyacak derecedeki hafif uyuklamalar ise abdesti bozmaz. Bir şey'e dayanarak uyuyan kimsenin, dayanmakta olduğu şey çekildiği takdirde düşecek derecede uykuya dalmışlığı varsa, abdest bozulur.
__________________ İmtisali cahidu fillah olubtur niyetim,
Dini islamın mücerred gayretidir gayretim.
Fazlı Hak ve hikmeti cündü ricalullah ile,
Ehl-i küfrü serteser kahreylemektir niyetim.
Embiyau evliyaya istinadım var benim,
Lütfü Haktandır hemen ümidi fethu ve nusratım.
Nefsim ve malımla nola kılsam cihanda içtihad,
Hamdülillah var gazaya sad hazaran rağbetim.
Ey Muhammed! Mucizatın Ahmedi muhtar ile,
Umarım galib ola Edayı dine devletim! | |
| |  |
07.08.2007, 17:04
|
#33 (permalink)
| | Üye
miniksercen isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 29.07.2007 Bulunduğu yer: vienna Yaş: 20 Mesajlar: 177 Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 20 | hepsinide okudum , beni bilgilendirdiginiz icin, Allah sizden razi olsun : )
__________________
Ya Rab manâ cism ü cân gerekmez
Cânânsuz cihân gerekmez
| |
| |
07.08.2007, 22:59
|
#34 (permalink)
| | Tercübeli Üye
alptraum isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 01.01.2005 Bulunduğu yer: Aşk`dan Yaş: 23 Mesajlar: 2.958 Tesekkür Etti: 19
49 Kunu Icin 78 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 63 | allah sendende razi olsun kardesim
__________________ İmtisali cahidu fillah olubtur niyetim,
Dini islamın mücerred gayretidir gayretim.
Fazlı Hak ve hikmeti cündü ricalullah ile,
Ehl-i küfrü serteser kahreylemektir niyetim.
Embiyau evliyaya istinadım var benim,
Lütfü Haktandır hemen ümidi fethu ve nusratım.
Nefsim ve malımla nola kılsam cihanda içtihad,
Hamdülillah var gazaya sad hazaran rağbetim.
Ey Muhammed! Mucizatın Ahmedi muhtar ile,
Umarım galib ola Edayı dine devletim! | |
| |  | |  |
08.08.2007, 12:32
|
#35 (permalink)
| | Tercübeli Üye
Serhan Eğeryılmaz isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 01.05.2007 Yaş: 21 Mesajlar: 389 Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 5 | İslam'da Kuran-ı Kerim vardır ve Resulullah'ın hadis-i şerifleri vardır,uzun uzun ve boş boş konuşmayın lütfen açın okuyun Kuran-ı Kerim'i ve Resulullah'ın sözlerini apaçık sözler çok mu zor anlaşılması Allah kendi yolunda olanın işlerini kolaylaştırır,Allah Kuran-ı Kerim'de buyuruyor :''Size apaçık ayetler gönderdik.'' dinimiz laf dini değil icraat dinidir,Kuran-ı Kerim ve Hadis-i Şeriflerden başka dini kaynak yoktur,orada ne varsa o vardır başka da hiçbir şey yoktur,kolay olan dini zorlaştırmayın.Resulullah Aleyhisselatu Vesselam buyurmuştur :''Kolaylaştırın,zorlaştırmayın,sevindirin,nefret ettirmeyin.''
__________________
Selamın Aleyküm.Arkadaşlar,bana cevap verecekseniz yada soru soracaksanız özel mesajdan sorunuzu sormanızı ya da cevabını göndermenizi rica ederim.Konunun adresini de gönderin ki o yeri bulabileyim.Bana özel mesajlarınızda atmış olduğunuz soru yada cevaplarınızı da yazarak kendi yazımın üstünde yazacağım inşallah.Selamın Aleyküm
| |
| |  |
08.08.2007, 14:25
|
#36 (permalink)
| | Üye
miniksercen isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 29.07.2007 Bulunduğu yer: vienna Yaş: 20 Mesajlar: 177 Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 20 | burda hic bir sey zorlastirilmiyor kardesim : ) eger okumak istemiyorsan verilen bilgileri [ki oda sana kalmis] o zaman hic yorum yapmayiniz !
" Ilim ögrenmek her müslüman erkek ve kadina farzdir"
biz burda sadece kuran isingda ve resulun hadisleri ile b seyler ögrenmeye gayret ediyoruz eger " zorlastirmak" bu ise ... kolaylik nedir?
sorulan sorulara kardesim titiz bir sekilde cevap verdi : ) [Allah raz olsun]
bu arada kurani ve hadisleri anlayabilmemiz icin mutlaka ek bilgilere ihtiyacimiz vardirki bunlarida burda ögreniyoruz .[ ve kitablardan ]
ZATEN BURDA KURAN VE SÜNNET HARIC BIR SEY YAZILIP ANLATILMIYOR !
__________________
Ya Rab manâ cism ü cân gerekmez
Cânânsuz cihân gerekmez
| |
| |
08.08.2007, 14:34
|
#37 (permalink)
| | Tercübeli Üye
sinang isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 10.09.2006 Yaş: 31 Mesajlar: 937 Tesekkür Etti: 0
2 Kunu Icin 4 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 29 | Kur'an ve sünneti okumak anlamaya çalışmak,hayata dökmek her müminin görevi olup dininin ruhunu teşkil eder.Yalnız fıhki alanlarda konuşma yetkisi bu ilmi bilen ulemaya düşer,bu konuda hiç bir bilgisi olmayan taklide mecbur olanlar ise okuyup taklid edeceklerdir.Yalnız bu kişiler bu hükümlerin delillerini araştırabiliyorlarsa halisane yapabilirler,bu güzel bir durumdur. | |
| |  | |  |
10.08.2007, 15:13
|
#38 (permalink)
| | Tercübeli Üye
Serhan Eğeryılmaz isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 01.05.2007 Yaş: 21 Mesajlar: 389 Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 5 | kardeşim,zaten herşey açık ortadadır,Allah kuluna direk sesleniyor Kuran-ı Kerim ile ve Resulullah ile o alimler de mevzuyu daha çok açıklamak istiyor ama zaten açıklamaya kalkınca kelimeler yazılar artıyor,kısa yol varken yol uzuyor,bu karışıklık yanlışlıklara da yol açabiliyor,açın Kütüb-i Sitte'yi açın Ramuz el-hadis'i açın Kuran-ı Kerim'i sahabe anlatıyor hadis-i şerif nasıl başlıyor ''................. Radiyallahu anh anlatıyor : Bir gün Resulullah bize şunları buyurdu :''...................'' diyerek kutlu bilgi geliyor daha hangi kaynağı arıyorsunuz Resulullah Aleyhisselatu Vesselam buyuruyor :''Din,nasihatten ibarettir.'' Allah Teala bizden bu kutlu bilgileri okuyarak idrak ettikten sonra bir şey eklemeden ve eksiltmeden uygulamamızı istiyor,Bilinir ki kainatça Yaratmakta Allah'a aittir,buyurmakta.
__________________
Selamın Aleyküm.Arkadaşlar,bana cevap verecekseniz yada soru soracaksanız özel mesajdan sorunuzu sormanızı ya da cevabını göndermenizi rica ederim.Konunun adresini de gönderin ki o yeri bulabileyim.Bana özel mesajlarınızda atmış olduğunuz soru yada cevaplarınızı da yazarak kendi yazımın üstünde yazacağım inşallah.Selamın Aleyküm
| |
| |  |
10.08.2007, 20:23
|
#39 (permalink)
| | Tercübeli Üye
sinang isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 10.09.2006 Yaş: 31 Mesajlar: 937 Tesekkür Etti: 0
2 Kunu Icin 4 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 29 | Amenna nass Kur'an ve sünnettir.Kur'an anayasa,sünnet bu anayasaya bağlı yasalardır.bu hukuksal ilmi ise izah eden muhterem hukukçularımız,fakihlerimizdir.Fukuhanın işindeki makamına ve bilgisine göre kıyas hakkı vardır. | |
| |  | Bir Kimse Mezhebsiz Olur Mu |  |
25.09.2007, 22:50
|
#40 (permalink)
| | Yeni Üye
hekim isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 11.06.2007 Yaş: 19 Mesajlar: 13 Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 0 | Bir Kimse Mezhebsiz Olur Mu ıÜüGünümüzde sık sık duyduğumuz sözlerden bir kısmı da: "Falanca şahıs mezhepsiz " veya "... lamam, anlaşıldı., bahsettiğiniz şahıs müctehid değil ki bu konuda onun sözlerine itibar edelim.." gibi sözlerle âdeta müslümanlarm büyük bir kısmının din adına konuşması yasaklanmakta ya da birazcık konuştuğunda "Mezhepsİz."\\Y damgası yemektedir. Konunun ak-tualitesi itibarıyla izin verirseniz; mezhep nedir, müctehid kime denir?ve yine bunun bir devamı olarak da, bir kimse mezhepsiz olabilir mi? diye bir konuyu gündeme getirmek istiyorum.
- Evet anlaşıldı. Evvela mezhep konusunu açalım. Mezhep Arapça bir kelimedir ve "gidişat, davranış tarzı" olarak tercüme edîlebilinir. Yürüyüş manasındadır. Eğer sadece sözlük manasını alırsak gitmek manasım ifade eder. Eğer nizami bir manada alırsak mezhep gidişat demektir. Yine mezhep sülük Şekli, davranış şekli demektir.
Bir insan, bir işi yapmak istediği zaman önce o işin nasıl yapılması gerektiğini düşünür ve buna bağlı olarak da bir metod oluşturur. Sonra da o işi yapmaya koyulur, işte mezhep dediğimiz zaman; bir işi ya da bîr fiili yapmanın metodu akla gelir. Binaeneleyh mezhep, islâmın emirlerini icra ederken takip ettiğimiz yoldur. Bu itibarla eski müctehidlerin Islâmı Kur'ân'dan alıp yaşamak İstediklerinde kendilerine göre çizmiş oldukları bir metod var idi. îşte bu metod ya da usûl denilen şey bir mezheptir. O halde müctehid kime derler? Müctehid de, islâmın hu-kümlerini yaşamak için, islâmın öz kaynaklan olan
Kur'an ve Hadis kitaplaından belirli bir ölçü içerisinde hükümler ve manalar çıkarabilen kimseye denir.
Böyle bir kişi bu işe başlarken kendince bir yol oluşturur ve bu yolla, bu programla Kur'an'dan ve hadisten hükümler çıkarır. İş bununla da kalmaz. İslamııı ana kaynaklarından derlemiş olduğu bu hükümlerin yaşanması için de bir kaide koyar. İşte o hükümleri çıkarma işine, fiiline içtihad, o hükümleri yaşama fiiline de mezheb diyoruz.
- Bu duruma göre bir kimse mezhepsiz olabilir mi? Ya da mezhebi olmayan bir müslüman olur mu?
- Fıkıh der ki: "âmî", yani körükörüne davranan, yürüyen kişinin mezhebi yoktur. Bu Fıkhî bir kaidedir. Mezhebi yoktur dediğimiz zaman, yani mukallidin mezhebi yoktur demektir.
Yukarıda mezhebi "gidişat" olarak tanımladık. Müctehi-din de gidişat sahibi kimse olduğunu göz önüne aldığımızda mesele anlaşılacaktır. Çünkü mukallid, gidişat ve metod tanımaz. O zavallı bakar ki birisi bir fiili bir şekilde uyguluyor, o da ona uyar. Birisi bir konu hakkında bir şekilde konuşuyor, o da öyle konuşur. Dolayısıyla âmînin mezhebi yoktur demek, bir bakıma şöyle demektir; âmî, ilim sahibi olamadığı için içtihad yapamaz, içtihad yapamadığı için de kendine bir metod koyamaz. Bu yüzden de mezhebi olamaz. İkinci manada âmînin mezhebi yoktur demek; âmî, şu alime veya bu alime uymak mecburiyetinde değildir. Âmî, nerede bir mesele ile karşılaşırsa, orada rastgeldiği alime meselesini sorar. O alim isler Şafii, ister Maliki, ister Hanefi olsun farketmez; ne olursa olsun, ona uyar
ve uyacaktır. Dolayısıyla âmî, bütün imamların gidişatına uyabilir. Ve onların gidişatıyla yaşayabilir.
- Şöyle diyebilir miyiz hocam; "Âmînin mezhebi müftünün Fetvasıdır."
-Evet, diyebiliriz.
- Fıkıhta yapılan ictihad tarifleriyle birlikte mflctehid olmanın şartlarım da görmekteyiz. Bu şartlara hâiz omayan bir müslüman şayet müctehidlerin temas etmedikleri bir konuda veya temas etmelerine rağmen aynı konuda görüş ortaya koyamaz mı? Mesela, geçmişteki ulemanın, bir gün yeryüzünde isiânun mer'iyetien kaldırılacağım düşünmeksizin, böyle bir şeyi düşünmeyi bile zui addederek ete almadığı halde, günümüzde herhangi bir müslüman geçmişteki ulemanın ele almadığı ya da almadığını sandığımız bu konuya, yanı yeryüzünde İslâm mer'i-yeiten kaldırılırsa, müslümanlarm hukukî durumu ne olur? sorusuna müctehidlik vasıflarına haiz olmayan bir müslüman çözüm getirmeye-çalışsa, bu çözüm müslümanları bağlar mı? İslâmî açıdan da buna bir hüküm gözüyle bakabilir miyiz? Yani müctehidlik tarif ve tanımlamasının istisnası yok mudur?
İctihad yapabilme vasfına sahip olmasa da, geçmişte hükme bağlanmayan herhangi bir konuyu, Kur'ân ve sünnet esasına ters düşmemek kaydı ile. bir müslüman hükme bağlayabilir. Bir meselenin halli için, mutlaka, ictihad şartları diye sıralanan hususların hepsinin tahakkukunu beklemek, beraberinde çeşitli sı-, kınlıları da getirir. İşte bugün ümmetin karşı karşıya olduğu birçok sorunları var. Bunların halli için çaba sarfetmek gerekir. Bunun için ise, ictihad müessesesini rahatlatmak gerekir.
- islâm tarihinde şunu apaçık bir mesele olarak görüyoruz ki, ashab, Nebi (A.S)'m vefatından sonra içtihada başlamış tır. Ashab'tan, sonra tâbiûndan ve daha sonra da etbauttâbiûn diye adlandırılan kuşaktan ilk müctehidlere rastlıyoruz. Bu isla-mın büyükleri (Allah cümlesine rahmet etsin) yaptıkları içtihad-larla ancak kendilerini bağlı saymışlardır. Başkalarını bağlamamışlardır. Ancak ne zaman ki bu kimseler devlet başkanı olarak ictihadta bulunmuşlar, işte o zaman bunların içtihadı kanun mahiyetinde bütün müslümanları bağlamıştır. Zaten o zaman bu ictihad falanca şahsın içtihadı değil, devletin karan olarak görülmüştür. Bu da bir müçtehidin içtihadına uymak değil de, ulu-lemrin vermiş olduğu karara uymak mecburiyetinden dolayıdır.
- Hocam; "İmamın re'yi gizli aşikar bütün ihtilafları ortadan kaldırır" kaidesi buradan mı çıkmıştır?
- Evet, buradan çıkmıştır. Ve mümine de itaat gerekir. Yoksa hiçbir müçtehidin içtihadı görüşü bir başkasını bağlayamaz. Kaldı ki günümüzde yeni yeni meselelerde, çok kudretli ilim adamları ictihad yapıp karar çıkarsın da bu kararlan da diğerleri teşmil etsin. Bu mümkün değildir. Ancak kendilerini bağlayabilir. Böyle bir ictihad Şûra'ya arz edilir. Eğer bu ictihad şayet devletin asayişinde yararlı ise devlete ulaştırılır ve devlet uygun görürse icraya koyar. Buna da mecburi olarak itaat edilir.
Gelelim ictihad şartlarına. Bu şartlar ekseri şartlardır, küllî değildir. İctihad yapmak isteyen bir kimsenin konmuş olan bu şartları elbette bilmesi lazımdır. Fakat bazı kimseler vardır ki, kendileri bu şartlara haiz olmadıkları halde, fıtrî bilgileri ile. "kendisine hikmet verilen ol hayra kavuşmuştur" âyetine göre. hareket ederler, (buradaki hikmet, saf, berrak, tertemiz fıtrattır)-
İşte bu fıtrat sahibi olan, bu ihlâs sahibi olan, tabiî rıza sahibi olan kişiler, ictihad samlarından birşey bilmedikleri ve anlamadıkları halde, karşılaştıkları hâdiselerde kendilerine göre bir ictihad yapabilirler. Yaptıkları ile de kendilerini bağımlı sayarlar. Öyleyse, yok falan adam alim değildir, ictihad yapamaz sözü hoş bir söz değildir. Buradan hareketle, "ictihadlar yalnız eski zamana ait bir husustur" gibi bir mesele karşımıza çıkar. Hele bugün kimse ictihad yapamaz demek, ictihad kapısını kapatmak demektir. İçtihadın kapısını kapatmak demek, Ktır'ân'ı Kerim'in ve İslâm'ın cihanşümul oluş vasıflarını (evrenselliğini) kaldırmak demektir.
Bugün bir çok sınai, teknolojik değişiklikler ve gelişmeler olduğu gibi sosyolojik değişme ve gelişmeler de birbirini izlemektedir. Sosyal davranışlarda birçok farklılıklar meydana gelmektedir. Dahası, Önceki müctehidierin, hakkında hüküm getirdikleri birçok meselenin hükümlerinin değişme ihtimali her geçen gün çoğalmaktadır. Binaenaleyh ictihad islâm'ın kıyamete kadar devam edecek olan bir vasfıdır. Her müslüman için diyemem, çünkü ümmîler de müslümandırlâr. Fakat ictihad edebilecek her müslüman kıyamete kadar istediği konuda ictihad yapabilir ve yapmalıdır da..
- Ama nasıl? Fıkıhta ictihad şartları sıralanırken, ictihad edebilme veya muctehid olmazsa olmaz cinsinden kaideler olarak benimsenirken, ictihad günümüzde âdeta imkansız hale geliyor. Dolayısıyla günümüzde bu şartlara haiz olmayan müslü-manlann islamî konuda herhangi bir kanaat belirtmeleri isabetli de olsa geçerli sayılmıyor. Konumuzun başlarında da belirttiğim gibi, geçmişteki ulemanın, müctehidiıı karşılaşmadığı bir problemle karşılaşıyoruz, onun da cevabını yine geçmişten arıyoruz.
Mesela Dar kavramında olduğu gibi. tslanıî otoritenin varlığını postulat hükmünde var kabul ederek Dar kavramına açıklık getiren ulemadan, o vasatın yok olmasında da hüküm bekliyoruz, fetva bekliyoruz ve de Gazali'den, Ebu Hanife'den, imam Şafii'den; onların karşılaşmadıkları ve bu yüzden de haklı olarak ele almadıkları konuların cevabını istiyoruz.
- Ben diyorum ki; geçmişte bir grup Ashab-ı Kiram, tabiûn, tebauttâbiûn ve onları takip eden yani hicri 2. ve 3. asra kadar ve hatta 4. asra kadar -müsamaha ile söyleyelim- geçen ulemanın dışında gelen müctehidlere bakınız, inceleyiniz. Bugünkü samimi,ciddi ve gerçekten cihad ruhu ile dolu, islam, alemindeki felaketlere bir türlü tahammül edemeyen nice hikmet sahibi, muhakeme sahibi kişiler vardır ki; o günün mücte-hidlerinden bugününkilerine kadar bu şeraiti (şartları) kendisinde tamamen tekmil etmiş insanlar da vardı bunların içerisinde. Bunların içerisinde İslama bir bütün olarak inanmış ve bu sahada insanlığa faydalı olayım diye araştırmış, kitap yazmış, ictihad beyan etmiş olanlar elbette müstesnadır.
Fakat bunların dışında ekseriyeti teşkil eden bir grup vardır ki, bunlar sadece islâmın ahlâkı ve ibadetiyle ilgilenmişler ve bir takım da evliyanın ve meşâyıhm maceralarını dile getirip, ömürlerini bunlarla doldurmuş, onlar hakkında kitap yazmış, vaaz etmiş nice alim ve ulema gelmiş geçmiştir. Bunlar için muctehid, ictihad yapabilir deriz de; malıyla canıyla islam yolunda cihad edip de, isiamın yaşanmamasına tahammül edemeyen insanlara neden denmesin. Bu insanlar da elbette icitihad yapabilir. Ve zaten aklı, basireti, imanı yerinde olan ve kalbi islâm için, Allah için çarpan bu gibi kimesler zaten içtihadın gerektirdiği şartlara başvurma şahsiyetini de kendilerinde bulun-dururlar. Ne var ki Arapça başvurmaz da, Türkçe başvurur veya her hangi bir tercümeden, kitaptan başvurur. Böyle bir kimse, Arapça bilenlerden de yer yer daha sıhhatli icitihadlar yapabilir, insanlara çeşitli vesile ve bahaneler sergileyerek ictihad kapısı kapandı demek, islâmın kapısı kapandı demekle eş anlamlıdır. Hem bu tür lafları söyleyenler üstü kapalı kendileri ictihad yapmaktadırlar. En azından bu gibi ictihad kapısını kapatanlar, çeşitli görüşler ortaya atarak müslümanları kendilerine bağlamaktadırlar. Hem de ne olduğu belli olmayan görüşlerine.
İctihad insanın en çok ihtiyaç duyduğu bir müessesedir. Resûlullah (A.S)'ın Muaz tbni Cebel'i Yemen'e gönderirken; "Neyle hükmedersin?" dîye sormuş; o da,, "Kur'ân'la hükmederim, Kur'ân'da bulamazsam, sünnetinle hükmederim. Sünnetinde de bulanuızsam re'yimle hükmederim", diye cevap vermiştir. İşte bu "re'yimle hükmederim" cümlesi kıyamete kadar sabittir. Öyleyse her insan karşılaştığı müşkili çözümlemede Önce Kur'ân'a, sonra sünnete, sonra da re'yine başvurabilir. Her müs-lürnan temiz ve iyi niyeti ile islâmın ana kaynaklarından sapmadan, halisane gayret ile ictihad yapabilir.
- Hocam, bildiğimiz kadarıyla siz medrese eğitimi görmüş birisiniz. Dolayısıyla sizin bu şekilde konuşmanızı doğrusu yadırgamadık değil. Buna rağmen size bir sual daha sormadan geçemeyeceğim. Bu medrese eğitiminiz esnasında gördüğünüz Usûl-ü Fıkıh kitaplarında, sayılan müctehidlik vasıflarını taşıyanların dışındaki kimselerin de ictihad yapabileceklerine dair bir kayıt var mıdır?
- Evet vardır; el-Mirkat ve'1-Mirat ismili usûl-ü fıkıh kitabında bu konu geçmekledir. Hatta Menâr diye bir usûl-ü fi-
kıh kitabı daha vardır, onda da geçer. Bu kitaplann çoğunda aynen şöyle deniliyor:
"Selikası (tabiî insiyatif), karihası sağlam olan insanlar o şartlara haiz olmadıkları halde ictihad edebilir."
Fakat biraz önce bir cümle kullandım, herhalde aniaşıl-madı. O cümle şu: "Zalen müslüman, islâmt sırf Allah rızasıiçin yaşamak isteyen ve sırf cehennem korkusu ve cennet arzusu ile yaşayan müslüman, karşılaştığı bir hâdisede zaten içtihada lüzum görmez ki". Böyle bir kimsenin tetebbu hakkıvardır, teftiş hakkı vardır, araştırma hakkı vardır. Araştırmak da içtihadın başta gelen öğesidir. Eğer müslüman bu saydıklarımızdan yoksun ise, ictihadtan ona ne... | |
| |  | | Seçenekler | | | | Stil | Normal |
Yetkileriniz
| Konu Acma Yetkiniz Yok Cevap Yazma Yetkiniz Yok Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok HTML-Kodu Kapalı | | | | WEZ Format +2. Şuan Saat: 00:00. | | |