Zurück   IslamForum Ne Olursan Ol Gel > IslamForum Genel > Arşiv

Bu Alana Reklam Verebilirsiniz

 
 
LinkBack Seçenekler Stil

Saidi Nursi Ümmeti
Alt 08.11.2007, 00:36   #1 (permalink)
Super Moderator
 
bekir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
bekir isimli Üye şuanda online konumundadır
Üyelik tarihi: 10.09.2007
Bulunduğu yer: Binsekizyüzelli rakımdan
Yaş: 45
Mesajlar: 3.195
Tesekkür Etti: 1.457
589 Kunu Icin 1.224 Tesekkür Aldı
bekir Asırı Söhretli ve itibarlı biribekir Asırı Söhretli ve itibarlı biribekir Asırı Söhretli ve itibarlı biribekir Asırı Söhretli ve itibarlı biribekir Asırı Söhretli ve itibarlı biribekir Asırı Söhretli ve itibarlı biribekir Asırı Söhretli ve itibarlı biribekir Asırı Söhretli ve itibarlı biribekir Asırı Söhretli ve itibarlı biribekir Asırı Söhretli ve itibarlı biribekir Asırı Söhretli ve itibarlı biri
Tecrübe Puanı: 10
Standart Saidi Nursi Ümmeti

Sağdan soldan bazı laflar çalınıyor kulağıma?

Hiç Saidi Nursi'nin mehdi olduğunu, onun da ümmeti olduğunu duyanınız, bu konuda bilgi sahibi olanınız var mı?
 

Alt 08.11.2007, 01:10   #2 (permalink)
Tercübeli Üye
 
Elifnisa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Elifnisa isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 29.10.2007
Bulunduğu yer: istanbul
Yaş: 28
Mesajlar: 793
Tesekkür Etti: 128
58 Kunu Icin 135 Tesekkür Aldı
Elifnisa Adı herkesce TanınıyorElifnisa Adı herkesce TanınıyorElifnisa Adı herkesce TanınıyorElifnisa Adı herkesce TanınıyorElifnisa Adı herkesce TanınıyorElifnisa Adı herkesce TanınıyorElifnisa Adı herkesce TanınıyorElifnisa Adı herkesce TanınıyorElifnisa Adı herkesce TanınıyorElifnisa Adı herkesce TanınıyorElifnisa Adı herkesce Tanınıyor
Tecrübe Puanı: 8
Standart

ben nurculardan böyle bir şey duymadım ama fettullah gülenin samanyolu tv. de yayınlanan bir konuşmasına şahit olmuştum. bunları orada söylemişti...
birde saidi nursinin ümmi oldugunu risalei nurun vahiy şeklinde geldiğini kastamonu lahikasındaydı sanırım yazıyordu. Ama emin değilim tekrar hangi lahika olduguna bakmam lazım.
__________________
“Bu din garip başladı, garip devam edecek ve garip bitecektir. Ne mutlu o gariplere.” (Müslim, İbn-i Mace)
 

Alt 08.11.2007, 01:22   #3 (permalink)
Super Moderator
 
bekir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
bekir isimli Üye şuanda online konumundadır
Üyelik tarihi: 10.09.2007
Bulunduğu yer: Binsekizyüzelli rakımdan
Yaş: 45
Mesajlar: 3.195
Tesekkür Etti: 1.457
589 Kunu Icin 1.224 Tesekkür Aldı
bekir Asırı Söhretli ve itibarlı biribekir Asırı Söhretli ve itibarlı biribekir Asırı Söhretli ve itibarlı biribekir Asırı Söhretli ve itibarlı biribekir Asırı Söhretli ve itibarlı biribekir Asırı Söhretli ve itibarlı biribekir Asırı Söhretli ve itibarlı biribekir Asırı Söhretli ve itibarlı biribekir Asırı Söhretli ve itibarlı biribekir Asırı Söhretli ve itibarlı biribekir Asırı Söhretli ve itibarlı biri
Tecrübe Puanı: 10
Standart

Alıntı:
Elifnisa Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
ben nurculardan böyle bir şey duymadım ama fettullah gülenin samanyolu tv. de yayınlanan bir konuşmasına şahit olmuştum. bunları orada söylemişti...
birde saidi nursinin ümmi oldugunu risalei nurun vahiy şeklinde geldiğini kastamonu lahikasındaydı sanırım yazıyordu. Ama emin değilim tekrar hangi lahika olduguna bakmam lazım.

Kaynak verebilirseniz memnun olurum... Allah razı olsun.
 

Alt 08.11.2007, 08:47   #4 (permalink)
Tercübeli Üye
 
Elifnisa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Elifnisa isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 29.10.2007
Bulunduğu yer: istanbul
Yaş: 28
Mesajlar: 793
Tesekkür Etti: 128
58 Kunu Icin 135 Tesekkür Aldı
Elifnisa Adı herkesce TanınıyorElifnisa Adı herkesce TanınıyorElifnisa Adı herkesce TanınıyorElifnisa Adı herkesce TanınıyorElifnisa Adı herkesce TanınıyorElifnisa Adı herkesce TanınıyorElifnisa Adı herkesce TanınıyorElifnisa Adı herkesce TanınıyorElifnisa Adı herkesce TanınıyorElifnisa Adı herkesce TanınıyorElifnisa Adı herkesce Tanınıyor
Tecrübe Puanı: 8
Standart

Şualar, Birinci Şua,’da geçen;
“Kur’an’ın gizli hakikatleri Risale-i Nur ile birlikte bize iniyor!! Tenzil’ül-Kitab cümlesinin sarih bir manası asrı saadette vahiy suretiyle Kitab-ı Mübîn'in nüzulü olduğu gibi, manayı işarîsiyle de, her asırda o Kitabı Mübin'in mertebe-i arşiyesinden ve mu'cize-i maneviyesinden feyz ve ilham tarîkıyla onun gizli hakikatları ve hakikatlarının bürhanları iniyor, nüzul ediyor...”



Bediüzzaman Said Nursî, Afyon Hayatı’nda geçen şu cümleye bir bakın;
“ o zat (Said Nursî), hizmet-i îmâniye noktasında Risâletin bir mir'at-ı mücellâsı ve şecere-i Risâletin bir son meyve-i münevveri ve lisan-ı Risaletin irsiyet noktasında son dehan-ı hakikati ve şem'-i İlâhînin hizmet-i îmaniye cihetinde bir son hâmil-i zîsaadeti olduğuna şüphe yoktur.
[Benim hissemi haddimden yüz derece ziyade vermeleriyle beraber, bu imza sahiplerinin hatırlarını kırmağa cesaret edemedim. Sükût ederek, o medhi, Risale-i Nur Şakirdlerinin şahs-ı mânevîsi namına kabul ettim.] Said Nursî”




Siracü’n-Nûr’da Hasan Feyzi açıkça ortaya koymaktadır:
“(...) Demek göç ve sefer muhakkak mı Üstadım. Demek Hazret-i İmam-ı Ali’yi ağlatıp, Ömer’i şaşırtan, Ehl-i Beyt’i inletip, Medine-i Münevvere’yi karartan o hâl-i pür-melalin bir nümunesi, âkıbet bizim bu garip başlarımıza da mı çöküyor. Pek vakitsiz, pek erken değil mi Üstadım.”
Tılsımlar Mecmuası’nda inanılmaz bir zorlamayla, Said Nursî kendisini Hz. Muhammed’in aynası olarak göstermiştir:
“Binâenaleyh bu Zât (Said Nursî), cismaniyet noktasında mir'at-ı Peygamberî’dir.”



Şuâlar, Birinci Şua’da Said-i Nursi kendi konumundan şöyle bahseder;
“(...) benim gibi yarım ümmi ve kimsesiz (...) bulunan bir adam, (...) Risale-i Nur’a sahip değildir; ve o eser, onun hüneri olamaz, onunla iftihar edemez. Belki doğrudan doğruya Kur'an-ı Hakîmin bu zamanda bir nevi mu’cize-i mâneviyyesi olarak, rahmet-i İlâhiyye tarafından ihsan edilmiştir. O adam, binler arkadaşiyle beraber, o hediye-i Kur'aniyeye el atmışlar. Her nasılsa birinci tercümanlık vazifesi, ona düşmüş. Onun fikri ve ilmi ve zekâsının eseri olmadığına delil (...)”



Şuâlar, Beşinci Şua’da şöyle geçiyor;
“Hattâ "Tevrat" ve "İncil" ve "Zebur"da Peygamberimiz hakkında gelen müjdeler ve haberler dahi, bir derece perdeli ve kapalı gelmiş ki; o kitapların bir kısım tâbileri te'vil edip îman etmediler.”
Barla Lâhikası, Yirmi Yedinci Mektupta müridi Hâfız Ali ise şöyle der;
(...) Nur Risalelerini, değil Hazret-i Şeyh (K.S.) altıncı asırdan ondördüncü asırda görmesi, (Kütüb-ü sâbıkada remzen ve Hazret-i Kur'an’da sarahaten göstermeleri, o kitab-ı mübarekin şe'nindendir) diyebileceğim.”


Kastamonu Lâhikası, Yirmiyedinci Mektubda ise;
“Hz. Muhammed (s.a.v.) ve Ebu Bekir (r.a.), Mekke’den Medine’ye hicret ederlerken, Bir güvercinle bir örümceğin, müşriklerin tüm çabalarını boşa çıkardığı gibi; Risalet-ün-Nur’un intişarına karşı gelen düşman ve casuslara mukabil bir tek fare çıktı, planlarını zîr ü zeber etti.”



Şuâlar, 141, 523, 535, 545, 590’da geçen;
“Ey Risale-i Nur! Senin, hakkın dili, hakkın ilhamı olup O’nun izni ile yazıldığına şüphe yok. "Ben, kimsenin malı değilim. Ben hiçbir kitabdan alınmadım, hiçbir eserden çalınmadım. Ben Rabbânî ve Kur'ânîyim. Bir lâyemut’un eserinden fışkıran kerametli bir Nûr’um."
Sikke-i Tasdîk-ı Gaybî, de geçen;
“(...) Hem mütedeyyin bir kadın, yine hâdiseden sonra görüyor ki: Semâvattan mübarek kâğıtlar yağıyor. Soruyorlar: "Bu nedir?" Rü'yada demişler: "Risale-i Nur’un sahifeleridir." Yâni, tâbirce Risale-i Nur, Kur'anın tefsiri olduğu cihetle, vahy-i semavî olan Kur'anın semavî ve ilhamî bir tefsiridir.”


Sikke-i Tasdîk-ı Gaybî, de ise;
“Hem Risale-i Nur zâhiren benim eserim olmak haysiyetiyle senâ etmiyorum. Belki yalnız Kur'anın bir tefsiri ve Kur'andan mülhem bir tercüman-ı hakikisi ve imanın hüccetleri ve dellâlı olmak haysiyetiyle meziyetlerini beyan ediyorum. Hattâ, bir kısım Risaleleri ihtiyarım hâricinde yazdığım gibi, Risale-i Nur’un ehemmiyetini zikretmekte ihtiyarsız hükmündeyim.”



“Yâ Rabbî (...) Hazret-i Mûsa Aleyhisselâm’a denizi ve Hazret-i İbrahim Aleyhisselâm’a ateşi ve Hazret-i Dâvud Aleyhisselâm’a dağı, demiri ve Hazret-i Süleyman Aleyhisselâm’a cinni ve insi ve Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm’a şems ve kameri teshir ettiğin gibi, Risale-i Nur’a, kalbleri ve akılları musahhar kıl!” (Bediüzzaman Said Nursi)


Müridi olan Hasan Feyzi Siracü’n-Nûrda bakın ne diyor;
“(...) Şimdi biz Hacce’t-ül Veda’sız böyle bir ölüme nasıl inanalım.((...) Son sözlerini Hind’den, Yemen’den, Irak’dan ve Afgan’dan ve dünyanın her yerinden o mahall-i mübarek ve mukaddeste toplanan bütün müslümanlara, bütün âşıklara ve bütün hicranlı gönüllere söyle, bize "elâ hel bellağtu" (Dikkat edin! tebliğ ettim mi?) tekrarlayıp, "felyubelliğu’ş-şâhidu minkumu’l-gāibe" derken, âlem-i gayb ve ervaha işte oradan pervaz et.”


Âsâ-yı Mûsa, Onbirinci Mesele’de konuyla ilgili olarak;
(...) kabre gelecek olan Münker-Nekir isminde Melâikeleri ehl-i hak ve hakikat yolunda gidenler için birer munis arkadaş yapan ve Risale-i Nur’un Şâkirdlerini talebe-i ulûm sınıfına dâhil edip Münker-Nekir suallerine Risale-i Nur ile cevap verdiklerini merhum kahraman Hâfız Ali’nin vefatıyla keşfeden ve hayatta bulunanlarımızın da yine Risale-i Nur ile cevap vermemizi rahmet-i İlâhiyyeden dua ve niyâz eden (...)”


Zülfikar Mecmuasında Said-i Nursi’nin müritlerinden Hasan Feyzi derki;
“İslâmiyet güneşinin doğuşundan tam öndört asır sonra, senin gibi ulvî ve İlâhî ve arşî bir nurun tekrar ve yeniden, bahusus bu son asırda, hem Türk elinde ve hem de Türk dilinde doğması, acaba kimin hatır ve hayalinden geçerdi? Bu ne büyük bir ni’met bizlere ve bu asır halkı için ne bahtiyarlık Yârabbi!.
Türkçemiz seninle iftihar edip dolmakta, kabarıp şişmekte ve her lisan üstüne bağdaş kurup oturmaktadır. Ey Risale-i Nur! Fakat o kadar fasih ve beliğ ve edâlı ve sadâlı ve nağmeli yazılmış ve bütün harflerin birbirine dayanarak kelime ve kelâmların siyak ve sibak, intizam ve insicam ile dizilmiş ve bunlar birbirine o kadar kuvvet ve kudret ve metanet vermiş ki: Mensur ve Türkî ibâreli olduğun halde, yine mislin getirilemez. Senin gibi parlak bir eser, bir daha kimseye nasib olmaz.”


not: bunlar risalei nurda geçiyor,yorum yazmadım , her şeyin doğrusunu allah bilir.
__________________
“Bu din garip başladı, garip devam edecek ve garip bitecektir. Ne mutlu o gariplere.” (Müslim, İbn-i Mace)
 

Alt 08.11.2007, 10:01   #5 (permalink)
Tercübeli Üye
 
Duha - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Duha isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 12.12.2006
Yaş: 37
Mesajlar: 2.098
Tesekkür Etti: 147
160 Kunu Icin 260 Tesekkür Aldı
Duha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin Zekası
Tecrübe Puanı: 20
Standart

Alıntı:
Elifnisa Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Şualar, Birinci Şua,’da geçen;
“Kur’an’ın gizli hakikatleri Risale-i Nur ile birlikte bize iniyor!! Tenzil’ül-Kitab cümlesinin sarih bir manası asrı saadette vahiy suretiyle Kitab-ı Mübîn'in nüzulü olduğu gibi, manayı işarîsiyle de, her asırda o Kitabı Mübin'in mertebe-i arşiyesinden ve mu'cize-i maneviyesinden feyz ve ilham tarîkıyla onun gizli hakikatları ve hakikatlarının bürhanları iniyor, nüzul ediyor...”
Değerli kardeşim, burda vahiyden bahsetmiyor.

Diyor, Kur'an'ın gizli hakiketleri Risale-i Nurla birlikte bize iniyor.

Önce gizli Alem-i gayb ve şehadet nedir, ona bakmak lazım.
Bunu bir temisil ile izah edelim.

Nasıl yağmurmurun zamanının Allah'tan başkası bilemiyeceği Kur'an'da yazılı olmasına rağmen Meteorologlar bazen tam tamına saatini ve hatta miktarını söyliyebiliyorlar.

Bu nasıl olur? Kur'an Mugayyebat-ı hamse içinede saydığı "yağmurun vaktini nasıl bilinebiliyor?

Alem-i Gayb ve Alemi Şehadet tabirlerini anlamak her şeyi çözmektedir.

İzah edelim: Nasıl yağmur yağmadan önce bir yerlerde rüzgar çıkar,toz kaldırır. Bir yerlerde buharlaşmış ve bulutlaşmış su damlaları o rüzgarın tozu ile aşılanır.

İşte artık yağmur alem-i gaybtan çıkmış ve alem-i şehadete gelmiştir. Bu noktada avam o yağmurun vaktini bilemez. Ancak ilim sahibi olanlar, yani meteorologlar ilimleri ile bu olayı görür ve bizim için henüz alem-i gaybta olan yağmur onlar için alem-i şehadetedir.

Şimdi kimse diyemez ki meteorologlar alem-i gaybdan haberdar. Ancak denir meteoroloji ilmini bilmeyen sıradan insanlar için gayb olanı bilirler.
Şimdi o meteorologlar Nemrut gibi şöyle dese "Yağmurun yağma vaktini ben kendi aklım ve ilmimle buldum" Ne kadar büyük bir şirkli kibir olur. Oysa Allah Bakara suresinde buyurmuş "Senin öğerettiklerinden başka bir ilmimiz yoktur" Demek Allah insanlara bilmediklerini Rab ismi gereği öğretiyor. Peki Allah neden insana öğretir ,tabiki muhtaç olduklarından. Muhtaç olan acizdir, aciz olana ise Rahmet edilir. Rahmet ise Nüzül eder.

O zaman Meteorologlar şöyle diyebilir; "Yağmurun yağma vakti bize nüzül ediyor"
Yani diyor; Rab-i Rahim bize Rahmeti ile öğretiyor.

İşte zaten ifadeyi sonuna kadar okuduğumuzda şöyle diyor: Kitabı Mübin'in mertebe-i arşiyesinden ve mu'cize-i maneviyesinden feyz ve ilham tarîkıyla onun gizli hakikatları ve hakikatlarının bürhanları iniyor, nüzul ediyor...”

Kitab-ı Mübin;alem-i şehadet bakan bir kitabtır. Yani, verdiğim yağmur örneğindeki gibi Alem-i Gaybtan Alem-i Şehadete geçen meseleleri yazan kitabtır. Yani, Kur'an Kitab-ı Mübin'se alem-i şehadette olan her şeyi bildir. Avamın bilmemesi tüm insanlar için alem-i gaybta olduğunu göstermez. Yağmur örneğindeki gibi alimlere Rabb-i Rahim mertebesinde bir nevi ilham yolu ile bildirilir.

Şimdi ordaki son cümlenin kelime kelime sadeleştirmesini yapalım:

Alem-i Şehadeti bildiren Kitabı Mübin'in mertebe-i arşiyesinden(arştaki mertebesinden) ve mu'cize-i maneviyesinden(manevi mertebesinden) feyz(bereket) ve ilham(kalbe bildirilme ve ya öğretme) tarîkıyla(yolu ile) onun gizli hakikatları ve hakikatlarının bürhanları(delilleri) iniyor, nüzul ediyor...”
Burada Nüzul kelimesinde takılmak doğru değildir. Cehli gösterir. Zira, Nüzul vahiy olabileceği gibi, yağmurda nüzül eder, demirde nüzül etmiştir. Rahmet, bereket, adalet, ilim nüzül eder.

Yani, Said Nursi Risale-i Nur'un geldiği cenahı çok net bir şekilde ortaya koymuş ve aslında metinde vahiy olmadığını bilakis ilham olduğunu ifade etmiş. Şirki ve kibiri kesmiş...

Ne yapsaydı; Nemrutvari bir kibirle "Risale-i Nurdaki ilimleri ben kendi aklım ve ilmimle yazdım" mı demeliydi? Acaba sizin bildikleriniz sizin cebinizden mi çıktı yoksa Bakara Suresi emri ile tüm bildiklerinizi Allah'mı öğretti?

Alıntı:
Elifnisa Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Bediüzzaman Said Nursî, Afyon Hayatı’nda geçen şu cümleye bir bakın;
“ o zat (Said Nursî), hizmet-i îmâniye noktasında Risâletin bir mir'at-ı mücellâsı ve şecere-i Risâletin bir son meyve-i münevveri ve lisan-ı Risaletin irsiyet noktasında son dehan-ı hakikati ve şem'-i İlâhînin hizmet-i îmaniye cihetinde bir son hâmil-i zîsaadeti olduğuna şüphe yoktur.
[Benim hissemi haddimden yüz derece ziyade vermeleriyle beraber, bu imza sahiplerinin hatırlarını kırmağa cesaret edemedim. Sükût ederek, o medhi, Risale-i Nur Şakirdlerinin şahs-ı mânevîsi namına kabul ettim.] Said Nursî”

Değerli kardeşim, yorumsuz yazdığını iddia etmisin. Ama her ne hikmet ise başına şöyle bir ifade koymuşsun.
“Bediüzzaman Said Nursî, Afyon Hayatı’nda geçen şu cümleye bir bakın;”
bu da gösterir ki bu metni sen başkasında incelemeden almışsın. İncelemeden almak ve koymak ordan çıkacak fitnelerden sorumluluğu kaldırmaz. Bilmemek mazeret değildir?

Neyse bu cümlede ne var? Cümleyi anlayacağınız hale getireyim.

“ o zat (Said Nursî), hizmet-i îmâniye( iman hizmeti) noktasında Risâletin(Peygamberlik makamının) bir mir'at-ı mücellâsı(parlak aynası) ve şecere-i Risâletin(Risalet ağacının) bir son meyve-i münevveri(nurlu meyvesi) ve lisan-ı Risaletin(peygamberlik dilinin) irsiyet(soy) noktasında son dehan-ı hakikati(hakikati söyleyen ağzı) ve şem'-i İlâhînin(ilahi ışığın) hizmet-i îmaniye cihetinde(yönünde) bir son hâmil-i zîsaadeti(mutlukuk vesilesi hizmetkarı) olduğuna şüphe yoktur.
[Benim hissemi haddimden yüz derece ziyade vermeleriyle beraber, bu imza sahiplerinin hatırlarını kırmağa cesaret edemedim. Sükût ederek, o medhi, Risale-i Nur Şakirdlerinin şahs-ı mânevîsi namına kabul ettim.] Said Nursî”

Şimdi “Risaletin bir mir’at-ı mücellası(parlak aynası) ne demektir? Ona bakalım: Ayna gösterdiği cismin ta kendisi değildir. Taklidtir. Ayna ne kadar kaliteli veya parlak olsa gösterdiği cisim o kadar net ve güzel gözükür. Hepimiz Peygamberimize ayna olmakla mükelef değilmiyiz. Kur’an Allah’a ve Peygamberine itaatı emretmiyor mu? Peygambere itaat ise O'nu(a.s.m) taklid etmek değil midir? Onu taklid etme işine “ayna olmak” tabiri kullanılmaz mı? Yani, mesela Peygammberimizi ahlakı ile yaşamak o Peygamberin ahlakına ayna olmak değil midir? O’nun ahlakı ise bizim aynamızdan ibaret midir? Elbette kendi aynamız ne kadar parlak olsa o kadar iyidir.
Şimdi bir kaç talebe Üstad’ını herkezin mükellef olduğu Peygamberimize ayna olma vazifesini Üstad’ların parlak bir ayna olarak yerine getirdiğini söylemesinde ne vardır.

şecere-i Risâletin(Risalet ağacının) bir son meyve-i münevveri(nurlu meyvesi): Peki bu cümle neyi ifade ediyor.
Bilindiği gibi Peygamberimiz sonuncudur. Vahiy kapısı kapanmıştır. Ancak Bakara suresinde dediği gibi “Tüm bildiklerimizi bize Allah öğretiyor. Allah’ın öğretmesi ise çeşit çeşittir. Vahiy birinci sıradadır. Vahiy kapısı kapandığına göre Allah insanlara öğretmeyi kesti mi denecek tabiki hayır. İşte nasıl Peygamberimiz vahiy ile öğrendiklerini Sahabeye öğretmiş. Sahabe alimler yetiştirmiş. Alimler avama ders vermiş. İşte bu işe bir ağaç misali ile anlatmak vahiy geldiğini iddia etmek midir?

Temisle göre Peygamberimiz Ağaç, Sahabe ağaç dalları, alimlerde o ağacın meyvesidir. Şimdi bazı talebelerin kendi Üstad’larını o ağacın son bir meyvesi saymasında ne gibi bir şirk var, ne gibi bir cinayet işlenmiş.

İşte bakınız Risale-i nur şirki, kibiri, sebepleri tamamen kesip her şeyi mecrasına sokuyor. Her bir işi Kur’anın öğrettiği gibi beyan ediyor. Asırlardır kibirli Hocalarla beyinleri kirlenmiş avam; yine o hocaların, kibirlerini tokatlayan ve onlara her bilginin Allah’tan geldiğini öğreten ve onlara aczlerini hatırlatan ve kibirlerini yıkan; bu yüzden Risale-i Nura tahammül edemeyenler Nemrutane bir inatla o hakikatleri kirletip kendi foyalarını ortaya çıkmaması için uğraşıyor. Bazılarıda güya Nurcuları Risaleleri Kur’an’dan ve Said Nursiyi Peygamberimizden üstün gördüğümüzü iddia edenlerin iddialarını araştırmadan o Nemrutane kibir ve şirk içindeki hocaları Kur’an ve Peygamberden esas kendileri üstün tutuyor.
Tekar edeyim:
İşte bize Risale-i Nur’u Kur’an yerinde Said Nursi’yi Peygamber yerinde koyduğumuzu iddia edenler aslında kendileri Nemrutane bir kibir içinde ve her bilginin kendi ceblerinden çıktığını iddia eder tavırlar içinde.

İşte; Risale-i Nur ve talebelerini eleştirenler kendi şirklerine ve cehaletine baksınlar ve şu Nemrutane kibiri bir bıraksınlar. Belki Allah anlama kabiliyetini geri verir de Risale-i Nur meyvesini yeme bahtına ulaşırlar.

Diğer cümleleri vaktim müsait olmadığı için izah edemiyorum. Dileyen olursa izah edilir.

vesselam
__________________
Sakın, sakın, sakın! Çabuk, bu şimdiye kadar demir gibi kuvvetli tesanüdünüzü tamir ediniz.
 

Alt 08.11.2007, 10:05   #6 (permalink)
Tercübeli Üye
 
Duha - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Duha isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 12.12.2006
Yaş: 37
Mesajlar: 2.098
Tesekkür Etti: 147
160 Kunu Icin 260 Tesekkür Aldı
Duha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin Zekası
Tecrübe Puanı: 20
Standart

Yüreği olan yazdıklarımı okusun ve yazdıklarımın Kur'an'a muhalif olduğunu ıspat etsin.

Ama ne fayda bazıları Risale-i Nur talebelerini Risale-i Nur'u Kur'an yerinde Üstadlarını Peygamber yerinde koyduğunu iddia ediyor. Ancak ne araştırmışlar ne bakmışlar. Sadece ve sadeve bir takım kibirli hocaların iftiraların gerçek sanıp sanki o hocalar Peygambermiş gib ve sanki o hocaların yazıları Kur'an sözü gibi kabul ederek Nurculara, Risale-i nura, SAid Nursi'ye saldırıyor.

Hodri meydan söylediklerinizde sadıksanız yazdıklarımı okuyun cewvap verin

vesselam
__________________
Sakın, sakın, sakın! Çabuk, bu şimdiye kadar demir gibi kuvvetli tesanüdünüzü tamir ediniz.
 

Alt 08.11.2007, 10:33   #7 (permalink)
Tercübeli Üye
 
Elifnisa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Elifnisa isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 29.10.2007
Bulunduğu yer: istanbul
Yaş: 28
Mesajlar: 793
Tesekkür Etti: 128
58 Kunu Icin 135 Tesekkür Aldı
Elifnisa Adı herkesce TanınıyorElifnisa Adı herkesce TanınıyorElifnisa Adı herkesce TanınıyorElifnisa Adı herkesce TanınıyorElifnisa Adı herkesce TanınıyorElifnisa Adı herkesce TanınıyorElifnisa Adı herkesce TanınıyorElifnisa Adı herkesce TanınıyorElifnisa Adı herkesce TanınıyorElifnisa Adı herkesce TanınıyorElifnisa Adı herkesce Tanınıyor
Tecrübe Puanı: 8
Standart

Duha kimseyi tenzih etme hakkına sahip değilim. kimseyi suçlamıyorumda. kim neye inanıyorsa ona inanmakta özgürdür.

"kuranın gizli hakikatleri" ne demek?
Dinin, imanın, ayet ve hadislerin müşkülü olabilir, ama bunlar gizli, sırlı değildir. Dinimiz, Kitabımız apaçıktır, esrar perdesiyle örtülü değildir. Esrarengiz bir dinle Allah’a nasıl kulluk edilebilir? Kur'an’ın bir ismi de "Beyan"dır. Allah Ali İmran 138’de
"Bu, insanlar için bir beyandır (apaçıktır)." buyurmaktadır.
ben şualar birinci şuadan anlıyorumki kuran sırlarla dolu açıklanmamış gizli bir kitap.hz muhammed ise kuranın sırlarından habersiz veya bunları gizlemiş bir peygamber.

Bakara 79’da “Vay o kimselere ki, kendi elleriyle kitap yazarlar, sonra “bu Allah katındandır” derler. Hedefleri, onun karşılığında bir şeyler almaktır. Vay o ellerinin yazdığından dolayı onlara! Vay o kazandıklarından dolayı onlara!.” buyurmaktadır.

bu ayette giz ve sır varmıdır?


diğer kısma gelince "şu cümleye bir bakınız" bu bir yorummudur? yorum olarak nitelendiriyorsanızda dipnot bölümünü değiştiririm. önemli olan bu değil.
neyse;
Said Nursî kendisine "imana hizmet yönünde peygamberliğin bir cilâlı aynası, peygamberlik ağacının nurlandırılmış son meyvesi, peygamberlik lisanının vârislik noktasında son gerçek ağzı, ilâhî ışığın imana hizmet yönünde son mutlu taşıyıcısı" dediğini apaçık görmekteyiz zaten sizde açıklamanızda bunu söylemişsiniz. bunda ne var diyorsanız ben bir şey deme hakkına sahip değilim.
kendi fikrimdirki kimse haşa peygamber efendimizin ne cismaniyet yönünden nede ruhaniyet noktasında aynası olamaz.

saygılar.
__________________
“Bu din garip başladı, garip devam edecek ve garip bitecektir. Ne mutlu o gariplere.” (Müslim, İbn-i Mace)
 

Alt 08.11.2007, 10:40   #8 (permalink)
Tercübeli Üye
 
Elifnisa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Elifnisa isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 29.10.2007
Bulunduğu yer: istanbul
Yaş: 28
Mesajlar: 793
Tesekkür Etti: 128
58 Kunu Icin 135 Tesekkür Aldı
Elifnisa Adı herkesce TanınıyorElifnisa Adı herkesce TanınıyorElifnisa Adı herkesce TanınıyorElifnisa Adı herkesce TanınıyorElifnisa Adı herkesce TanınıyorElifnisa Adı herkesce TanınıyorElifnisa Adı herkesce TanınıyorElifnisa Adı herkesce TanınıyorElifnisa Adı herkesce TanınıyorElifnisa Adı herkesce TanınıyorElifnisa Adı herkesce Tanınıyor
Tecrübe Puanı: 8
Standart

Alıntı:
Duha Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Yüreği olan yazdıklarımı okusun ve yazdıklarımın Kur'an'a muhalif olduğunu ıspat etsin.

Ama ne fayda bazıları Risale-i Nur talebelerini Risale-i Nur'u Kur'an yerinde Üstadlarını Peygamber yerinde koyduğunu iddia ediyor. Ancak ne araştırmışlar ne bakmışlar. Sadece ve sadeve bir takım kibirli hocaların iftiraların gerçek sanıp sanki o hocalar Peygambermiş gib ve sanki o hocaların yazıları Kur'an sözü gibi kabul ederek Nurculara, Risale-i nura, SAid Nursi'ye saldırıyor.

Hodri meydan söylediklerinizde sadıksanız yazdıklarımı okuyun cewvap verin

vesselam
hodri meydan demişsiniz ben saidi nursiyi ve talebelerini tenzih ederek onlara saldırarak cennete girmeyeceğim, ne yaptıkları ne yazdıkları kendilerini ilgilendirir.
eger risaeli nuru kuran yerine koymuyorsanız saidi nursiyide peygamber olarak görmüyorsanız bu sizi ilgilendirir. illaki böyle görüyorsunuz demiyorum ben okuduklarımı yazdım. sizde bir önceki yazınızda anlamı budur şudur dediniz ben yanlış anlamış olabilirim birbirimize saldırmakla elimize bir şey geçmeyecektir. ben zaten şucu ve bucu ayrımı yapılmasına karşıyım hepimiz müslümanız hepimiz kelimei tevhid inancındayız. kuran IŞIĞIMIZDIR. APAÇIK BİR BEYANDIR.BAŞKA BEYANA İHTİYACIMIZ YOK.
__________________
“Bu din garip başladı, garip devam edecek ve garip bitecektir. Ne mutlu o gariplere.” (Müslim, İbn-i Mace)
 

Alt 08.11.2007, 11:09   #9 (permalink)
AMEL-İ SALİH
 
bcetin811 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
bcetin811 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 27.09.2006
Bulunduğu yer: Hayatın içinden
Yaş: 27
Mesajlar: 1.471
Tesekkür Etti: 0
12 Kunu Icin 13 Tesekkür Aldı
bcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biri
Tecrübe Puanı: 33
Standart

http://www.islamforum.net/forum-hakk...ne-duyuru.html
 

Alt 08.11.2007, 11:26   #10 (permalink)
Tercübeli Üye
 
yıldız - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
yıldız isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 22.08.2006
Mesajlar: 1.385
Tesekkür Etti: 0
2 Kunu Icin 1 Tesekkür Aldı
yıldız Site üyelerince oyu 1000i geçti :)yıldız Site üyelerince oyu 1000i geçti :)yıldız Site üyelerince oyu 1000i geçti :)yıldız Site üyelerince oyu 1000i geçti :)yıldız Site üyelerince oyu 1000i geçti :)yıldız Site üyelerince oyu 1000i geçti :)yıldız Site üyelerince oyu 1000i geçti :)yıldız Site üyelerince oyu 1000i geçti :)yıldız Site üyelerince oyu 1000i geçti :)yıldız Site üyelerince oyu 1000i geçti :)yıldız Site üyelerince oyu 1000i geçti :)
Tecrübe Puanı: 14
Standart

Selamün aleyküm.
Kuran-ı Kerim' i açıklamaya bazı kişilerin yetkili olduğu birkaç yerde geçiyor. Kuran-ı Kerim' in bazı ayetlerinde.

Şimdilik başka cevap yazamıyacağım.
__________________
[SIGPIC][/SIGPIC]
To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.
 
 

Lesezeichen

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB-Code ist Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Saidi Nursi den MOLLA İslami Makaleler 0 07.07.2008 12:21
Tek basina bir ümmeti O metin mete Genel Islam Konular 0 03.04.2008 16:33
Onun ümmeti ol!! Uhud dağı Şiirler 0 10.09.2007 20:28
Ümmeti Muhammede Dua Uhud dağı Dua'lar 3 23.07.2007 23:17
Peygamber Ümmeti Mutlaka Görmeli reyyan Genel Islam Konular 0 24.03.2007 05:49



WEZ Format +2. Şuan Saat: 19:12.


Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.

Template-Modifikationen durch TMS
IslamForumAd Management RedTyger