Zurück   IslamForum Ne Olursan Ol Gel > IslamForum Genel > Arşiv

Bu Alana Reklam Verebilirsiniz

 
 
LinkBack Seçenekler Stil

sabahın altısında bir kalp kırıldı...
Alt 24.07.2006, 11:39   #1 (permalink)
Yeni Üye
 
sURGUn isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 17.07.2006
Mesajlar: 45
Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
sURGUn düzelmesini dileriz
Tecrübe Puanı: 0
Standart sabahın altısında bir kalp kırıldı...

Mahalleli, her sabah aynı saatte, aynı sese uyanır. Gecenin sessizliğinde korkunç bir gürültüdür bu. Bakkal Muzaffer Amca, tüm kuvvetiyle kaldırmıştır dükkânının kepenklerini. Gürültüyle kalkan kepenkler mahalleliyi de kaldırmıştır yatağından. Saati hiç şaşmaz bu işin; her sabah saat beş onbeş...

Sabah ezanı okunalı henüz birkaç dakika olmuştur. O gürültü, isteyip de ezana uyanamayanlara sunulmuş bir velinimettir. Kalkar, sabah namazlarını kılarlar. Namaza kalkmak gibi bir derdi olmayanlara ise Çin işkencesinden beterdir. O ses sevilse de
sevilmese de, mahallede Muzaffer Amca sevilmektedir.

Böyle insanlar ilgimi çekmiştir hep. İlk müşterisine, dükkânını açmasından neredeyse iki saat sonra satış yapacak bir insan, ne diye dükkânını daha gün doğmadan açar ki? Ne zaman evine gider, ne zaman uyur, nasıl uyanıp dükkânına gelir böyle insanlar?

Erken kalkabildiğim vakitlerde, Muzaffer Amca’yı gizliden gizliye çok izlemişimdir evin balkonundan. Kepenkleri kaldırır, dükkânın ışıklarını yakar. Kısa bir temizliğin ardından piknik tüpünde demlenen çay.

Başkalarının güne yeni merhaba deyip, yarı uykulu kahvaltı sofralarına oturdukları bir vakitte, Muzaffer Amca ikinci demliğe başlamıştır bile. Hep kıskanmışımdır; çay tiryakisiyim diyeceksen, işte böyle olmalı...

Muzaffer Amca’nın mevzusu bizim evde sık geçer. Ne zaman uykudan konu açılsa, mutlaka önce o anılır. Sonra babam başlar nasihat çekmeye:

- Eskinin adamları böyledir işte! Erken kalkarlar. Güneşi üzerlerine doğdurmazlar. Allah’ın bereketi doğar üzerlerine. Eee! Ne demiş eskiler: Erken kalkan yol alırmış! Muzaffer Amcan senelerdir böyledir. Bu huyu yüzünden rahmetli deden de çok severdi onu...

Dedem de severmiş onu. Ben dedemi görmedim. Doğduğum sene rahmetli olmuş. Dedemi görmedim, fakat görenlerden, bilenlerden onu dinlemeyi hep sevdim. Defalarca Muzaffer Amca’ya da dedemi anlattırdım. Tabii başka bir sürü eski hikayeleri de...

Birkaç ay evveldi. Ayazın Ankara’dan henüz
el-etek çekmediği bir bahar sabahı. Saat altı
civarı. Kahvaltıya sıcak ekmek almak için Muzaffer
Amca’ya indim. Aklımda ayaküstü üç-beş dakika muhabbet etmek de var. Ekmeği aldım, havadan sudan konuştuk. Tam çıkacaktım ki, tanıdık bir mahalleli dükkana girdi. Henüz selam vermişti ki ardından başka biri. Bir yabancı. Hiçbirimiz tanımıyoruz. Orta yaşlı, saçı başı dağınık, yüzünde tedirginlik ve mahcubiyet bir arada. Elinde de boş bir simit tepsisi. Ne simitçiye benziyor, ne bakkala gelmiş bir müşteriye. Daha çok bir dilenci gibi. Merak ettim, kapının yanında beklemeye başladım. Adam halinden beklenmeyecek ölçüde düzgün, anlatmaya başladı:

- Özür diliyorum, birkaç dakikanızı alacağım. Kusuruma bakmayın. Ben simitçiyim. Dün son paramla çocuğuma ilaç aldım. Param kalmadı. Bugün de simit alıp satmak için iki milyon liraya ihtiyacım var. Allah rızası için beni dilenci olarak görmeyin. Dolandırıcı da değilim. Evde satacak birşey kalmadı. Ben de -iç cebinden bir şarkı kasedi çıkardı- bu gördüğünüz kasedi ucuz bir fiyata satıp, sermayemi çıkartayım istedim. Bunu iki milyon liraya satın almak ister misiniz?

Adamın söyledikleri, tavrı gerçekten etkileyici idi. “Ben alabilirim demeye hazırlanıyordum ki, diğer kişi, tanıdığımız mahalleli atıldı:

- Hadi kardeşim, hadi git işine! Senin gibileri çok gördük...

Ne Muzaffer Amca, ne ben; hiçbir şey diyemeden, ne diyeceğimizi henüz hesaplamamışken adam şöyle bir baktı, başını eğdi, kasedini avucunda utanılacak bir şey varmış gibi sakladı, çıkıp gitti.

Yutkunamadım. Simitçiye yardımcı olamadım. Kovan adama kızamadım. Ağlayamadım. Olduğum yerde kalakaldım öylece...

Bir dilenci, bir dolandırıcı mıydı? Gerçekten yardıma muhtaç bir insan mıydı? Yoksa, hiç ummadıkları bir anda, ufacık bir bakkalda Allah’ın sınadığı şu birkaç insanın ayağına gelmiş Hızır mıydı? O adam kimdi?

Hâlâ düşünür dururum, o adam ne bir dilenci, ne de bir dolandırıcı olabilirdi. Her haline sinmiş derin bir mahcubiyetle ihtiyacını ifade etmeye çalışan bir adam. Evet, dilenci olamazdı. Soğuk bir sabahın altısında hangi dilenci sokak arasındaki bu küçük bakkalda piyasa ederdi? Hele bakkaldan çıkıp gidişi...

Koşup yakalamak istemiştim ama yok olmuştu sanki. Kuş olup gökyüzüne mi karışmıştı? Yoktu işte!

Her ne olursa olsun, bir insan horlanmıştı, aşağılanmıştı, kalbi kırılmıştı sabahın altısında. Aklıma her gelişinde ince bir sızı hâlâ yakar durur içimi. O adam, elinde bir kaset, boş bir simit tepsisi...

Ve sevgili Muzaffer Amca... O sabahtan sonra sanki içine çöreklenen bir bulutun gölgesi kaldı yüzünde. Ne zaman karşılaşsak, hep konuşmamız gereken ama bir türlü birbirimize söyleyemediğimiz bir sırrın ağırlığı altında birlikte ezildik. Birbirimizin gözlerine bakamadık.






Click the image to open in full size.
__________________
bitsin artık benim dünya sÜRGÜnüm.
al beni yanına YA RESULALLAH...
 

Alt 24.07.2006, 22:04   #2 (permalink)
Tercübeli Üye
 
Aysegul - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Aysegul isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 15.05.2006
Yaş: 22
Mesajlar: 932
Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
Aysegul Olagan üstü biriAysegul Olagan üstü biriAysegul Olagan üstü biriAysegul Olagan üstü biriAysegul Olagan üstü biriAysegul Olagan üstü biriAysegul Olagan üstü biriAysegul Olagan üstü biriAysegul Olagan üstü biriAysegul Olagan üstü biriAysegul Olagan üstü biri
Tecrübe Puanı: 10
Standart

Gerçekten ders çıkarılması gereken bir hikaye...çok tşkler paylaştığın için
__________________
Nisa Suresi 59
Ey iman edenler! Allah'a itaat edin. Peygamber'e ve sizden olan ülülemre de itaat edin. Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz Allah'a ve ahirete gerçekten inanıyorsanız onu Allah'a ve Resûl'e götürün (onların talimatına göre halledin); bu hem hayırlı, hem de netice bakımından daha güzeldir.
 

Alt 12.08.2006, 00:36   #3 (permalink)
Yeni Üye
 
abdullah oğlu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 11.08.2006
Mesajlar: 15
Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
abdullah oğlu Tanınma yolunda
Tecrübe Puanı: 0
Standart

efet de sen nie bisi demedin adama sanene lan manda deseydin ya ben olsam derderdim amcayada yardım ederim
__________________
Allah teale hepimizi mahser gününde liva-ül hamd sancağının altında toplasın
 

Sabahın Altısında Bir Kalp Kırıldı!!!
Alt 21.02.2007, 16:58   #4 (permalink)
Tercübeli Üye
 
seyfullah putkıran - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
seyfullah putkıran isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 30.09.2005
Bulunduğu yer: Ruhlar Aleminden
Yaş: 24
Mesajlar: 5.931
Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
seyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biri
Tecrübe Puanı: 56
Standart Sabahın Altısında Bir Kalp Kırıldı!!!

Mahalleli her sabah aynı saatte, aynı sese uyanır. O vakitlerin sessizliğinde korkunç bir gürültüdür bu. Bakkal Muzaffer Amca, tüm kuvvetiyle dükkânının kepenklerini kaldırmıştır. Gürleyerek kalkan kepenkler de mahalleliyi kaldırmıştır yatağından. Saati hiç şaşmaz bu işin; her sabah saat beş on beş...

Sabah ezanı okunalı henüz birkaç dakika olmuştur. O gürültü, isteyip de ezana uyanamayanlara sunulmuş bir nimettir. Kalkar, sabah namazlarını kılarlar. Namaza kalkmak gibi bir derdi olmayanlara ise işkenceden beterdir. Fakat o ses sevilse de sevilmese de, mahallede Muzaffer Amca çok sevilir.


Böyle insanlar ilgimi çekmiştir hep. İlk müşterisine, dükkânını açmasından neredeyse iki saat sonra satış yapacak bir insan ne diye dükkânını daha gün doğmadan açar ki? Ne zaman evine gider, ne zaman uyur, nasıl uyanıp dükkânına gelir, anlamak mümkün değildir.

Erken kalkabildiğim vakitlerde Muzaffer Amca‘yı gizliden gizliye çok izlemişimdir balkondan. Kepenkleri kaldırır, dükkânın ışıklarını yakar. Kısa bir temizlik, ardından piknik tüpünde demlenen çay...

Başkalarının güne yeni merhaba deyip, yarı uykulu kahvaltı sofralarına oturdukları bir vakitte, Muzaffer Amca ikinci demliğe başlamıştır bile. Hep kıskanmışımdır; çay tiryakisiyim diyeceksen, işte böyle olmalı...

Muzaffer Amca‘nın bahsi bizim evde sık geçer. Ne zaman uykudan konu açılsa mutlaka önce o anılır. Sonra babam başlar nasihat çekmeye:

- Eskinin adamları böyledir. Erken kalkarlar. Güneşi üzerlerine doğdurmazlar. Allah‘ın bereketi doğar üzerlerine. Eee! Ne demiş eskiler: Erken kalkan yol alırmış! Muzaffer Amcan senelerdir böyledir. Bu huyu yüzünden rahmetli deden de çok severdi onu...

Dedem de severmiş onu. Ben dedemi görmedim. Doğduğum sene rahmetli olmuş. Fakat görenlerden, bilenlerden onun hikâyelerini dinlemeyi hep sevdim. Defalarca Muzaffer Amca‘ya da anlattırdım. Tabii başka bir sürü eski hikayeleri de...

Birkaç ay evveldi. Ayazın Ankara‘dan henüz el etek çekmediği bir bahar sabahı... Saat altı civarı. Kahvaltıya sıcak ekmek almak için Muzaffer Amca‘ya indim. Aklımda ayaküstü üç beş dakika muhabbet etmek de var. Ekmeği aldım, havadan sudan konuştuk. Tam çıkacaktım ki, tanıdık bir mahalleli dükkâna girdi. Henüz selam vermişti ki, ardından başka biri. Bir yabancı. Hiç birimiz tanımıyoruz.

Orta yaşlı, saçı başı dağınık, yüzünde tedirginlik ve mahcubiyet bir arada. Elinde de boş bir simit tepsisi. Ne simitçiye benziyor, ne bakkala gelmiş bir müşteriye. Daha çok bir dilenci gibi. Merak ettim, kapının yanında beklemeye başladım. Adam, halinden beklenmeyecek ölçüde düzgün, anlatmaya başladı:

- Özür diliyorum, birkaç dakikanızı alacağım, kusuruma bakmayın. Ben simitçiyim. Dün son paramla çocuğuma ilaç aldım. Param kalmadı. Bugün de simit alıp satmak için iki milyon liraya ihtiyacım var. Allah rızası için... Beni dilenci olarak görmeyin. Dolandırıcı da değilim. Evde satacak bir şey kalmadı. Ben de -iç cebinden bir şarkı kaseti çıkardı- bu gördüğünüz kaseti ucuz bir fiyata satıp sermayemi çıkartayım dedim. Bunu iki milyon liraya satın almak ister misiniz?

Adamın söyledikleri, tavrı gerçekten etkileyici idi. "Ben alabilirim." demeye hazırlanıyordum ki, diğer kişi, tanıdığımız mahalleli atıldı:

- Hadi kardeşim, hadi git işine! Senin gibileri çok gördük!..

Ne Muzaffer Amca, ne ben; hiçbir şey diyemeden, ne diyeceğimizi henüz hesaplamamışken adam şöyle bir baktı, başını eğdi, kasetini avucunda utanılacak bir şey varmış gibi sakladı, çıkıp gitti.

Yutkunamadım. Simitçiye yardımcı olamadım. Kovan adama kızamadım. Olduğum yerde kalakaldım öylece...

Bir dilenci, bir dolandırıcı mıydı? Gerçekten yardıma muhtaç bir insan mıydı? Yoksa hiç ummadıkları bir anda,

ufacık bir bakkalda Allah‘ın sınadığı şu birkaç insanın ayağına gelmiş Hızır mıydı? Kimdi?

Hâlâ düşünür dururum, o adam ne bir dilenci ne de bir dolandırıcı olabilirdi. Her haline sinmiş derin bir mahcubiyetle derdini anlatmaya çalışan bir adam... Evet, dilenci olamazdı. Soğuk bir sabahın altısında hangi dilenci sokak arasındaki bu küçük bakkalda piyasa ederdi? Hele bakkaldan çıkıp gidişi...

Koşup yakalamak istemiştim ama yok olmuştu sanki. Kuş olup gökyüzüne mi karışmıştı? Yoktu işte!

Her ne olursa olsun, bir insan horlanmıştı, aşağılan-mıştı, kalbi kırılmıştı sabahın altısında. Aklıma her gelişinde ince bir sızı duyarım içimde. O adam, elinde bir kaset, boş bir simit tepsisi...

Ve sevgili Muzaffer Amca... O sabahtan sonra, sanki içine çöreklenen bir bulutun gölgesi kaldı yüzünde. Ne zaman karşılaşsak, hep konuşmamız gereken ama bir türlü birbirimize söyleyemediğimiz bir sırrın ağırlığı altında birlikte ezildik. Birbirimizin gözlerine bakamadık.


Sabahın Altısında Bir Kalp Kırıldı
Sadık ŞANLI
__________________
Bin sene de okusam ne biliyorsun diye sorsalar bana ?
HADDİMİ BİLİRİM derim....

Rahmân'ın (has) kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler...Kendini bilmez kimseler onlara laf attığında (incitmeksizin) “Selam!” derler (geçerler)” (Furkan 25/63)
 

Alt 21.02.2007, 17:07   #5 (permalink)
hüma-gül
Gast
 
Mesajlar: n/a
Tecrübe Puanı:
Standart

Iste degerlerimizi kaybediyoruz artik.Insanlarin büyüklük ve kücüklüklerine bakmadan kiriyoruz.Hic düsünmeden.
Allah razi olsun kardesim
 

Alt 21.02.2007, 17:31   #6 (permalink)
Tercübeli Üye
 
seyfullah putkıran - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
seyfullah putkıran isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 30.09.2005
Bulunduğu yer: Ruhlar Aleminden
Yaş: 24
Mesajlar: 5.931
Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
seyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biri
Tecrübe Puanı: 56
Standart

Rabbim bizlere değerlerimizi unutturmasın. inşallah her kişiyi hızır gibi karşılayanlardan oluruz... kırdığımız kişiye dikkat edelim ya o kişi Allahın dostu ise?

maun suresi
1. Gördün mü, o hesap ve ceza gününü yalanlayanı!
2, 3. İşte o, yetimi itip kakan, yoksula yedirmeyi özendirmeyen kimsedir.
4. Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki,

duha suresi;
8. Seni ihtiyaç içinde bulup da zengin etmedi mi?
9. Öyleyse sakın yetimi ezme
10. Sakın isteyeni azarlama!
11. Rabbinin nimetine gelince; işte onu anlat.
__________________
Bin sene de okusam ne biliyorsun diye sorsalar bana ?
HADDİMİ BİLİRİM derim....

Rahmân'ın (has) kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler...Kendini bilmez kimseler onlara laf attığında (incitmeksizin) “Selam!” derler (geçerler)” (Furkan 25/63)
 

Alt 21.02.2007, 17:37   #7 (permalink)
hüma-gül
Gast
 
Mesajlar: n/a
Tecrübe Puanı:
Standart

Alıntı:
seyfullah putkıran Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Rabbim bizlere değerlerimizi unutturmasın. inşallah her kişiyi hızır gibi karşılayanlardan oluruz... kırdığımız kişiye dikkat edelim ya o kişi Allahın dostu ise?

maun suresi
1. Gördün mü, o hesap ve ceza gününü yalanlayanı!
2, 3. İşte o, yetimi itip kakan, yoksula yedirmeyi özendirmeyen kimsedir.
4. Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki,

duha suresi;
8. Seni ihtiyaç içinde bulup da zengin etmedi mi?
9. Öyleyse sakın yetimi ezme
10. Sakın isteyeni azarlama!
11. Rabbinin nimetine gelince; işte onu anlat.
Amin kardesimde,degerlerimizi kaybettigimizde bir gercek degil mi?
 

Alt 21.02.2007, 17:44   #8 (permalink)
Tercübeli Üye
 
mhmt - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
mhmt isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 07.11.2006
Mesajlar: 2.404
Tesekkür Etti: 1
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
mhmt Gelecegin keskin Zekasımhmt Gelecegin keskin Zekasımhmt Gelecegin keskin Zekasımhmt Gelecegin keskin Zekasımhmt Gelecegin keskin Zekasımhmt Gelecegin keskin Zekasımhmt Gelecegin keskin Zekasımhmt Gelecegin keskin Zekasımhmt Gelecegin keskin Zekasımhmt Gelecegin keskin Zekasımhmt Gelecegin keskin Zekası
Tecrübe Puanı: 20
Standart

seyfullah kardeşim..allah razı olsun...güzel ve etkileyici..kesinlikle etkileyici..biz neyi atlıyoruz.. allah o duruma düşürmesin ve düşenlere de yardım etsin..bunları hayırlı kılsın..amin..
selametle...
__________________
CİHAD: Fert, cemaat ve toplum bazında iyiliklerin yaşanır hale gelmesi, kötülüklerin kaldırılması için bütün gücümüzle hep beraber ve teşkilatlı bir şekilde çalışma mecburiyetini üzerimize yükleyen farzdır...

heryazdığımiçinالله يعلم(ALLAH bİliR)diyorum...
 

Alt 21.02.2007, 17:46   #9 (permalink)
Tercübeli Üye
 
gulya isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 20.01.2007
Yaş: 22
Mesajlar: 772
Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
gulya Site üyelerince oyu 1000i geçti :)gulya Site üyelerince oyu 1000i geçti :)gulya Site üyelerince oyu 1000i geçti :)gulya Site üyelerince oyu 1000i geçti :)gulya Site üyelerince oyu 1000i geçti :)gulya Site üyelerince oyu 1000i geçti :)gulya Site üyelerince oyu 1000i geçti :)gulya Site üyelerince oyu 1000i geçti :)gulya Site üyelerince oyu 1000i geçti :)gulya Site üyelerince oyu 1000i geçti :)gulya Site üyelerince oyu 1000i geçti :)
Tecrübe Puanı: 12
Standart

guzel paylasimdi tsk ederiz.bende gunluk hayatimda bole durumlarla karsilastim ama malesef o kisi gibi sesiz kaldim.itiraf etsemde uzuluyorum.duyarli olmamiz gerek cunki
 

Alt 21.02.2007, 17:47   #10 (permalink)
Tercübeli Üye
 
seyfullah putkıran - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
seyfullah putkıran isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 30.09.2005
Bulunduğu yer: Ruhlar Aleminden
Yaş: 24
Mesajlar: 5.931
Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
seyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biri
Tecrübe Puanı: 56
Standart

Alıntı:
hüma-gül Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Amin kardesimde,degerlerimizi kaybettigimizde bir gercek degil mi?
Allah Teâlâ, bu kavme helâkı umumi kıldığı gibi, Nûh (a.s) da bunun umumî olmasını istemişti. Çünkü, asırlar süren daveti neticesinde anlamıştı ki; bunlardan kalan nesil, yine onlar gibi inkarcılar olacaktı. İbn İshak şöyle demektedir: "Bir sonraki asır geldiğinde o nesil, bir öncekinden daha berbat oluyordu. Sonra gelen nesiller; "Bu adam babalarımızla, dedelerimizle birlikte yaşamıştı ve onun hiç bir sözünü kabul etmemişlerdi. Bu deliden başka biri değildir" diyorlardı" (Taberî, a.g.e., I, 182).

tarih tekerrürden ibaret derler değilmi;
bizerde babalarımıdan gördüğümüz, dedelerimizden gördüğümüzü örfümüzü adetimizi red etmiyormuyuz? o ozaman kaldı demiyormuyuz? hatta haddini aşan nice insanlar, bunu kuran ayetleri içinde söylemiyormu? haklısınızın hüma-gül gerçekten her geçen gün bozuluyoruz. ama dur demenin vakti gelmedimi.. anne ve babalarımızın yaşamlarını dedelerimiz ninelerimiz bu ne edepsizlik diye yorumladı, bizim yaşamımızıda , annelerimiz, babalarımız bu ne edepiszlik diye yorumluyor, bizim neslimin bu denle bozulmuşken, bizim torunlarımızın halini düşünemez oluyorum.. öyle bir akım başlattılarki kültürünüzü bırakın ve avrupalı olun akımı, avrupalılığın adı modernlik oldu, kültürün , örfün adetin, köy kokusunun adı gericilik oldu, ve bunu yapan bir tek bizim milletimiz.. ama na örfündne vaz geçebildi, nede avrupalı olabilidi, aqvrupalı olmaya midesi, vidanı el vermedi, ama örfünü korumayada nefisi izin vermedi, işte iki arada bir dere kaldı benim milletim... haklısınız evet bozuluyoruz . örfümüzden uzaklaşıyoruz, ve bunu gelişim adı altında yapıyoruz. mehmet akif ta bunu senelercce evvel dememişmiyidi?

Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar...

inşallah bazı şeylerin bilincine varırız ve örfümüze geleneğimize, ve en önemlisi dinimize sahip çıkarız...
saygılarımla..
__________________
Bin sene de okusam ne biliyorsun diye sorsalar bana ?
HADDİMİ BİLİRİM derim....

Rahmân'ın (has) kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler...Kendini bilmez kimseler onlara laf attığında (incitmeksizin) “Selam!” derler (geçerler)” (Furkan 25/63)
 
 

Lesezeichen

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB-Code ist Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
sabahın altısında bir kalp kırıldı. samanyolu Oku - Düşün - Anla 0 04.11.2007 10:32
ÇiKoLaTa KaLP Ve ... abdirabbih Sağlıklı Yaşam 2 18.08.2007 19:28
Kalp Kırmak hüma-gül Genel Islam Konular 11 17.06.2007 19:59
Kalp VİRANESARAY Genel Islam Konular 0 12.03.2007 21:13



WEZ Format +2. Şuan Saat: 04:11.


Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.

Template-Modifikationen durch TMS
IslamForumAd Management RedTyger