 | Cemaatler,firkalar Ve Islam |  |
29.05.2006, 18:30
|
#1 (permalink)
| | Yeni Üye
mehmetk isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 25.09.2005 Yaş: 39 Mesajlar: 36 Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 0 | Cemaatler,firkalar Ve Islam --------------------------------------------------------------------------------
Cemaatler,firkalar Ve İslam
--------------------------------------------------------------------------------
Öncelikle İslam cemaat dinidir. Bu yüzden İslam'da kollektif çalışmaya, cemaatle ibadete önem verilmiştir. Gerçek anlamda bir cemaat oluşursa güçler birleşir. Cemaatten kopanların kendilerini şeytanın ve askerlerinin hile ve vesveselerine karşı korumaları zordur. Fakat unutmamak gerekir ki cemaat kelime olarak "birlik, bütünleşme, bir araya gelme ve topluluk" anlamlarına gelir. Yani cemaatte ayrılık değil bütünlük esastır. Bu yüzden İslami kaynaklarda zaman zaman cemaat aynı zamanda ümmet anlamına kullanılır. "Ehli sünnet" için de itikatla ilgili kitaplarda çoğunlukla "ehlu's-sunne ve'l-cemaa" adı kullanılır. Burada kastedilen ise ehli sünnetin ana kitleden ayrılmayan itikadi mezhep olduğuna işarettir.
Ne var ki zamanımızda cemaatleşmeden ziyade fırkalaşma dikkat çekmektedir. Burada olması gerekenle olan arasında bir tenakuz bulunmasından dolayı sıkıntı yaşanmaktadır. Yani problem cemaatleşmede değil fırkalaşmadadır. İşte bunun aşılabilmesi için cemaatleşmeye önem verilmesi, bunun için de en başta, en geniş cemaatin ümmet olduğunun unutulmaması gerekir. Eğer ki ümmetin herhangi bir kesimini dışlayan faaliyet söz konusu ise bu bir fırkalaşmadır. Ama ümmetin tümünü kuşatmayı esas alan, fakat bu arada bir teşkilat disiplini içinde belli bir kesimini aktif olarak değerlendiren faaliyet söz konusu ise bu cemaatleşmedir.
Bizim yapmamız gerekenlere gelince:
Önce şunu bilmeliyiz ki İslam kendi kendini temsil eder. Herhangi bir grup veya oluşum İslam'ın kendisi değildir. Bu grup veya oluşum İslam'ı ne kadar özümsemişse o kadar yansıtır. Eğer bir yanlışlık varsa o İslam'da değil, grupta, oluşumda ya da onu yönlendiren fertlerdedir. Dolayısıyla onların hatalarından yola çıkarak İslam'dan soğumak hatalıdır. Bir kimse eğer aradığı İslam'ı belli bir oluşumda bulamıyorsa o zaman kendi ferdi hayatına İslam'ı hakim kılmak için mücadele eder, etrafındakilerin hatalarını düzeltmelerine yardımcı olmak için davet çalışması yapar. Bilmek gerekir ki Allah katında herhangi bir grubun anlayışına göre değil Allah'ın vahyettiği İslam'a göre hesap vereceğiz.
İkinci olarak: Hiçbir mü'min kendisini mü'minlerin maruz kaldıkları sıkıntılardan soyutlayamaz. Mutlaka onların sıkıntılarıyla ilgilenmesi gerekir. Grupların hatalarından kaynaklanan sıkıntılar da buna dahildir. Bu yüzden o yanlışların düzeltilmesi için davet çalışması yapması gerekir.
Üçüncü olarak: Grup ve lider taassubundan kurtulmamız gerekir. Bu taassup bazen insanlarımızı itikatta sapmalara götürmektedir. Bir kimse belli bir gruba ve lidere sıkı sıkıya bağlıysa, mensubu olduğu grup ya da lider, Kur'an ölçülerine göre bir hata yaptığında o hatanın düzeltilmesi için çalışmak yerine Kur'an'ın ölçülerini esnetme, bu ölçüleri söz konusu grup ya da liderin anlayışına yahut fiiline göre yorumlama yoluna gitmektedir. İşte bu saplantıdan kurtulmalı, çevremizdeki insanların bu gibi saplantılardan kurtulmaları için kendilerine yardımcı olmalıyız.
Ama çağrılarımız, davet çalışmalarımız kızdırıcı değil sevdirici, nefret ettirici değil, beğendirici, uzaklaştırıcı değil yakınlaştırıcı olmalıdır | |
| |  |
04.05.2007, 22:29
|
#2 (permalink)
| | Tercübeli Üye
Serhan Eğeryılmaz isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 01.05.2007 Yaş: 21 Mesajlar: 389 Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 5 | Dünya'nın düzelmesi ve her hak sahibinin hakkı bulabilmesi için Kuran-ı Kerim'e ve Hadis-i Şeriflere göre yönetilen bir düzen lazım
''Zan konuşmadan önce ilim öğrenin.''
''Kolaylaştırın,güşleştirmeyin,sevdirin,nefret ettirmeyin.''
''İyiliği emretmeyen kötülükten yasak etmeyenler,bizden değildir.'' | |
| |  | ... |  |
05.05.2007, 08:45
|
#3 (permalink)
| | Tercübeli Üye
tahsiye72 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 07.08.2006 Yaş: 36 Mesajlar: 357 Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 9 | ... Allahû Teâla'nın emri açık ve kesindir. "FIRKALARA AYRILMAYINIZ." Allahû Teâla insanların fırkalara ayrıldıklarını, herkesin kendi fırkasından memnun olduğunu ve bunun yanlış bir şey olduğunu söylüyor. Buradaki fırkalardan murat insanların, Sırat-ı Müstakiym’in üzerinde olan insanların ayrıldıkları tasavvuf grupları veya tarikat grupları değildir. Bunların dışındaki gruplardır. Eğer bir insan ruhunu Allah'a doğru yola çıkarmamışsa yani mürşidine ulaşmamışsa bu kişi tasavvufta değildir, bu kişinin ruhu hiçbir zaman Sırat-ı Müstakiym’in üzerinde olamaz. Oysa tevhid akidesinin muhtevasına dikkatle bakınız. Tevhid akidesi sizi Allah'a ulaştıran yolun üzerinde görmek isteyen Allah'ın bir açıklamasıdır. Bu akide bütün insanları Allah'a ulaştıracak olan bir birliğin kurulmasına istihdaf eder. Hedef aldığı şey bütün insanların Sırat-ı Müstakiym’in üzerinde olmasıdır. O Sırat-ı Müstakiym ki onları Allah'a ulaştırır. Öyleyse Allahû Teâla ile biz insanların arasındaki ilişkiye dikkatle bakalım. Bu ilişki mutlaka ruhumuzun Allah'a doğru yola çıkmasını gerektirir. Ve o noktaya ulaştığımız anda mutlaka tevhidin içindeyiz.
Ne zaman ruhumuz Allah'a doğru yola çıkar? Biz ne zaman mürşidimize ulaşırsak o gün ruhumuzun Allah'a doğru yola çıkması söz konusudur. İşte Nebe Suresi 38. âyet-i kerime bir tövbe merasiminden bahsediyor. Gökteki meleklerin saf saf indiği ve mürşidin sevap söylediği, halifenin de kişi olarak orada hazır bulunduğu bir merasim, tövbe merasimi. İşte bu merasimin sonundaki olayı da
Nebe suresinin bir sonraki âyet-i kerimesi, 39. âyet-i kerimesi anlatıyor.
"Zalikel yevmül hakkı femen şae ittehaze ila Rabbihi meaba." İşte O gün Hak günüdür, dileyen kişi kendisine Allah'a ulaştıran yolu yol ittihaz eder.
Allahû Teâla bir kelime daha kullanmış, "Meaba" sığınak, melce demek. Yani her kim bu Sırat-ı Müstakiym’e Allah'a ulaştıran yola ulaşırsa o kişi mutlaka Allah'a ulaşacaktır. Ve mutlaka Allah O'na sığınak olacaktır, melce olacaktır. İşte bir insanın Allah'a ulaştıran yola vasıl olduğu nokta mürşidine ulaştıktan sonraki noktadır. Allahû Teâla’nın irşad konusunda çok titiz davrandığını görüyoruz. Mutlaka herkesi Allah'a çağırıyor. Bundan 14 asır evvel bütün sahabe ve Peygamber Efendimiz (S.A.V) insanları Allah'a çağırıyorlardı. İşte
Yusuf Suresinin 108. âyet-i kerimesi: Ben ve bana tâbî olanların, bizim hepimizin görerek Allah'a çağırdığı yol işte budur. Bu Sırat-ı Müstakiym’dir.
Allahû Teâla’nın indinde bir olgu var. İnsanların bir olgusu. Allah'a çağırmak ve ulaşamayanların da Allah'a ulaşmasını temin etmek. İşte çağımızda da gene asıl hedefimiz bu olmalıdır. Herkes herkesi Allah'a çağırmalıdır. | |
| |  |  | |  |
05.05.2007, 10:51
|
#4 (permalink)
| | Yeni Üye
esma_ isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 01.05.2007 Yaş: 25 Mesajlar: 67 Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 2 | öncelikle teşekkür etmem gerek uzun zamandır aradığım bir konuyu buraya taşıdığınız için mehmeth konuyu okurken ilk olarak günümüz oluşumlarından tarikat ve cemaatleri hatırladım öyle ki bana son yıllarda cemaatler yeni yeni mezhep oluşumlarıdır dedirten ardından da hayır artık mezhebi geçtim tağutçuluk örnekleridir dedirten bir takım yaşanmışlık ve tanıklıklarım olduğu için zaman zaman kendi içimde çelişiyordum.....
lakin serhan eğeryılmaz ise başka bir olguyu getirdi yaptığı yorumla hatırıma MEZHEPLERİ mezhep bildiğim kadarıyla gidillen yol demektir ve yine yanlış hatırlamıyorsam hadiste mealen şöyle deniyor;yolunu ayıran bizden değildir.....
yapılan yorumlarda ve yazınızda kur-an ve hadislerden bahsedilmiş kaynak olarak peki bizim dinimizi öğrenebileceğimiz yol bunlar iken neden çeşitli mezhepler kurulmuş ve insanlar bunların yolundan gitmiştir kaynak kitaplarda şöyle yazdığını biliyorum şafii mezhebine göre şöyle hanefi mezhebine göre böyle diye başlayıp o ilmihalde konuyu açıklama çabası Kİ kaldı ki onlarca mezhep var iki tane değil bu da ayrı bir çelişkiyi doğurmuyor mu ve biz mezhep imamlarının yorum ve yaşamlarına göre yaşıyorsak şu an o defada kur-andan yani allah kelamından sıyrılmış olup allah muhafaza bir nevi şirke girmiş olmuyor muyuz?
mezhepleri geçip tekrar tar,kat ve cemaatlere dönmek isterim her cemaatin farklı bir kurucusu yöneticisi var ve ne hikmetse onların dedikleri kanun hükmünde gibi işleniyor pweki ya biz bunu yapmakla gerçekten tağutçuluk yapmış olmuyor muyuz
arkadaşlar bu konularda beni aydınlatabilir misiniz allah yar ve yardımcınız olsun dua ile vesselam | |
| |  |
05.05.2007, 10:55
|
#5 (permalink)
| | Tercübeli Üye
Duha isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 12.12.2006 Yaş: 37 Mesajlar: 2.124 Tesekkür Etti: 163
175 Kunu Icin 282 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 20 | Peki ne öneriyorsun değerli kardeşim. Mezheb imamlarının ameli düzene sokan uygulamalarından ayrılıp kendi fikrimize göre bir yol mu tutalım? Peki bu 1,5 milyar mezhebi netice vermeyecek midir?
Ayrıca mezheb "gidilen yol" değil "tutulan yol" demektir. Farklıdır!
Muhabbetle | |
| |
05.05.2007, 12:26
|
#6 (permalink)
| | Gast
Mesajlar: n/a Tecrübe Puanı: | lailahe illaallah muhammedenresulullah diyen müslümandır bitti öküzün altında buzağı aramıyalım ,,mezheplere karşımısın derseniz hayır değilim çok iyi bir sürü kolaylıklar var mesela ben öğle ve ikindiyi işim icabı birleştirerek kılıyorum gibi ..zorlaştırmayın kolaylaştırın gibi teferruatlar ile kafa karışmasın İMAN evet işin özü bu ve iman olmadıktan sonra neylersen eyle nafile..adam cumaya gidiyor ya oradan gelende yok gibi şüphe ve suru tarzı kelam ediyor hadi bakalım öp babanın elini.... | |
| |  | ... |  |
05.05.2007, 15:09
|
#7 (permalink)
| | Tercübeli Üye
tahsiye72 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 07.08.2006 Yaş: 36 Mesajlar: 357 Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 9 | ... ŞEYTANIN TUZAĞI
Allah'ın istediği şey insanların şu dünya hayatını mutluluk içinde, saadet içinde geçirmesidir. Ahiret hayatını da cennet'te yaşamalarıdır. Allah'ın istediği yalnızca budur. Allah insanları cezalandırmak değil mukafatlândırmak ister.
3/ÂL-İ İMRAN-31: Kul in küntüm tuhibbünallâhe fettebi'uni yuhbibkümüllahü ve yağfirleküm zünûbeküm. Vallahü gafûrun rahîm.
De ki: "Eğer Allah'ı seviyorsanız, o zaman bana tâbî olun ki; Allah da sizi sevsin ve sizin günahlarınızı bağışlasın . Allah GAFÛR'Dur RAHÎM'dir.
Allah'ın istediği şey insanları mükâfatlandırmakdır. Ama insanlar kendilerine verilen serbest iradeyi, Allah'ın emrettiği istikamette değil yanlış istikametlerde kullanarak, Allah'ın hediyelerine vasıl olmak yerine, cehennem'e vasıl olmak yolunu tutuyorlar. Ne yazık ki, insanların çoğunluğu bu durumda. İşte iblîs Peygamber Efendimiz (SAV)'in Allah'a kavuşmasından 14 asır sonra insanları büyük tuzağına düşürmüş vaziyette. Hangi İslâm ülkesine giderseniz oradaki din âlimleri ile konuşursanız şunu göreceksiniz. Hepsi size şunu sorarlar. Namaz kılıyor musun? Oruç tutuyor musun? Zekât veriyor musun? Kelime-i Şehadet getirdin mi? Paran var da Hacca gittin mi? Bunların hepsine "evet" cevabını almışlarsa size verecekleri cevap "kurtuldun" olacaktır. Halbuki Allahû Teâlâ Kur'ân-ı Kerîm'de hiç böyle söylemiyor. Şeytandan kurtulabilenler ihlâs sahibi olan kullardır. Sen, diyor iblis'e, "Benim ihlâs sahibi kullarımı yoldan çıkartamazsın. İdIâle düşüremezsin."
15/ HİCR-40: İllâ ibâdeke minhümülmuhlasıyn Senin ihlâs sahibi kulların hariç.
Öyleyse insanların ihlâs sahibi olmaları lazım geldiği sonucuna ulaşıyoruz. Sadece bir tane Kur'ân-ı Kerîm var. Ne hüküm verdiyse Allahû Tealâ Hz., neyi bildirdi ise, sadece onlar var, Kur'ân-ı Kerîm hükümleri. Ve O hükümlere baktığımız zaman Allahû Tealâ Hz.nin İslâm'ın 5 şartını yeterli görmediği sonucuna ulaşıyoruz. Çünkü bu beş şart sadece fizik vücudun görevlerinden bir kısmını ifade ediyor.
Bir de son andaki (Kıyâmet günündeki) sahneyi sergilemiş Allahû Teâlâ Sebe Sûresi'nin 20. âyet-i kerîmesinde;
34/ SEBE-20: Ve lekad saddaka aleyhim ibliysü zannehü fettebe'ûhü illâ feriykan minelmü'miniyn. Şeytan insanlar üzerindeki vaadini yerine getirdi. Mü'minlerden ibaret bir tek fırka hariç hepsi iblise tâbî oldular.34/
14/ İBRAHİM-22: Şeytan emir olup bittiği zaman der ki; "Muhakkak ki Allah size hak vaadde bulunmuştu. Ben de size vaad ettim. Fakat vaadimden caydım. Sizi davet etmemin dışında üzerinizde hiçbir nüfuzum yoktu. Siz hemen davetime icabet ettiniz. Artık beni kınamayın, kendi nefsinizi levmedin, kınayın. Ben sizin yardımınıza gelecek değilim. Siz de benim yardımıma gelemezsiniz. Muhakkak ki daha evvel ben Allah'a ortak koşmanızı tanımadım . Muhakkak bu zalimler için, elim bir azap vardır. İşte mü'minlerin dışında bütün fırkaların şeytana tâbî olmaları insanlık için hazin bir tabloyu gösteriyor. Allahû Tealâ ezelde ebedi bilendir. Dolayısıyla insanların bir gün ne hale geleceğini ve kıyamet günü yapılacak olan hesaplaşmada hangi noktada bulunacağını çok açık bir şekilde ifade ediyor. Bu bize bir işarettir. Demek ki, insanların büyük bir kısmı ne yazık ki, iblisin kandırmalarına tâbî olacak. İblis böyle bir sonuca ulaşmak için ne yapabilirdi? Öyleyse bir şey yapmalıydı ki, insanlar doğru zannettikleri, kendilerini kurtaracağını zannettikleri ibadetlerle uğraşsınlar ama kurtulamasınlar ve iblisle birlikte cehennem'e gitsinler. İşte İslâm'ın beş şartı böyle bir tuzaktır. | |
| |  |  | |  |
19.06.2007, 18:50
|
#8 (permalink)
| | Tercübeli Üye
Serhan Eğeryılmaz isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 01.05.2007 Yaş: 21 Mesajlar: 389 Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 5 | Portal bölümünden adıma tıklayarak,bütün mesajlarımı yazdığım konu'ya zan konuşmamak için bu yazıyı yazdım,içim bu yüzden çok rahat.Güncel mevzular olsun,dini mevzular olsun kendimi çok yorum yaparken gördüm,Allah beni affetsin,benim ne haddime Kuran-ı Kerim ayeti ve Resulullah'ın hadis-i şerifini belirtmeden söz söylemem böyle bir iş yaparsam sapıtmış olurum,kardeşlerim ben zan konuşmadan önce ilim öğrenmek istiyorum,zira Resulullah Aleyhisselatu Vesselam buyurmuştur :''Zan konuşmadan önce ilim öğrenin.'' bir diğer hadis-i şerifinde Aleyhisselatu Vesselam buyurmuştur :''Zan sözün en yalan olanıdır.'' zancı olmak yalancı olmaktır,ben böyle olmaktan korkuyorum,bugüne kadar yazmış olduğum yazılarımda doğru kısımda vardır yanlış kısımda siz onları atın bir kenara . Allah Teala Hazretleri insanoğluna Ayetler ve Resuller göndermiştir.Allah insanların uymaları gereken bilgileri insanlara vermiştir.İnsan kendi nefsince konuşamaz,konuşursa baş kaldırmış olur.Yazılarımda sizlere herhangi bir yanlış harekette bulunduysam beni affedin.Bir konu ile ilgili konuşulması lazım geliyorsa bu konuda tek söz sahibi nefisler değil Allah'ın ayetleri ve Resulullunun uygulamaları (sünnetleri) olmalıdır,gerisi yalan.Yazı yazdığım her konunun arkasına bu yazımı da yazacağım nasip olursa.Demek istediğim şu,konuştum konuştum konuştum ama ne konuştum ? artık konulara katılımımda ben değil önce Allah Teala Hazretleri ve sonrasında Resulu söz sahibi olacak kendimden bir şey eklemeyeceğim.Allah'ım nasip ederse
__________________
Selamın Aleyküm.Arkadaşlar,bana cevap verecekseniz yada soru soracaksanız özel mesajdan sorunuzu sormanızı ya da cevabını göndermenizi rica ederim.Konunun adresini de gönderin ki o yeri bulabileyim.Bana özel mesajlarınızda atmış olduğunuz soru yada cevaplarınızı da yazarak kendi yazımın üstünde yazacağım inşallah.Selamın Aleyküm
| |
| |  |
07.08.2007, 19:17
|
#9 (permalink)
| | Tercübeli Üye
Serhan Eğeryılmaz isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 01.05.2007 Yaş: 21 Mesajlar: 389 Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 5 | İslam açıktır,nettir,meseleler ve ayet ile hadisler yoruma dayalı değildir,elini vicdanına koyan her insan için apaçık yazan hükümlerdir,Kuran-ı Kerim vardır ve Allah'ın elçisi Muhammed Mustafa vardır,kimsenin din ile ilgili meseleleri tekrar tekrar açıklamasına hiç gerek yok.
__________________
Selamın Aleyküm.Arkadaşlar,bana cevap verecekseniz yada soru soracaksanız özel mesajdan sorunuzu sormanızı ya da cevabını göndermenizi rica ederim.Konunun adresini de gönderin ki o yeri bulabileyim.Bana özel mesajlarınızda atmış olduğunuz soru yada cevaplarınızı da yazarak kendi yazımın üstünde yazacağım inşallah.Selamın Aleyküm
| |
| |  | |  |
07.08.2007, 20:50
|
#10 (permalink)
| | Tercübeli Üye
berfut isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 23.11.2007 Bulunduğu yer: istanbul Yaş: 28 Mesajlar: 2.189 Tesekkür Etti: 121
127 Kunu Icin 304 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 13 | Alıntı: Duha Nickli Üyeden Alıntı
Peki ne öneriyorsun değerli kardeşim. Mezheb imamlarının ameli düzene sokan uygulamalarından ayrılıp kendi fikrimize göre bir yol mu tutalım? Peki bu 1,5 milyar mezhebi netice vermeyecek midir?
Ayrıca mezheb "gidilen yol" değil "tutulan yol" demektir. Farklıdır!
Muhabbetle | fikrinize saglık hocam...
__________________ zaif-i mutlak.:...ölüm Allah'ın emri ayrılık olmasaydı... Yoklukları var eden Rab; dikenleri gülün merhametinde misafir eyleyen Rab; bulutları mavi göğüme sırdaş eyleyen, yağmuru toprağıma yâri eyleyen; bebekleri annesinde, kuşları yuvasında; baharı kışın ardında, ömrü güneşin doğuşunda; saklayan gösteren Rabbim; kilitlerimi çöz, firkatlerimi muhabbetinin peşine koy, rüzgara tutunan dualarım arılara, papatyalara, nergislere ve gelinciğime dokunmuşsa, ruhumu kainatın ahengine kat. Ya Rab. Ya Hakk... | |
| |  | | Seçenekler | | | | Stil | Normal |
Yetkileriniz
| Konu Acma Yetkiniz Yok Cevap Yazma Yetkiniz Yok Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok HTML-Kodu Kapalı | | | | WEZ Format +2. Şuan Saat: 07:13. | | |