 | |  |
22.05.2007, 13:42
|
#21 (permalink)
| | Tercübeli Üye
nurşeyma isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 07.04.2007 Yaş: 33 Mesajlar: 311 Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 3 | Alıntı: hüma-gül Nickli Üyeden Alıntı
Khan hocam tatlisi cok güzel olur bol cevizde olacak ah simdi annem yapacaktiki ozaman elerinizi bile yerdiniz  .Yemegini bende sevmem babam biz kücükken zorla yedirirdi cok besleyici oldugunu söylerdi tabi yemeyince birsürü azar isitirdik.  | şu annenin adresini bizahmet verirmisin kardeş,
ben pek severim, iyi yapılınca tadına doyum olmaz..
Annenize selam gönderiyor, saygılarımı sunuyorum..
__________________ 24/1 Şanı yücedir o kudretin ki, hakla bâtılı ayıran o Furkan'ı, bütün âlemler için bir uyarıcı olsun diye kuluna indirdi. 3 Böyleyken O'nun dışında bir takım ilahlar edindiler. Hiçbir şey yaratamaz bunlar. Kendileri yaratılmışlardır zaten. Kendi benlikleri için bile ne bir zarara güç yetirebilirler ne bir yarara. Ne bir ölüme güçleri yeter ne bir dirime ne de kabirden çıkarıp hesap sormaya.
30 Resul der: "Ey Rabbim, benim toplumum, bu Kur'an'ı terk edilmiş/dışlanmış halde tuttular." | |
| |  |  | |  |
22.05.2007, 13:43
|
#22 (permalink)
| | Tercübeli Üye
khan19556 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 11.01.2007 Bulunduğu yer: Sancağın düştüğü yerden Yaş: 28 Mesajlar: 1.010 Tesekkür Etti: 0
1 Kunu Icin 1 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 16 | Ebu’d-Derda, Ebu Ümame, Eska oğlu Vasile ve Enes bin Malik’ten şöyle rivayet edilmiştir: “Biz bir gün dini bir konuda tartışma yaparken, Resulullah (S.A.V) yanımıza geldi. Bize, öyle fena öfkelenmişti ki, böylesine hiç öfkelenmemişti. Sonra biz tartışmamıza devam ettik bunun üzerine Resulullah (S.A.V) şöyle buyurdu: “Yavaş olun Ey Muhammed Ümmeti! Sizden öncekiler sırf bunun yüzünden helak oldular. Bırakın münakaşayı, iyiliği yoktur. Bırakın tartışmayı, zira mü’min tartışmaz. Vazgeçin tartışmadan, çünkü tartışan kişi tamamen ziyandadır.
Terkedin münakaşayı, münakaşa edene kıyamet gününde şefaat etmem. Terkedin münakaşayı, zira ben haklı olduğu halde tartışmayı bırakan kimseye cennetin kenarlarında, ortalarında ve yüksek yerlerinde üç köşk verileceğine kefilim. Vazgeçin tartışmadan, çünkü putlara tapmaktan sonra Rabbimin bana ilk yasak ettiği şey tartışmadır.” (Taberani)
Bu meseleyi burada kapatalım.
Nurşeyma hanımın bahsettiği hadise uydurmadır.Yani bazı kötü niyetli eşhas tarafından tahrip amacıyla sokulmuştur.İster sevin ister sevmeyin bir şey olmaz bi-iznillah...
__________________ [SIGPIC][/SIGPIC]"Sevdiğim bir gelinin bana hediye edildiği veya erkek bir çocuğumun doğduğu müjdesinin verildiği gece benim için, muhacirlerden oluşan bir müfreze içinde olup sabahında düşmanla karşılaşmayı beklediğim ayaz ve buzlu bir gece kadar güzel değildir" "Sabaha kadar sağnak halinde devam eden yağmurun altında kalkanımı elime alıp düşmana baskın yapmayı beklediğim bir gece kadar bana ümit veren bir amelim yoktur" Halid bin Velid | |
| |  |  | |  |
22.05.2007, 19:13
|
#23 (permalink)
| | Tercübeli Üye
nurşeyma isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 07.04.2007 Yaş: 33 Mesajlar: 311 Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 3 | [quote=khan19556;105168]Ebu’d-Derda, Ebu Ümame, Eska oğlu Vasile ve Enes bin Malik’ten şöyle rivayet edilmiştir: “Biz bir gün dini bir konuda tartışma yaparken, Resulullah (S.A.V) yanımıza geldi. Bize, öyle fena öfkelenmişti ki, böylesine hiç öfkelenmemişti. Sonra biz tartışmamıza devam ettik bunun üzerine Resulullah (S.A.V) şöyle buyurdu: “Yavaş olun Ey Muhammed Ümmeti! Sizden öncekiler sırf bunun yüzünden helak oldular. Bırakın münakaşayı, iyiliği yoktur. Bırakın tartışmayı, zira mü’min tartışmaz. Vazgeçin tartışmadan, çünkü tartışan kişi tamamen ziyandadır.
Terkedin münakaşayı, münakaşa edene kıyamet gününde şefaat etmem. Terkedin münakaşayı, zira ben haklı olduğu halde tartışmayı bırakan kimseye cennetin kenarlarında, ortalarında ve yüksek yerlerinde üç köşk verileceğine kefilim. Vazgeçin tartışmadan, çünkü putlara tapmaktan sonra Rabbimin bana ilk yasak ettiği şey tartışmadır.” (Taberani)
Bu meseleyi burada kapatalım. Nurşeyma hanımın bahsettiği hadise uydurmadır.Yani bazı kötü niyetli eşhas tarafından tahrip amacıyla sokulmuştur.İster sevin ister sevmeyin bir şey olmaz bi-iznillah...[/QUOTE] Demek ki imam yusuf bazı uydurma hadislere rağbet eylemiş,
Olabilir, sonuçta o da bir insan, hata payı vardır..
Lakin, şu geldiğimiz noktadan çıkan sonuç önemli..
Gayrı sahih hadislerin ayıklanması elzemdir..
__________________ 24/1 Şanı yücedir o kudretin ki, hakla bâtılı ayıran o Furkan'ı, bütün âlemler için bir uyarıcı olsun diye kuluna indirdi. 3 Böyleyken O'nun dışında bir takım ilahlar edindiler. Hiçbir şey yaratamaz bunlar. Kendileri yaratılmışlardır zaten. Kendi benlikleri için bile ne bir zarara güç yetirebilirler ne bir yarara. Ne bir ölüme güçleri yeter ne bir dirime ne de kabirden çıkarıp hesap sormaya.
30 Resul der: "Ey Rabbim, benim toplumum, bu Kur'an'ı terk edilmiş/dışlanmış halde tuttular." | |
| |  |  | |  |
22.05.2007, 20:04
|
#24 (permalink)
| | Tercübeli Üye
seyfullah putkıran isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 30.09.2005 Bulunduğu yer: Ruhlar Aleminden Yaş: 24 Mesajlar: 5.931 Tesekkür Etti: 9
25 Kunu Icin 35 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 57 | bakın yazı orda kabak sevmiyene hitap edilmiş değil , burdaki işin hakikati boyutu çok zorda değil anlaşılması. lütfen dikkatli okuyun... evet resulun kabağı sevdiği yahut koyun eti sevdiğine dair deliller vardır. ama burdaki durum ayrı , kişi normal esnada , kabağı sevmiyorum dese, imam yusuf o hükmü vermicek, ama bir sofrada resul şunu severdi sözünün akabinde , kişi onu sarfettiğinde, bu hükmü vermiştir, yani konu kabak meselesi değil, resule muhalif olma durumudur, yani kişi söylediği şeyi iyi bilmeli, resul yürümeyi severdi, dedikten sonra hemen bir kişi zıplayıp ben yürümeyi sevmiyorum yada buna benzer olayla karşılaştığında aslında nasıl bir yanlış yaptığımıza ışık tutar bu olay, yoksa düşünün o kabak sevmiyen adam, daha önceleri bunu dile getirmemiş olabilirmi? olamaz, ama yaşamış bu hüküm verilmemiş yani iş kabak işi değil.. bu tür yazıları tamamen kelime oyunu görüyorum..
__________________ Bin sene de okusam ne biliyorsun diye sorsalar bana ? HADDİMİ BİLİRİM derim....
“Rahmân'ın (has) kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler...Kendini bilmez kimseler onlara laf attığında (incitmeksizin) “Selam!” derler (geçerler)” (Furkan 25/63) | |
| |  |  | |  |
22.05.2007, 20:10
|
#25 (permalink)
| | Tercübeli Üye
seyfullah putkıran isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 30.09.2005 Bulunduğu yer: Ruhlar Aleminden Yaş: 24 Mesajlar: 5.931 Tesekkür Etti: 9
25 Kunu Icin 35 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 57 | Alıntı: nurşeyma Nickli Üyeden Alıntı
[color="DarkGreen"][font="Georgia"]Kabak sevmemenin bedeli:
Bazı dini kitaplarda, Eb-u Hanife'nin talebesi Eb-u Yusuf'un takvasını övmek için bir olay anlatılır. Bu olayı naklettikten sonra, bu kitaplardan İslam'ı öğrenen insanların takva sahibi olmak için neler hayal edebileceklerini siz hayal edebilirsiniz!
Rivayete göre, İmam Eb-u Yusuf ile bir cemaat yemek yiyorlarmış. Sofrada kabak varmış. Adamın teki, her ne hikmetse, peygamberimizin kabağı çok sevdiğini söylemiş. Bunun üzerine, sofrada bulunanlardan birisi de "ben de kabak sevmiyorum" deyivermiş. İmam Eb-u Yusuf hemen celallenmiş ve "sen misin bunu diyen" diyerek bir kılıç ve bir muşambanın acele getirilmesini emretmiş. Neyse ki kabağı sevmeyen adam, yalvarıp yakarmış, bu sözleriyle peygambere saygısızlıkta bulunmayı kasdetmediğine yemin billah etmiş de kellesini muşamba üzerine kan revan içinde düşmekten güç bela kurtarmış! (1) [/u] | olayı iyi inceliyelim özellikle, renkli yaptım ama bunu anlamayan bazı akıllı olduğunu düşünen art niyetli kişi, de aşağıdaki yorumu yapmış; Alıntı: |
Kabak hazretlerini sevmemenin bile mürtedlik, yani dinden çıkış için bir sebep görüldüğü ve dinden çıkanın dine girmedikçe kanının mübah kabul edildiği bir zihniyetin fikir özgürlüğünden söz etmesini Türkçede hangi kelimeyle tanımlayabiliriz?
| ey yazıyı yazan biçare adam, sorun kabakta değil, sorun söylenen cümle neyin akabinde söylenmiş ona bakmak lazım. tabi takva ehli bunu idrak edebilir. herkes fikrini söyliyebilir, ama nerde ne demesi gerektiğini bilmelidir. resul bu işi yaprdının ardına ben o işi sevmiyorum demek, hassa düşünüldüğünde çok ince yerlere varır. mesela ben eskiden koyun etini sevmiyordum, kokusundan ötürü, ama resulun sevdiğini duyardım,bunu duyduğumda hiç sevmediğimi zikretmedim resule saygısızlık ve muhalif olmamak için belki başka yerlerde dile getirdim ama bu muhabbetlerin ardınca getirmedim, ve şimdi resulum sevdiği için artık bende sever oldum ve severek yiyenlerdenim.. yani olay çok açık OLAY KABAK OLAYI DEĞİL!!! bu yazıyı yazan adam kesinlikle art niyetlidir.. (yazıyı aktarını tenzih ederim...)
__________________ Bin sene de okusam ne biliyorsun diye sorsalar bana ? HADDİMİ BİLİRİM derim....
“Rahmân'ın (has) kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler...Kendini bilmez kimseler onlara laf attığında (incitmeksizin) “Selam!” derler (geçerler)” (Furkan 25/63) | |
| |  |  | |  |
22.05.2007, 21:53
|
#26 (permalink)
| | Tercübeli Üye
rusen_alp isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 11.03.2007 Bulunduğu yer: ruhlar aleminden Yaş: 26 Mesajlar: 1.444 Tesekkür Etti: 0
5 Kunu Icin 6 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 45 | Alıntı: seyfullah putkıran Nickli Üyeden Alıntı
bakın yazı orda kabak sevmiyene hitap edilmiş değil , burdaki işin hakikati boyutu çok zorda değil anlaşılması. lütfen dikkatli okuyun... evet resulun kabağı sevdiği yahut koyun eti sevdiğine dair deliller vardır. ama burdaki durum ayrı , kişi normal esnada , kabağı sevmiyorum dese, imam yusuf o hükmü vermicek, ama bir sofrada resul şunu severdi sözünün akabinde , kişi onu sarfettiğinde, bu hükmü vermiştir, yani konu kabak meselesi değil, resule muhalif olma durumudur, yani kişi söylediği şeyi iyi bilmeli, resul yürümeyi severdi, dedikten sonra hemen bir kişi zıplayıp ben yürümeyi sevmiyorum yada buna benzer olayla karşılaştığında aslında nasıl bir yanlış yaptığımıza ışık tutar bu olay, yoksa düşünün o kabak sevmiyen adam, daha önceleri bunu dile getirmemiş olabilirmi? olamaz, ama yaşamış bu hüküm verilmemiş yani iş kabak işi değil.. bu tür yazıları tamamen kelime oyunu görüyorum.. |
işte bu zaviyeden de bakarsak niçin İmam Yusuf gibi olamıyoruz, deyip kendimizi sorgulamamız gerekiyor, zira İmam Yusuf , peygamber sevgisinden , aşkından O'nun sevdiğini sevmeyen insana neler yapıyor....
Ben de kabak yemeğini çok severim...
__________________ Bir soğuk , bir garip , bir mavi sızı...... | |
| |  |  | |  |
22.05.2007, 23:07
|
#27 (permalink)
| | Tercübeli Üye
yıldız isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 22.08.2006 Mesajlar: 1.385 Tesekkür Etti: 0
2 Kunu Icin 1 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 14 | Alıntı: gulya Nickli Üyeden Alıntı
hayatimda kabak yemedim cehennemlikim ozaman  | Sevmediğini düşünmezsen yeniyor. Daha doğrusu insanın kendinden kaynaklanan bir durum.
Burdaki durum biraz karıştırılmış. Resülallah(s.a.v.) Efendimizin her yaptığı sünnet kabul edildiği için böyle bir davranış içine girilmiş.
İnsan bazı yemeklere karşı bir soğukluk duyuyor. Lakin yemek hakkında bir düşünce içine girmezse o yemek insana kötü gelmiyor. Yani insan sevmiyorum dediği yemeği yiyor. Bunlara şahit oldum.
İnsana verilen her nimet için şükür gerekiyor. Bu olay gine peygamberlerin hayatları ile daha iyi anlaşılıyor.
Eyüp(a.s.) birgün abdest alırken gökten Altın çekirgeler yağıyor. Eyüp(a.s.) hemen acele ile tolamaya başlıyor. Osırada ALLAH TEALA' dan bir nida geliyor,
"Ya Eyüp, ne yapıyorsun?" diye bir sual geliyor. Tam hatırlayamadım. Bunun üzerine Eyüp(a.s.),
"Senden gelene hayır demem Yarabbi" diyor. Onlar gibi olmak için uğraşmak gerekiyor. Verilen nimetlerin şükrünüde yapmak gerekiyor. Geri çevirmemek gerekiyor. Tabi bunu Dünya sevgisine çevirmemek gerekiyor.
"Keşke hergün kabak olsa" gibi bir düşünce içine girmemek de gerekiyor sanırım. 
__________________
[SIGPIC][/SIGPIC] To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts. | |
| |  |  | |  |
22.05.2007, 23:25
|
#28 (permalink)
| | Tercübeli Üye
hikmetimm isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 29.03.2007 Bulunduğu yer: istanbul Yaş: 29 Mesajlar: 507 Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 28 | Alıntı: radikalislam Nickli Üyeden Alıntı
Ben kabak sevmiyorum ve hiç yemedim. Takva sahibi hocama bu söylediklerinizi anlatacağım ve kellemi vurmasını söyleyeceğim. Eğer gülmekden dolayı yapamazsa bilemem.
Çok komiksiniz hanımefendi.Çok hemde...
Takva ile kabak.Nasıl bir mantık. Oysa cennet yemeklerinden olduğu söyleniyor. Birileri de kalkıp kabak yemeyenler cennete giremez derse vay başıma gelene!.. |
arkadaşımız oraya bir yazı asmış belki paylaşmak amacıyla belkide hoşuna gittiği için belkide böyle bir olayın var olup olmadığını anlamak amacıyla ama bu ve kişiyi rencide etmek bence doğru değildir radikal kardeş burda resmen arkadaşımızı saf dışı bırakmışsınız madem çok biliyorsunuz gerekli araştırmayı yapıp doğrusunu yazmanız gerekmiyormuydu kardeşim burdaki bütün yrumlardan illaki birini rencide etmemiz gerekiyorsa yada dalgaya almak gerekiyorsa bu ne İSLAMFORUM ayakışır nede burdaki üyelere
hakkınızı helal edin
selam ve dua ile
__________________ Artık gözünüzü açın! ne zaman ki can köprücük kemiğine dayanır, "tedavi edebilecek kimdir?" denir. (Can çekişen) bunun gerçek bir ayrılış olduğunu anlar. Ve bacak bacağa dolaşır. İşte o (peygamberin getirdiğini) doğru kabul etmemiş, namaz da kılmamıştı. Aksine yalan saymış ve yüz çevirmişti. Sonra da çalım sata sata yürüyerek kendi ehline gitmişti. Layıktır (o azap) sana layık! Evet, layıktır sana (o azap) layık. İşte o gün sevk, ancak Rabbinedir " (Kıyame Suresi, 75/26-35) | |
| |  |
22.05.2007, 23:33
|
#29 (permalink)
| | Tercübeli Üye
mhmt isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 07.11.2006 Mesajlar: 2.591 Tesekkür Etti: 173
116 Kunu Icin 219 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 26 |
__________________ CİHAD: Fert, cemaat ve toplum bazında iyiliklerin yaşanır hale gelmesi, kötülüklerin kaldırılması için bütün gücümüzle hep beraber ve teşkilatlı bir şekilde çalışma mecburiyetini üzerimize yükleyen farzdır... heryazdığımiçinالله يعلم(ALLAH bİliR)diyorum... | |
| |  |  | |  |
23.05.2007, 00:00
|
#30 (permalink)
| | Tercübeli Üye
hikmetimm isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 29.03.2007 Bulunduğu yer: istanbul Yaş: 29 Mesajlar: 507 Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 28 | Alıntı: khan19556 Nickli Üyeden Alıntı
Ebu’d-Derda, Ebu Ümame, Eska oğlu Vasile ve Enes bin Malik’ten şöyle rivayet edilmiştir: “Biz bir gün dini bir konuda tartışma yaparken, Resulullah (S.A.V) yanımıza geldi. Bize, öyle fena öfkelenmişti ki, böylesine hiç öfkelenmemişti. Sonra biz tartışmamıza devam ettik bunun üzerine Resulullah (S.A.V) şöyle buyurdu: “Yavaş olun Ey Muhammed Ümmeti! Sizden öncekiler sırf bunun yüzünden helak oldular. Bırakın münakaşayı, iyiliği yoktur. Bırakın tartışmayı, zira mü’min tartışmaz. Vazgeçin tartışmadan, çünkü tartışan kişi tamamen ziyandadır.
Terkedin münakaşayı, münakaşa edene kıyamet gününde şefaat etmem. Terkedin münakaşayı, zira ben haklı olduğu halde tartışmayı bırakan kimseye cennetin kenarlarında, ortalarında ve yüksek yerlerinde üç köşk verileceğine kefilim. Vazgeçin tartışmadan, çünkü putlara tapmaktan sonra Rabbimin bana ilk yasak ettiği şey tartışmadır.” (Taberani)
Bu meseleyi burada kapatalım. Nurşeyma hanımın bahsettiği hadise uydurmadır.Yani bazı kötü niyetli eşhas tarafından tahrip amacıyla sokulmuştur.İster sevin ister sevmeyin bir şey olmaz bi-iznillah...[/QUOTE] Demek ki imam yusuf bazı uydurma hadislere rağbet eylemiş, Olabilir, sonuçta o da bir insan, hata payı vardır..
Lakin, şu geldiğimiz noktadan çıkan sonuç önemli..
Gayrı sahih hadislerin ayıklanması elzemdir.. |
nurşeyma kardeş arkadaşımızın bahsettiği olay ile alakalı yazılan yazı dır öylemi kardeşim yanlış anlamadıysam sen hemen olayı imam yusuf a aktarma onun hakkında yazılan bir yazıdır lütfen olayları saptırıp bazı önemli şahsiyetlere zarar vermiyelim üstelik tasdik te etmişsiniz
__________________ Artık gözünüzü açın! ne zaman ki can köprücük kemiğine dayanır, "tedavi edebilecek kimdir?" denir. (Can çekişen) bunun gerçek bir ayrılış olduğunu anlar. Ve bacak bacağa dolaşır. İşte o (peygamberin getirdiğini) doğru kabul etmemiş, namaz da kılmamıştı. Aksine yalan saymış ve yüz çevirmişti. Sonra da çalım sata sata yürüyerek kendi ehline gitmişti. Layıktır (o azap) sana layık! Evet, layıktır sana (o azap) layık. İşte o gün sevk, ancak Rabbinedir " (Kıyame Suresi, 75/26-35) | |
| |  | | Seçenekler | | | | Stil | Normal |
Yetkileriniz
| Konu Acma Yetkiniz Yok Cevap Yazma Yetkiniz Yok Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok HTML-Kodu Kapalı | | | | WEZ Format +2. Şuan Saat: 07:19. | | |