| Aile & Aile Bağları İslamda Aile Hayatı nasıl olmalıdır'a dair konuları paylaşabilirsiniz. |
 |
Değişik Açidan Kadin |
 |
07-18-2007, 20:57
|
#1 (permalink)
|
|
Guest
Style:
|
Değişik Açidan Kadin
Kadın bir ansiklopedi de şöyle tarif edilmiş: “İnsanın dişisi. Erkeğin eşi. Dişinin erişkin olanı. Erkek ve kadın bir bütünün parçalarıdır. Biri diğeri için vazgeçilmez hayat arkadaşlarıdır.” (1)
Bütünün parçası olan kadın, merakı biraz fazla olandır. Bunu bir kadın yazarımız Havva validemizi anlatırken şöyle ifade ediyor:
“İnsanoğlu bir kadının merakı yüzünden yeryüzündedir. Yaygın inanca göre ilk yasak meyveyi tadan Havva’dır. Kur’an bu konuda haber vermiyor dahi olsa “bu ağaçtan yemeyeceksek neden burada duruyor?” gibi sorular soran ve meyveyi yediği zaman ne olacağını merak eden bir Havva anlayışı mevcuttur kolektif şuurda... Havva (kadın) bütün işletim sistemlerimizi çökertebilecek bir virüs. Kadın, masum bir dosya sanıp download(2) etmekte sakınca görmediğiniz, ama bir anda bütün dünyanızı cehenneme çeviren; sizi işten attıran, müşteri portföyünüzü kaybettiren, sizi bir anda “hiç” yapan gizli tehlike...”(3)
Nihal Bengisu Karaca, kadınla ilgili bu nitelemede bulunurken; yaşananlardan hareketle -ne yalan söyleyeyim- ne kadar da doğru ifade etmiş dedim.
Ben de bazı kaynaklardan alıntılar yaparak farklı değerlendirmelerde bulunmak istiyorum.
KADINLA ERKEK ELMANIN YARISI MI?
“Boşanmış kadınlar, evlenmeksizin(4) üç ay hali boyunca bekleyeceklerdir. Çünkü Allah’a ve ahiret gününe inanıyorlarsa, Allah’ın rahimlerinde yarattıklarını gizlemeleri meşru değildir. (5) Ve bu süre zarfında barışmak isterlerse, kocalarının onları kabul etmeye öncelikle hakları vardır. Kadınların (kocaları üzerindeki) hakları, (kocaların) onlar üzerindeki haklarına eşittir. Ancak erkekler (bu konuda) onlar üzerinde öncelik sahibidirler.(6) Ve Allah kudret ve hikmet sahibidir.” (2/Bakara 228; ayrıca bkz: 65/1; 4/34)
Yukarıdaki mealleri, kadın-erkek boşanmasını anlatmak için değil, kadın ve erkeğin farkını belirtmek için aldım. Öncelikle şunu belirteyim ki, insanlık tarihi kadar eski bu olay öyle çok dile getirildi ki, haliyle bu denli işlenen bir konuda ifrat ve tefritin olmaması mümkün değil.
Güya hâdiselere eşitlik ilkesinden bakıyorlar ve kadın ile erkeğin mutlak eşitliği gibi bir düşünceyle garip yorumlar yapıyorlar. Oysa meseleye yaratıcının koyduğu ölçülerle bakılıp, ilâhî taksimata razı olmak gerekir. Nasıl bazı erkeklerin (!) kadını erkeğin hizmetçisi veya kendisinin sadist duygularını tatmin edecek birisi olarak görmesi yanlışsa, kadınların da yaratılışlarına aykırı olarak ‘erkeğin yaptığını ben de yaparım, giydiğini giyerim, gittiği yere giderim’ diyerek erkekleşmeye çalışmaları da o kadar yanlıştır.
“HUDUDULLAH”
Allah’ın koyduğu sınırlar olarak tercüme edilen bu ıstılah son derece önemli. Yukarıdaki ayetin izahına bakalım:
“İslam, insan ve kul olmaya bağlı haklar ve ödevlerde kadınları ve erkekleri eşit kılmıştır. Kadınların insanlık ve kullukta erkeklerden aşağı derecede veya geri olduklarını ifade eden bütün söylemler ya dînî kaynakları bakımından sahih değildir ya da yanlış anlaşılmış ve yorumlanmıştır.”(7)
Bir şeyin önemini anlamak için, onun önceki durumunu iyi bilmek gerekir. Kadın meselesi de bu yönüyle ele alınacak olursa İslam’ın kadına verdiği değer daha iyi anlaşılacaktır.
Hz. Ömer radıyallahu anh anlatıyor:
“Biz Kureyşliler kadınlarımıza hâkim bir topluluk idik. Medine’ye gelince orada kadınların erkeklerine egemen olduğu bir toplum yapısı bulduk, bizim kadınlarımız da onlarınkilerinden bunu öğrenmeye koyuldular... Bir gün eşime kızdım. Baktım bana karşılık verip itiraz ediyor, ben buna tepki gösterince eşim: ‘Sana karşı çıkmamı niçin yadırgıyorsun? Vallahi Hz. Peygamberin eşleri de ona itiraz ediyorlar. Hatta bazıları sabahtan akşama kadar ona küs bile oluyorlar” dedi.
Derhal durumu, gidip kızım Hafsa’ya(8) sordum, o da bunu doğruladı... Hz. Ömer konuyu bir de Ümmü Seleme’ye (9) sormuş; o da “Ömer, sana şaşıyorum! Her şeye karışıyorsun. Şimdi de Rasulullah ile eşlerinin arasına mı giriyorsun?” diyerek ona sitemde bulunmuştur.(10)
Bu ve buna benzer birçok örnek bulmak mümkün fakat bu durum bize epeyce bir açıklık sağlamakta.
İslam’dan önceki toplumlarda kadının hiç ama hiç esamisi okunmazken; İslam’la beraber yaratılışlarına uygun statülerini elde etmişlerdir.
Çok mânidar bir örnek daha vermek istiyorum: “Bir defasında umumi açık bir toplantıda, düğünlerde yapılan masrafları dikkate alan bir konuşma yaparken Hz. Ömer özellikle mehirler(11) konusunda azaltmaya gidilmesini söylediğinde, orada bulunan Kureyşli bir kadın:
“Ya Ömer! Sana ne oluyor; Allah Kur’an’ında (12) yığınlarla eşyanın verilmesinden bahsederken bunu hangi hakla kısıtlıyorsun” diye itirazda bulunmuş bunun üzerine Hz. Ömer:
“Kureyşli kadın doğru söylüyor” diye onu tasdik etmiştir.
Görülüyor ki, hakkını hukukunu bilen bir toplum olur; insanlar usulüne uygun bir şekilde haklarını müdafaa ederlerse işler gayet güzel olur. İslam toplumunda bu durum en güzel şekliyle uygulanmıştır. Eğer, geçmişte ve günümüzde İslam toplumlarında bazı yanlışlıklar göze çarpıyorsa bu hal İslam’dan değil, müslümanlardan kaynaklanmaktadır.
Kadın ve erkek bazı noktalarda aynı olsa da pek çok noktada farklıdırlar. Öyle ki, irade gücü dâhil olmak üzere kadın ve erkeğin psikolojilerinde farkların bulunduğu inkar edilmemektedir. İki cinsin fizyolojik ve biyolojik yapıları da birbirinden farklıdır. İstisnaları bulunmakla beraber genellikle evin geçimini sağlamada ağır yük ve temel rol de erkeğe aittir. İşte bu temel ve değişmez farklılıklara dayalı olarak erkeklere bir derece fazla hak verilmiştir. (4/34)
Peygamberimizin oğlu İbrahim’in bakıcısı Sellame Peygamber Efendimize:
“Sen bütün iyilikleri erkeklere getirdin” dedi. Peygamberimiz:
“Sizden biriniz kocasından hamile kalınca, Allah rızası için oruç tutan ve ibadet edenin sevabını alacak olmaktan memnun olmaz mı? Doğum sancısı geldiğinde yerde ve gökte hiç kimse, karnında onu memnun edecek neyin gizli olduğunu bilir mi? Ve doğum yaptığında ve bir ağız dolusu süt ve her emzirişi için bir iyi amelin sevabını alacağını bilir mi? Ve çocuk tarafından geceleri uykusuz kalınca Allah rızası için yetmiş köleyi hür bırakmanın sevabını alacaktır.”(13)
KADINLAR ERKEKLERE BENZERSE VEYA TERSİ OLURSA NE OLUR?
İnsanlığın yaratılışı ve çoğalmasıyla, ruh nefis ilişkisini anlatan Nisa suresinin 1. ayeti çerçevesinde şu tarz bir yorum dikkatimi çekti: “Peygamber Efendimiz Buhari’de geçen bir hadiste: ‘Kadın kaburga kemiği gibidir.’ buyurmuştur. Havva’nın eğri kaburga kemiğinden yaratıldığını ifade eden bu ve benzeri hadisler kadının fitrî özelliklerini anlatmak için yapılmış bir benzetmedir. Burada hakiki değil mecazî bir anlatım vardır. Nitekim hadislere göre kadınları erkeklere benzetmeye, tabii özelliklerini yok etmeye çalışmak, eğimli yaratılmış kaburga kemiğini düz hale getirmeye uğraşmak gibidir. Onu düzeltmeye çalışmak bozmaya ve kırmaya çalışmak gibidir.”
Nisa 34. ayet bağlamında yani “kavvam”(14) kelimesinden hareketle izah yapmak gerekirse, şunları söyleyebiliriz: İnkarı mümkün olmayan bir gerçek ki, genel olarak erkeklerde akıl ve mantık, kadınlarda ise duygu ön plandadır. Bundan hareketle koruma ve yönetme bakımından erkekler kadınlardan daha uygun özelliklerle donatılmıştır. İslam hukuk kurallarına göre erkek hem -geniş manada- ailenin geçiminden tek başına sorumludur, hem de mehir, diyet, cihad gibi mâlî tarafı olan yükümlülükleri vardır.
Yukarıdan beri yapılan izahlar göstermektedir ki gerek şeklen gerekse vazife olarak kendilerine biçilen role, tevdi edilen misyona razı olmayıp aksini yapanlar taksimat-ı ilahiyeye razı olmamışlardır. Bu kimseler hududullahı değiştirmek istemekte, haddi aşmaktadırlar. Bütün bunlar ise toplumda telafisi mümkün olmayan hasarlara yol açmakta, toplumu ifsat etmektedir.
Kadın-erkek kavramını inceleyen M. İslamoğlu şöyle bir yorumda bulunur. Lisanü’l- Arab’da zevc maddesine: “zevca, nâlin ayakkabının iki eşi” denmiştir. Kadın ve erkekten oluşan eşleri bir çift ayakkabı örneğinde tahlil edecek olursak; “kadın mı üstün, yoksa erkek mi?” gibi bir soru anlamını yitirir. Bu tıpkı şu tarz bir soru sorma gibidir: “Ayakkabının sağ teki mi solundan üstün, sol teki mi sağından” böyle bir soruya cevap aramak ise abesle iştigaldir.
İsterseniz deneyin, sol ayakkabıyı sağa, sağ ayakkabıyı sola giyiniz. Bu durumda hem ayağa hem de ayakkabıya zulmetmiş olursunuz. Bu durumda birbirine üstünlük iddiası, sadece anlamsız değil, aynı zaman da komik kaçar.
Tıpkı ayakkabı örneğinde olduğu gibi, erkek ve kadın da birbirinin yerini tutmayan, birbirini tamamlayan “eş” ve “eşit”lerdir. Kadını erkekleştirmeye çalışırsanız, tıpkı sağ ayakkabıyı sol ayağa giymek gibi hem kadına hem de erkeğe zulmetmiş olursunuz. Erkeği kadınlaştırırsanız da öyle.(15)
Acaba bugün zulmediyor veya zulmetmeye mi çalışıyoruz?
SONUÇ OLARAK DERİZ Kİ
Bir din, bir nizam ancak getirdiği ahkâma (hükümlere) bakılarak tenkit edilebilir. Yoksa kendisine intisap eden (bağlanan) kişilerin ve kavimlerin itibarlarına, bidatlerine bakarak dini tenkide kalkışmak hiçbir zaman doğru ve mantıkî bir yaklaşım olmaz.(16)
İslam, kadın ve erkeği insan olmak haysiyetiyle birbirinden ayırmamıştır. Allah indinde her iki cins de aynı kıymettedir. İslam, kadın ve erkeğin fıtratına göre rollerini belirlemiş, her cinsin kendi rolünü ifa etmesini istemiştir. İslam’ın getirdiği hükümler nasıl zamanının en ileri ve güzel hükümleri ise zamanımızda da öyledir. Hiçbir beşeri nizam buna ulaşamamıştır. Kendince kadına çeşitli roller biçen Batı medeniyetinin kadını ve toplumu ne hale getirdiği apaçık ortadadır.
1- Şamil İslam Ansiklopedisi, C. 3.
2- download: yükleme işlemi.
3- Karaca, Nihal Bengisu, Kadın Oradaydı-Vahiy Sürecinde Kadın: Elest Yay. İstanbul 2004 s. 19
4- Kendi başlarına, yalnız
5- Bu bekleme süresinin asıl amacı, muhtemel hamileliğin ve bu surette henüz doğmamış çocuğun ebeveyninin belirlemesidir. Ayrıca, bu yolla karı-koca kararını yeniden gözden geçirme fırsatı ve böylece evliliği devam ettirebilme imkanı verilmiş olmaktadır.
6- Bekleme süresinin (iddet) bitiminden önce, koca, bu geçici boşanmadan vazgeçme arzusunu beyan etse, boşanmış kadın, evlilik ilişkisini yeniden kurulmasını reddetme hakkına sahip değildir.
7- Kur’an Yolu Türkçe meal ve Tefsir C. 1. s. 249
8- Hz. Peygamberin Hanımı (Ümmül–Mü’minin)
9- Hz. Peygamberin Hanımı (Ümmül–Mü’minin)
10- Age, s. 249–250
11-Mehir: Evlenme esnasında erkeğin kadına verdiği-vermeyi taahhüt ettiği aynî ve nakdî (para ve mala) denir
12- Nisa (4/20), Şamil İslam Ansiklopedisi
13- Kavvam: Bir şeyin üzerinde duran, hâkim olan, özen gösteren. Onunla yakından ilgilenen; reislik, yöneticilik, eğitim, koruma, savunma, ıslah, kazanma, üretme manasına gelir; günümüz itibariyle “aile reisliği”dir. (Kur’an Yolu: 2/44)
14- Karaca, age, s.131
15- Mustafa İslamoğlu: Ayetlerin Işığında: s–47, Denge Yay. İstanbul 2004
16- İlahiyat Fakültesi Dergisi: Türk Tarih Kurumu Basımevi: Ankara: 1961
AYRICA YARARLANIAN KAYNAKLAR
1- İslam Ansiklopedisi, Türkiye Diyanet Vakfı C. 24
2- Bir başka Açıdan Kadın, Abdurrahman Dilipak, Risale, İstanbul 1988
3- Kadının Değeri Ölçüsü Örtüsü, Nejdet Kutsal, İstanbul 1987
Kaynak: ilkadim dergisi, 06/2005
|
|
|
|
 |
|
The Following 6 Users Say Thank You to For This Useful Post:
|
|
07-30-2007, 12:20
|
#2 (permalink)
|
|
Guest
Style: 0
lotus isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)
Üyelik tarihi: Mar 2007
Kan Gurubu: A Rh(+)
Yaş: 30
Mesajlar: 535
Thanks: 2.439
Thanked 1.356 Times in 735 Posts
Rep Puanı: 0
|
Tıpkı ayakkabı örneğinde olduğu gibi, erkek ve kadın da birbirinin yerini tutmayan, birbirini tamamlayan “eş” ve “eşit”lerdir. Kadını erkekleştirmeye çalışırsanız, tıpkı sağ ayakkabıyı sol ayağa giymek gibi hem kadına hem de erkeğe zulmetmiş olursunuz. Erkeği kadınlaştırırsanız da öyle.(15)
Allah razı olsun kardeşim. Çok anlamlı... Teşekkürler
|
|
|
|
|
The Following 5 Users Say Thank You to lotus For This Useful Post:
|
|
 |
|
 |
07-30-2007, 12:24
|
#3 (permalink)
|
|
İlgili üye
Style: 0
rusen_alp isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)
Üyelik tarihi: Mar 2007
Bulunduğu yer: ruhlar aleminden
Mesajlar: 1.444
Thanks: 3.165
Thanked 2.933 Times in 1.314 Posts
Rep Puanı: 533
|
Kadın ve erkek eşittir, hakikaten Allah katında hukuken eşittir, fakat eşittir deyince bazı art niyetli insanlar her nedense her bakımdan eşitlik anlıyorlar , bu saçmalık olur, mesela en basit örneği kadınların ayak numaraları ( normal olan ) 36-40 iken, erkeklerde 40-44 arasıdır, demek ki kadın ve erkek bedenen eşit değil, erkeğin fizyoloji daha gelişkin, bununla birlikte kadında da şefkatlik tarafı ağır basıyor, en basit örneği dünyadaki tüm erkekler bir araya gelse bir tane çocuk doğuramaz, o halde kadın ve erkek hukuken eşittir, diğer alanlarda ise bazen erkek üstün, bazen de kadın üstün, zaten erkekler kendilerini eşlerinden ayrı tutmaz, eşlerini kendilerinin bir parçası görürler, kadınlar her zaman bir erkeğin nüfuzunda olmak, yani bir sahiplilik iç güdüsü vardır.
Şimdi feministler kadın ve erkek eşittir deyince işin rengi değişiyor, bu gibiler her alanda eşitlikten bahsediyor, böyle olunca anlaşamıyoruz, anlaşmamız mümkün gökzükmüyor zaten, şimdi feminist görüşe göre hareket eden bir kadının ailesinde huzur, mutluluk diye bir şey olmaz, kadın kocasına asi kesilecek, evde adeta bir anarşist hayatı olacak, sizce böyle bir feminist kadın dünyada cehennemin azabın başlaması demek değil midir ?
__________________
Bir soğuk , bir garip , bir mavi sızı......
|
|
|
|
 |
|
The Following 3 Users Say Thank You to rusen_alp For This Useful Post:
|
|
 |
|
 |
07-30-2007, 14:11
|
#4 (permalink)
|
|
İlgili üye
Style: 0
GEZGİN isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)
Üyelik tarihi: Apr 2007
Bulunduğu yer: Hacı Bayram diyarından.....
Memleket: karadeniz
Kan Gurubu: O Rh +
Yaş: 26
Mesajlar: 1.137
Thanks: 3.420
Thanked 1.639 Times in 956 Posts
Rep Puanı: 247
|
Alıntı:
lotus Nickli Üyeden Alıntı
Tıpkı ayakkabı örneğinde olduğu gibi, erkek ve kadın da birbirinin yerini tutmayan, birbirini tamamlayan “eş” ve “eşit”lerdir. Kadını erkekleştirmeye çalışırsanız, tıpkı sağ ayakkabıyı sol ayağa giymek gibi hem kadına hem de erkeğe zulmetmiş olursunuz. Erkeği kadınlaştırırsanız da öyle.(15)
Allah razı olsun kardeşim. Çok anlamlı... Teşekkürler
|
çok güzel bir benzetme...
katılıyorum..
kadın ve erkek ayakkabı numarasına göre eş rusen kardeşim
ama biri sağ diğeri de sol bunu unutmamak ve farklılıkları bilip ona göre muamele etmek gerekir sizin de dediğiniz gibi....
selam ve dua ile...
__________________
'İNANMAMAK AHİRETE GİTMEYE DEĞİL, CENNETE GİRMEYE MANİDİR...'
...::: DUA DİLENCİSİ :::...
|
|
|
|
 |
07-30-2007, 14:21
|
#5 (permalink)
|
|
İlgili üye
Style: 0
rusen_alp isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)
Üyelik tarihi: Mar 2007
Bulunduğu yer: ruhlar aleminden
Mesajlar: 1.444
Thanks: 3.165
Thanked 2.933 Times in 1.314 Posts
Rep Puanı: 533
|
Alıntı:
GEZGİN Nickli Üyeden Alıntı
çok güzel bir benzetme...
katılıyorum..
kadın ve erkek ayakkabı numarasına göre eş rusen kardeşim
ama biri sağ diğeri de sol bunu unutmamak ve farklılıkları bilip ona göre muamele etmek gerekir sizin de dediğiniz gibi....
selam ve dua ile...
|
senin giydiğin ayakkabı hayatta bana uymaz   
__________________
Bir soğuk , bir garip , bir mavi sızı......
|
|
|
|
07-30-2007, 17:54
|
#6 (permalink)
|
|
Kıdemli Üye
Style: 0
feraknaz isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)
Üyelik tarihi: Apr 2007
Bulunduğu yer: istanbul
Kan Gurubu: 0 Rh +
Yaş: 25
Mesajlar: 162
Thanks: 48
Thanked 47 Times in 18 Posts
Rep Puanı: 45
|
islamın yumuşak karnı kadın erkek eşitliği..modernizm sürecınde müslüman kımlıgı tasıyanların gerek yasadıgı döneme ayak uydurmada zorlanmaları gerek bunun farkında olan bı kesmın aleyhte bu hassasıyetı kullanmaları ve kışkırtıcı tutuma bürünmeleri muslumanlara zarar verebılır..bu anlamda uyanık ve bılgılı olmak muslumana dusen bı görevdır..aldanmamak temennısıyle..
|
|
|
|
|
The Following 3 Users Say Thank You to feraknaz For This Useful Post:
|
|
07-30-2007, 18:35
|
#7 (permalink)
|
|
Guest
Style:
|
islamda modernizm diye bir kavram yoktur..islam zatyen son derece modern bir dindir...sadece islamı yaşayamamak sunnete seniyeye uymamak vardır..unutmamak lazımki cahiliye devrindeki hanımlarda son derece modrndi diyebiliriz..bu zamana kıyaslarsak....
işte islam oyle bir zamanda geldi.....
bugun insanların modern dedikleri bir cok şey islamla yuzyıllar öncesi gelmiş..lakin muhafaza edilememiştir.....yaşatılmak istenmemiş..nefis duyguları öne cıkartılmıştır....insanlık hatasını anlamaya başlamış..ve göre bilenler için guzelliğe yönelim başlamıştır...bu durumda acı duyanlar..islamı anlamayanlardır...ayak uydurma..islamı bilmeyenlerdir...
|
|
|
|
|
Bu Mesaj Icin Kardesimize Allah Razi Olsun Diyenler:
|
|
07-30-2007, 18:53
|
#8 (permalink)
|
|
Kıdemli Üye
Style: 0
feraknaz isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)
Üyelik tarihi: Apr 2007
Bulunduğu yer: istanbul
Kan Gurubu: 0 Rh +
Yaş: 25
Mesajlar: 162
Thanks: 48
Thanked 47 Times in 18 Posts
Rep Puanı: 45
|
islamda modernızm yoktur ewet ama ıcınde bulundugu donemı anlamamaya calışmak bazen yok saymak ve toplumsal dusunememek ıse ahmaklıktır..
Bugün TÜM iSLAMI TOPLUMLAR BUNU TEHLIKE OLARAK GÖRMEKTE İKEN BUNA KAYITSIZ KALMAK ABESTİR..
|
|
|
|
|
The Following 2 Users Say Thank You to feraknaz For This Useful Post:
|
|
 |
|
 |
07-30-2007, 19:10
|
#9 (permalink)
|
|
Guest
Style:
|
tabiki dogru diyorsunuz ama modernizm diye tesetturlu kızlarımızı topluma uydurcaz diye ustune yapışan teseture burundurcez anlamına gelmez..sonuçta hatları belli oldugu içmbu da çıplaklıtır va acıkca efendimizin hadislerinin işaretitidir...
bulundugu dönemi anlamk toplumu anlamka islamın dısına cıkmak değildir tabiki..
şimdi çinliler cok diye akıllı olcak halleri yok yada japonlar teknolojide cok ileri dye..dogru din onlarınki diye bişeyde yok..
bugun toplu anlamak onalrın yanlışlarına uyulcak demek değildi..onların hatalarını elinizden geldiğince islamla butunleştirp duzeltmektir...
şimdi toplum bir avrupa özentisinde ise...cocuklarımız ilk okul scagında sigarayla bir yaşıyorken..cinsellik her yerdeyken...
tabiki tum islam toplulugu tehlikenin farkındadır..
şmdi bu durumda kimse gelip burda islam modern bir din değil diyemez..
önce o islamı toplum ve ben müminim diyen kişilerin islamı ne kadar yaşadıgına bakmak lazım..tehlikeyi herkes görür ama nasıl gördugu önemlidir...
bugun kadın ve erkeği aynı terege koymak her acıdan bu zamana kadar gelmiş içlerinde ustad said nur sinin de oldugu tum alimleri red etmektir..
buda alimleri red etmek hadisleri red etmektir..hadisleri red etmek...peygamberi red etmektir..onu red etmek.kitabı red etmektir..onu inkar eden...Allah birdir demesi ne kadar inandırıcıdır acep....
şu bilhalkiski kadınla erekek biribirini tamamayıcı bir butundur....hıc birinin kur anın verdiği yetkiler dsında birbirne bir ustunluk taslamaya hakkı yoktur...TAbiki her ikiside birbirine her konuda yardımcı olmakla hukumludur..
forumda da bununla ilgli cok guzel yazılar vardır....
yanıtlarınız için tesekkur ederim....
bana islam modern bir din değil kimse diyemez...önce sorcagım soru sen nasıl yaşıyorsun olur...
selametle...Allah c.c. razı olsun..
|
|
|
|
 |
|
The Following 2 Users Say Thank You to For This Useful Post:
|
|
07-30-2007, 20:37
|
#10 (permalink)
|
|
Kıdemli Üye
Style: 0
miniksercen isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: vienna
Memleket: yozgat / adíyaman
Kan Gurubu: Eklenmemis
Yaş: 20
Mesajlar: 177
Thanks: 121
Thanked 227 Times in 132 Posts
Rep Puanı: 211
|
İnsanoğlu bir kadının merakı yüzünden yeryüzündedir --> buna katilmiyorum... islam dinine sizdirilmis büyük hurafelerdendir ...
__________________
Ya Rab manâ cism ü cân gerekmez
Cânânsuz cihân gerekmez
|
|
|
|
|
The Following 3 Users Say Thank You to miniksercen For This Useful Post:
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Yetkileriniz
|
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
HTML-Kodu Kapalı
|
|
|
|