Tekil Mesaj gösterimi

Müslüman Toplum ve Hayat Tarzı
Alt 29.08.2007, 19:11   #1 (permalink)
sinang
Tercübeli Üye
 
sinang isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 10.09.2006
Yaş: 31
Mesajlar: 937
Tesekkür Etti: 0
2 Kunu Icin 4 Tesekkür Aldı
sinang Asırı Söhretli ve itibarlı birisinang Asırı Söhretli ve itibarlı birisinang Asırı Söhretli ve itibarlı birisinang Asırı Söhretli ve itibarlı birisinang Asırı Söhretli ve itibarlı birisinang Asırı Söhretli ve itibarlı birisinang Asırı Söhretli ve itibarlı birisinang Asırı Söhretli ve itibarlı birisinang Asırı Söhretli ve itibarlı birisinang Asırı Söhretli ve itibarlı birisinang Asırı Söhretli ve itibarlı biri
Tecrübe Puanı: 29
Standart Müslüman Toplum ve Hayat Tarzı

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ

Tek olan Allah'a ibadet etmek, kelime-i şehadette La ilahe illallah olarak ifade edilen İslâm akidesi*nin şartının ilk yarısıdır. Yine aynı ifadede yer alan Muhammedün Rasûlullah, yani ibadetin Allah Rasûlü’nden nasıl öğrenileceği ise bu şartın ikinci yarısıdır.

Bu akide iki bölümüyle ancak mü'min ve müslim bir kalpte bulunur. Çünkü bu ikisinin dışında kalan her şey imanın dinamiklerinden, İslâm'ın şartlarındandır. Bunlar da onun gereğidir. Allah'ın melekle*rine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, kadere, hayra ve şerre inanmak, namazı, zekatı, orucu, haccı, ifa etmek, hadleri, tazirleri, helal ve haramı, sosyal ve hukuki ilişkileri kabul etmek, kı*saca bütün İslâmî emirler sadece ve sadece Allah'a ibadet etme ilkesine dayanır. Ve bütün bunların kaynağı Allah Rasûlü'nün, Rabbinden bize tebliğ et-tiğidir.

Müslüman toplum bu ilke ve bunun gereklerinin bir bütün olarak yaşandığı toplumdur. Çünkü bu il*ke ve onun gerekleri yaşanmaksızın müslüman bir toplum olunamaz. Sonra şehadet kelimesi, La ilahe illallah Muhammedün Rasûlullah, bütün yönleriyle İslâm Ümmetinin hayat düzeninin üzerine kuruldu*ğu bir temele dönüşür. Bu temel atılmadan bu hayat var olamaz. Aynı şekilde bu temel üzerine kurulma*yan ya da onunla birlikte başka bir temele de daya*nan veya kendisine yabancı bir temele dayanan hayatda İslâmî bir hayat olamaz.

"Hükmetmek sadece Allah'ındır. O'ndan başka*sına ibadet etmemenizi emretti. Dosdoğru olan dinde budur. "(Yusuf, 40)

"Kim de Peygamber'e itaat ederse Allah'a itaat etmiş olur"(Nisa, 80)

Bu kısa ve öz ifadeler, bize; bu dinin dinamik ha*reketinin yapısı ile ilgili temel konularda kesin bir söz söylemekte yardımcı oluyor.İlk önce bize "Müslüman toplumun yapısının belirlenmesinde yardım ediyor.İkinci olarak "Müslüman toplumun doğuş yöntemi'nin belirlenmesinde yardım ediyor.Üçüncü olarak "cahili toplumlara karşı koymada İslâmî yöntemin belirlenmesinde yardımcı oluyor.Dördüncü olarak ise "beşeri hayat düzenine kar*şı koymada, İslâmî yöntemin belirlenmesinde yar*dımcı oluyor.

İşte bunlar, dün ve bugün İslâmî hareketin yön*temiyle ilgili temel sorunlardır."Müslüman toplum"un yapısıyla ilgili ilk belirgin özellik bu toplumun her alanda yalnızca Allah'a iba*det etme ilkesine dayanmasıdır. Bu kulluğun niteli*ği kelime-i şehadette, la ilahe illallah, Muhammedün Rasûlullah cümlesinde ortaya çıkar.

Bu ibadet hem itikadı düşüncede, hem ibadetler*de, hem de hukukî yasalarda kendini gösterir. Al*lah'ın (c.c.) vahdaniyetine (birliğine) inanmayan bir kul müslüman olamaz: "Allah, "iki tanrı edinmeyin. O ancak bir tek Tanrıdır. Sadece Ben'den korkun" dedi. Göklerde ve yeryüzünde her ne varsa O'nundur. Din de daima O'nundur. Allah'tan başkasın*dan mı korkuyorsunuz?" (Nahl, 51-52)

Allah'tan başkasına veya O'nunla birlikte bir başkasına ibadet eden bir kul da müslüman olamaz: "De ki "Namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm alemlerin Rabbi Allah içindir. O'nun hiç bir ortağı yoktur. Ben böyle emrolundum ve ben müslümanların İlkiyim." (Enam, 162-163)

Kendisinin bize bildirdiğinin (bu, Allah Rasûlü’dür) dışında bir yerden, bir kimseden hukukî yasa alan ve bunu kabul eden kul da müslüman ola*maz. "Yoksa, Allah'ın dinde izin vermediği bir şeyi onlara meşru kılacak ortakları mı vardır? (Enam, 162)

"Peygamber size neyi verdiyse onu alın. Neyi de yasakladıysa terkedin. "(Haşr, 7)

İşte bu müslüman toplumdur. Bireylerinin inanç ve anlayışlarında olduğu gibi ibadetlerinde, toplum*sal düzen ve yasalarında da tek olan Allah'a ibadet ilkesinin kendini gösterdiği toplum budur. Bu alan*lardan hangisi genel yapıdan ayrı düşerse, İslamî yapı tümden ortadan kalkmış olur. Çünkü kelîmei şehadetin ilk bölümü ortadan kalkmıştır.

Dedik ki, Allah'a ibadet etmek, itikadı düşünce*de ortaya çıkar. Burada İslâm itikadı düşüncesinin ne olduğunu açıklamamız yararlı olacaktır. Akidevî hakikatlerini Rabbani bir kaynaktan alarak insan idrakinde oluşan bir anlayıştır bu. Ve bununla insan Rabbinin hakikatına varır. İçinde yaşadığı, gördüğü ve görmediği, evrenin, mensup olduğu hayatın bildiği ya da bilmediği salt gerçeğine ulaşır. Bundan sonra bütün bu gerçeklerle olan ilişkisi ve tek olan Allah'a ibadet esasına dayalı Rabbiyle olan ilişkisi ile evrenle, canlılar alemiyle, bütün insanlarla, insa*ni kurumlarla olan, ilişkisinin temellerini Allah'ın dini oluşturur.

Bunu da Allah Rasûlü tebliğ etmiş*tir. Ve bu ilişkilerde Tek olan Allah'a ibadet etmek hedefini gerçekleştirmeyi güder. Bu şekilde o bütün hayatı kapsar. Oluşması gerekenin böyle bir müslüman toplum olduğu ortaya çıktıktan sonra, bunun nasıl doğacağı, bu doğuşun yönteminin ne olduğu soruları önümüze çıkar.

Bir grup insan çıkıp bir bütün olarak tek olan Al*lah'a ibadet edip itikat ve anlayışta, ibadet ve mua*melatta, düzen ve yasalarda Ondan başkasına iba*dette bulunmayı reddedip bütün hayatını bu halis ibadet temeli üzerine fiilen düzenlemeye başlar, gönlünü Allah'tan başkasına kulluktan, (O'nu inkar ederek veya O'na şirk koşarak) Ondan başkasından hüküm almaktan arındırırsa, işte o zaman, ancak o zaman bu müslüman cemaat oluşur. Ve bunun ku*ruluşu da müslümanca olur. Ama bir grup insan, yu*karıda açıklandığı şekliyle; ihlasla Allah'a ibadet et*tiğini ortaya koymazsa onlar müslüman (müslim) olamazlar. Ve hayatlarını bu temel üzerine düzenle*yemezler, toplumları da müslüman (müslim) bir top*lum olamaz. Bu, İslâm'ın ve bütün müslüman top*lumların üzerine bina edildiği kelime-i şehadetin her iki bölümüyle vücud bulmamasındandır.

Bundan dolayı İslâmî toplumsal bir düzen ve buna dayalı müslüman bir toplum kurmayı düşün*meden önce, daha önce açıkladığımız gibi, her ne şe*kilde olursa olsun bireylerin vicdanlarının Allah'tan başkasına ibadet etmekten arındırılması ve müslü*man bir cemaatte toplanmaları gerekir. İşte bu ce*maatten müslüman toplum doğar. Bu topluma, itikadıyla, ibadetiyle, kanunuyla tek olan Allah'a iba*det edenler, başka bir deyişle kelime-i şehadetin canlı bir şekilde yaşandığı bu toplumda yaşamak is*teyenler katılır.

İlk müslüman toplumun kuruluşuna kaynaklık eden ilk müslüman cemaatın doğuşu böyleydi. Her müslüman cemaatın, her müslüman toplumun doğu*şu da böyle olacaktır.Şüphesiz müslüman toplum ancak bireylerinin, insan gruplarının, Allah'tan başkasına (O'nu inkar ederek ya da O'na şirk koşarak) ibadeti terkedip tek olan, ortağı bulunmayan Allah'a ibadete yönelmesiyle doğar. Sonra bu gruplar, bu ibadet temeline daya*lı olarak hayat düzenini kurarlar. İşte o zaman, eski cahili toplumdan yeni bir akideyle doğan (ki bu da İslâm'ın ilk esasının iki bölümü olan la ilahe illallah Muhammedün Resûlullah'dır) bu akide temeli üzeri*ne kurulan yeni bir hayat düzeni, eskisini reddeden yeni bir toplumun doğuşu tamamlanmış olur.

Eski cahili toplum bütünüyle yeni İslâmî toplu*ma isterse katılır, isterse katılmaz. Yeni müslüman toplumla isterse barış yapar, isterse savaşır. Davet tarihi göstermektedir ki, Nuh'dan (a.s.) Muhammed'e (s.a.v) kadar istisnasız, bu toplumun doğuş merhalesinde (bu birey veya grup durumunda ya da bu toplumun fiilen kurulmasından sonra olabilir) ca*hili toplum barışı değil, sürekli savaşı tercih etmiş*tir.

Doğaldır ki, yeni müslüman toplum; cahili toplu*mun baskısına karşı koyacak, ona galabe çalacak, en azından direnmesini sağlayacak itikadî, fikrî, ahlakî, psikolojik örgütsel, toplumsal ve diğer gerek*li olan güçlere belli bir dereceye kadar sahip olma*dıkça doğmaz, vücud bulmaz.
  Alıntı ile Cevapla