Mehr biçilmeden yapılan nikah da, sahihtir. Ama daha sonra mehr-i misl vermek gerekir. Mehrin çoğunun bir sınırı yoktur. Fakat en azı, 5 gram altındır. Boşadığı kadına mehrini ödememek, kul hakkıdır. Ödemezse, ahirette azabı çok şiddetlidir. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki: (Kadınlara mehrlerini gönül rızası ile verin; kendi arzuları ile mehrin bir kısmını size hediye ederlerse, onu da afiyetle yersiniz.) [Nisa 4] Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki: (Mehr vermemek niyeti ile evlenen, kıyamette hırsızlarla haşrolur.) [R. Nasıhin] (Hanımını bırakıp, mehrini vermemek, haramdır.) [Hakim] (Mehr olarak, bir yüzük olsa da verin!) [Müslim] (Mehr parası, hayırlı maldır.) [Deylemi] (En iyi mehr, kolay ödenendir. Mehrde kolaylık gösterin. Çok mehr istemek düşmanlığa sebeptir.) [Abdürrezzak] Karı koca arasında olan meşru halvet, yabancı kadın ile olan haram halvet gibi değildir. Yanlarında hissen veya şeran yahut tabiaten cinsi münasebete mani bir sebep bulunursa, meşru halvet olmaz. İkisinden birinin hasta olması, ihramlı olması, farz namazda, Ramazan orucunda olması, kadının hayz veya nifas halinde olması, yanlarında akıllı [7 yaşında] bir çocuk bulunması bu halvete mani olur.Fakat, akıl baliğ olmayan bir çocuk, haram olan halvete mani olamaz. (Mezahib-i erbea) Bir kız ile bir erkek nikahlanıp, sonra boşanırlarsa, böyle meşru bir halvet de olmamışsa, mehrin yarısını verir. Halvet olmuşsa mehrin tamamını verir. Zifafa girmeyen ve halvet de olmayan kız, bir kere boşanınca, bain [kesin boşanmış] olur. Erkeğin buna, hemen yarım mehr vermesi lazım olur ve iddet beklemez. Boşandığı gün bile, başkası ile evlenebilir. |