40 Kudsi Hadis-Aliyyul Kari... 1) “Ebu Hureyre (ra)’den rivayet edildiğine göre, Resul-i Ekrem (sav) Efendimiz Aziz ve Celil olan Allahu Teala’dan şu kudsi hadisi naklediyor:
Allahu Teala: “Ben Fatiha’yı benim ile kulum arasında ikiye böldüm. (Yarısı benim ve yarısı kulumundur) Kulumun istediği hakkıdır, verilecektir” buyurdu.
(Aleyhisalatü vesselam efendimiz bunu şöyle beyan ediyor: )
Bir kul “El hamdu lillahi Rabbil Alemin”
-bütün hamd ü sena alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur- dediği zaman,
Allahu Teala: Kulum bana hamd etti der.
Kul: “er Rahman ir Rahim” dediğinde,
Allah: “Kulum beni umumi ve hususi merhametle andı, bana sena etti, der.
Kul: “Maliki yevmiddin” –hesap ve ceza gününün sahibi ve hakimidir- dediğinde,
Cenab-ı Hakk: “Kulum beni tazim etti” der.
Namaz kılan: “İyyake na’budu ve iyyake nastain” –İlahi ! Biz yalnız sana ibadet eder ve yalnız senden yardım dileriz- deyince,
Allahu Teala: “Bu iş benim ile kulum arasındadır. Kulumun istediği verilecektir, der.
Namaz Kılan Kul: “İhdinas sıratal mustegım. Sıratallezine enamte aleyhim ğayril mağdubi aleyhim veladdallin” –Bizi doğru yola kılavuzla, nimetine eren ve gadabına uğramıyan, azıp sapmıyanların dodoğru yoluna kavuştur Ya Rabbi ! dediğinde,
Cenab-ı Hakk: “Bu dilek kula aittir. Ona istediği verilecektir” buyurdu.
(Bu hadisi Buhari’den maada Kütüb-i Sitte sahipleri ve Ahmed İbn-i Hanbel rivayet etmilerdir.)
Bu kudsi hadis hem fatiha’nın, hem de Fatiha okuyan kulun faziletine delalet etmektedir. Cenab-ı Hakk onu “benim kulum” demekle kendi zatına izafe kılmış, bu izafetle ona büyük bir şeref bahşetmiştir.
Fatiha suresini iyi anlayan muhakkak namazını hakiki bir teveccüh ile kılar. Çünkü o sura Kuran’dan başka hiçbir semavi kitapta bulunmayan bir suredir. Ümmül kitap olan Fatiha’da ilahi esrar başka bir surette tecelli etmiştir.
İmam Buhari’nin, sahih’inde, Resul-i Ekrem Efendimiz: “Kuran’daki surelerin en büyüğü namazda tekrarlanan ve yedi ayetten ibaret olan Fatiha suresidir” buyurmuştur.
(Kaynak: Kırk Kudsi Hadis, Aliyyul Kari, Tercüme Hasan Hüsnü Erdem, DİB yayınları:3)
__________________
Müslümanım, müslümanlardanım demek kadar insanı özgür kılan bir söz yoktur ve olamazda. Bu söz, Rabbimizin vahyinden bizim dillerimize ve gönüllerimize nakş olan yüce bir anlam. Bu sözün anlamlandırılmış hali insan. Bu söz ile insan yaratılmışlar arasında seçkin bir vaziyet alıyor. Ahsen-i takvim makamından nakkaşlık vazifesini icra ediyor. Vahyi nakş ediyor muzdarip gönüllere. (Ahi Evran)
|