Sünnet Karşıtlığı 3…Hint Kuraniyyun Akımı… Sünnet Karşıtlığı 3…Hint Kuraniyyun Akımı… Sünneti toptan inkara dayanan Hind Kurancılık hareketi, her şeyden önce tepkisel harekettir. Çıkışı iki neden dayandırılabilir: Birincisi, sömürgeci İngilizlerin kültürel etkisi; ikincisi, bölgede tüm versiyonları ile (mehdilik iddiasından yalancı peygamberliğe uzanan bahilik, kadıyanilik gibi akımlar, sünnetçi-hadisçi yaklaşımlar ve mistik- aşırı yüceltmeci tavırlar) yaygın olan mahsus akıl. (Üç Muhammed s173) (Mahsus akıl bir şey’den yola çıkarak bir çok şeyi kabul etmemektir, örneğin, Buhari’deki bir hadisi eleştirmek başka şey, o bir hadis’ten yola çıkarak Buhari’deki bütün hadisleri inkar etmek, kabul etmemek başka bir şeydir.) Hind Müslümanları, kendilerini binlerce kilometre öteden gelip alt eden bu düşmanın ezici gücüne direnememişlerdi. Yani, kaybeden taraftaydılar. Galibin kerameti var mıydı? Yoksa tüm suç mağlubta mıydı? Mağluplar kendilerinin neden mağlub olduğu, onların neden galip geldiği üzerinde kafa yordular… Tüm sorumluluğu yıktıkları şeylerin başında “sünnet-hadis” geliyordu. Kuran, etrafında Müslümanların birleşebileceği tek ortak kaynaktı. Siyasal ve askeri yenilginin nedeni olarak gördükleri ihtilaf ve tefrikanın kaynağında, sünnet ve hadisin yer aldığını düşünüyorlardı. Bunda, Sprenger gibi Hindistan’da görevli İngiliz oryantalistlerin katkısı büyüktü. Yenilgilerinde en büyük pay sahibi olduğuna inandıkları sünnet ve hadise karşı topyekun savaş açtılar. (Üç Muhammed s.174) Şeyh Ahmed Rıza el-Birelvi “yüceltmeciliği”: -Kabrin sahibine saygı amacıyla aziz bilinen insanların kabirlerine secde etmekte bir sakınca görmemekteler. -Hz.Peygamber bir Nur’dur, o beşer değildir. -Hiç kuşkusuz Aleyhissalatu vesselam gaybı bilir -Peygamber her doğanın zaman ve mekanında hazır bulunur, onu hazır ve nazır olarak gözleriyle müşahade eder. -Tüm varoluş, bütünüyle Peygamberin ellerindedir… (Üç Muhammed s.175) İşte bu sünnetçi-hadisçi, mistik ve aşırı yüceltmeci zihniyet tam zıddı bir akımı da tetikleme nedenlerinden biri oldu. İfrat ve tefrit… Mirza Gulam Ahmed Kadıyani’nin iddiaları: Mesih ve mehdi olduğu iddiası ile ortaya çıkar… Kendini “asrın müceddidi” ve “Allah’ın görevlendirdiği zat” diye tanımlar… “Ben nebi değilim, ancak Allah’ın konuştuğu (kelim) ve Allah tarafından konuşturulan kimseyim” iddiasındadır… Mehdilik iddiasını bırakıp Peygamberlik iddiasına başlar… Cihadın insanın nefsiyle savaştan ibaret olduğunu söyler… İngilizlerin en sevdiği Peygamber olan Kadıyani en nihayetinde, tanrının insan suretinde beden bürünmüş biçimi olan “kirşen.kirişna” olduğunu ilan eder… (Üç Muhammed s.175) Anlaşılacağı üzere o artık bir Tanrı’dır… İskender Evrenesoğlu örneğine dikkat edin…(Allahlaşmak (haşa) diye bir tabiri son zamanlarda dile getirmektedir)
__________________
Müslümanım, müslümanlardanım demek kadar insanı özgür kılan bir söz yoktur ve olamazda. Bu söz, Rabbimizin vahyinden bizim dillerimize ve gönüllerimize nakş olan yüce bir anlam. Bu sözün anlamlandırılmış hali insan. Bu söz ile insan yaratılmışlar arasında seçkin bir vaziyet alıyor. Ahsen-i takvim makamından nakkaşlık vazifesini icra ediyor. Vahyi nakş ediyor muzdarip gönüllere. (Ahi Evran)
|