Tekil Mesaj gösterimi

Alt 19.07.2007, 14:38   #2 (permalink)
ebedi
Tercübeli Üye
 
ebedi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
ebedi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 12.02.2007
Yaş: 19
Mesajlar: 474
Tesekkür Etti: 0
1 Kunu Icin 1 Tesekkür Aldı
ebedi Olagan üstü biriebedi Olagan üstü biriebedi Olagan üstü biriebedi Olagan üstü biriebedi Olagan üstü biriebedi Olagan üstü biriebedi Olagan üstü biriebedi Olagan üstü biriebedi Olagan üstü biriebedi Olagan üstü biriebedi Olagan üstü biri
Tecrübe Puanı: 9
Standart

"Aradan birkaç gün geçtikten sonra Ebû Bekir tekrar müsaade isteyerek Peygamberimizin huzuruna girdi. Bu sefer Efendimizle Âişe'yi barışmış görünce sevindi ve Peygamberimize dönerek şöyle dedi:

"Beni nasıl kavganıza kattıysanız, barışınıza da katar mısınız?"

"Peygamberimiz:

"Kattık, kattık' buyurdu."

Peygamberimizin aile içinde şöyle bir latifesi de olmuştu:

Adamın biri Peygamberimizin amcasıoğlu Abdullah bin Abbas'a sordu:

"Peygamber Efendimiz şaka yapar mıydı?"

"Evet, yapardı."

"Şakalarından bir örnek verir misiniz?"

"Bir gün hanımına bol bir elbise giydirdikten sonra;

"Güle güle giy, Allah'a şükret ve gelinler gibi yerde sürü' diye takıldı."

Peygamberimiz kimsesiz, fakir, yoksul, herkesin yüz vermediği, ilgilenmediği insanlarla küçük şakalar yapar, kalplerini kazanırdı.

Enes bin Mâlik anlatıyor:

"Bir gün adamın biri Peygamber Efendimizin huzuruna geldi ve kendisinden bir binek hayvanı istedi.

"Peygamberimiz ona, 'Peki, sana bir dişi deve yavrusu vereyim mi?' diye takıldı.

"Adamcağız, 'Yâ Resulallah, ben sizden bir binek istiyorum, dişi deve yavrusunu ne yapayım?"

"Peygamber Efendimiz gülerek:

"Bütün develer dişi deve yavrusu değil midir?' buyurdu."

Peygamberimizin dadısı ve Zeyd bin Hârise'nin hanımı Ümmü Eymen, bir gün Peygamber Efendimize gelir ve onu evine davet eder:

"Yâ Resulallah, beyim sizi davet ediyor."

"O da kim, hani şu gözlerinde beyazlık olan adam mı?"

"Beyimin gözlerinde beyazlık yok yâ Resulallah!"

"Evet, gözlerinde beyazlık var."

"Vallahi yok yâ Resulallah."

"Hiçbir insan yoktur ki, gözlerinde beyazlık bulunmasın."

Peygamberimizin buna benzer bir latifesini Hasan-ı Basrî Hazretleri rivayet ediyor:

Bir gün yaşlı bir kadın Peygamberimize gelerek:

"Yâ Resulallah! Cennete girmem için bana dua eder misiniz?" dedi.

Peygamber Efendimiz:

"Yaşlı kadınlar Cennete giremez" diye ona takıldı.

Bunun üzerine kadın ağlayarak oradan ayrıldı.

Peygamber Efendimiz, Sahabîlere:

"Gidin ona söyleyin, 'Sen Cennete yaşlı olarak giremezsin.' Cenab-ı Hak, 'Biz onları yepyeni bir yaratılışla yarattık da, eşlerine sevgi ile düşkün hep aynı yaşta genç kızlar yaptık' buyurmuyor mu?" (Vakıa Sûresi, 36.)

Peygamberimizin bir başka latifesini de Enes bin Mâlik'ten dinleyelim:

"Çöl halkından Zahir adında bir adam vardı. Zahir Peygamberimize her gelişinde kendi yetiştirdiği ürünlerden hediyeler getirirdi. Şehirden çöle döneceği zaman da, Peygamber Efendimiz ihtiyacı olan şeylerle onun heybesini doldururdu. Gelen hediyelere bu şekilde karşılık verdikten sonra da şöyle buyururdu:

"Zahir bizim çölümüz, biz de onun şehriyiz."

"Peygamberimiz Zahir'i çok severdi. Halbuki Zahir hiç de güzel değildi. Fizikî olarak son derece çirkin bir adamdı.

"Bir gün pazarda çölden getirdiği malları satmaya çalıştığı bir sırada Peygamber Efendimiz gitti, sessizce yaklaştı, Zahir'i arkasından kucakladı ve elleriyle gözlerini kapadı.

"Zahir tutanın kim olduğunu göremiyordu. Tutan kimse bıraksın' diye çabalamaya başladı. Bu arada göz ucuyla arkasından tutanın Efendimiz olduğunu anlayınca sırtını Peygamberimizin göğsüne iyice dayamaya başladı.

"Zahir'in bu neşeli hareketinden hoşlanan Peygamber Efendimiz yüksek sesle:

"Bu köleyi satıyorum, var mı alan?' diye seslenmeye başladı.

"Zahir boynu bükük, mahzun bir halde:

"Yâ Resulallah, benim gibi değersiz bir köleye vallahi

kuruş veren olmaz' deyince Peygamber Efendimiz: "Hayır, yâ Zahir, sen Allah katında hiç de değersiz

değilsin' buyurdu."

• • •

Avf bin Mâlik anlatıyor:

"Tebuk savaşında Peygamberimizin huzuruna gittim. Deriden yapılmış bir çadırın yanındaydı. Kapıdan selâm verdim. Selâmımı aldı ve bana:

"Buyur, gir' dedi.

"Bütün vücudumla mı gireyim?' dedim.

"Bütününle gir' dedi ve girdim.

"Çadır küçük olduğu için Avf şakayla, 'Bütün vücudumla mı gireyim?' demişti."

Böylece Peygamberimiz şakaya şakayla karşılık vermişti.

Bütün Sahabîlerin şahit olduğu bir latifeye de yer verelim:

Sahabîlerin içinde Nuayman adında çok şakacı birisi vardı. Yaptığı şakalar bazen aşırıya kaçardı. Fakat yine de Peygamberimiz onu anlayışla karşılardı.

Bir gün çölde yaşayan bedevi Araplardan birisi Peygamberimizi ziyarete gelmişti. Devesini Mescidin avlusuna bağlayıp içeri girmişti.

Sahabîlerden birisi deveyi görünce Nuayman'a:

"Şu deveyi kessen de etini yesek, eti çok özledik. Nasıl olsa Peygamberimiz devenin parasını ödeyecektir."

Nuayman da itiraz etmedi ve deveyi yere yatırdı, kesti ve başladı yüzmeye.

Devenin sahibi Peygamberimizin huzurundan çıkınca bir de ne görsün, devesinin derisi yüzülüyor.

"Eyvah! Devemi kesmişler" diye feryada başladı.

Peygamber Efendimiz dışarı çıktı:

"Bunu kim yaptı?" diye sordu.

"Nuayman yaptı" dediler.

Nuayman kaçmıştı. Peygamber Efendimiz Nuayman'ın peşine düştü, aramaya koyuldu.

Sonunda Duabaa adında bir kadının evinin bahçesinde buldu. Nuayman evin avlusundaki çukura girmiş, üzerini de hurma ağacı yaprağı ile örtmüştü.

Peygamberimiz eve girince birisi bir taraftan yüksek sesle:

"Biz onu görmedik" diyor, bir taraftan da parmağıyla Nuayman'ın saklandığı çukura işaret ediyordu.

Peygamberimiz gitti, onu çukurdan çıkardı. Nuayman'ın yüzü gözü toz toprak içinde kalmıştı. Peygamberimiz sordu:

"Niçin böyle yaptın?"

Nuayman:

"Yâ Resulallah, size burada olduğumu söyleyenler yaptırdılar bana..."

Peygamber Efendimiz bir yandan Nuayman'ın yüzünü gözünü siliyor, diğer yandan da gülüyordu.

Peygamberimiz daha sonra deve sahibine devesinin parasını ödedi ve işi tatlıya bağladı.
__________________
ENES YARDIM
  Alıntı ile Cevapla