Tekil Mesaj gösterimi

Alt 04.07.2007, 23:07   #5 (permalink)
metin mete
Tercübeli Üye
 
metin mete - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
metin mete isimli Üye şuanda online konumundadır
Üyelik tarihi: 28.12.2005
Bulunduğu yer: Gurbet,daimi gurbetin icinde gurbet
Yaş: 45
Mesajlar: 2.961
Tesekkür Etti: 112
131 Kunu Icin 232 Tesekkür Aldı
metin mete Gelecegin keskin Zekasımetin mete Gelecegin keskin Zekasımetin mete Gelecegin keskin Zekasımetin mete Gelecegin keskin Zekasımetin mete Gelecegin keskin Zekasımetin mete Gelecegin keskin Zekasımetin mete Gelecegin keskin Zekasımetin mete Gelecegin keskin Zekasımetin mete Gelecegin keskin Zekasımetin mete Gelecegin keskin Zekasımetin mete Gelecegin keskin Zekası
Tecrübe Puanı: 22
Standart

Hadisi yok sayan bir insanın ahireti Kur’an’a sarıldığı oranda tehlikeye girmez iken hadisi Kur’an’ın bilgi konumuna eş koşan bir insanın hatta daha da ileri giderek Kur’an’ın hadise ihtiyacı vardır ama Hadisin Kur’an’a ihtiyacı yoktur! Diyebilecek kadar Hadis Kur’an’ın hükümlerini iptal edebilir diyebilecek kadar işi fanatizme götüren bir insanın Allah, Resul ve Vahiy konularında ciddi problemleri olduğu söylenebilir. Hadis rivayetinin tarih içindeki bilgi konumu onu tarihi bir bilgi olarak değerlendirebileceğimizi göstermektedir. İslam Tarihi’nin birincil kaynakları olan İbn-i Esir, Taberî, İbn-i Sa’d, Yakubî, Mesûdi vb. tarih eserlerinden sonra Resullah ve sonrası dönemi anlayabilmek için yardımcı bir kaynak konumundadır Rivayet külliyatı. Hadisi dinsel kaynak olarak değerlendirilemeyeceği gerçeğinin temellerinin bir kısmını bu çalışmamızda sizlerle paylaşacağız. Bir bilginin “Evrensel Nass” olarak kabul edilip kendisine iman edilmesi için gereken kesinlik şartının maalesef bu tarihi bilgilerde bulunamamasını inceledik. Dolayısıyla “hadisi reddediyorsunuz niye hadisi delil alıyorsunuz” gibi kalıp bir refleks savunusunun boşa olduğunu hatırlatırız, çünkü külliyen hiçbir tarihi bilginin reddedilemeyeceğini, ancak teker teker her tarihi bilginin kendi koşulları içinde değerlendirilebileceğini hatırlatırız. Tarihi bir olguyu değerlendirme girişimimizde tarihi delilleri göstermemizin bir sakıncası yoktur. Çünkü biz o bilgilerin hepsini reddetmiyoruz sadece “nass” (dinsel delil) olamayacaklarını söylüyoruz. Aksi düşünülse bile o zaman getirdiğimiz tarihi bulgular o delilleri nass kabul eden zihniyetin kendi iç çelişkilerini göstermesi açısından yine de önem arzeder. Resul (a) Kur’an’ın yanında bize bir kitap yazmamıştır. Sahabesinin de telif ettiği hiçbir kitap bulunmamaktadır. Bize ulaşan ilk hadis düzenlemelerinin kökeni de birazdan ilmi güvenilirliğini işleyeceğimiz Zuhrî ve Urve bulunmaktadır. Çalışmamızda Son dönemin alternatif tarihçilerinden M.Emin Özafşar, Ali Akyüz, Bekir Yakıştıran, Allame Askerî, Ebu Reyye vb. araştırmacıların aktarımlarından da faydalanılmıştır. Şimdi Hadisin serüvenine mütevazi bir okuma yapacağız ama önce “Hadîs” ve “Sünnet” kavramlarının anlam değişimlerine kısaca göz atalım:
__________________
Ma ene Min`el Müsrikin

Nebiye atf ile binlerce herze uydurdun.
Yıktın da dini mübini yeni bir din kurdun.

Doğrudan doğruya Kuran'dan alarak ilhamı.
Asrın idrakine söyletmeliyiz İslam'ı
.

Mahyaye ve Memati Lillah..


Hanife Müslimen...
  Alıntı ile Cevapla