Geceleri Bir Yatak-yastiklik Geçici Mezarina ......... GECELERİ BİR YATAK-YASTIKLIK GEÇİCİ MEZARINA GİRİP
HAYÂL, KURUNTU, KORKU VE UMUTLARIYLA BAŞBAŞA
KALDIKLARINDAN DA İBRET ALMIYORLAR
Küçücük dünyaların büyük insanları!
Mahalledeki, köydeki, “şeher”deki, “avropa” ya da “Amarika”daki, 100 ya da 1000 metrekarelik evinde; minik dükkanında ya da koca fabrikasında yaşayan böyük(!) insan!…
Oturduğu yerden hüküm veriyor falanca ya da filanca hakkında; işçi ya da fabrikatör hakkında; bir siyasi ya da bir komutan veya bir devlet başkanı hakkında!…
Hattâ, dünyalar, yıldızlar, uzay, evren hakkında!
Daha daha, yargılıyor tanrısını yanlışlarını bularak; gizliden ya da açıkta!.
Kimine mertebe veriyor; kimini çıkarttığı tepeden tepip çukurlara yolluyor…
Böylece kendini tatmin ediyor!
Takdir sonucu eline geçen parayla son model giysiyi, güzelleşme nesnelerini, eşyayı, arabayı alıyor; ama ne yazık ki, aynı parayla, beyin edinemiyor!
Ve o beyinsiz gövde, her sıkıştığında, gerçekte hiç bir zaman varolmamış tanrısına sığınıyor! Sorunları gökteki tanrısına havale ediyor!.. Rahatlamaya çalışıyor!
Ama bir de geceler var!
Geceleri, bir yatak-yastıklık, geçici mezarına girip hayâl, kuruntu, korku ve umutlarıyla baş başa kalıyor. Bundan da hiç ibret almıyor!.
Sonra bir gün, dünyasına bir iğne saplanıyor, patlayıveriyor balonu!.
İyiler kötüler, hepsi bitiveriyor!… Kalıyor yaptıklarının sonuçlarıyla baş başa!…
Dünya bitti; perde indi!… Küçük dünyaların büyük insanlarından biri daha, canlı canlı, aklı başında toprak altına gitti!.
__________________ Artık gözünüzü açın! ne zaman ki can köprücük kemiğine dayanır, "tedavi edebilecek kimdir?" denir. (Can çekişen) bunun gerçek bir ayrılış olduğunu anlar. Ve bacak bacağa dolaşır. İşte o (peygamberin getirdiğini) doğru kabul etmemiş, namaz da kılmamıştı. Aksine yalan saymış ve yüz çevirmişti. Sonra da çalım sata sata yürüyerek kendi ehline gitmişti. Layıktır (o azap) sana layık! Evet, layıktır sana (o azap) layık. İşte o gün sevk, ancak Rabbinedir " (Kıyame Suresi, 75/26-35) |