Kainatta her şey tekammül kanunu üstüde döner. Tekammül envasına göre değişkendir. Bir kayanın tekammül meyli farklıdır. İnsanın farklı hayvanın farklıdır.
Yükseklerden bir zelzele ile kopar bir tohumun üstüne çöker. Tohumun gıdası olur. Artık kaya bir bitkidir. O bitkiyi bir koyun yer. Artık o bitki bir koyunun hayatını idame etmesine vesile olduğun cihette tekmmül etmiştir. Sonra o koyunu bir adam keser pişirir afiyetle yer. Bakın kaya tekammül kanunu ile insanın bir maddesi olmuş. Adi bir taş iken eşref-i mahlukat olan bir insanın zerresi olmuştur.İnsanın gayesi ashen-i takvime tekammül etmektir
Bu maddi bir tekammüldür. Buna benzer sairleri sen çıkartırsın.
Ancak bir de manevi tekammül vardır. Manevi tekammülün anahtarı şuur, irade, ihtiyar,kalp, vicdan ve aklıdır.Bu hassalara bağlamış duygular ise tekammül meyvesini taşıyan dallar hükmündedir.Tekammülün manevi zelzelesi hükmündedir.
Korku, ümit, sevinç, hüzün, öfke, haset,hırs,azim,gurur,vakur ve hakeza. Kimi dallar meyveyi çürütür kimi ise olgunlaştır. Mesela korku insan maddi tekammülünü sağlarken menevi tekammülünü de sağlar.Bunu için insana takılmıştır. Cehennemden korktuğu gibi farden de korkar, ölümden de korkar. Korku da aşırılık ise meyveyi çürütür. Allah'ı itham derecesine çıkar.
Hayvana da korku verilmiştir. Ancak, korkusu sevk-i ilahidir. Tekammül için değil hayatını idame içindir. Kesilmek için bıçak altına yattığında sadece o an korkar daha hissetmek istemez. Evlatları için sadece o an endişe hisseder. O dahi geçer. Geleceğe devr edilmez.. Gelecek hakkında da düşünmez. Bir sınavı da yoktur ki irade sahibi olsun
Bazı duygular vardır ki insanda fazlası ile inkişaf etmiştir. Mesela, üzüntü. Üzüntü tekammül için en güzel vasıtalardan biridir. İnsanda üzüntü olmasa vicdan eksik olurdu. Ancak ,üzüntü hikmeti sorgulamak için değildir,bulmak içindir. Ama insan hikmet bilmediği hatta manasını dahi bilmediği için üzüntüyü haddinden geçirir isyana döndürür. İşte imtahan sırrı gözüktü.
Mesela, bir kadının evladı öldü. Duyduğu üzüntü ya onu Allah'ı bulmaya götürecek, diyecek ki "O yok olmadı Baki bir Alemde onunla ebediyen görüşmek var", yada üzüntüsü onu isyan ettirip esefele-i safiline düşürecek.
Şimdi melekler imtihan sahibi değildir,yada bir hayvan değildir, yada maddi bir varlık değildir.Dolayısı ile tekammül etmezler. Tekemül için gerekli olan cihazlara sahip olmazlar. Çünkü, ihtiyaç yok. Görevleri itaattır. . Dolayısı ile tekammülün cihazı ,zelzelesi hükümünde olan üzüntüye giriftar olmazlar, olamazlar. Çünkü, üzüntü ya Allah'ın varlığına götürecek yada ondan uzaklaştıracaktır. Allah'tan uzaklaştıran üzüntü Allah'ı yeterince tanımamaktan meydan alır. Allah'a götüren üzüntü ise tekammül cihazıdır. Meleklere arız olmazlar.
Şimdi melekler bir meselenin hikmetini bilemiyebilirler ancak itaat ile cebr edildikleri için sınav sahibi ve tekammül meyli olan hayat sahipleri gibi üzüntü duymazlar.
Şimdi hikayede ki Melek hikmetini bilmediği halde emir gereği çocuğun ruhunu kabz etmeyip bırakıyor. Demek kurtulacak ve Melek biliyor ki Allah her şeyi bir hikmetle yapar.Melek bilir ki çocuğun ruhunu almayıp annenin ruhunu almakta bilmediği mutlak bir hayır var. İmtihan sahibi olmadığı için itaate halel getirecek gel-git yaşamaz. Öyle bir cihaza sahip değil. Ene sahibi olmadığı için sorgulamaz. Dolayısı ile üzülmez.
Mesela bir cellat suçlunun canını alırken öyle bir vaziyet almalı ki hem merhamete zıt olmasın hem adaleti sorgular olmasın. Oysa melek insi bir cellat değilki sorgular hükmündeki veya hakikati bulmak için gerekli olan üzüntüye gark olsun. Melek sorgulayamaz ve hakikat için uğraşmaz. Çünkü, lazım olduğunda hakikat ona verilir.Nedenini bilmiyorsa bulmak için talim de etmez, araştırmaz da.
Ama hikayenin mana itibari ile hakkını teslim etmek lazım. Gerisi ya mücazefedir yada kinayedir. Mecazi bir üzüntüden bahis var olabilir. Aslı gibi görmek doğru olmaz.
Ben böyle düşünüyorum
Baki Selam |