| Tercübeli Üye
E R H A N isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 14.01.2005 Bulunduğu yer: istanbul Yaş: 30 Mesajlar: 551 Tesekkür Etti: 0
3 Kunu Icin 1 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 4 | devamı Allahû Tealâ Furkan Suresinin 69. âyet-i kerimesinde cehenneme gideceklerden bahsediyor:
25/FURKAN-69: Yudâaf lehul azâbu yevmel kıyâmetive yahlud fîhî muhânâ(muhânen).
Ve kıyâmet günü onun azabı kat kat artar. Ve orada alçaltılmış olarak ebediyyen kalır.
Furkan-70’de ise buyuruyor ki: “Kim mürşidin önünde tövbe eder de îmânı artan bir mü’min olursa ve nefs tezkiyesine (amilüssalihata) başlarsa, Allah o kişinin seyyiatını hasenata çevirir.”
25/FURKAN-70: İllâ men tâbe ve âmene ve amile amelen sâlihan fe ulâike yubeddilullâhu seyyiâtihim hasenât(hasenâtin), ve kânallâhu gafûren rahîmâ(rahîmen).
Ama (mürşidin önünde) tövbe eden ve (mürşidin önünde tövbe etmek suretiyle kalbine îmân yazıldığı için îmânı artan bir) mü’min olan ve nefsi ıslâh edici ameller işleyen kişinin Allah, günahlarını sevaba çevirir. Ve Allah, günahları se-vaba çeviren ve rahmet gönderendir
5- O kişinin nefs tezkiyesine başlamasıdır.
6- Fizik vücudun nefs tezkiyesi sebebiyle şeytana kul olmaktan kurtulmaya ve Allah'a kul olmaya başlamasıdır.
7- İrademizin güçlenmeye başlamasıdır.
Kişi, “Allah, Allah, Allah…” diye kalbinin üzerinde zikir yapar. Bu zikri Allah’ın katından rahmetle-fazl ve rahmetle-salâvât isimli iki tane nur indirir. Bu iki grup nur o kişinin göğsüne gelir, göğsündeki yarıktan geçerek kalbe ulaşır. Bu nurlar kalbin içine girebilmek için üst menfezdeki yani kalbe girişteki mühre baskı yapıp, onu zülmanî kapıya kadar indirirler. Kalpteki mührün üzerinde devamlı olarak rahmet-fazl ve salâvâtın baskısı devam edeceği için, mühür aşağıdaki kapının üzerine kilitlenir. Neydi? Yukarıdaki kapı kapalıydı, mühürlüydü. Alttaki kapı açıktı ve nefsin kalbi %100 karanlıklarla doluydu, her tarafı afetlerle doluydu. Zikir başlayınca ne oldu? Allah’ın katından inen nurlar Rabbanî kapıdan içeri girdiler, Rabbanî kapı açıldı ve aynı boyutta olan mühür zülmanî kapıyı kapattı. Mührün üzerine devamlı rahmetin, fazlın ve salâvâtın baskısı olduğu için zülmanî kapı artık açılamaz ve nefsin kalbine nurlar girmeye başlar. Nefsin kalbi Allah’ın nurlarıyla dolmaya başlar. Fazıllar %7’ye ulaştığı zaman -evvelce %2 rahmet nuru girmişti- kişinin ruhu 1. gök katına ulaşır. Burası Nefs-i Emmre kademesidir. Hz. Yusuf diyor ki:
12/YUSUF-53: Ve mâ uberriu nefsî, innen nefse le emmâretun bis sûı illâ mâ rahime rabbî, inne rabbî gafûrun rahîm(rahîmun).
Ve ben, nefsimi ibra edemem (temize çıkaramam). Çünkü nefs, mutlaka sui olanı (şerri, kötülüğü) emreder. Rabbimin Rahîm esmasıyla tecelli ettiği (nefsler) hariç. Muhakkak ki Rabbim, mağfiret (günahları sevaba çeviren) edendir, Rahîm’dir (rahmet nurunu gönderen, rahmetiyle nefsleri tezkiye ve tasfiye eden).
1. gök katına ulaşan ruhun orada kalması yetmez. Kişi zikrini arttırmaya devam eder. Zikir arttıkça nefsin kalbine yerleşen fazılların miktarı da artar. 2. defa %7 fazl birikiminde ruh 2. gök katına ulaşır. Burası Nefs-i Levvame kademesidir.
75/KIYAME-2: Ve lâ uksimu bin nefsil levvâmeh(levvâmeti).
Ve hayır, o levvame (kınayan, suçlanan) nefse yemin ederim.
Kişi nefsini levm etmeye, kınamaya başlar. Aslında kötülük işlemek istemez ama nefsi ona yaptırır.
3. defa %7 fazl birikiminde Nefs-i Mülhime kademesine ulaşılır. Ruh 3. gök katındadır. Kişi Allah’tan ilham almaya başlar.
91/ŞEMS-7: Ve nefsin ve mâ sevvâhâ.
Yemin ederim ki; o nefs, sevva edildi (7 kademede).
91/ŞEMS-8: Fe elhemehâ fucûrehâ ve takvâhâ.
Ona (o nefse), (Allah'ın) takvası ve (şeytanın) füccuru ilham edilir.
91/ŞEMS-9: Kad efleha men zekkâhâ.
Andolsun ki; nefsini tezkiye eden, felâha erer (cennete girer).
Burada kişi Allah’tan ilham almaya başlamıştır.
4. defa%7 nur birikimi gerçekleştiğinde Nefs-i Mutmainne kademesine ulaşılır.
13/RAD-28: Ellezîne âmenû ve tatmainnu kulûbuhum bi zikrillâh(zikrillâhi) e lâ bi zikrillâhi tatmainnul kulûb(kulûbu).
Onlar, âmenûdurlar ve kalpleri, Allah’ı zikretmekle mutmain olmuştur. Kalpler ancak; Allah’ı zikretmekle mutmain olur, öyle değil mi?
Kişi mutmain olmuştur. Allah’ın kendisine verdikleri ona mutlaka yeterli gelmektedir. Bu noktada ruh 4. gök katındadır.
5. defa %7 fazl birikiminde Nefs-i Radiye kademesine ulaşılır. Bu noktada Allah’tan razı oluruz. Ruhumuz 5. gök katındadır.
6. defa %7 nur birikiminde Nefs-i Mardiyye kademesine ulaşılır. Burada Allah da bizden razı olmuştur. Allahû Tealâ bu konuda şöyle buyurmaktadır:
89/FECR27: Yâ eyyetuhen nefsul mutmainneh(mutmainnetu).
Ey mutmain olan nefs!
89/FECR-28: İrciî ilâ rabbiki râdıyeten mardıyyeh(mardıyyeten).
(Ey ruh!) Rabbine geri dön (erek ulaş). Allah’tan razı olarak ve Allah’ın rızasını kazanarak
“Ey mutmain olan nefs (4. gök katı), Allah’tan razı ol (5. gök katı) ve Allah’ın rızasını kazan (6. gök katı). Ey ruh, Rabbine rucû et, Rabbine geri dön. Ey fizik vücut, kullarımın arasına gir ve cennetime gir.” İşte Radiye ve Mardiyye, 5. ve 6. kademelerdir.
Tezkiye 7. kademedir, ruhun Allah’a ulaşmasıdır.
35/FATIR-18: Ve lâ tezirû vâziretun vizre uhrâ, ve in ted’u muskaletun ilâ himlihâ lâ yuhmel minhu şey’un ve lev kâne zâ kurbâ, innemâ tunzirullezîne yahşevne rabbehum bil gaybi ve ekâmûs salâh(salâte), ve men tezekkâ fe innemâ yetezekkâ li nefsih(nefsihî), ve ilâllâhil masîr(masîru).
Yük taşıyan birisi (bir günahkâr) başka birinin yükünü (günahını) yüklenmez. Eğer ağır yüklü kimse, onu (günahlarını) yüklenmeye (başkasını) çağırsa bile ondan hiçbir şey yükletilmez, onun yakını olsa dahi. Sen ancak gaybte Rabbine huşû duyanları ve namazı ikame edenleri uyarırsın. Ve kim tezkiye olursa (nefsini tezkiye ederse), o taktirde bunu sadece kendi nefsi için yapar. Ve dönüş Allah’adır (Nefs tezkiyesi ile ruh Allah’a döner ulaşır)
7. gök katında 7 tane âlem geçilir, en son Sidretül Münteha’ya ulaşılır. Oradan da Allah’a doğru yapılan dikey bir yolculukla ruhun Allah’ın Zat’ına ulaşması, Allah’ın Zat’ında yok olması söz konusu olur. Ruhun Allah’ın katında yok olması, fenâfillâh makamını ifade eder. Böyle olan insanlara evvab denir. Meaba ruhu ulaşmıştır.
Nefsin kalbinde başlangıçtaki %2 rahmete ilâveten yedi defa %7 fazl birikimi gerçekleşmiştir, %49 fazl oluşmuştur, %2 rahmet oluşmuştur. Böyle bir dizaynda o kişinin nefsinin kalbi karanlıklardan daha fazla nura sahip olmuştur. Başlangıçta bu kişinin kalbi %100 afetlerle doluydu ve böyle olduğu için de o kişi devamlı bir huzursuzluğun içindeydi, nefsi %100 kapkaranlıktı. Ama şimdi şeytanın %100 hükümferma olduğu, nefsin bütün afetlerine tesir etmek imkânının olduğu bir noktadan bu kişi nefsin kalbinde %51 nura kavuşulan bir yere ulaştı. Karanlıklar yani şeytanın hâkimiyeti altındaki kesim %100’den %49’a düştü. Hâkimiyet artık Allah’ın nurlarına geçti. İşte burası nefs tezkiyesinin tamamlandığı yerdir.
Allahû Tealâ diyor ki: “Kim nefsini tezkiye ederse onun ruhu Allah’a ulaşır.” (Fatır-18) Ruh Allah’a ulaşmıştır. Allah’a ulaşırsa ne olur? Allah’ın verdiği söz gerçekleşir. Allahû Tealâ buraya kadarki işlevi garanti etmektedir. Buyuruyor ki: “Kim Bana ulaşmayı dilerse Ben onu mutlaka Kendime ulaştırırım.” (Şura-13). İşte Allahû Tealâ bu noktada görevini tamamlamış olur. O kişi Allah'a ulaşmayı dilemiştir, Allah da onu Kendisine ulaştırmıştır. İşte bu ulaşma keyfiyeti, ruhun Allah’a vasıl olması, Allah’ın Zat’ında yok olması işleminin tamamlanmasıdır. Nefsin kalbi %49 fazl, %2 rahmet olmak üzere karanlıklardan daha çok nurlarla dolmuştur; burası yolun yarısıdır. Nefsin kalbinin yarı yarıya aydınlandığı, %51 aydınlandığı bir nokta. Allahû Tealâ buraya kadarını garanti ediyor. O kişi kendisi Allah’a ulaşmamıştır, Allah onu Kendisine ulaştırmıştır. Bu hidayete ermektir.
Hidayet nedir? Allahû Tealâ buyuruyor ki
3/AL-İ İMRAN-73: Ve lâ tu’minû illâ li men tebia dînekum, kul innel hudâ hudallâhi en yu’tâ ehadun misle mâ ûtîtum ev yuhâccûkum inde rabbikum, kul innel fadla bi yedillâh(yedillâhi), yu’tîhi men yeşâ’(yeşâu), vallâhu vâsiun alîm(alîmun).
Ve sizin dîninize tâbî olandan başka kimseye inanmayın. (Habibim) de ki: “Muhakkak ki HİDAYET, Allah’a ulaşmaktır. (İnsan ruhunun ölümden evvel Allah’a ulaşmasıdır.) Size verilenin bir benzerinin başka birine verilmesi (sebebiyle mi) veya Rabbinizin katında (sizlerle) tartışacakları için mi (böyle söylüyorsunuz)?” De ki: “Hiç şüphesiz fazl, Allah’ın elindedir. Onu dilediğine verir.” Ve Allah, VÂSİ’un ALÎM’dir. (Allah herşeyi kuşatan ve herşeyi bilendir.)
2/BAKARA-120: Ve len terdâ ankel yehûdu ve len nasârâ hattâ tettebia milletehum kul inne hudâllâhi huvel hudâ ve leinitteba’te ehvâehum ba’dellezî câeke minel ilmi, mâ leke minallâhi min veliyyin ve lâ nasîr(nasîrin).
Sen onların dînine tâbî olmadıkça (uymadıkça) ne yahudiler ve ne de hristiyanlar senden (asla) razı olmazlar. De ki: “Muhakkak ki Allah’a ulaşmak (var ya) işte o, hidayettir.” Sana gelen bunca ilimden sonra eğer onların hevalarına uyarsan andolsun ki; Allah’tan sana ne bir dost ve ne de bir yardımcı olmaz.
__________________
MULK-8:(Cehennem) nerede ise öfkesinden çatlayacak gibi olur. Herbir grup oraya (cehenneme) atıldığında, cehennem bekçileri (vazifelileri) onlara: “Size nezir (ikaz edici, uyarıcı) gelmedi mi?” diye sorarlar.
MULK-9:(Cehenneme atılanlar) derler ki: "Evet, andolsun ki bize nezir geldi. Ama biz, onu yalanladık ve Allah, hiçbir şey indirmemiştir, dedik ve siz, büyük bir sapıklık içindesiniz, dedik.” |