devamı Mürşid farz mıdır? Ruhu Allah’a ulaştırmayı dilemek nasıl farzsa zikir de farzdır. Ruhu Allah’a ulaştırmak nasıl farzsa, zikir de farzdır ve mürşid de farzdır. Bunlar birbirini tamamlayan faktörlerdir. Allahû Tealâ bu konuda şöyle buyurmaktadır:
5/MAİDE-35: Yâ eyyuhellezîne âmenûttekûllâhe vebtegû ileyhil vesîlete ve câhidû fî sebîlihi leallekum tuflihûn(tuflihûne).
Ey âmenû olanlar (Allah’a ulaşmayı, teslim olmayı dileyenler)! Allah’a karşı takva sahibi olun ve O’na ulaştıracak vesileyi isteyin. Ve O’nun yolunda cihad edin. Umulur ki; siz felâha erersiniz.
Demek ki Allah’a ulaştıracak olan vesile yani mürşidi Allah’tan istemekle hepimiz vazifeliyiz. Bu, üzerimize farzdır. Allahû Tealâ buyuruyor ki:
16/NAHL-9: Ve alallâhi kasdus sebîli ve minhâ câir(câirun), ve lev şâe le hedâkum ecmaîn(ecmaîne).
Ve sebîllerin (dergâhlardan Sıratı Mustakîm’e ulaşan bütün yolların yani mürşidlerin) tayini, Allah’ın üzerinedir. Ve ondan sapanlar vardır. Ve eğer O dileseydi, sizin hepinizi hidayete erdirirdi.
Her mürşidin bulunduğu dergâhtan, devrin imamının bulunduğu ana dergâha, gözle görülmeyen, manevî yollar vardır. O yola sebîl denir. Sebîllerin tayini, aslında mürşidlerin tayini demektir. Bu Allah’a ait olan bir vetiredir. Sizin mürşidinizi Allahû Tealâ seçer. Mürşidinizi istediğiniz zaman sizi o mürşide mutlaka Allah ulaştırır.
13. basamakta kişi hacet namazını kılar. Mürşide ulaşmanın yolu hacet namazını kılmaktır. Mürşid sadece Allah’tan sorulur. Bunun adı istianedir. Fatiha Suresinde Yüce Rabbimize diyoruz ki: “Yalnız Sana kul oluruz ve yalnız Senden istiane isteriz.”
1/FATİHA-5: İyyâke na’budu ve iyyâke nestaîn(nestaînu).
(Allah’ım!) Yalnız Sana kul oluruz ve yalnız Senden İSTİANE isteriz.
Gerçekten yalnız Allah’tan mı mürşid istenir? Bakara-45 ve 46. âyetleri konuya açıklık getiriyor. Allahû Tealâ bu kişinin ne yapacağını belirtmek sadedinde şöyle buyurmaktadır:
2/BAKARA-45: Vesteînû bis sabri ves salât(sâlâti), ve innehâ le kebîretun illâ alel hâşiîn(hâşiîne).
(Allah’tan) sabırla ve namazla istiane (yardım) isteyin. Fakat muhakkak ki bu (hacet namazı ile Allah’a ulaştıran mürşidi sormak), huşû sahibi olanlardan başkasına elbette ağır gelir.
2/BAKARA-46: Ellezîne yezunnûne ennehum mulâkû rabbihim ve ennehum ileyhi râciûn(râciûne).
O (huşû sahipleri) ki; onlar, Rab’lerine (dünya hayatında) muhakkak mülâki olacaklarını ve (sonunda ölümle) mutlaka O’na döneceklerine yakîn derecesinde inanırlar.
“Sabırla ve namazla Allah’tan istianeyi, mürşidinizi isteyin. Ama bu zor, kebîretun, büyük bir iştir. Allahû Tealâ herkese mürşid göstermez, huşû sahipleri hariç.” Eğer huşû sahibi olan birisi Allah’tan istianeyi, mürşidini isterse Allah onlara mutlaka gösterir.
Kim huşû sahibidir? Allahû Tealâ tarif ediyor: “Onlar ki Allah’a mülâki olacaklarına yani ruhlarını ölmeden evvel Allah’a ilka edeceklerine, Allah’a ulaştıracaklarına kesin şekilde inananlardır. Yakîn hasıl ederek inananlardır. Onlar huşû sahipleridir.”
Kim ruhunu ölmeden evvel Allah’a ulaştıracağına kesin olarak inanıyorsa, mutlaka Allah onu Kendisine ulaştıracaktır. Evvelâ bunun için mürşidine ulaştıracaktır. Böyle bir kişiyi Allah mutlaka mürşidine ulaştırır.
İşte Allah ile olan ilişkilerimizde irşad makamının dizaynına baktığımız zaman bunu görüyoruz. O kişinin Allah’a ulaşmayı dilemesi söz konusudur ve Allah onu mürşidine ulaştırır. Bu kişi mürşidine Allahû Tealâ tarafından ulaştırılıyor.
__________________
MULK-8:(Cehennem) nerede ise öfkesinden çatlayacak gibi olur. Herbir grup oraya (cehenneme) atıldığında, cehennem bekçileri (vazifelileri) onlara: “Size nezir (ikaz edici, uyarıcı) gelmedi mi?” diye sorarlar.
MULK-9:(Cehenneme atılanlar) derler ki: "Evet, andolsun ki bize nezir geldi. Ama biz, onu yalanladık ve Allah, hiçbir şey indirmemiştir, dedik ve siz, büyük bir sapıklık içindesiniz, dedik.” |