ALLÂH’IN TÜM SIFATLARI KEMAL SIFATLARDIR
Allâh’ın sıfatları ezeli ve ebedidirler. Çünkü Zatın kendisi ezelidir. Dolayısıyla ezeli olmayan bir sıfat da Allâh için var olacak değildir. Ancak yaratılmışların sıfatlarına gelince, bunlar hadistirler. Her zaman değişiklik kabul ederleri yani hep evre geçirirler. Kemalden en mükemmele yani olgun olmaktan en iyi olgunluğa doğru giderek değişim gösterirler. Oysa Allâh’ın ilminde hiçbir şey asla yenilenmez. Yüce Allâh her şeyi ezeli olan ilmi ve ezeli olan kudreti, ezeli olan meşieti-dilemesiyle yaratmıştır. Geçmiş, şimdiki zaman ve gelecek yüce Allâh’a nispetle değerlendirildiğinde O, bütün bunları ezeli olan ilmiyle ihata etmiştir. Yüce Allâh’ın zatıyla ilgili olarak Ezeliyet kesinleşince, dolayısıyla Onun tüm sıfatlarının da ezeli ve ebedi olması vacip olur. Bunlar asla değişim ve evrim geçirmezler. Çünkü bir halden diğer bir hale değişim ya da evrim hadis olmanın, sonradan var olmanın bir alametidir.
Örneğin insan fazlalık da eksiklik de kabul eder, kemalden yani mükemmel oluştan bir gerilemeye, eksilmeye doğru inişi de kabul eder. Aynı şekilde bunun aksi de mümkündür. Yani eksiklikten mükemmele doğru yükseliş gibi. Ancak yüce Allâh hakkında bu manada bir artış ve eksilme asla varit olamaz. Yüce Allâh’ın sıfatları da bir değişim ve evrim kabul etmezler. Yani mükemmellikten en mükemmel olana doğru bir evrim sözkonusu değildir. Keza Allâh’ın ilmi de artıp eksilmez. Aksine Onun ilmi de diğer sıfatları gibi kamildir. O bununla her şeyi bilir. Allâh’ın ilmi için yenilenme de sözkonusu değildir. Aksine O, ezelden beri her şeyi bilir. Ancak değişme hadis olan malumlarda yani bilinen şeylerde olur. Yoksa yüce Allâh’ın ezeli ilminde değil.
Çünkü yüce Allâh geçmişte olanları bilir ve şu anda olacak olanları da bilir. Bunları bildiği gibi ileride yani gelecekte olacak olan şeyleri de bilir. Kısaca ta ahirette bile yenilenecek olan her şeyi bilir. Allâh bütün bunları ezelden beri bilir. Hatta cennet ve cehennem ehlinin her an yenilenecek olan ve asla kesilmeyecek olan nefeslerini de bilir. Kısaca yüce bütün bunları en ince detaylarına kadar bilir.
Ancak yüce Allâh’ın: “En güzel isimler Allâh’ındır. O halde Ona O güzel isimlerle dua edin.” (7, A’raf, 180) kavline gelince, bunun manası şudur:
Yüce Allâh’ın bir takım isimleri vardır ki, bu isimler kemale delalet ederler. Çünkü yüce Allâh, ancak kemal sıfatlarıyla vasıflanmıştır. Eğer kemal manasını içermeyen bir takım isimler var ise, kimi insanların “Ruh” veya “Ah” diye adlandırmaları gibi, bilin ki onlar Allâh’ın isimi değildir, olamazlar. Kaldı ki “Ah” kelimesinin, Allâh’ın adı olması caiz olmaz. Çünkü böyle bir ifadeyi Araplar şikayetlerini ve acılarını dillendirmek için uydurmuşlardır. İmam Tirmizi tarafından rivayet oluna hadise göre Allâh Resulü (s) şöyle buyurmuşlar:
“Biriniz esneyince, elini ağzına kapatsın. O kimse Ah deyince, şeytan buna onun karnından güler.” Yani şeytan onun ağzından içeri girer ve onunla alay eder.
Bu “Ah” sözcüğünün Allâh’ın ismi olmadığının delili ise, fakihler bu hususta şöyle diyorlar. “Kim bilerek namazda Ah derse, namazı bozulur.” Bilindiği gibi Allâh’ı zikretmek namazı bozmaz. Eğer bu Ah kelimesi Allâh’ın isimlerinden olmuş olsaydı, bununla namaz bozulmazdı.
Allâh’ın Esmayı-i Hüsnasına Allâh’ın sıfatları dendiği gibi, Allâh’ın isimleri diye de söylenir. Sadece Lafza-i Celal bunlardan müstesnadır. Buna Allâh’ın sıfatı diye mutlak manada söylenemez.
Ayrıca Allâh’ın isimleri ili kısındır. Bir kısmı Allâh’tan başkasına ad olarak verilmezken, diğer bir kısmının isim olarak verilmesi caizdir. Allâh’tan başkasına isim olarak verilmesi caiz olmayan isimler şunlardır: Allâh, Rahman, Kuddus, Halik, Rezzak, Malikülmülk, Zülcelali vel ikram, Muhyi, Mumit. Bu isimlerle sadece yüce Allâh anılır, başkası değil. Ancak bunlar dışındaki birçok isimlerle Allâh’tan başkaları da isim alabilmektedirler. Burada kişinin çocuğuna Rahim, Melik, Selam ve benzeri adları vermesi de caizdir.
Bu eser halkın en hayırlısı olan Muhammed (s)’in şehri Medine’de recep ayında hicri 1410 yılında tamamlandı. Alemlerin Rabbi Allâh’a hamdolsun. Halkın en hayırlısına da salat olsun.
__________________ Âlemlerin Rabbi olan Allâh’a hamd, ümmî peygamber Efendimiz Muhammed’e, âline ve ashabına salât ve selâm olsun. Allâhu Teãlâ şöyle buyuruyor:
1 كنتم خيرَ أُمَّةٍ أُخرِجَتْ للنَّاسَِ تأمُرونَ بالمعروفِ وتَنْهَوْنَ عنِ المُنْكَرِ وتُؤْمِنونَ بِاللهِ
Manası: Ümmetlerin içinde en hayırlı ümmet Peygamber Efendimiz’in sallallâhu aleyhi ve sellem ümmetidir. O iyiliği emreder ve kötülüğü nehyeder yasaklar.
Peygamber Efendimiz Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
حتى متى ترعُون عن ذكرِ الفاجِرِ اذكرُوهُ بما فيهِ حتَّى يحذَرَه النَّاسُ 2
Manası: “Ne zamana kadar facirin fasığın hakkında konuşmaya korkacaksınız.
Yaptıklarını insanlara anlatınız ki, ondan sakınsınlar.”
Bu ayet ve hadise dayanarak, dalâlet sapıklık üzerinde olan bazı insanların yaptıklarını zikrederek, Müslümanları bunlara karşı uyarıyoruz. |