| Üye
EHLİ-SUNNET isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 23.09.2006 Yaş: 30 Mesajlar: 187 Tesekkür Etti: 0
3 Kunu Icin 7 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 3 | YEDİNCİ SIFAT: HAYAT
Yüce Allâh hakkında Hayat yani diri olmak sıfatı, ezeli ve ebedi olan bir sıfattır. Allâh’ın hayatı yani diriliği başka varlıkların ruh, et ve kandan oluşan hayatı gibi değildir.
Yüce Allâh’ın diri yani hayat sahibi olduğuna ilişkin akli delil ya da kanıt şöyledir. Eğer Allâh hayat sahibi olmasaydı, bu takdirde Kudret, İrade ve İlim sıfatlarıyla da nitelenmezdi. Eğer yüce Allâh bu vasıflara sahip olmasaydı, o takdirde bunların aksi ya da zıddı olan niteliklerle nitelenmiş olurdu. Bu ise bir eksikliktir. Oysa yüce Allâh her şeyden münezzehtir.
Allâh’ın hayat sahibi olduğunun vacipliğini gösteren delillerin başında bu alem-dünya gelir. Eğer Allâh diri yani hayat sahibi olmasaydı, şu alemde hiçbir şey olamazdı. Nitekim alemin varlığı duyularla ve zaruri olarak sabittir. Bunda da asla bir şüphe yoktur.
Yüce Allâh’ın hayat sahibi olduğuna dair nakle dayalı deliller ise bir çok ayetlerdir. Bunların başında da: “Allâh, Ondan başka ilah yoktur, O, Hayy’dır-Ölmez diridir.” (2, Bakara, 255) ayetidir. SEKİZİNCİ SIFAT: KUDRET
Bu sıfat da, yüce Allâh hakkında var olan zatıyla ilgili ezeli bir sıfatıdır. Bu sıfat için, Allâh’ın zatıyla kaim olan bir sıfat denmesi de yerinde bir ifadedir. Çünkü mana aynıdır. Ancak bu sıfat için, Allâh’ın zatında sabit olan bir sıfattır, denemez. Var etme ve yok etme ancak kudret sıfatıyla olur. Yani Ademden madum bu sayede var olur ve yine var olan bir şey de bu sayede madum yani yok olur.
Kudret sıfatının Allâh hakkında vacip olduğunun akla dayalı kanıtı da şudur. Eğer Allâh kudret sahibi olmamış olsaydı, bu takdirde aciz olurdu. Aciz olunca da yaratıklardan hiçbir şey yaratılmış olmazdı. Yaratılanların var oldukları müşahede ile ortadadır. Eksiklik ise Allâh hakkında muhaldir. Çünkü ilah olmanın şartı kemaldir.
Nakle dayalı kanıt ise, Kur’an’ı Kerim’de buna ilişkin değişik surelerde bir çok ayetler bulunmaktadır. Örneğin şu ayet:
“Şüphesiz rızık veren, metin olan/ güç ve kuvvet sahibi olan ancak Allâh’tır.” (51,Zariyat,58)
Burada geçen, “Metin” sözcüğü, kuvvet ve kudret, güç manasınadır. Yine: “Allâh her şeye kadirdir/gücü yetendir.” Ayeti de buna işaret etmektedir, bunun kanıtıdır.
Diğer taraftan kudret sıfatı, ancak aklın var olmasını mümkün gördüğü ve kabul ettiği, caiz gördüğü şeylere ancak taalluk eder, başkasına değil. Bunlar da zaten aklen mümkün olan şeylerdir. Başka bir anlatım tarzıyla akıl bakımından caiz yani olabilir olan şeylerle alakalıdır. Kudret sıfatı aklen vacip olan şeylerle, aklen muhal olan şeylere taalluk etmez. Yani var olmayı kabul etmeyen, var olması olmayacak olan şeyler için düşünülemez. İşte bunun içindir ki, acaba yüce Allâh kendisi gibi bir varlığı yaratmaya kadir midir, veya kendisini ortadan kaldırabilecek bir varlık yaratabilir mi denemez, çünkü bu, mümtenidir yani olacak bir şey değildir. Bununla beraber Allâh bu şeyleri var etmekten acizdir de denemez. DOKUZUNCU SIFAT: İRADE
İrade sıfatı da, Allâh’ın zatıyla kaim olan kadim bir sıfattır. Yani bu sıfat Allâh için vardır, zatı itibariyle onun için sabittir. Aklen mümkün olabilen şeyler bu sıfatı ilgilendirir. Çünkü aklen mümkün olan yani olabilir olan şeyler, aynı zamanda olmamaları da mümkündür. Çünkü aklen mümkün yani olabilir olan şeyler, daha önce var değillerdi. Sonradan varlık dünyasına gelmişlerdir. Çünkü yüce Allâh onların var edilmesini tahsis etmiş, öngörmüştür. Çünkü bunların akıl açısından olmamaları da caizdir. Bunların var olmaları yüce Allâh’ın onları tahsis etmesi sebebiyledir. Şayet Allâh’ın bunları tahsisi olmasaydı, aklen mümkün olan bu şeylerden herhangi bir var olamazlardı.
Bundan da anlaşılıyor ki, yüce Allâh, varlığıyla bunların varlık aleminde yer almasını tahsis etmiş, istemiş, yokluk aleminde kalmalarını dilememiştir. Bir de bunlarda olan ve başkalarında olmayan bir vasıf nedeniyle bunu var etmiştir.
Örneğin insanın yaratılışının bu şekil ve surette tahsis edilmiş olması, yüce Allâh’ın onu öyle tahsis etmiş olmasıyla olmuştur. Çünkü bu, akıl açısından da caizdir. Zira Allâh dileseydi, insanı bu şekil ve surette yaratmayabilirdi, başka bir şekil ve surette yaratırdı. Diğer taraftan insanın bulunması istenen vakitte var olmasının tahsisi de aynı şekilde yüce Allâh tarafındandır. Çünkü Allâh dilemiş olsaydı, insanı bu alemin ilk yaratılanı kılardı. Fakat Allâh onu alemin ilk varlığı kılmadı. Aksine onu alemin son varlığı kıldı. Bizden tek bir kişi bile kendisini hali hazırda olduğumuz bu şeklimiz üzere kendisini yaratmaya kadir değildir. Böyle olduğu gibi, şu anda içinde var olduğu zaman dilimi içerisinde de kendisini bu zamanda olmak kaydıyla da yaratmaya gücü yetmez. Böylece anlaşılıyor ki bu durum, bir tahsis edenin tahsisiyle olabilmektedir. Bu tahsis eden yani muhassıs olan zat ise ezeli olarak var olan ve adına Allâh denilen zattır.
Allâh hakkında İrade sıfatının vacipliğini gösteren deliller de yine Kur’an’da oldukça çoktur. İşte bunlardan biri yüce Allâh’ın şu ayetidir: “Çünkü Rabbin dilediğini hakkıyla yapandır.” (11, Hud, 107. 85, Buruc, 16) Yani şanı yüce olan Allâh yaratır, ezeli iradesiyle kainatta dilediği gibi yapar.
__________________ Âlemlerin Rabbi olan Allâh’a hamd, ümmî peygamber Efendimiz Muhammed’e, âline ve ashabına salât ve selâm olsun. Allâhu Teãlâ şöyle buyuruyor:
1 كنتم خيرَ أُمَّةٍ أُخرِجَتْ للنَّاسَِ تأمُرونَ بالمعروفِ وتَنْهَوْنَ عنِ المُنْكَرِ وتُؤْمِنونَ بِاللهِ
Manası: Ümmetlerin içinde en hayırlı ümmet Peygamber Efendimiz’in sallallâhu aleyhi ve sellem ümmetidir. O iyiliği emreder ve kötülüğü nehyeder yasaklar.
Peygamber Efendimiz Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
حتى متى ترعُون عن ذكرِ الفاجِرِ اذكرُوهُ بما فيهِ حتَّى يحذَرَه النَّاسُ 2
Manası: “Ne zamana kadar facirin fasığın hakkında konuşmaya korkacaksınız.
Yaptıklarını insanlara anlatınız ki, ondan sakınsınlar.”
Bu ayet ve hadise dayanarak, dalâlet sapıklık üzerinde olan bazı insanların yaptıklarını zikrederek, Müslümanları bunlara karşı uyarıyoruz. |