Tekil Mesaj gösterimi

Alt 11.11.2006, 09:05   #2 (permalink)
seyfullah putkıran
Tercübeli Üye
 
seyfullah putkıran - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
seyfullah putkıran isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 30.09.2005
Bulunduğu yer: Ruhlar Aleminden
Yaş: 24
Mesajlar: 5.939
Tesekkür Etti: 16
32 Kunu Icin 45 Tesekkür Aldı
seyfullah putkıran Asırı şöhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı şöhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı şöhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı şöhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı şöhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı şöhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı şöhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı şöhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı şöhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı şöhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı şöhretli ve itibarlı biri
Tecrübe Puanı: 57
Standart

Kardesi çok iyi bir insandi. Iyilik yapmayi severdi. Amma o, kötü bir insandi. Kötü isler düsünür, kötü seyler yapardi. Kötülügünü artirdi. Kardesini çekemedi. Nihayet onu öldürdü, iste simdi kardesini öldürmüstü. Onu öldürmekle ne kazanmisti? Hiçbir sey kazanmadi. Belki her seyi kaybetti. Korku ve nedamet hissi duyuyor, elem ve iztirap atesi içini yakiyordu. Rahati da, emniyeti de, huzuru da kaybetmisti. Esen rüzgâr ona: Kaatil!.. Kaatil!.. der gibi aci aci esiyordu. Agaçlarin sallanmasi ona: Kaatil!.. Kaatil!.. der gibi bir mânayi anlatiyordu.

Ormandaki yirtici hayvanlar ona Ey kaatil!.. Ey kaatil!.. dercesine hirliyormus gibi gelirdi.

Korku içinde idi. Silkindi ayaga kalkti. Ayaklari kendisini tasimiyordu. Kardesinin yanina yigila kaldi. Cesedini dürtmeye ve bagirmaya basladi.
— Hâbil!.. Hâbil!..

Lâkin Hâbil'de ses seda yok; hayat eseri yok. Cansiz cisim gibi hareketsiz yatiyordu!..

Kaabil ayaga kalkti. Ölen kardesinin önünde saskin, saskin durdu. Ne yapacagini bilemiyordu. Hâbil ölmüstü. Ne kalkabilir ne de yürüyebilirdi. Simdi Kaabil ne yapacakti? Kardesini açikta, yirtici kuslara, hayvanlara mi birakmaliydi? Düsündü, düsündü bir seye karar veremedi. Nihayet kardesini yüklenip götürmeyi aklina koydu.

Hâbil'in cesedini omzuna aldi. Endise içinde yürüyor, cesedi ne yapacagini bir türlü bilemiyordu. Yoruluncaya kadar yürümeye devam etti. Kardesinin cesedini yere koydu. Mahzun mahzun yanina oturdu. Bir taraftan cesede bakiyor, bir taraftan da ne yapacagini düsünüyordu. Kardesini öldürdügü için kendine kiziyor, keske onu öldürmemis olsaydim, diyordu.

Bir müddet dinlendi. Tekrar kardesini sirtina aldi. Fakat bu yaptigindan dolayi da kendisine fena halde kiziyordu. Böylece yürümesine devam etti. Yorulunca yine kardesini yere koydu. Dinlenmeye oturdu.

Kardesini sirtina aliyor, yoruldukça yere koyuyor, sonra dönüyor yine yükleniyor, nereye gittigini, kardesini ne yapacagini ondan nasil kurtulacagini bir türlü bilemiyordu. Issiz ovada saskin saskin dolasiyordu.

Böylece yoluna devam ederken ölü bir karganin yaninda duran canli bir karga gördü. Dikkat etti. Bakti ki canli karga gagasiyle, ayaklariyle yeri kaziyordu. Büyükçe bir çukur kazdiktan sonra ölü kargayi o çukura çekip koydu. Toprakla üstünü örttü.

Kaabil, kargamin bu halini görünce hayret etti.
— Yaziklar olsun bana, su karga kadar olup da kardesimin ölüsünü örtmekten âciz mi oldum? dedi.

Kalkti. Yerden bir çukur kazmaga basladi. Daha sonra da kardesinin ölüsünü o çukurun içine koydu. Üstünü toprakla örttü.

Âdem, çocuklarini aramaga çikmisti. Kaabil, babasinin kendisine dogru gelmekte oldugunu görünce korkmaga basladi. Babasinin, kendisini affetmeyecegini biliyordu. Selâmeti kaçmakta buldu. Babasinin önünden kaçip uzaklasti. Âdem, Kaa-bil'in kaçmakta oldugunu görünce hayret etti. Bir de etrafina bakti, ne görsün: Yerde Hâbil'in kanini gördü. Yüregi ciz dedi, kalbi burkuldu. Kaabil'in Hâbil'i öldürdügünü anladi. Çok üzüldü. Göz yaslarini tutamadi. Aglamaya basladi. Aglayarak Kaabil'in arkasina düstü. Bagiriyordu:
— Kaabil, kardesine ne yaptin?

Kaabil, bütün dünyanin kendisine bagiriyor oldugunu zannetti:
— Kaabil, kardesine ne yapti?

Âdem, durmadan Kaabil'in arkasindan kosuyordu. Kaabil bir uçurumun kenarina vardi, titriyor ve çok korkuyordu.

Âdem feryad ediyordu:
— Kaabil, rahat yüzü görme. Kendi önüne felâket kapilari açtin. Git, huzur ve sükûndan ebediyyen mahrum ol. Gördügün hiçbir canli mahlûktan emin olma.


Ve O gün, bu gündür...Yeryüzünde kardes kani akmaya
devam ediyor..!!! Haksiz yere/Kiskançlikla/Rekabeten öldürenler
Kaabil sınıfına girerken, haksiz yere öldürülenler de Hâbil'ler oluyor....!!!
__________________
Bin sene de okusam ne biliyorsun diye sorsalar bana ?
HADDİMİ BİLİRİM derim....

Rahmân'ın (has) kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler...Kendini bilmez kimseler onlara laf attığında (incitmeksizin) “Selam!” derler (geçerler)” (Furkan 25/63)
  Alıntı ile Cevapla