|
Anladım kardeşim. Sanırım kavramlarda iltibas ediyorsun.Maalesef özellikle bu iltibas bazı kardeşlerimizi mezhebi, farklı cemaatleri, tarikatları red etmeye götürüyor.
Dğru ile gerçek biribirinden farklıdır. Doğru; zaman, mekan, coğrafyaya göre farklılık gösterir.
Bak bir örnek vereyim.
Kanın abdesti bozması Kur'an'da apaçık bir hüküm içermez. Bu noktada biri çıkıp "ben dağlarda yaşıyorum. Her vakit bir yerim kanıyor. Su bulmak oldukça müşkül. Kan abdesti bozmaz" diyebilir. Biri çıkar der. "Ben şehirde yaşıyorum. Çok fazla bir yaralanmam yok. Hem suya ulaşmam kolay. Zaten, Kur'an "kan'a" haram(necis) demiş. Neme lazım abdestimi tazeleyeyim,",der.
İkiside doğrudur. Ama bu konuda hakikat birdir. O da şudur. Kur'an kanın haram olduğunu söyler. Bu ayette Allah ne murad etmişse hakikat yani gerçek odur. Artık bize düşen ayet hakkında doğru içtihad etmektir.
Zaten, içtihad fiye bir şey olması ve Kur'anın Şura suresinde ki meşveret emri doğrunun farklılık gösterdiğine delildir. Mesela namaz emri hem hak yani doğru hem hakikat yani bir gerçektir. Bu konuda içtihad yapılmaz, şura kurulmaz. Şura ve içtihad farklı coğrafyalarda, zamanda, mekanda, meslekte, mezhebte meşrebte olanların işlerini Kur'an'a uygun olarak yürütmeleri için kolaylıktır. Yoksa, öyle meseleler varkı geçen asırda farklı bu asırda farklı hükme varılır.
Mesela, Nur suresinde "ateş dokunmasa bile ışık verecek kabiliyetteki cam fanus" ayetini fizikçi farklı anlar, coğrafyacı farklı anlar, 4 asır önce yaşayan farklı anlar, bu asırda yaşayan farklı anlar. Hepsi doğrudur. Ama hakikat yani gerçek sadece Allah'ın o ayetteki muradıdır.
İşte Kuran Asr Suresinde emretmiş "hakkı ve sabrı tavsiye ederler" ancak diğer bir ayet demiş "aranızda ihtilafa düştüğünüz şeylerin hakikaktini Allah bildirecek"
İşte hak ve hakikatı Kur'an öğretir. Ama, hak her meslek, mezheb, meşreb, zaman, coğrafya, millete göre farklıdır. Zaten öyle olmalı yoksa tüm insanlık aynı elbiseyi giymek zorunda kalır ve "sizi biribirinizi tanıyasınız diye farklı milletlerde yarattık " ayetine muhallif olur.
İşte Kur'an'ın yasak ettiği fırkalaşmanın tanımı çıktı. O da şudur "hakikat benim fırkama aittir" veyahut "hak sadece benim fırkama aittir" demektir. Mesela, şia diyor "şu isin hakikati şudur." Demiyor ki "hak budur" İhtilaf çıkıyor.
Çok hızlı yazdım. Sen toparlarsın.
Muhabbetle
__________________
Sakın, sakın, sakın! Çabuk, bu şimdiye kadar demir gibi kuvvetli tesanüdünüzü tamir ediniz.
|