|
Moderator
Style: 0
samanyolu isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)
Üyelik tarihi: Mar 2007
Bulunduğu yer: istanbul
Memleket: kastamonu
Kan Gurubu: b rh +
Yaş: 33
Mesajlar: 1.036
Thanks: 1.423
Thanked 1.603 Times in 617 Posts
Tecrübe Puanı: 124
|
Konuyla ilgili rivayetlere bakıldığında İstanbul’dan ayrı olarak Roma’nın da fethedileceği söylenebilir.
Deylemî'nin Müsnedül-Firdevs'inde geçtiğine göre Peygamber SAS Efendimiz Hazretleri, şöyle buyurmuş:
Lâ tekumüs-sâah, hattâ yeftehallàhu alel-mü'minînel-kostantîniyyetir-rûmiyyete bit-tesbîhi vet-tekbîr. (1)
Peygamber Efendimiz, İstanbul'un fethini müjdelediği gibi, bir şeyi daha müjdeliyor bize:
“Allah-u Teàlâ Hazretleri mü'min kullarına Tesbihle, tekbirle; Sübhànallàh diyerek, Allàhu ekber diyerek, el-Kostantîniyyetir-Rûmiyye'yi açmadıkça, fethini nasib etmedikçe kıyamet kopmaz.”
Bu rivayette el-Kostantîniyyetir-Rûmiyye diye geçiyor, Roma Kostantîniyyesi, yâni Roma şehri demek. Araplar bu şehri anlatmak istedikleri zaman, el-Kostantîniyye el-Kübrâ veya er-Rûmiyye el-Kübrâ derlerdi; İstanbul için de er-Rûmiyye es-Suğrâ derlerdi. Yâni küçük Roma, büyük Roma; küçük Kostantîniyye, büyük Kostantîniyye tabirleri Arapların arasında kullanılmış.
Buna göre Kıyamet kopmadan Roma ve benzeri büyük şehirlerin Müslüman olacağı söylenebilir.
İstabul'un fethi hadis-i şerifinde oranın savaşla alınacağını da Peygamber Efendimiz belirtmiş. Bu ikisi arasındaki fark, çok açık olarak ifadelerden ortaya çıkıyor. Orda:
"--Kostantîniyye mutlaka fetholunacaktır; onu fetheden komutan ne mübarek bir komutandır, o ordu ne mübarek bir ordudur." buyruluyordu. İstanbul'un fethi hakkında bilgi almak için tıklayınız.
Yâni bir orduyla, bir komutanla, bir savaşla, mutlaka İstanbul'un fetholunacağını belirtmiş ve fetholundu. Bir de burada Kontantîniyyetir-Rûmiyye, yâni Roma'nın da fetholunacağı bildiriliyor.
Ancak bunun savaşla değil Tesbih ve Tekbir olacağı anlatılıyor. Sübhànallàh, Cenâb-ı Hakk'ı kâfirlerin, müşriklerin, yanlış, bozuk inanç sahiplerinin düşündükleri her çeşit yanlış sıfattan pâk ve münezzeh olduğunu söylemeye derler. “Yâ Rabbi, bu zalimlerin, bu müşriklerin, bu putperestlerin, bu zavallıların söylediğinden sen çok pâksın, çok yücesin! Bunların bu söyledikleri ile senin hiç ilişkin yok... Onlar seni hakkıyla bilemiyorlar, çok cahiller, çok gàfiller. Sen münezzehsin, pâksın; her sıfatın en güzeldir." mânâsına geliyor.
Yâni bir zaman gelecek ki, yanlış inanç sahipleri, dağlara tapanlar, birtakım yıldızlara, gök cisimlerine, güneşlere, aya tapanlar; bir takım hayvanlara, bir takım insanlara tapanlar, bu işin yanlış olduğunu anlayacaklar.
Sonunda Cenâb-ı Hakk'ın münezzehliği, sıfatlarının yüceliği anlaşılacak, varlığı, birliği anlaşılacak demektir.
Diğeri Allahu ekber; yâni Allah hiçbir varlıkla mukayese edilemeyecek kadar yüce, büyük, azamet sahibi, kudret sahibi, ululuk sahibidir. Bunu anlayacaklar. Böylece İslamın hakikatleri Dünyanın büyük şehirlerine ve devletlerine hükmedecektir diye anlaşılabilir.
1- Ramuzu’l-Ehadis, 478/5; Krş. A. Yardım, Türk ün Şeref Madalyası: Fetih Hadisi, Kubbealtı Akademi Mec., Sayı 3 Temmuz 1979, Sayfa :64M; Esat Coşan’ın Roma'nın fethi ve Deccal isimli sohbeti.
__________________
Verirler ben acizim,kudret senin dedikçe
Verenin şanı büyük,sen iste istedikçe
|