Tekil Mesaj gösterimi

"Allah tek seçicidir"(şirk üzerine)
Alt 16.10.2006, 02:15   #1 (permalink)
wamblee
Yeni Üye
 
wamblee isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 16.10.2006
Mesajlar: 6
Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
wamblee Tanınma yolunda
Tecrübe Puanı: 0
Standart "Allah tek seçicidir"(şirk üzerine)

Yazı çok uzun bilgisayarınıza indirmek için download linki
http://rapidshare.de/files/36894363/...K_SE___304_C__ 304_D__304_R.doc.html
iletişim içinakgoz@gmail.com

ALLAH TEK SEÇİCİDİR



Hamd (övgü) alemlerin rabbi olan Allah’a aittir. Hiçbir zaman ve mekan istisnası olmaksızın mülkü (egemenlik-hakimiyet) elinde bulunduran O’dur. Allah göklerde yerde ve ikisi arasında bulunanları yaratan onlara tek başına sahip olandır. Allah insanı ve insanın hizmetine sunduğu zaman ve mekanı, oyun ve eğlence olsun diye yaratmamıştır. Allah insanı yaratmış ve insanı kendisinin de üzerinde bulunduğu dosdoğru yola davet etmiştir. Allah’ın seçtiği insanlar bu davete icabet edenlerdir. Göklerle yer, hayat ve ölüm Allah’ın insanlar arasında seçim yapması için yaratılmışlardır.

İslam mülkün tek sahibi olan Allah’a teslim olmak ve O’nun seçimlerine (hükümlerine) rıza göstermektir. Müslüman, dünyada ve hesap gününde Allah’ın tek seçici olmasına itiraz etmez. Yalnız Allah’a kulluk eder ve yalnız O’ndan yardım umar.

Şirk ise Allah’a inandığını ifade eden insanların Allah’ın tek seçici olmasına itirazlarından doğar. Müşrikler Allah’ın tek seçici olmasından rahatsız oldukları için Allah’ın dünyadaki ve hesap günündeki seçimlerine etki edeceklerini umdukları ‘ortaklar’ icat ederek onlardan yardım beklerler. Halbuki Allah dünyada ve hesap gününde tek seçicidir. Müşrikler yalnızca kendilerin kandırırlar.



-Rabbin dilediğini yaratır ve seçer. Seçim onlara ait değildir. Allah onların ortak koştukları şeylerden uzaktır yücedir. Rabbin onların göğüslerinin neyi gizleyip neyi açığa vurduğunu bilir. O kendisinden başka tanrı olmayan Allah’tır. İlkte de sonda da (dünyada da ahirette de) hamd O’na mahsustur. Hükümde O’nundur ve O’na döndürüleceksiniz. 28 / 68-70



Seçim ilk insan olan Hz. Adem’le başlamıştır ve kıyamete kadar sürecektir. Allah’ın dünyadaki seçimi elçilik ve hidayet olarak kendisini gösterir. Allah yarattığı kullardan kimini elçi olarak görevlendirerek, kimini de hidayet ederek seçer ve kendisine yaklaştırır.



-Andolsun biz önceden Adem’e (o ağaçtan yememesini) emretmiştik unuttu. Biz onda bir azim (ve sebat) bulamadık. Meleklere :’ Adem’e secde edin demiştik secde ettiler yalnız İblis diretti. Dedik ki : ‘Ey Adem bu senin ve eşinin düşmanıdır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın sonra yorulursun. ‘Şimdi burada acıkmayacaksın çıplak kalmayacaksın.’ ‘Ve sen susamayacaksın kuşluk vakti güneşinden etkilenmeyeceksin.’. Nihayet şeytan ona fısıldayıp : ‘Ey Adem sana ebedilik ağacını ve yok olmayacak bir hükümranlığı göstereyim mi?’ dedi.O ağaçtan yediler. Böylece kendilerine kötü yerleri göründü. Üstlerini cennet yaprağıyla örtmeye başladılar. Adem Rabbinin buyruğuna karşı geldi de şaşırdı. Sonra Rabbi onu seçti tövbesini kabul etti doğru yola iletti. 20 / 115-122



Allah’ın dünyadaki seçimi hidayettir. O tek seçici olarak dilediğini doğru yola iletir. O’na bu konuda kimse etki edemez.



-( Ey Muhammed) Sen sevdiğini doğru yola iletemezsin fakat Allah dilediğini doğru yola iletir. O yola gelecek olanları daha iyi bilir. 28 / 56



Allah’ın tek seçici olmasından razı olmayan müşrikler ‘Allah’a yakınlaştırıcı veliler’ icat ederek hidayet konusunda onlara tabi olmuşlardır.



-İyi bil ki halis din yalnız Allah’ındır. O’ndan başka veliler edinerek ‘Biz bunlara sırf bizi Allah’a yaklaştırmaları için tapıyoruz’ diyenler (e gelince) : şüphesiz ki Allah, onlar arasında, ayrılığa düştükleri konuda hükmünü verecektir. Allah yalancı nankör insanı doğru yola iletmez.

39 / 3



Allah’ a inandıklarını iddia eden müşrikler Allah’a yakınlaşmak için O’nun kitabına değil de birtakım ‘velilere’ tabi olmayı tercih ediyorlar. Allah’ın tek seçici olmasına itirazlarını ( belki de farkında olmadan ) bu şekilde ifade ediyorlar. Çoğunluğu Allah’a ortak koştuğunun farkında değildir. Bunlar Allah hakkında saçma sözler söyleyen ‘sefih (beyinsiz) velilere’ itaat ederler ve Allah’a yakınlaştıklarını sanırlar. Güvendikleri önderlerinin Allah hakkında yalan söylemeyeceğini yada söyleyemeyeceğini zannediyorlar. Kur’an bize bu durumu cinleri misal vererek anlatıyor.



-De ki : Cinlerden bir topluluğun Kur’an dinleyip şöyle dedikleri bana vahyolundu : ‘ Biz harikulade güzel bir Kur’an dinledik. Doğru yola iletiyor ona inandık. Artık Rabbimize hiç kimseyi ortak koşmayacağız. Doğrusu Rabbimizin şanı yücedir. O eş ve çocuk edinmemiştir. Meğer bizim beyinsiz Allah hakkında saçma şeyler söylüyormuş. Biz insanların ve cinlerin Allah’a karşı yalan söylemeyeceklerini sanmıştık. 72/ 1-5



Evet elimizde harikulade güzel olan ve insanları doğru yola ileten bir kitap var. Bu kitap, doğru yolu öğrenmek amacıyla anlayarak okunmadığı için ‘Allah’a yaklaştırıcı velilere’ ihtiyaç doğuyor.



-Kim Rahman’ın zikrine karşı kör olursa ona bir şeytanı sardırırız artık o onun arkadaşı olur. O (şeyta)nlar onları yoldan çıkardıkları halde bunlar doğru yolda olduklarını sanırlar. Nihayet bize geldiği zaman (kötü arkadaşına) der ki : ‘Keşke benimle senin aranda iki doğu (doğu ve batı) arası kadar uzaklık olsaydı meğer ne kötü arkadaş (mışsın sen)!’(Böyle söylemeniz) Bugün size bir yarar sağlamaz; çünkü zulmettiniz. Siz azap (çekme) de ortaksınız. 43/ 36-39



Ortak koştuklarından habersiz olan bu insanlar hesap gününde dahi biz ortak koşmuyorduk diye yemin edeceklerdir.



-Hepsini topladığımız, sonra ortak koşanlara : ‘Hani (Allah’a) ortak sandığınız şeyler nerede?’ dediğimiz gün ; sonra onların: ‘Rabbimiz Allah’a andolsun ki biz ortak koşanlar değildik.’ Demelerinden başka çarelerinin kalmadığı (gün) ; bak ki, nasıl kendilerine karşı yalan söylediler ve uydurdukları şeyler kendilerinden sapıp gitti. 6/ 22-24



Müşrikler Allah’ın tek seçici olmasını kabul edemediklerinden, Allah’ın seçimlerini de beğenmezler. Hz. Muhammed dönemindeki müşrikler, ‘içlerinden bir adam’ olan Hz. Muhammed’in peygamber olarak seçilmesindeki ‘isabetsizliği’ açıkça ifade etmişlerdir.



-Doğrusu bunları da, babalarını da kendilerine gerçek söz ve (onu) açıklayan elçi gelinceye dek yaşattım. Fakat kendilerine gerçek gelince : ‘Bu büyüdür, biz onu tanımayız’ dediler.

Ve dediler ki : ‘Bu Kur’an iki kentten, büyük bir adama indirilmeli değil miydi?’ Rabbinin Rahmetini onlar mı bölüştürüyorlar?........ 43 / 29-32



Günümüz müşrik zihniyetinin bizim gibi bir insan olan elçiyi olağanüstü hale getirme çabalarına ibretle şahit oluyoruz. Bu da yapılan seçimi beğenmemenin bir ifadesi değil mi? Müşrikler ilk müslümanların seçimini de beğenmemişler, peygamberden çevresindeki ilk müslümanları kovmasını dahi istemişlerdir.



-İnkar edenler, inananlar için ‘(Muhammed’in getirdiği) iyi bir şey olsaydı (şu zavallı kişiler) ona inanmada bizi geçemezlerdi, (biz onlardan önce inanırdık) dediler. Onlar, onun gösterdiği doğru yola eremediklerinden : ‘Bu eski bir yalandır,’ diyeceklerdir. 46/11



-Sabah akşam Rablerinin rızasını isteyerek, O’na yalvaranları kovma. Onların hesabından sana bir sorumluluk, senin hesabından da onlara bir sorumluluk yok ki, onları kovup da zalimlerden olasın!’ Böylece biz onların kimini kimi ile denedik ki : ‘Allah, aramızdan şunlara mı lütfu layık gördü?’ desinler. Allah, şükredenleri daha iyi bilmez mi? 6/52-53



Sonuç olarak müşrikler Allah’ın seçimlerini de, O’nun tek seçici olmasını da beğenmezler. Müslümanlar ise bu durumdan razı olanlardır. Allah, seçimlerini araya aracılar koymadan yaptığından dolayı, O’na olan bağlılıkları artar. Müslümanlar yalnız (tek ve en büyük yardım edici olan) Allah’tan yardım beklerken

Müşrikler kendilerini Allah’a yakınlaştıracaklarını sandıkları ‘Gavs-ı azam’(en büyük yardım edici) lardan medet umarlar.



-De ki : “Hamd olsun Allah’a, selam O’nun seçtiği kullarına. Allah mı hayırlı, yoksa ortak koştukları şeyler mi?” 27/ 59