Ey Kardeş ;
Bir aşkın hikayesidir bu , ama dağları deviren , kalpleri çeviren , zincirin bir ucunu fizandan getiren bir aşk hikayesi..Bir ucunda Mevlana Celaaleddin , diğerinde Tebrizli Şems.. Bu kıtmirin kalemi denize banmasıyla anlatılırmı bu hikaye .. Öyle bir tutkudur ki aylarca muhabbet eden iki kulun masivadan koparak , avamdan ayrılıp Hakka kavuşmasıdır özlenen..
Öyle bir sevda masalı ki , sana sevdiğinden haber getirdim ey Mevlana diyen yalancıya dahi en sevdiği elbiseleri feda ettirir sırf isminden dolayı... Öyle bir muhabbetullah ki tecelli eden canı cananı evladu ıyali terk ettirir uğruna , hemde hiç düşünmeye bile fırsat vermeden..
Öyle bir yürek sızısı ki , bir anlık ayrılığın dahi yıllar gibi uzun gelerek uğruna can koyma pahasına feda edildiği Hakk aşkıdır bu.. Belki neden diye sorgulamak gerekirse düşünme sakın , bu zamanda da Mevlanalar olduğu gibi Şemsi Tebriziler de var muhakkak. Bilene tarif gerekmez amma , bilmeyerek inkara kalkma sakın.. Gözü görmeyene güneş ne yapsın , gönlü yanmayana mecnun olunmaz..
Aslında Mevlana gibi herkesin de bir Şemsi olmalı , dünyadan sıyrılıp ukba özlemiyle dolabildiği , herkesin daraldığı anda nerdesin candostum dediği bir yürek ki , maddeden ayrı , fizikten ayrı , şekilden ayrı bir yürek... İşte o zaman ilahi aşka merdiven olacak mecazi aşkın basamağı görülecektir..
Selam hidayete tabii olanlara...
... |