|
Sünnet Şeriatın İkinci Kaynağıdır 2
2. Resulullah'ın Sahih Sünneti Fiil ve Sözlerini, Takrir ve Sıfatlarını Almamızı Emretmektedirler.
Resulullah, çeşitli hadis-i şeriflerinde bizlere sünnetine uymamızı, sünne*tine tabi olduğumuz takdirde sapmayacağımızı, sünnetini zihninde muhafa*za edemeyenlerin yazarak onu muhafaza etmelerini, ezberlenen sünnetinin İnsanlara nakledilmesini emretmiş ve sünnetine karşı çıkacakların kendile*rini beğenen şımarık kişiler olacaklarını haber vermiştir.
a. Resulullah'ın Sünnetine Uymamızı Emreden Hadisler:
"Ben sizi bıraktığım müddetçe siz de beni bırakın. Sizden önceki ümmet*ler çokça soru sormaları ve Peygamberleriyle anlaşmazlığa düşmeleri yü*zünden helak olmuşlardır. Ben size bir şeyi yasaklarsam, ondan kaçının. Bir şeyi de emredersem onu gücünüzün yettiği ölçüde yapın" [77]
Diğer bir rivayette: "Size konuştuğumda (hadis söylediğimde) benden alın, sizden öncekiler çokça soru sormalarından ve peygamberleriyle ihtilafa düşmelerinden dolayı helak olmuşlardır." [78]
Irbad b. Sariye diyor ki: "Birgün Resulullah bize namaz kıldırdı. Sonra bi*ze yöneldi ve bizlere Öyle etkili bir vaaz etti ki, onun tesirinden gözler yaş döktü, kalpler ürperdi. Bir kişi "Ey Allah'ın Rasulü! Bu vaaz vedalaşan bir in*sanın vaazı gibiydi. Sen bize ne yapmamızı emredersin?" dedi. Resulullah da buyurdu ki: "Size Allah'tan korkmanızı, Habeşli bir köle dahi olsa, idare*cinizi dinleyip ona itaat etmenizi tavsiye ederim. Çünkü sizin benden son*ra yaşayanlarınız çokça ihtilaflar görecektir. Siz benim sünnetimden ve hi*dâyet üzere olan raşid halifelerin sünnetinden ayrılmayın. O sünnetlere sım*sıkı sarılın ve azı dişlerinizi üzerlerine kenetleyin. Sonradan uydurulan hu*suslardan kaçının. Zira sonradan uydurulan herşey bid'attir. Her bid'atte sapıklıktır." [79]
Görüldüğü gibi, hadis-i şerifte bid'atlerden kaçınabilmek için Resulullah'ın sünnetine ve raşid halifelerinin icma ve içtihadlarına uyulması emredilmektedir. Pratikte bunlara uymayan mezheplerin sapıklıkları görülmektedir. Başka delile ihtiyaç yoktur.
Enes b. Malik diyor ki: "Resulullah bana buyurduki: "Oğulcağızım! Eğer sen kalbinde her hangi bir kimseyi aldatma isteği taşımayarak sabahlaya*biliyor ve akşama erişebiliyorsan, bunu yap." Sonra da bana buyurdu ki: "Oğulcağızım bu benim sünnetimdir. Kim benim sünnetimi ihya ederse, şüp*hesiz o beni sevmiş olur. Kim de beni severse, benimle birlikte cennette ola*caktır." [80]
Görüldüğü gibi Resulullah, kendisini sevmenin sünnetini ihya etmekle ola*cağını beyan etmiştir. Onun sünnetine uymaksızın onu sevdiğini söyleyen na*sıl doğru konuşmuş olur? Zira bir insanı seven onun güzel amellerini yapma*ya özenir. Resulullah’ı sevip de onun güzel ahlâkını örneklendiren amelleri*ni işlememek mümkün değildir.
Resulullah, namaz ve hac gibi, ibadetlerin yapılma şekillerini kendisinden öğrenmemizi emrederek buyurmuştur ki: "Benim nasıl namaz kıldığımı gö*rüyorsanız o şekilde namaz kılın. Namaz vakti geldiğinde biriniz ezan okusun. En yaşlınız imam olsun." [81]
Cabir bin Abdullah diyor ki: "Ben, Rasulullah devesine binmiş olarak şey*tanı taşladığını gördüm. O diyordu ki, "Ey insanlar! Hac ibadetlerinizi benden alın. Çünkü ben bilemiyorum belki de bu yılımdan sonra bir daha hac yapamam." [82]
"Resulullah Muaz b. Cebel'i Yemen'e vali olarak gönderdiğinde ona: "Sa*na bir dava arz edildiğinde onun hakkında nasıl hüküm verirsin" diye sor*muş. Muaz da "Allah'ın Kitabıyla hüküm veririm" demiştir. Resulullah: "Eğer Allah'ın Kitabında bulamazsan (ne ile hüküm verirsin) deyince. Muaz da: "Resulullah'ın sürmeliyle" cevabını vermişti. Hz. Peygamber: "Şayet Resulullah'ın sünnetinde de Allah'ın kitabında da meselenin hükmünü bulamazsan (ne yaparsın)" diye sormuş. Muaz da: "Görüşümle içtihad ederim ve bü*tün gayretimi harcamaktan geri durmam" demişti. [83]
b. Sünnete Uyulduğunda Sapıklıktan ve Cehennemden Uzaklaşılacağını Beyan Eden Hadisler:
"Sizlere iki şey bıraktım. Bu ikisine sarıldığınız müddetçe asla sapmaz*sınız. Bunlar Allah'ın Kitabı ve Peygamberinin sünnetidir." [84]
Resulullah buyurdu ki: "Bütün ümmetim cennete girecektir. Ancak imti*na edenler (diretenler) hariç." Dediler ki: Ey Allah'ın Rasulü! İmtina eden kim*dir? Resulullah da: "Bana karşı gelen imtina edendir" buyurmuştur." [85]
c. Sünnetin Muhafazası îçin Yazılmalarına Ruhsat Veren Hadisler:
Abdullah b. Amr diyor ki: "Ben ezberlemek maksadıyla, Resulullah'dan duyduğum her şeyi yazıyordum. Kureyşliler beni bundan alıkoydular ve de*diler ki: "Resulullah'dan duyduğun herseyi nasü yazıyorsun? Nihayet o da bir beşerdir. Öfkeli olduğunda da konuşuyor. Sakin iken de. Bunun üzerine yaz*maktan vaz geçtim ve meseleyi Resulullah'a anlattım. O da parmağıyla ağ*zına işaret ederek buyurdu ki: "Yaz. Canım elinde olan Allah'a yemin olsun ki, buradan haktan başka bir şey çıkmaz." [86]
Ebu Hureyre diyor ki: "Resulullah'ın sahabelerinden hiçbir kimse, benden daha fazla hadis rivayet etmiş değildir. Ancak Abdullah bin Amr hariçtir. Çün*kü o hadisleri yazıyordu. Ben ise, yazmıyordum." [87]
Resulullah Mekke'nin fethinden sonra bir hutbe okudu. Hutbesinde Mek*ke'nin kutsallığını anlattı. Bu hutbeyi dinleyen Yemen halkından Ebu Şah İsim*li bir zat ayağa kalktı ve dedi ki: "Ey Allah'ın Rasulü! Bu söylediklerini ba*na yazılı olarak verir misin? Resulullah da buyurdu ki: Bunu Ebu Şah'a ya*zın” [88]
Yine Resulullah, ezberlediği hadisleri unutmasından şikâyetçi olan bir za*ta eliyle yazıyı göstererek buyurmuştur ki: "Sağ elinle yardımlaş" [89]
Görüldüğü gibi Resulullah, zaman zaman hadislerin yazılmasını emretmiş*tir. Bu da sünnetin delil olduğunu gösterir. Aksi takdirde delil olmayacak şey*lerin yazılmasını emretmesi anlamsız olurdu ki, bu da Resulullah'a layık ol*mayan bir husustur.
d. Ezberlenen Sünnetinin İnsanlara Aktarılmasını Emreden Hadisler:
Zeyd bin Sabit Resulullah'ın şöyle buyurduğunu işittiğini söylemiştir: "Allah, bizden bir hadis duyup da onu tebliğ edinceye kadar muhafaza eden kişinin yüzünü ak eylesin. Nice kendisinden daha fakih (âlim) olanla*ra fıkhı (ilmi) taşıyanlar vardır. Nice fıkhı taşıyıp nakleden vardır ki, kendi*si fakih değildir.” [90]
Devam...
__________________
ve tevekkel alellah ve kefa billahi vekila
Ne olursan ol, nerde olursan ol, nasıl olursan ol,
Ümit ve sabırla O'nu bulabilmeye bir sebep, bir yol, bir nefes ol...
sadece bir kul
|