Tekil Mesaj gösterimi

Alt 13.12.2008, 19:21   #2 (permalink)
Duha
Tercübeli Üye
 
Duha - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Duha isimli Üye şuanda online konumundadır
Üyelik tarihi: 12.12.2006
Yaş: 37
Mesajlar: 2.308
Tesekkür Etti: 219
231 Kunu Icin 367 Tesekkür Aldı
Duha Gelecegin hit'iDuha Gelecegin hit'iDuha Gelecegin hit'iDuha Gelecegin hit'iDuha Gelecegin hit'iDuha Gelecegin hit'iDuha Gelecegin hit'iDuha Gelecegin hit'iDuha Gelecegin hit'iDuha Gelecegin hit'iDuha Gelecegin hit'i
Tecrübe Puanı: 23
Standart

Alıntı:
mhmt Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Abi..
Yıllardır yapılan muhafazakar siyasetini hem yermişsin hem övmüşsün. Açılan siyasi yoldan gitmek yanlış diyorsun, sorarım Üstad neden Demotrak Partiye oy vermiştir? Ha demekki bu sistemde mesele elindeki gücü doğru kullanıp kullanmamak. Decallin fitnesi bi şekilde bulur evet ama bu fitne anında öncesinde ya da sonrasında ne yaptığımız önemli. Hocanın durumuda. E tabiki gücü yetse tüm anlaşmaları askıya alırdı ama Siyasi ve Ekonomik anlaşların dışında kalan Askeri anlaşmayı devam ettirmek zorunda kaldı. Bu olay budur.

Şimdi abi, sen halk noktasında doğru diyorsun ama bi sorun var. O zaman dilimi içinde nasıl davranılmalı?
Muhafazakar siyaseti övmedim. Muhafazakar siyasetçileri övdüm. Yani, benim siyasi anlayışıma muhallif olan birini sırf muhallif olduğu için kimileri gibi yermedim. Şeytanı melek, meleği şeytan gösteren siyasete dahil olmadım. Siyasi düşüncesi sebebi ile birinin patetes müslümanı olduğunu ilan etmedim.

Üstad neden demokrat partiye oy vermiştir.

Emirdağ Lahikasında hali hazırda siyasete hakim olan süfyanın dört ana ideolojisi olduğunu söylemiş. Biri halkçı biri milletçi, biri ittihad-ı İslam diğeri demokrat...

Halkçıların iktidara gelmesi halinde dindarların çok zarar göreceğini beyan etmiş. Milletçilerin iktidarında ise pek çok su istimalin olacağı ve ırkçılığın zuhur edeceğini anlatmış. İslam partisinin iktidarı durumunda ise en çok İslamların zarar göreceğini ve ordan çıkacak dehşetli tahribat ve zulümün vebalini hiç kimsenin ödiyemiyeceğini beyan etmiş.

Demokrat parti ise zararı çok olmakla beraber diğer üç ideolojiden farklı olarak o üç ideoloji ile barışıktır. En azından misyonu gereği barışık olmak durumundadır.

İşte bu noktada diğer üç idolojinin iktidarının azam-ü şşer olduğunu beyan edip, demokratların ehven-üşşer olduğunu söylemiş. Yani, mevcut süfyani siyasette madem birileri bizi yönetecek , o zaman demokratların yönetmesi halinde zararın karşılanabilir olduğunu söylemiş. Onları maşa misal görmüş.

İşte, dindarları mevcut kirli siyasetten muhfaza etmek için bu siyasete mümkün olduğunca din adına dahil olmamalarını tenbih etmiş. Zira, mevcut siyaset yıkmak, yutmak ve boğuşmaktır. Dini o canavarla boğuşturmak, onun değerini düşürmektir. Hem o siyasetin sahibi deccal olduğu için, oraya girildiği takdirde mutlak ve amm bir şekilde tavizler verilmek gerektiği aksi takdirde tutunamıycağını izah etmiş ve bu siyasette dahil olunduğu takdirde hakiki ve Kur'anın murad ettiği bir İslamı yaşamanın mümkün olmadığını izah etmiş.

Dinin o melun siyasete hizmatkar yapılmaması gerektiğini defalarca haykırmış. İşte tek bir başörtüsü meselesi din adına olan bir partinin elinde nasıl çözümsüz hale geldiği ortadadır. Bu hale ister beceriksizlik, ister taviz adını ver bir cinayettir ve vebali çok büyüktür.

Diyeceksin ki, "başörtüsü yasakçılarının suçu yok mu?" Elbette. Lakin, O yasakçılar kurallarını kendi koydukları ve diledikleri zaman değiştirdikleri ve hangi siyasi ideolojik parti iktidara gelese hizmetkarları hizmetkar yapacakları şu menfi siyasetin sahipleridir.

Onlarla mücadele etmek onların kölesi olmaktan kurtulmakta başlar. Kölesi olup "dur güçleneyim, hele bir filan koltuğu ele geçireyim, hadlerini bildiririm" olan Seyyid Kutubi kaide ile mağlup edilemez.
O süfyanı mağlup etmek için gücünü kesmek lazımdır. Gücü ise halktan almaktadır. Zira, halka kendi ölçülerini dayatmış ve halk o ölçüler içinde kaldıkça onların gücü olmaya devam edecek.

Demek halka, değerlerini siyasete alet etmemesi öğretildiği an o süfyanın gücü biter. Halk siyaseti dünya işlerini düzenleme sanatı olarak görüp, siyasi paritlerini o işlerde ehillerden oluşmasını dilemeye başladığı an karşılığını alır ve o melun siyasetin sahibleri muhkem kalelerinde kuyu dibine düşer.
Bundan sonra, başa gelecek bir parti faraza tarım politikasını İslam'a uygun bir şekilde belirlerse itiraz görmez. Yada öyle bir siyasette tarım politikası koministlerin tarzı olsa Şeriatın bin kısmından biri olduğu için , o kısmın ihmalinden zarar olmaz.
__________________
Sakın, sakın, sakın! Çabuk, bu şimdiye kadar demir gibi kuvvetli tesanüdünüzü tamir ediniz.

Konu Duha tarafından (13.12.2008 Saat 19:24 ) değiştirilmiştir..
  Alıntı ile Cevapla