Eğer bir çiçeğin sadece zahiri olduğunu söyleyebiliyorsak, ancak o zaman Kur'anın batını yoktur diyebiliriz. Oysa bir çiçeğin batını zahiriden daha büyük mucizeler taşır.
Eğer Kur'an sadece zahir manasından ibaret olduğunu düşünsek, en büyük mucizesi olan , az sözle çok şey söyleme kabiliyetini red etmiş oluruz. Kur'anı sıradan bir kitab haline getirmektir.
Evet Kur'an'da var olan apaçık ayetleri dahi batını tevsir yapmak nasıl ifrat mesleğini doğurdu. KUr'anı sadece zahir manasına baktıra baktıra Tefrit mesleği doğdu. Bundan her iki ucu açık alabildiğine sapabilen fırka ve meslekler doğdu.
Her şeyde; masivadan, yaratılmışlardan, Allah'a, Zahir ve Batın vardır. Kainatın her cüzünde, atomdan, güneşe zahiri ve batıni özellikler vardır.
Hatta, Allah'ın Zahir ve Batın isimleri dahi, Allah'ın görünür ve görünmez sıfatları olduğuna ve her şeyi iki yüzle yani iç ve dış yüzü ile halk ettiğine delildir. Elbete Mahluk olmayan Kur'anın dahi iç ve dış ayrı manaları vardır.
Bir maddeden , bir atomdan bir çok muhtelif maddeler, eşyalar, mahluklar yaratan, zahirde küçük bir tohumdan koca bir incir ağacını halk eden Allah, bir tek sözü ile çok manaları içinde barındırmaya kadirdir. Herbir sözü güya koca bir incir ağacı vermeye kabiliyetli bir tohum hükümündedir. Hikmeti dahi bunu gerektirir.
Muhabbetle
__________________
Sakın, sakın, sakın! Çabuk, bu şimdiye kadar demir gibi kuvvetli tesanüdünüzü tamir ediniz.
|