Tekil Mesaj gösterimi

Üşüyoruz
Alt 16.11.2008, 19:33   #3 (permalink)
asel
Tercübeli Üye
 
asel - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
asel isimli Üye şuanda online konumundadır
Üyelik tarihi: 05.05.2008
Yaş: 34
Mesajlar: 292
Tesekkür Etti: 313
154 Kunu Icin 390 Tesekkür Aldı
asel Olagan üstü biriasel Olagan üstü biriasel Olagan üstü biriasel Olagan üstü biriasel Olagan üstü biriasel Olagan üstü biriasel Olagan üstü biriasel Olagan üstü biriasel Olagan üstü biriasel Olagan üstü biriasel Olagan üstü biri
Tecrübe Puanı: 9
Standart Üşüyoruz

Üşüyoruz

Click the image to open in full size.
Üşüyoruz ve Sebepsiz Sanıyoruz Üşümelerimizi.
Vakt-i evvelde yalnız üşürdük. Şimdi, topluca üşüyoruz. Bahara rağmen üşüyoruz. Nisan bile üşütüyor.
Ellerimiz, eldivenlerimiz, kar başlıklarımız bile üşüyor.
Paylaşsaydık mevsimleri, iklimleri, kalın bir çizgi çekmeseydik ötekiyle aramızda,üşümezdik.....
Kalın bir duvar örmeseydik, soluğumuz yeterdi hepimizi ısıtmaya.
Lâkin, ötekinden kendimizi sorumlu saymadık.
Canımız yanıncaya kadar feryat etmedik, etmiyoruz.
Çığlıklar, şikayetler, itirazlar çoğaldı, bakın. Hem üşüdük hem oksijensiz kaldık birlikte.

Birlikte; yani ben, sen, öteki…Peki ama, kendi evimizde, kendi yurdumuzda, kendi yuvamızda niye üşüyoruz.
Belki de yanlış sorular üşütüyor, kim bilir.
Yanlış sorulara bulduğumuz yanlış cevaplar üşütüyor olmasın.
Doğru soru, “niye üşüyoruz?” olmalıydı.
Oysa yanlış soru yanlış cevaba bizi mecbur bırakıyor.
Doğru cevap doğru sorunun içinde. Doğru soru ise yanı başımızda.
Ama, yitiğimizi yitirdiğimiz yerde aramıyoruz; insanız işte!
İnsanız, unutuyoruz. Teşekkür etmiyoruz, kendi hakkımız görüyoruz iyiliği.
Şükretmiyoruz, tabii hakkımız görüyoruz nimeti.
Padişahın ziyafetinde garsona teşekkür ediyoruz da, padişaha teşekkür etmiyoruz.
İnsanız, sıkılıyoruz, arada bir üşüyoruz.
Sıcacık bir merhabada teselli arıyoruz. Sıcacık bir merhaba arıyoruz ısınmak için.

Dün, bir merhabanın, bir acı kahvenin kırk yıl hatırı vardı. Dile kolay kırk yıl!.. Ya şimdi?
Şimdi üşüyoruz, merhabasız, kahvesiz, köpüksüz üşütüyoruz.

Dün, eller kalbin üzerine konur ve cemaate rahmet dilenirdi. Şöyle:
- Selamûn Aleykûm, rastgele. Ya da:
- Selamûn Aleykûm, bereketli olsun.
- Ve Aleykûm Selam, Merhaba..!
- Merhaba, cemaate rahmet.
- “Siftah senden, bereket Allah’tan (c.c.)”dı ticaret sabahının ilk sözü.
- “Allah (c.c.) bereket versin”di son söz. “Bereketini gör”dü karşılığı.
Ne hoş, ne muhteşem gelenekti. Bir yerlerde yaşıyor mudur şimdi? Yaşıyordur, kim bilir.
Sıcak bir merhaba:Benden size zarar gelmez,emin benden anlamındaydı.Karşı merhabanında anlamıda aynıydı..sende bizden emin ol...
Vakt-i evvelde merhabamız vardır sözü güvenilir insandır anlamındaydı ve her güzel temenninin,her özel duanın ardından..ecmain...denirdi..Ecmain...yani cümlemiz...Ümmeti Muhammed'ti....

Biz bıraktık, ecmain de bizi bıraktı. Güzel temenniler, özel duâlar da.
Dilimizi dönüştürdük, ecmain çevremiz oldu. Çevremiz, yani müşterimiz. Velinimetimiz.
Ama bakın, nasıl da bizi yalnız bırakıyor çevremiz, müşterimiz, velinimetimiz.
Söz senet olmaktan çıkınca, merhabalar aşınıyor. Çekler, senetler dönüyor.
Önce içi boşalıyor merhabanın, ardından kesiliyor bıçak gibi.
Öyle ya, karşılıksız merhabayı kim ne yapsın? Öyle ya, esas kriz bu değil mi?
Dostsuz, merhabasız kalınca krize giriyor, üşüyoruz.Ağustosta balta girmez buzoluyoruz. Kimseye içimizi açamıyor, sırrımızı paylaşamıyoruz.
Saçaksız, sığınaksız, şemsiyesiz, korunaksız kalıyoruz.
İçimize, dışımıza kapanıyoruz, kimse çözemiyor şifremizi. Kimseyi çözemiyoruz.
İnsanız, yoksullaşıyor, yalnızlaşıyoruz.
Teselliden nasibimiz yok hazan ağlar baharımızda oluyoruz...insanız işte..Modern zamanlardayız.Rekabet çağındayız.Tüketici ve üreticiyiz.....Eski yalın dünyamızdaki yalın sözler yetmiyor teselliye......
Bir elin verdiğini ,öteki elden gizleme..ilkesi yerini,bir elin verdiğini bütün eller alkışlayacak şartına bıraktı.Teşhir ve reklam çağındayız.Herkes her şeyin bilinmesini istiyor,herkes herşeyin......Sırrını sır edene aşk olsun/sırrını faş edene yuh olsun....demiş Hz.Mevlana....

..Ama, çağdaş medeniyet mahremiyeti yollara döktü,sır faş oldu...*Eski yalın cümleler dar geliyor dünyamıza.Denizler,karalar dar geliyor arzumuza....Borsa ,repo,tefeci,banker çağında çoksöz yalansız,çok mal haramsız ..olmaz sözü demode artık......Doğrudur,Fatihin İstanbulu feth ettiği yaştayız.Akşemsettin yaşına erenler var aramızda,ama biz peynir gemisini karada yürütüyoruz,Anadolu hisarından,*Rumeli hisarına,oradan Haliç'e...İthalat,ihracat yapıyoruz.Eksport,import ticaretGüçlü, daha güçlü olmamız öğütleniyor sürekli. Öğütlenmiyor, emrediliyor.
- Peki nedenmiş o?
- Çünkü, daha güçlü olacağız ki, daha güçlü olalım.
“Mutlaka izleyin”, “mutlaka alın”, “mutlaka biriktirin”, “sakın kaçırmayın”,direktifleri alıyoruz her gün,her an....Melek değiliz,etkileniyoruz...mutlak... değilse de izliyor, alıyoruz…
Alıyoruz…. eğer ki ortada bir hak varsa, en öncelikli olarak o hakkın kendimizde olduğunu düşünerekten,
Alıyor, izliyor, biriktiriyoruz. Peki niye? Güçlü olalım diye…!
Alttan ve üstten ısıtmalı apartmanlarımızda, villalarımızda Hz. Ebubekir’in cömertliğinden söz ediyoruz.
Böyle yapıyoruz, sonra da üşüyoruz.
Üşürüz tabii. İki yanlı zatürree, tüberküloz bile oluruz.
“Selamı yaymakla” emr olunduk ki, yeryüzü üşümesin.

Selâm ve Duâ ile..

ALINTI
__________________
Sana zulmedeni affet. Sana küsene git, sana kötülük yapana iyilik yap! Aleyhine de olsa hakkı söyle!
  Alıntı ile Cevapla
Folgende 4 Benutzer sagen Danke zu asel für den nützlichen Beitrag:
ayyüzlü (16.11.2008), bekir (16.11.2008), samanyolu (16.11.2008), yelken06500 (16.11.2008)