Tekil Mesaj gösterimi

Alt 17.10.2008, 02:15   #2 (permalink)
bekir
Forum Admin
 
bekir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
bekir isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 10.09.2007
Bulunduğu yer: Binsekizyüzelli rakımdan
Yaş: 46
Mesajlar: 3.419
Tesekkür Etti: 1.876
741 Kunu Icin 1.521 Tesekkür Aldı
bekir Asırı şöhretli ve itibarlı biribekir Asırı şöhretli ve itibarlı biribekir Asırı şöhretli ve itibarlı biribekir Asırı şöhretli ve itibarlı biribekir Asırı şöhretli ve itibarlı biribekir Asırı şöhretli ve itibarlı biribekir Asırı şöhretli ve itibarlı biribekir Asırı şöhretli ve itibarlı biribekir Asırı şöhretli ve itibarlı biribekir Asırı şöhretli ve itibarlı biribekir Asırı şöhretli ve itibarlı biri
Tecrübe Puanı: 10
Standart

Kerbelâ'da Son Gecede Bîr Küfeli İle Yapılan Münâkaşa:


Dahhâk b. Abdullâh-ul Mışrakî der ki «Gece olunca, Hüseyin ve Eshabı, bütün gece namaz, istiğfar, Allah'a düa ve niyazla meşgul oldular.
Küfelilerin bizi gözetmekle vazifelendirilen süvarilerile karşılaştık.
O sırada, Hüseyin de: (O küfr edenler, kendilerine zaman ve meydan vermemizi, kendileri için, sakın, hayırlı sanmasınlar.
Onlara fırsat /erişimiz, ancak, günahlarım artırmaları içindir.
Onlara fırsat verişimiz, ancak, günahlarını artırmaları içindir. Onlara, hor ve hakir edici bir azap vardır. Allah, Mü'minlerİ, üzerinde bulunduğunuz şu halde bırakacak değildir.
Nihayet, murdarı, temizden ayıracaktır. (ÂI-i tmran: 178-179) âyetlerini okuyordu.;
Bizi gözetleyen süvarilerden, bunu işiten bir adam (Kabe'nin Rabb'ına and olsun ki: biz, temiz olanlardanız ve sizlerden ayrılmışızdır!) dedi.
Ben, onun, kim olduğunu tanıdım. Arkadaşım Büreyr b. Hudayr'a (kimdir bu, bilirmisin?) dedim.
Büreyr (Hayır! Bilmiyorum!) dedi.
(Bu, Ebû Harb-üs Sebiî Abdullah b. Şehr'dir. Üzerine geleni boşa giderir. Eşrafdandır. Cesaretli ve atılgandır.
Saîd b. Kays, onu, arada sırada, işlediği suçlardan dolayı haps ederdi) dedim.
Büreyr b. Hudayr, ona (Ey fâsık!'Allah, seni mi temiz olanlardan yapacak?) diyerek çıkıştı.
Ebû Harp (Sen, kimsin?) diye sordu. Büreyr (Ben, Büreyr b. Hudayr'ım!) dedi.
Ebû Harp (Sen, vallahi, helak olacaksın! İnnâ lillâhi ve inna ilgyhi râciun! diye taziye etmek bana düşecektir!
Sen, vallahi, helak olacaksın ey Büreyr!) dedi.
Büreyr (Ey Ebû Harp! Büyük günahlarından dolayı Allah'a tevbe etmen gerekmez mi?
Vallahi, temiz ve pâk oianlar, biziz biz! Siz ise, pis ve murdar olanlarsınız! Ben, buna şâhidîerden'im!) dedi.
Ben de Ebû Harb'e (Yazıklar olsun sana! Sen, kendin için faydalı olanı bilmez misin?
Allah, senin her husustaki görüşünün belâsını versin! Sen, sefih bir adamsın!) dedim.
Bunun üzerine, Ebû Harp, yanımızdan ayrılıp gitti. Bizi, geceleyin, süvarilerden Azre b. Kays gözetledi. Kendisi, süvari kumandam idi.»[27]

Ömer b. Sa'd'in, Ordusunu Harp Nizamına Koyması:


1- Ömer b. Sa'd, Küfe'nin Medineliler kabilesi halkının üzerine Abdullah b. Züheyr b. Süleym-ül Ezdî'yi,
2- Mezhic ve Esed kabileleri halkının üzerine Abdurrahman b. Eb! Sebret-ül Hanefî'yi,
3- Rebîa ve Kinde kabileleri halkı üzerine Kays b. Eş'as'i,
4- Temîm ve Hemedan kabileleri halkının üzerine Hürr b. Yezid'i kumandan tayin etti.
Hürr b. Yezid'den başka bunların hepsi, Hz. Hüseyin'in şehâdeti cinayetine katıldılar.
Hürr, onlardan ayrıldı ye Hz. Hüseyin'in yanında çarpışarak şehid oldu.
5- Sağ kol kumandanlığına Amr b. Haccac'ı,
6- Sol kol kumandanlığına Şimr b. Zilcevşen'i tayin etti.
7- Azre b. Kays-ül Ahmesî'yi süvarilerin başına geçirdi.
8- Şebes b. RîbTyi piyadelerin başına getirdi.
9- Sancağını, âzadlısı Züveyd'in eline verdi.
Ömer b. Sa'd; 10 Muharrem Cuma günü sabah namazını kıldıktan sonra Ieşkerini harekete geçirdi.[28]

Hz. Hüseyin'in, Eshabını Savaş Nizamına Koyması :


Hz. Hüseyin de Eshabile birlikte sabah namazını kıldıktan sonra Eshabını savaş nizamına koydu.
Yananda otuz iki atlı, kırk piyade vardı.
1. Züheyr b. Kayn'ı, sağ koldaki Eshabınm başına,
2. Habîb b. Muzâhir'i sol koldaki Eshabınm basma geçirdi.
3. Sancağım, Abbas b. Ali'ye verdi.
Küfelilerin, arkadan gelmeleri ihtimalini göz Önünde tutarak çatarların arkalarına odun ve kamış yığıp ateşlemelerini emr etmişti.
Yakılacak ateşler için, geceden çukurlar kazılmış, içlerine odun ve kamışlar doldurulmuş, bu suretle arkaları emniyet altına alınmış bulunuyordu.[29]

Hz. Hüseyin'in Ölüm Temizliği Yapması:


Küfeliler harekete geçmeğe hazırlandıkları sırada, Hz. Hüseyin, kendisi için bir çadır kurulmasını emr etti. Büyük bir çanak içinde misk getirildi. Sonra, çadırın içine girdi. Hamam otuyla temizlik yaptı.
Abdurrahman b. Abd-i Rabbih ile Büreyr b. Hudayr, çadırın kapısı önünde beklediler.
Abdurrahman ile Büreyr, omuz omuza bulunuyorlardı.
Bunlar, Hz. Hüseyin'den sonra, temizlik için çadırın içine koşuştular.
Büreyr, Abdurrahman'a şaka yaptı.
Abdurrahman, ona «Şakayı bırakalım! Vallahi, şu saatte bu şaka, bâtıl ve boş tir şeydir!» dedi.
Büreyr «Vallahi, kavmim bilirler ki: ben, ne gençlikte, ne de, olgunluğumda bâtıl, boş şeyi sevmemişimdir.
Fakat, vallahi, biz kavuşacağımız şeyle müjdelenmişiz, sevinçliyizdir.
Vallahi, bizimle Cennet nimetleri arasında ancak şu kavmin üzerimize kılıçlarile eğilmeleri vardır!
Ben, onların kılıçlarıyla üzerimize eğilivermeierini özlüyorum!» dedi.
Hz. Hüseyin, temizlenip çadırdan çıktıktan sonra bunlar da girip temizlik yaptılar.[30]

Hz. Hüseyin'in Allah'a Münâcâtı ve Küfelilere Son Hitabı :


Hz. Hüseyin, hayvanının üzerine bindi. Bir Mushaf getirtip ömüne yerleştirdi. -
Küfeli süvariler, Hz. Hüseyin'e doğru ilerlemeğe başlayınca, Hz. Hüseyin, ellerini göğe doğru kaldırdı ve:
«Ey Allah'ım! Her üzüntüde, sıkıntıda en sağlam güvencim, her darlıkta ümidim Sensin!
Hakkımdaki her işde benim en sağlam güvenç ve dayancım Sensin!
Senin indirdiğin musibetlerden, kalbe za'f verecek, tedbirler azalıp ye-tişmiyecek. dostlar, arkadaşlar bırakıp ayrılacak, düşmanlar sevinecek ne kadar musibet ve kederler varsa, ben, onların hepsinden şikâyetimi yalnız Sana arz eder, Sendea başkasından yüz çevirir, Seni ister ve Sana yönelirim!
Bütün darlıkta, tasalan kaldıracak, açacak Sensin! :
Her nimetin verici ve yönelticisi, her iyiliğin sahibi, her dilek ve isteğin en son varıp dayanacağı Sensin!» diyerek Allah'a düa etti.
Küfe leşkerleri, çadırlara yaklaştıkları zaman, çukurlara doldurulmuş bulunan odun ve kamışlar tutuşturulmuş, alev alev yanmakta idi.
Küfeli süvarilerden biri koşarak geldi. Çadırların arkalarında ateş ocaklarının alevlendiğini görür görmez hiç konuşmadan geri döndü. Avazının çıktığı kadar «Ey Hüseyin! Kıyamet gününden önce, dünyada Cehennem ateşini istemekte acele ettin!» diyerek bağırdı.
Hz. Hüseyin «Kimdir bu adam? Şlmr b. Zilcevşen'e benziyor?» dedi. «Evet! Allah, Sana iyilikler versin! Bu, odur!» dediler.
Hz, Hüseyin «Ey keçi çobanı olan kadın'ın oğlu! Cehennem ateşine yanmağa, sen, daha elverişli ve müstahıksın!» dedi.
Müslim b. Avsece «Ey Resûlullâh'ın oğlu! Sana kurban olayım! Ben. şuna bir ok atmayayım mı? Cebbarların büyüklerinden olan o fâsıka ok atmak fırsatı belki bir daha benim elime geçmez, düşmez!» dedi.
Hz. Hüseyin «Atma! Çünki, onlarla çarpışmayı, önce ben başlatmak islemiyorum!» dedi. ...
Hz. Hüseyin'in yanında Lâhık diye anılan atı bulunmakta ve ona oğlu Ali binmekte İdi.
Küfe leşkerleri yaklaşınca, Hz. Hüseyin, hayvanını istedi. Onun üzerine bindikten sonra en yüksek sesile, herkese duyuracak derecede seslendi:
«Ey insanlar! Sözlerimi dinleyiniz!
Sizin için, üzerime düşen vâz-u nasihat hakkını yerine getirinceye; yanı niza gelişimdeki mazeretimi size bildirinceye kadar bekleyiniz, üzerime yürümekte acele etmeyiniz.
Eğer mazeretimi kabul ve sözlerimi tasdik eder benim hakkımda insaf ve adaletle hüküm verirseniz, bununla Ahiret soâtfetine erersiniz ve benim üzerime yürümeğe de, yol bulmak sizin için mümkin olmaz!
Şâyed, mazeretimi kabul etmiyecelc hakkımda kendiliğinizden insaf ve adaletle hüküm veremiyecekseniz, .üz. Nuh'un, kavmma dediği gibi, ben de size) :
(Siz ve ortaklarınız toplanıp artık ne yapacağınızı kararlaştırmız. 0 suretle ki bu yapacağınız iş size. sonradan hiç bir tasa ve pişmanlık vermiş olmasın.
Yapacağınızı açıkça yapınız, gizlemeyiniz: Sonra da, hükmünüzü ba.ıa icra ediniz! Yûnus: 71) derim.
(Dedem Resûlullâh'ın, kavmına dediği gibi, ben de size) Hiç şüphesiz, benim velîm, benim yardımcım ve sahibim, 0 Kitabı indirmiş olan AIlâhMir ve O. bütün sâlîhlere de velilik ediyordur (Araf: 196) derim.» dedi.
Hz. Hüseyin'in bu sözlerini kız kardeşleri işitince, feryada ve ağlamağa başladılar Kızları da ağlayarak seslerini saldılar.
Hz. Hüseyin «tbn-i Abbas, haklı imiş. O, beni, kadınlarla yola çıkmaktan men etmişti.» dedikten sonra kardeşi Abbas b. Ali ile oğlu Ali'ye «Şimdi, onları susturunuz. And olsun ki: onlar, ağlamalarını çoğaltacaklardır!» dedi.
Abbas'Ia Ali, onların susmaları için yanlarına gittiler. .
Ağlamaları kesilince. Hz. Hüseyin, Allah'a hamd-ü sena ve Onu lâyık olduğu üzre zikr etti.
Muhammed Aleyhisselâma, Meleklere ve Peygamberlere salâtü selâm getirdi.
Dahhâk b. Abdullâh-ül Mışrakî der ki «Vallahi, ben, Ondan dinlediğim sözler kadar belâğatli sözler, ne Ondan Önce, ne de. Ondan sonra hiç bir konuşmacıdan dinlememişimdir.
Sonra, O, söze şöyle başladı:
(İmdi,1 benim nesebimi bir araştırınız, bakınız ki: ben, kimim? Sonra, vicdanınıza dönünüz de, onun kırgınlığım giderip kendinizden hoşnut etmeyi, düşününüz.
Hele bir düşününüz ki: beni öldürmek, haram ve mahfuz olan kanım dökmek, size helâl olur mu?
Ben, Peygamberiniz Aley his selâmın kızının oğlu değilmiyim?
Ben; Peygamberinizin Vasisi ve Amucasmın oğlu ki O, Allah'a iman ve
Resûlullâhı, Rabb'ından getirdikleri şeylerde tasdik edenlerin ilki idi, Onun oğlu değilmiyim?
Şehidler Seyyidi Hamza, benim babamın Amucası değilmidir? Çift k'anadh şehid Cafer, benim Amucam değilmidir? •
Resûlullâh Aleyhisselâmın, banim ve kardeşim hakkındaki (Bunlar, Cennetlik gençlerin iki Seyyididir!) Hadîsi size erişmedi mi?
Vallahi; yalancıya ve yalancının ey halkına Allah'ın gazaplandığını ve bunda ihtilafa düşenleri hüsrana uğrattığını bilelidenberi ben, her hangi bir yalan söz söylemeğe niyet ve tenezzül etmemişimdir.
Eğer, söylediğim Hadîsde beni tasdik ediyorsanız, ki onun hak ve gerçek olduğunda şüphe yoktur, ne âlâ!
Yok, beni yalanlayor, bana inanmıyorsanız, bunu, kendilerinden soruo Öğrene bileceğiniz zatlar vardır aranızda.
Câbir b. Abdullâh-ul Ensârî'ye, yahut Ebû Saîd-ul Hudrî'ye, yahut Sehl b. Sa'd-üs Sâidî'ye, yahut Zeyd b. Erkam'a, yahut Enes b. Mâlik'e sorunu?.!
Onlar, Resûlullâh Aleyhisselâmın, benim ve kardeşim hakkındaki bu Hadîsini, kendisinden işittiklerini size haber vereceklerdir.
Benim hakkımdaki bu Hadîs de mi kanımı dökmekten sizi alıkoymayacak, size engel olmayacaktır?!» dedi.
Şimr-b. Zilcevşen «O, ancak, tek lehçe ile (Kureyş lehcesile) Kur'an ok'i-yarak Allah'a ibadet etmesini bilir! Ne söylediğini de, bilseydi!» diyerek mırıldandı.
Habîb b. Müzahir «Vallahi, ben, Onun yetmiş lehçe ile (yâni her lehcc ile) Kur'an okuyarak Allah'a ibadet ettiğini görüyorum!
Ben, şehâdet ederim ki: sen, Onun söylediklerini anlayamamakta doğru ve mazursun.
Çünki, gerçekleri anlamaman için, Allah, senin kalbini mühürlemiştir!» dedi.
Hz, Hüseyin, onlara hitaplarına devamla:
«Haydi, siz, bu Hadîs'in doğruluğunda şüphe ettiniz.
Benim, Peygamberinizin kızının oğlu olduğumda şüphe edebilir misiniz?
Vallahi, doğu ile batı arasında, sizlerden veya sizin başkalarınızdan. Peygamberin kızının oğlu olarak benden başkası yoktur.
Ben, hassatan, sizin Peygamberinizin kızının oğluyum!
Bana haber veriniz: Ben, sizlerden birisini öldürdüm de, o Ölüden dolayı mı?
Yahut, birinizi vurup yaraladım da, onun kısası için mi?
Yahut, her hangi birinizin malını yok ettim de, ondan dolayı mı beni bırakmayorsunuz?!
Siz, benden ne istiyorsunuz?» dedi.
küfeliler, tutulup kaldılar. Cevap veremediler.
Bunun üzerine, Hz. Hüseyin «Ey Şebes b. Rib'î! Ey Haccar b. Ebcer! Ey Kays b. Eş'as! Ey Yezîd b. Haris! Sizler, bana (Meyvalar, yetişti. Her taraf yeşillendi. Kuyuların suyu çoğaldı.
Senin için askerler, yardımcılar hazırlandı. Hemen gel!) diye yazı yakmadınız mı?) diyerek seslendi.
Onlar (Biz, böyle bir şey yapmadık!) dediler ve inkâr ettiler.
Hz. Hüseyin (Sübhânallâh! Evet, vallahi, sizler, bu işi yaptınız!) dedik ten sonra:
(Ey insanlar! Beni, istemiyorsanız, bırakınız yer yüzünde emin olan yerime gideyim?) dedi.
Kays b. Eş'as «San-, Amucanın oğlunun hükmüne boyun eğsen olmaz mı? Onlar, sana ancak arzu ettiğin iyiliği gösterecekler, sana, onlardan hoşa gitmiyecek bir şey erişmîyecektir.» dedi.
Hz. Hüseyin:
«Hayır! Vallahi, ben, onlara ne ellerimi zelil olarak teslim ederim, ne de kölelerin ikrarları gibi ütrarda bulunarak bey'at ederim!
Ey Allah'ın kulları! Ben, sizlere (Hz. Musa'nın dediği gibi) Şüphe yok ki ben, beni taşlamanızdan, benim de, Rabb'ım, sizin de Rabb'mız olan Allah'a sığındım. (Dühan: 20)
«Ben, Hisab Günü'ne inanmayan her kibirli insandan, benim de Rabb'ım, sizin de, Rabb'ınız olan Allah'a sığındım. (Mü'min: 27) diyorum!» dedi. [31]
Ömer b. Sa'd «Eğer, senin işin benim elimde olaydı, tekliflerini kabul ederdim.» dedi.
Hz. Hüseyin «Ey Ömer! İşleyeceğin günahın sana âid olacağını ve bugün, ondan dolayı sorguya çekileceğini hiç düşünmüyor musun?!
Ey Allah'ım! Iraklılar, beni aldattılar, bana hile ettiler. Kardeşime yaptıklarını, bana da, yaptılar. , .
Ey Allah'ım! Onların işlerini boz, dağıt! Hepsini birer birer topta, yok et!» dedi. [32]
Ömer b. Sa'd «Sefihlerden bir cemâat, benim, seni öldüreceğimi söylüyorlarmış!» dedi.
Hz. Hüseyin «Onlar, sefihler değil, halimlerdir.
Vallahi, sen de, benden pek az zaman sonra Irak buğdayını yiyememekle gözüm aydın olacaktır!» dedi. [33]

Hz. Ali'nin, Ömer b. Sa'd Hakkındaki Keşif ve Teşhisi :


îbn-i Sîrin'in bildirdiğine göre: Hz. Ali, yıllarca evvel, bir gün, Amer h. Sa'd'e «Sen, Cennet ile Cehennem arasında muhayyer bulunduğun bir mev ki'de durup Cehennemi tercih ettiğin zaman, halin nice olacaktır?» diyerek onun, Kerbelâ'daki tutum ve davranışını haber vermişti. [34]
__________________
ve tevekkel alellah ve kefa billahi vekila



Ne olursan ol, nerde olursan ol, nasıl olursan ol,
Ümit ve sabırla O'nu bulabilmeye bir sebep, bir yol, bir nefes ol...


sadece bir kul



To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.




  Alıntı ile Cevapla