Tekil Mesaj gösterimi

Alt 09.10.2008, 17:13   #4 (permalink)
MOLLA
Yeni Üye
 
MOLLA isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 24.06.2008
Yaş: 30
Mesajlar: 87
Tesekkür Etti: 8
12 Kunu Icin 19 Tesekkür Aldı
MOLLA İslenmemis bir mücevherMOLLA İslenmemis bir mücevherMOLLA İslenmemis bir mücevherMOLLA İslenmemis bir mücevherMOLLA İslenmemis bir mücevherMOLLA İslenmemis bir mücevher
Tecrübe Puanı: 3
Standart

Dördüncü Nokta
Allah Celle Celâlühû Rüyâda Görülebilir mi?
--------------------------------------------
Evet, bir takım rivâyetlere ve onlara dayanan bazı âlimlere göre Allah celle celâluhu rü'yâda görülebilir.

Rivâyetlerden Bir Kısmı:
Bir:“Rabbimi (rü'yâda) en güzel bir şekilde gördüm”[21]
İki: “Rabbim bana en güzel bir sûrette geldi."
Üç: “Bu gece Rabbim bana geldi...”
(Râvî) zannedersem O, “rü'yâ-da” demek istiyor, (dedi).[22]
Dört: “Kim Rabbini rü’yâsında görürse cennete girer.”[23]
İmâm Suyûtî şöyle diyor:
Hadîsi aynı zamanda Abdürrezzak, Abd İbn-i Humeyd ve Muhammed İbnü Nasr rivâyet etmiş olup, Ahmed İbn-i Hanbel’in râvileri, Sahîh’in râvileridir.[24]
Beş: “…Ve namazımda hafîf uyukladım, uyuklama bana ğalib geldi. Bir de ne göreyim, Rabbim tebâreke ve teâlâ! En güzel bir sûrette…”[25]
Ahmed ‘Abdurrâmân el-Bennâ, Ahmed b. Hanbel’in Abdullâh b. ‘Abbâs radıyallâhu anhu’dan yaptığı “Rabbim ‘azze ve celle bu gece bana en güzel bir sûrette geldi” rivâyeti münâsebetiyle şöyle diyor: Bu rü’yâdaydı. Râvînin “zannedersem o uykudaydı” sözü bunu göstermektedir. Buna yine Muâz radıyallâhu anhu’nun Tirmizî’deki “yalnız kaldığımda uyukladım ve (uykumda) ağırlaştım. Birde ne göreyim!.. Rabbim!...” hadîsi de delâlet etmektedir. Lâkin İmâm Ahmed’in ileride Muâz radıyallâhu anhu’dan gelecek olan rivâyetinde “Namazımda uyukladım. Nihâyet uyandım. Bir de ne göreyim!.. Rabbim(i) en güzel bir şekilde (görmekteyim)…” sözü gelmiştir. Bunun açık ma'nâsı Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem’in Allah’ı uyanık iken gördüğüdür. İbnü Hacer el-Mekkî şöyle demiştir: Açığı odur ki, “hattâ isteykaztü“/”nihâyet uyandım” ifâdesi “hattâ isteskaltü”/”nihâyet iyice ağırlaştım, daldım” ifâdesinin tashîfi/harflerinin hatâen değiştirilmiş hâlidir. Mahfûz olan Ahmed ve Tirmizî’nin rivâyetindeki lafızdır. (İbnü Hacer’in sözü bitti.)
Ben (Ahmed Abdurrahmân el-Bennâ) derim ki, Hâfız İbn-ü Kesîr Tefsîrinde, Muâz radıyallâhu anhu’nun hadîsini zikrettikten sonra şöyle dedi: Muâz hadîsi meşhûr rüyâ hadîsidir. Onun uyanıklıkta olduğunu kabûl edenler yanılmışlardır. Bu hadîs Sünen’de bir çok yolla gelmiştir. Bu hadîs Tirmizî’nin Cehzam b. ‘Abdillâh el-Yemâmî’den rivâyet edip “Hasen ve Sahîhdir” dediği hadîsin aynıdır… (İbnü Kesîr’den nakil son buldu.)
Nûruddîn es-Sâbûnî (Ö:580) de[26] Hz. Ömer radıllahu anhu’dan ve birçoklarından bunun câiz ve vâki’ olduğunu nakleder.[27]
Mühim Bir Süâl: Cisim olmayan ve şekli bulunmayan Allah celle celâlühû rü’yâda nasıl görülebilir?
Aliyyu’l-Kârî, Mişkâtü’l-Mesâbîh Şerhi olan Mirkât’tâ,[28] Ahmed Abdurrahmân el- Bennâ da Müsned-i Ahmedİbn-i Hanbel’in tertîb ve şerhi olan el-Fethu’r-Rebbânî’de,[29] bunda, bir müşkilin olmadığını, zîrâ rü'yâda şekilsiz şeylerin şekilli, şekilli şeylerin de şekilsiz bir biçimde görülebileceğini, bundan Allah celle celâluhu’nun şeklinin olması lâzım gelmeyeceğini ifâde ediyorlar.
Demek ki, bunlara göre Allâh bile rüyâda görülebiliyor.
Demem o ki, bir Allah dostu, ölümünden sonra Resûlüllah sallallâhu aleyhi ve sellem’i rüyâda veya uyanıkken görse, ondan bir söz işitse ve Resûlüllah sallal-lâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki, yahud, Allah celle celâluhû’yu rü'yâda görse ve ondan bir söz işitse ve Allah celle celâlühû buyurdu ki,dese bu sözler onlara i'timâdı olanlarca dilden dile nakledilse, bir hadîs veya hadîs-i kudsî gibi aktarılsa, bundan bir yalan ve iftirâ lâzım gelmez. Hadîs ve akâid ilmi açısından bu böyledir. Hüccet olup olmaması mes'elesi ise ayrı bir husûstur. Selef’den bu husûslarda birçok rivâyetler vardır.
Sûfiyye’nin, gerek Mevlâ Teâlâ’dan bir çeşit kudsî hadîs ve gerekse Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den hadîsi bu yollarla alabileceğini, bunca âlimin ifâdelerine dayanarak kabûl edecek olursak, geriye, bu rivâyetlerin sıhhat dereceleri mes'elesi kalıyor.
Keşif hatâsı ihtimâli yüzünden, bu rivâyetler, elbette zann ifâde ederler.
Haber-i Vâhid’in, yani Mütevâ-tir (ve -Henefîlerin çoğuna göre de- Meşhûr) olmayan sahîh rivâyetlerin bile Cumhûr’a göre az da olsa zann ifâde ettiğini ilim erbâbı bilir.
Bu, Haber-i Vâhid türünden olan rivâyetlerin zayıf isnâdlı olanlarının dahî her hâl ü kârda atılmadığını, hele, tercîh bahis mevzûu olmadığında, yahud nasslarla çelişmediğinde veya zayıflık çeşitli sebeblerle şiddetli olmadığı ve telâfisi olduğu hâllerde, veya başka nass bulunmadığı ve hiç değilse mücerred reyden daha iyidir denilerek bunlarla müstehablığın bile sâbit olabileceğini ilim sâhibleri bilirler. Nitekim büyük İmâm Muhakkik İbn-i Hümâm, Fethul-Kadîr’inde bunu açıkça ifâde eder.[30]
Öyleyse, Allah dostlarından gelen, isnâdsız ve vâsıtasız rivâyetler, koysunlar Sûfiler’in ve onlara i’timâdı olanların olsun. Kur'ân’a ve Sünnet’e paralel oldukları zaman zâten asıl hüccet ve delîl bunlar değil paralel oldukları nasslar olmuş olur ki, ortada hüccet olup olmamaları müşkili de kalmaz. Nasslara şâhid olmaları ve onları te’yîd etmeleri de az şey değildir.
Geriye, bunlardan nasslara hangilerinin uygun olduğu hangilerinin de uygun olmadığı mes'elesi kalıyor ki, bu da ilim erbâbının işidir. Zamâne cazgırları ve ham Haricîler’in işi değildir...
Bir daha tekrâr etmiş olalım ki, keşfe ilhâma ve sâlih rü'yâya istinâden, Resûlüllah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki.. demek, isnâdsız olduğundan O’na sallallâhu aleyhi ve sellem’e yalan iftirâ etmek değildir.
Hem, Kim kasden bana yalan iftirâ ederse cehennemdeki yerini hazırlasın hadîsini bu noktada câhilce diline dolayan, İbn-i Kemâl gibi büyük âlimlere Cehennemden arsa ayıran, cehennemin topraklarını parselleyip önüne gelene hibe eden cömert emlakçılığa soyunanlar unutmasınlar ki, bu hadîsin palasının her iki tarafı da keskindir; hasımlarına salladıkları bu palanın arka kısımlarıyla kendilerini de doğrayabilirler. Resûlullah sallal-lâhu aleyhi ve sellem’in demediğini dedi demek ona yalan iftirâ oluyor da, dediğini demedi deyip inkâr etmek ne oluyor? İftira olmuyor mu? Elbette olur. Çünki,
Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle de buyurdu:
“Kime benden bir söz ulaşır da onu yalanlarsa, O, üç kişiyi yalanlamış olur; Allah celle celâluhû’yu, Resûlüllâh sallallâhu aleyhi ve sellem’i ve onu haber vereni.”[31]
Öyleyse sâbit bir rivâyet için uydurmadır diyenler de cehennemden arsa ve köşk veyâ villâ beğen sinler.
  Alıntı ile Cevapla