Konu: Islam Tarihi
Tekil Mesaj gösterimi

Alt 29.08.2008, 16:18   #36 (permalink)
SaraX
Tercübeli Üye
 
SaraX - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
SaraX isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 27.08.2008
Mesajlar: 489
Tesekkür Etti: 0
24 Kunu Icin 32 Tesekkür Aldı
SaraX Azimli ve iradeliSaraX Azimli ve iradeli
Tecrübe Puanı: 1
Standart

Click the image to open in full size.
NADIROGULLARI ILE YAPILAN SAVASLAR
Islâm'in ilk yillarinda Medine'de yasayan üç yahudi kabilesinden biri Nadirogullari kabilesidir..
Nadir, birçok manâlarinin yanisira "yesil ve çiçekli bir bitki" anlamina gelir. Bu kabile Medine ve çevresinde büyük hurma bahçelerinin sahibi olarak bilinir.
Arabistan yahudilerinin güvenilir vesikalara dayanan bir tarihi yoktur. Arabistan yahudilerinin geçmis tarihine isik tutacak herhangi bir yazi, kitap veya yazit seklinde bir bilgi de yoktur. Ayrica Arabistan disindaki Yahudiler de Arap dindaslariyla fazla ilgilenmemis ve tarihçiler ile yazarlari bunlardan hiç söz etmemislerdir... Arap yahudilerinin tarihini incelerken ister istemez araplar arasinda kulaktan kulaga anlatilan rivayetler ve söylenenlere itibar etme zorunlulugu vardir. Bu rivayetlerin pek çogu da bizzat yahudiler tarafindan ortaya atilmistir (Mevdudi, Tarih Boyunca Tevhid, Mücadelesi ve Hz. Peygamber, Terc. N. Ahmet Asrar, Istanbul 1983, I, s. 526).
Yahudiler yeryüzünde en eski geçmise sahip milletlerden birisidir. Arap yarimadasina ne zaman gelip yerlestikleri bilinmeyen yahudiler, Islâm'in ortaya çiktigi yillarda bu yarimadanin her tarafinda görülmekteydiler. Bunlar, gerek ferdî ve gerekse topluluklar halinde Akabe körfezindeki Eyle limanindan, Yemen ve Umman'in en ücra köselerine kadar uzanmislardi. Bu insanlari Mekna'da, Vadiyu'l-Kura'da, Teyma'da, Fedek'te, Taif'de kisaca bütün sehirlerde oldugu kadar, hareket halindeki kervanlarda da görmekteyiz.
Yahudiler Mekke'de hiç bulunmamakla birlikte, sadece Ukaz'da yalniz ticâret yapan degil, kâhinlikten para kazanan insanlar olarak da görülür.
Yahudilerin Medine (Yesrib)'ye yerlesmeleri tarihinin Milâdî 132'den sonra oldugu tahmin edilir. M. 132'de Benu Nadir, Benu Kureyza ve Benu Kaynuka yahudilerinin Yesrib'e (Medine'ye) yerlestikleri görülmektedir. Ilk olarak Nadirogullari ve Kureyzaogullari yerlesmistir. Çünkü bu iki kabile diger yahudi kabileleri arasinda soy ve itibar bakimindan üstün tutulurdu. Bunlarin çogunun, kâhin ve rahipler sinifindan gelmesi de ayri bir avantaj saglamaktaydi. Bu kabileler Medine'ye yerleserek, dini bakimdan üstün bulunmalarinin verdigi ayricalikla kisa sürede sehre hâkim olmuslar ve en iyi yerlere yerlesmislerdi. M. 45I- 451'de es-Sebe' sûresinde sözü edilen büyük sel felâketinden sonra Yesrib'te bulunan birçok kabîlenin sehri terkettigi bilinir. Bu büyük sel felâketiyle bosalan sehre yerlesen Evs ve Hazrec gibi Arap kabileleri, sehrin asil hakimi bulunan Nadirogullari ve Kureyzaogullari yahudilerini sehrin dis bölgelerinde yerlesmek zorunda birakmislardir. Yahudilerin üçüncü büyük kabilesi olan Kaynukaogullari Hazrecliler'e siginma geregi duydu. Bunun üzerine Nadirogullari ve Kureyzaogullari da Evs kabilesine siginarak Yesrib sehrinde yerlesmeye hak kazandilar.
Hz. Peygamber (s.a.s)'in dogumu ve nübüvvetinin baslangiç zamanlarinda yahudilerin Hicaz ve Yesrib'deki durumlari söyle görünmekteydi.
Yahudiler, dil, kiyafet, kültür ve medeniyet konularinda her bakimdan araplasmislardi. Isimleri arapça idi. Hicazda yasamakta olan Beni Za'urâ yahudileri hariç diger yahudi kabilelerinin isimleri arap ismi idi. Yahudiler kendi dilleri olan ibraniceyi istisnalar disinda bilmezlerdi. Araplarla olan sosyal iliskilerinin her geçen gün artmasi yahudilerin duygu, düsünce ve tavirlarina kadar yansimistir. Ancak yahudiler bütün bunlara ragmen kimliklerini muhafaza etmislerdi (Mevdudi, a.g.e., s. 526, vd.).
Hz. Peygamber (s.a.s)'e risalet görevinin verilmesinden önce araplar, danismak ve onlarin fikirlerini almak amaciyla yahudi veya hristiyan olan birisine gider, ondan bazi bilgiler alirlardi. Islâm'in ortaya çikisi ve müslümanlarin Mekke sartlarinda Islâm'i yasamaya çalismalarindan önce bütün ehl-i kitap yeni bir peygamberin gelecegini biliyor ve onu bekliyorlardi. Hattâ Peygamberimizin amcasi Ebu Talip'le yaptigi Sam ticaretinde Rahip Bahira'*nin Ebu Talip'e "O çocuga dikkat edip üzerine titremesini" ögütlemesini buna delil gösterirler.
Daha Akabe bey'atlarindan önce yahudiler, Medine araplarina bir nebinin gelecegi ve bu nebiye kendilerinin uyacagini ve böylece Medinelilere karsi üstün bir duruma geçeceklerini söyleyip onlari korkuturlardi. Bundan haberdar olan Medineliler Akabe'de Peygamberimiz'e bey'at ederek yahudilerden önce davranmislardir. Yahudiler Tevrat'i dogrulayici bir kitap olarak Kur'ani getiren Hz. Peygamber'e "saldirmak, hased etmek ve kin gütmekten dolayi düsmanlik yapmaya basladilar. Çünkü Allah Teâlâ Rasûlünü araplardan seçmisti. Yahudi alimleri, Rasûlüllah'in zor durumda kalmasi için çalisirlar, onu olmadik yalanlarla sasirtmak isterler ve hakki batila çevirirlerdi" (Ibn Hisam, Islâm Tarihi, Terc. Hasan Ege, Istanbul 1985, I. s. 282; II. s. 187). Çünkü onlar yeni bir peygamberin kendi kavimlerinden çikacagini ümid ediyorlardi. Gururlari yüzünden yalanlayanlardan oldular.
Yahudilerin, Allah'tan gelen peygamber ve kitabini daha önceden bildikleri de bir gerçektir. Fakat bu peygamber ve kitap gelince tavirlarini degistirdiler. Bu hususta en güvenilir rivayet Ümmül Mü'minin Hz. Safiyye'nindir. Hz. Safiyye'den rivayete göre Hz. Muhammed (s.a.s), Medine'yi sereflendirince babasi ve amcasi beraberce kendisiyle görüsmeye gittiler ve kendisiyle uzun müddet sohbet ettiler. Babasi ve amcasi eve dönünce, aralarinda söyle bir konusma geçti:
Amca: Bu, gerçekten kitaplarimizda haber verilen peygamber midir?
Baba: Evet, vallahi o ayni peygamberdir.
Amca: Sen buna inaniyor musun?
Baba: Evet.
Amca: O halde, ne yapmak istiyorsun?
Baba: Vallahi, ben yasadigim müddetçe ona muhalefet edecegim (Ibn Hisam, II. s. 165). Yahudilerin bu peygamberi bekledikleri fakat ona tabi olup onun yolundan gitmek için degil de dogar dogmaz ona bir suikast tertipleyip öldürmek için beklediklerine dair bir takim rivayetler de nakledilir (bk. Muhammed Hamidullah, Islâm Peygamberi, l. s. 595; Ibn Hisam, age, s.116, Ibn Sad, Tabakat, 1/1, s.21)
  Alıntı ile Cevapla