Açık saçıklığı önlemenin çok önemli bir yoludur gözü korumak… Rabbimiz de öyle buyurur: “İnanmış erkek ve kadınlar, gözlerini harama bakmaktan kapasınlar” (Nur; 29–30) İmam Şibli, bu ayeti şöyle yorumlamış: “Sadece kafa gözlerini kapamakla kalmasınlar; kalp gözlerini de kapalı tutsunlar, haramları hayallerine bile almasınlar!” Her günah, bir bakışla başlar Görüldüğünde neyi hatırlatmak ister insanlar, erkekler, kadınlar? Günahı, azdırmayı, saptırmayı, yoldan ve baştan çıkarmayı mı? Yoksa hakiki bir mü’min olurlar da, onları gören kulluğu mu hatırlar sadece? Evet, bazen bir bakış günahın yolunu açar… Bazen de bir nazar, Hakk’a kul eder… Güzeller Güzeli, aniden ve iradi olmadan hâsıl olan ilk bakışı mahzurlu görmez Günah olan, bu bakışın isteyerek tekrarlanmasıdır “Bir Kere Saldık, Şimdi İçeri Alamıyoruz!” İffetsizlik söz konusu oldu mu, hemen ve öncelikle kadınlar suçlanır Ancak, onları sadece birer cinsel obje olarak gören ve böyle olmaya da teşvik eden erkekler de suçlu değil mi? Hatta suçun büyüğü onlarda değil mi? Rahmetli Osman Yüksel Serdengeçti Ağabeyim öyle derdi: “Kadınları kafes arkasından, evde hapsolmaktan kurtardık” deyip, sokağa salanlar, onları sokakta kafeslemek isteyenlerdir” Rahmetli Mehmed Akif dedemize Berlin’de bir Alman hanımefendi sormuş: “Siz, kadınlarınızı hiç sokağa salmazmışsınız, doğru mu?” Akif merhum demiş ki: “Hanımefendi, biz de sizin gibi acıyıp bir kere saldık dışarıya hanımları, şimdi de içeriye alamıyoruz” Rahmetli Akif dedemiz, daha sonra, dışarıyı mekân seçenlerin akıbetini ne hazin anlatır: Hayâ sıyrılmış inmiş, öyle yüzsüzlük ki her yerde, Meğer ne yüzler örtermiş bir incecik perde! Başkasının Günahına Ağlayan Adam ünvanıyla andığımız Bediüzzaman Hazretleri, 50’li yılların başında İstanbul’a gelmiş Tek başına çıktığı bir şehir gezisinden sonra, talebesi Abdülmuhsin el-Konavi’ye demiş ki: “Kadınların açılıp saçılmasında, asıl suç erkeklere aittir Baktım, tramvaya açık saçık bir kadın binince, erkekler eskiden Osmanlı paşalarına yapılan hürmeti o kadına gösteriyorlar Bu suretle, onları daha çok açılmaya ve süslenmeye teşvik ediyorlar” Evet, “Sebep olan, yapan gibidir” “Geçmişten kalma bir sözdür ki, ‘Eğer hayâ etmezsen, dilediğini yapmakta serbestsin!’ Göz yasağını ve ona bağlı edep ve hayâ duygusunu anlayabilmek, derin bir terbiye ve irfan işidir…” Şimdi göz önüne serilen mahremiyetler, nasıl da dertlendirir Şairler Sultanı Üstad Necip Fazıl’ı: Burnunu göstermekten sakınırdı sütninem Kızımın gösterdiği kefen bezine mahrem Mü’min, ne bakışların odağı olacak şekilde giyinip çıkar sokağa, ne de öyle dışarı uğramış olanlara diker gözlerini… Vehbi Vakkasoğlu gülistan dergisi Alıntı
__________________ Akıl akıl olsaydı adı gönül olurdu Gönül gönlü bulsaydı bozkırlar gül olurdu.. |