Tekil Mesaj gösterimi

Martılara Simit Değil Kendimi Atarım Ben::::
Alt 20.02.2008, 22:27   #1 (permalink)
Mücahid
Tercübeli Üye
 
Mücahid - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Mücahid isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 17.03.2007
Bulunduğu yer: Tr
Yaş: 41
Mesajlar: 2.527
Tesekkür Etti: 12
20 Kunu Icin 35 Tesekkür Aldı
Mücahid Asırı Söhretli ve itibarlı biriMücahid Asırı Söhretli ve itibarlı biriMücahid Asırı Söhretli ve itibarlı biriMücahid Asırı Söhretli ve itibarlı biriMücahid Asırı Söhretli ve itibarlı biriMücahid Asırı Söhretli ve itibarlı biriMücahid Asırı Söhretli ve itibarlı biriMücahid Asırı Söhretli ve itibarlı biriMücahid Asırı Söhretli ve itibarlı biriMücahid Asırı Söhretli ve itibarlı biriMücahid Asırı Söhretli ve itibarlı biri
Tecrübe Puanı: 131
Standart Martılara Simit Değil Kendimi Atarım Ben::::

Click the image to open in full size.


En sonunda dayanamadım. Olacak olanı çabuklaştırmaktı tek yaptığım aslında. Sadece buydu ve yaptım. Beşiktaş-Kadıköy vapurundayken Boğaz'ın tam ortasında attım kendimi denize. Kıştı. Soğuktu. O yüzden dışarıda çok kimse yoktu. Zaten son vapurdu yani boş koltuk sayısı çoktu. Hiçbir zaman vapurda yer bulamadığım için şikayetçi olmamışımdır ama bu kez yer olup olmaması değildi zaten derdim. dışarıda kalıp denizi izlemekten başka düşüncem yoktu. Bir de sigara içmek tabii ki...

Sonunda dayanamadım. Attım kendimi vapurdan aşağı. Marmara'nın karanlığına ve soğuğa. Vapurdaki kimse fark etmedi. Fark etmemeleri başta işime geldi ama sonra acı verdi. Üstelik geceydi. Her an bir motor ya da yük gemisi çarpabilirdi bana. Tabii eğer o ana kadar ben soğuktan donmamışsam. İki yakadan birine doğru yüzmeyi düşündüm. İyi bir yüzücü değilim ama belki başarabilirdim. İki yakaya da uzun uzun baktım. Deniz analarından kaçış yoktu iki tarafta da ama Galata Kulesi'ne doğru yüzmek "ışığa doğru" gitmek olacaktı. Galata Kulesi... Beni benden iyi anlayan, konuşan suskun kule... Tüm şehrin yükünü çeker gibi duran güzelim tarih...

Ancak oraya kadar yüzecek güç yoktu kollarımda. Nefes yoktu ciğerlerimde. Çok uzakta, karanlığın ötesinde birkaç balıkçı teknesi vardı. Zayıf ışıkları yanmaktaydı. Bense ışıksız ve yapayalnızdım. Koca şehir yıldızları yutmuştu. Marmara kapkara bir delikti ve ben o deliğin ortasında bana çarpacak yük gemisini bekliyordum. Sabahın ilk saatlerinde martılar uyandıkları anda başıma üşüşeceklerdi. Taze bir yemektim onlar için. İyi bir korku filmi sahnesiydim. Bağırsam sesim iki kıyıdan birine ulaşmadan yok olur giderdi boşlukta. Üstelik kendim atlamıştım vapurdan. Ayağım kaymamıştı, düşmemiştim, batmamıştı vapur; ben atlamıştım. Öyleyse niye bağıracaktım ki? Ama ben atlayınca ya balık olacağımı ya da öleceğimi sanmıştım. Sanrılarım. Sancıya dönüşen aşklarım.

Çok geçti artık. Yapacak tek şey denizin ve yalnızlığın ve karanlığın tadını çıkartmaktı. Sabahı bulamayacaktım nasılsa.

Tabii ki öyle olmadı. Ben bunları düşünürken vapur Kadıköy'e yaklaştı ve kalabalıkla birlikte ben de indim, iskeleye atladım ve evimin yolunu tuttum. Ama hava çok soğuktu ve çok üşüyordum. Üstelik kulaklığımda "Bir damla gözyaşı" çalıyordu... Çok soğuktu hava, çok kalabalıktı iskele. Beni bekleyen kimse yoktu ve ben çok yorgundum. Üstelik Marmara Denizi'ne de çok kırgındım.
__________________
[SIGPIC][/SIGPIC]

Suskunluğum aseletimdendir...
Her lafa vercek bi cevabım var elbet...
Lakin bir lafa bakarım , lafmı diye...
Birde söyleyene bakarım adammı diye...
  Alıntı ile Cevapla