Tekil Mesaj gösterimi

Kaynaklar-2
Alt 06-08-2007, 22:05   Themenautor   #4 (permalink)
EBU ZER GAFFARİ
Yeni Üye
 
EBU ZER GAFFARİ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Style: 0
 
EBU ZER GAFFARİ isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)
Üyelik tarihi: May 2007
Yaş: 25
Mesajlar: 9
Thanks: 10
Thanked 8 Times in 5 Posts
EBU ZER GAFFARİ Tanınma yolunda
Tecrübe Puanı: 16
Referrals: 0
Kaynaklar-2



Hüseyin'in Kerbelâ'da öldürüleceğini duymuştuk." Yine Kenzü'l-Ummal, c.16, s.266; es-Savâik, s.115; Ebu Nuaym'in ed-Delail'i, c.3, s.202; el-Mevahibu'l-Ludeniyye, Kastalanî, c.2, s.195; Süyutî'nin Hasâis'i, c.2, s.25. Ehlibeyt okulu kaynaklarından ise: Şeyh Tusî'nin (öl. 460 hk.) Emâli'si, Nu'man baskısı, Necef, 1384 hicrî kamerî, c.1, s.221. (Burada "meleklerin büyüklerinden biri" şeklinde geçiyor.)

[126]- Sahih-i Müslim, 2, 639, Kitabu'l-Cenâiz, "el-Meyyit Yuazzebu Bi-Bukai Ehlihi Aleyh" bâbı; Sünen-i Nesâî, Kitabu'l-Cenâiz, "Ölüye Ağlamak Nehyedil-miş Midir?" bâbı.

[127]- Sahih-i Müslim, c.2, s.639 ve Sahih-i Tirmizî, c.4, s.222, Kitabu'l-Ce-nâiz, bâb: 24 ve Sünen-i İbn Mâce, c.1, s.508, Kitabu'l-Cenâiz, "el-Meyyit Yu-azzebu Bi-Bukai Ehlihi Aleyh" bâbı.

[128]- Sahih-i Müslim, c.2, s.639 ve Sünen-i Nesâî, c.4, s.18.

[129]- Sahih-i Müslim, Kitabu'l-Cenâiz, bab: 9, hadis: 22 ve 23; Sahih-i Bu-hârî, Kitabu'l-Cenâiz, "Kavlu'n-Nebiyy: el-Meyyit Yuazzebu Bi-Bukai Ehlihi Aleyh" babı, c.1, s.155 ve 156; Sünen-i Nesâî, Kitabu'l-Cenâiz, "Ölen İçin Ağlamanın Nehyi..." babı, c.4, s.18.

[130]- Nevevî'nin Şerh-i Sahih-i Müslim'i, Kitabu'l-Cenâiz, c.6, s.228, "el-Meyyit Yuazzebu Bi-Bukai Ehlihi Aleyh" babı.

[131]- age.

[132]- Sünen-i Nesâî, Kitabu'l-Cenâiz, "er-Ruhsa Fi'l-Bukai Ale'l-Meyyit" bâbı, c.2, s.19; Müsned-i Ahmed, c.2, s.110, 283, 333, 408 ve 444; Sünen-i İbn Mâce, Kitabu'l-Cenâiz, "Ma Câe Fi'l-Bukai Ale'l-Meyyit" bâbı, c.1, s.505, hadis: 1587.

[133]- Müsned-i Ahmed b. Hanbel, c.2, s.283, 408 ve aynı anlama yakın olarak, s.333'te de geçmektedir.

[134]- Cin: 28

[135]- el-Usulu's-Selâsetu ve Edilletu'l-Kahire, Medenî Basım Evi, 1380 hk., s.4. Yine bk. aynı basım evinde basılan ed-Dinu ve Şurûtuhâ Risâlesi. Onlar Allah'-tan başkasından istemenin câiz olmayışına, "De ki: Onun dışında (ilah olarak) öne sürdüklerinizi çağırın, onlar sizden ne zararı uzaklaştırabilirler, ne de (onu yararınıza) dönüştürebilirler." (İsrâ, 56) ayeti ve benzeri diğer bazı ayetleri de delil olarak öne sürerler.

[136]- el-Usulu's-Selasetu ve Edilletuha, s.5 ve 8.

[137]- Ankebût, 65. el-Usulu's-Selasetu ve Edilletuha, s.46.

[138]- ed-Dinu ve Şurûtu's-Salât, s.8.

[139]- Yûsuf: 67

[140]- Burada iki ekolün bütün delillerini sıralamak istemiyor, aksine sadece onlardan bir örnek getirmek istiyoruz.

[141]- En'âm: 114. Sıffin Savaşı'nı Tarih-i Taberî, İbn Esîr ve İbn Kesir kitaplarında, Hâricîleri ise aynı kitaplarda ve diğer kaynaklarda okuyabilirsiniz.

[142]- Olay şöyle vuku bulmuştur: Hz. Ali (a.s) Yemen'den bir miktar altın getirerek Resulullah'a (s.a.a) verdi. Resulullah (s.a.a) altınların hepsini gönüllerini yumuşatmak için kâfirlerden dördüne verdi. Hz. Peygamber'in bu hareketine kızan ensar ve muhacirlerden bazıları, "Paraları kâfirlerin liderlerine verip bizleri görmezlikten geliyor." diye itiraz ettiler. Resulullah'ın (s.a.a), "Ben bu şekilde onların gönlünü İslâm'a meyillendiriyorum." buyurması üzerine başını tıraş etmiş, gözleri çukurda olan birisi ayağa kalkarak, "Ya Muhammed! Allah'tan kork!" dedi. Resulullah (s.a.a), "Ben Allah'a itaat etmezsem, kim O'na itaat eder? Yüce Allah beni bütün dünya halkının en emini bilirken, siz beni emin bilmez misiniz?!" buyurdu. O adam çıkıp gidince Hz Peygamber, "Bu adamın soyundan öyle kimseler dünyaya gelecek ki Kur'ân okuyacaklar; ama okudukları boğazlarından aşağı gitmeyecek (ne dediğini anlamayacaklar). Okun yaydan çıkması gibi İslâm dininden çıkacaklar! Müslümanlarıöldürecekler..." buyurdu. Sahih-i Buhârî, Kitabu't-Tevhid, "Kavlullah-i Teâlâ, 'Te'rucu'l-Melaike-tu..." babı, c.4, s.188; Sahih-i Müslim, Zekât Kitabı, "Zikru'l-Havarici ve Sıfâ-tihim" babı, s.741, hadis: 143.

[143]- Sahih-i Müslim, Zekât Kitabı, "Zikru'l-Havârici ve Sıfatihim" babı, hadis: 143, 144, 145, 146.

[144]-Mâide, 42

[145]- Nisâ, 35

[146]- Mâide: 18

[147]- İsrâ: 111, Furkan: 2

[148]- Nisâ: 3, 24, 25, 36

[149]- Âl-i İmrân: 26

[150]- En'âm: 102

[151]- Fâtır: 3

[152]- A'râf: 54

[153] - Müminûn: 80

[154]- Şûrâ: 9

[155]- Mâide: 110

[156]- Âl-i İmrân: 49

[157]- Zümer: 43-44

[158]- Secde:4

[159]- En’am:57

[160]- En’am:70

[161]- Yusun:3

[162]- Bakara:255

[163]- Tahâ: 109

[164]-Sebe’:23

[165]- Meryem: 87

[166]- Enbiya: 28

[167]- Tevbe:116

[168]- Bakara:107

[169]- Kehf:102

[170]- Maide:55

[171]- Nahl:28

[172]-Nahl:32

[173]-Secde:11

[174]-Zümer:42

[175]- Bu istidlal Şeyh Saduk'un "Tevhid" kitabında, "İkiliğe Tapanlara ve Zındıklara Reddiye" babında, s.241'de Emirü'l-Müminin Ali'nin (a.s) buyruklarından alınmıştır.

[176]- Bu hadisin kaynakları için bk. "Resulullah'tan (s.a.a) Şefâatçi Olmasını İstemek" babı

[177]- Mâide: 35

[178]- İsrâ: 57

[179]- Sâd:75-76

[180]- Hicr:33

[181]- Hûd:27

[182]- Mü’minin:24

[183]- İbrahim:10

[184]- Mü’minin:33

[185]- İbrâhîm: 11

[186]- İbn Hacer, el-İsâbe adlı kitabında Zulhuveysara'yı şöyle tanıtır: Zulhuveysara-i Temimî'nin ismi Harkus b. Zuheyr'dir. O, Hâricîliğin temelini atan kimsedir. O, ganimetler bölüştürülürken Resulullah'a (s.a.a) itiraz ederek, "Ya Resulallah, adaleti gözet!" dedi. Resulullah (s.a.a) bunun üzerine ona, "Yazıklar olsun sana, ben adaleti gözetmezsem, kim gözetir?" buyurdu ve onun hakkında, "Bu adamın öyle arkadaşları olacak ki siz kendi namaz ve oruçlarınızı onla rın namaz ve oruçları karşısında değersiz göreceksiniz. Onlar, okun yaydan çıkması gibi dinden çıkacaklar." buyurdu. Zulhuveysara'nın hayatı Usdu'l-Gabe'de kaydedilmiş, Resulullah'ın (s.a.a) onun hakkındaki sözlerinin tafsilatı, Hâricîler ve Emirü'l-Müminin Ali'yle (a.s) savaşları Sahih-i Müslim'de "Zikru'l-Hevaric", "et-Tehrid-u Ala Katli'l-Ha-varic" ve "el-Havaricu Şerru'l-Halk ve'l-Halîka" bablarında kaydedilmiştir.

[187]- Hz. Davud'un (a.s) hayatıyla ilgili hadisler Tarih-i Taberî ve diğer kaynaklarda kaydedilmiştir.

[188]- Ben bundan çok daha önce Mısır, Hicaz, Suriye, Lübnan, Hindistan, Pakistan, Irak ve benzeri yerlerde, İslâmî üniversitelerdeki ilmî toplantılarda veya bilginlerle özel görüşmelerimizde, Resulullah'ın (s.a.a) sünneti üzerinde, karşılaştırmalı ilmî çalışma ve araştırmalar yapmanın zaruretini İslâm bilginlerine, yazarlara ve düşünürlere defalarca açıklamaya çalıştım. Ben -Allah'ın yardımıyla-

ömrümün elli küsur yılını bu gibi incelemelerle geçirdim. Bu çalışmalarım sırasında, Resulullah'ın eşleri, Ehlibeyt'i ve ashabı arasında Hz. Peygamber'in sünnet ve sireti hakkında en çok hadisin Ümmü'l-Müminin Âi-şe'den nakledildiğini ve hem Müslüman araştırmacıların, hem de gayri Müslim oryantalistlerin, Resulullah'ın sünnet ve siretiyle ilgili konuları bu kanaldan naklettiklerini gördüm.

Ümmü'l-Müminin Âişe'nin Resulullah'tan (s.a.a) nakletmiş olduğu bütün hadisleri ilmî ve karşılaştırmalı bir metotla ciddi bir incelemeye tâbi tutmadan, Allah Resulü'nün sünnet ve sireti hakkında sağlıklı bir çalışma ortaya koymanın imkânsız olduğunu görünce, bu kanaldan nakledilen hadislerin tümünü incelemeye

karar verdim. Yıllar süren bu çalışmanın birinci cildini "Ahadîsu Ümmi'l-Müminin Âişe" (Ümmü'l-Müminin Âişe'-nin Hadisleri) adıyla yayınladım; ikinci cildi ise henüz yayınlanmadı. Ben bu çalışmalarım sırasında Resulullah'ın sünneti ve hayatı, yine İslâm-'ın ilk asrının olayları hakkındaki haber ve rivayetler arasında akıl almaz çelişkilerle karşılaşınca, araştırmalarımı derinleştirerek daha da genişletmeye karar verdim. İnanılması güç ama; gerçek olan korkunç sonuçlara ulaştım. Meselâ isimleri kaynaklarda geçen; ama asla dünyaya gelmemiş ve yaşamamış onlarca uydurma sahabî ve râvî keşfettim ve bunların bir bölümünü geniş bir şekilde delilleri ve kaynaklarıyla birlikte "Hamsune ve Mietu Sahabîyy'in Muhtalak" (Yüze Elli Uydurma Sahabî) adı altında yayınlamak zorunda kaldım. Bu incelemelerime bu ismi seçmemdeki amacım, İslâm'ın ilk asrındaki olaylarla ilgili rivayetler hakkında ne denli korkunç yalanlar uydurulduğunu en çıplak şekliyle âlimlerin gözleri önüne sermekti. Bu çalışmanın da iki cildi basılmış durumda. Bu çalışmada doksan üç uydurma sahabînin ve yetmiş küsür uydurma râvînin biyografilerini ve fetihlerle, Ridde Savaşlarıyla ve diğer birçok konuyla ilgili onlara isnâd edilen uydurma rivayetleri ortaya koydum.

Daha sonra bu araştırmama bir mukaddime özelliğini taşıyan iki ciltlik "Abdullah b. Saba Masalı" kitabını yazdım; bu kitabın üçüncü cildiyle "Yüz Elli Uydurma Sahabî" kitabının üçüncü cildi daha basılmadı. Bu yolda maruz kaldığım acımasız tepkileri ve iftiraları da sadece yüce Allah'a şikâyet ediyorum. [Elbette kitabın Türkçe çevirisinin yayınlandığı 2005 tarihinde kitabın diğer ciltleri de basılmıştır. Yay.

[189]- Tevbe:110

[190]- Hamdolsun, muhterem müellifimizin bu konudaki geniş ve derin araştırmalarının ürünü olan kitap, iki cilt hâlinde Arapça olarak yayınlanmış bulunmaktadır. (Müt.)

[191]- Yûsuf: 108

[192]- Burada hâkim güçlerin ekolünü son Osmanlı halifesiyle ve Ehlibeyt Ekolü'nü ise On İki İmam'la sınırlandırdık. Çünkü Hilâfet Ekolü Resulullah'tan sonra halifelerin hükümetinin meşru olduğuna inanır ve onları Hz. Resu-lullah'ın (s.a.a) halifeleri olarak görürler. Ehlibeyt Ekolü ise On İki İmam'ın hükümete geçmeye daha lâyık olduğuna, onların bu konuda haklı olduklarına inanır ve onları Hz. Resulullah'ın (s.a.a) vasileri olarak görürler. İşte bu yüzden biz birinci ekole "Hilâfet Ekolü", ikinci ekole ise "Ehlibeyt Ekolü" ismini verdik.

[193]- Tehzibu'l-Lügat, Ezherî, Kahire basımı, 1384 hk., c.15, s.91.

[194]-bk. Nihayetu'l-Lugat, İbn Esîr, "cehd" maddesinde.

[195]-Mukaddime-i Sünen-i Daremî, "Fazlu'l-İlim ve'l-Âlim" babı, c.1, s.100,

hadis: 32.

[196]-Sahih-i Müslim, Kitabu'l-İ'tikaf, "el-İçtihad Fî'l-Aşri'l-Evahiri Min Şehri Remazan" babı, hadis: 1175.

[197]- el-İsâbe, c.1, s.10. Hilâfet mezhebi mensuplarının bu görüşünü Şehid-i Sâni de aynı dille aktarmakta ve ed-Diraye adlı eserinin 4. babında sahabîyi şöyle tanımlamaktadır: "Mümin ve Müslüman olarak Hz. Resulullah'ı (s.a.a) görmüş ve İslâm üzere ölümüş olan herkes sahabîdir!"

[198]- el-İsâbe, c.1, s.13-16.

[199]- bk. Müfredat-ı Râğıb ve Lisânü'l-Arab, "Sahabe" kelimesi.

[200]- el-İsâbe, c.1, s.13.

[201]- Taberî Tarihi, Avrupa baskısı, c.1, s.2151.

[202]- Taberî Tarihi, Avrupa baskısı, c.1, s.2457-2458.

[203]- Seyf b. Ömer Temimî'nin biyografisi için bk. Abdullah b. Saba Masalı'nın birinci cildine.

[204]- Abdullah b. Saba Masalı, Beyrut basımı, c.1, s.117. Ayrıca, yazarın henüz basılmamış "Uydurma Râvîler" eserine de bakılabilir.

[205]- el-Ağanî, Sasî basımı, c.14, s.158.

[206] - Kuzâa kabilesi: Hiydan, Behra, Belî, Cüheyne vb. kabilelerini kapsayan büyük bir kabileydi. İbn Hazm'ın "Cemheretu Ensâbi'l-Arap" kitabının 440 ve 460. sayfalarında etraflıca anlatılır. Kuzâa kabilelerinin merkezi önce Şahar, sonra Necrân, sonra da Şam olmuştur. Bu kabilelerin yerleşim bölgesi Şam'la Hicaz'dan Irak'a varan çok geniş bir alanı kapsıyordu. bk. Mucemu Ka-bâili'l-

Arap, Kuzâa kelimesi, c.3, s.957

[207] - el-Ağânî, c.14, s.157. İbn Hazm da bu mevzuyu özet olarak Cemhere'nin 284. sayfasında anlatmıştır.

[208] - Huran; Dimeşk eyaletine bağlı çok geniş bir bölgenin adıdır. bk. Mu'-cemü'l-Büldân, c.2, s.358.

[209]- el-Ağanî, c.15, s.56.

[210]- el-İsâbe, c.2, s.489-496. Alkame'yle amcaoğlu Âmir arasında bir hâdise vuku buluyor ve birbirlerine çirkin sözler sarf ediyorlar. Biz burada onları aktarmatan utanıyoruz. Alkame'nin Roma İmparatoru'na alınmasının nedeni de, bu macera olsa gerektir. bk. İsfahânî'nin el-Ağânî isimli eseri, c.15, s.50-55 ve İbn Hazm'in Cemhere'si, s.284.

[211] - Ebu Muhammed Abdurrahman b. Ebu Hâtem Râzî'nin (doğ: hk. 327) tanınmış eseri Takdimetu'l-Marifeti Li-Kitab'il Cerhi ve't-Ta'dil, hk. 1371'de Haydarabad'da basılmıştır. Biz de bunları, mezkur kitabın 7-9. sayfasından aktardık.

[212] - Bakara: 143

[213]- Ehlibeyt mezhebine mensup Şîa'ya göre, bu ayetteki "mümin"den maksat, rastgele her sahabe değil, sahabenin mümin ve takvalı olanları ve bu iman ve takvalarını sonuna kadar koruyabilenleridir.

[214]- İlerideki konularımız arasında göreceğiz ki, Hilâfet Ekolü'nde hicretin 1.yy'ının sonlarına kadar Hz. Resulullah'ın (s.a.a) hadislerinin yayılması, bilhassa hadislerin yazılması ve yazılı olarak saklanması veya yayılması yasaklanmıştı.

[215]- el-Cerhu ve't-Tadil, s.7-9.

[216] - Ebu Ömer Yusuf b. Abdullah b. Muhammed b. Abdulbirr en-Nemurî el-Kurtubî el-Mâlikî'nin (hk. 368-463) torunlarından olup, tanınmış eser "el-İstiâb Fî Esmâi'l-Ashab"ın yazarıdır.

[217] - Usdu'l-Gabe Fî Mârifeti's-Sahabe, İbn Esîr olarak bilinen Ebu'l-Hasan İzzuddin Ali b. Muhammed b. Abdülkerim el-Cezerî, c.1, s.3.

[218]- el-İsâbe Fî Temyizi's-Sahabe, İbn Hacer olarak bilinen Şahabuddin Ahmed b. Ali b. Muhammed el-Kenanî el-Askalanî eş-Şafiî, c.1, s.17-22.

[219] - Tanınmış imam ve fakih Ebu Zer'â'nın, Hz. Resulullah'ın (s.a.a) ashabı arasındaki münafık sahabeler hakkında neler düşündüğünü merak etmemek elde değil!

[220] - İbn Hacer'in el-İsâbe'si c.1, s.18. İbn Hacer, Ebu Zer'a'yı tanıtırken şöyle der: "11. sınıf güvenilir hadis râvîlerinden ve hafız imamlarındandır. H. 264. yılda vefat etti; Müslim, Tirmizî, Nesâî ve İbn Mâce gibi sihah sahipleri ondan riva yetlerde bulunmuşlardır." Biyografisi için bk. Takribu't-Tehzib, c.2, s.536, hadis: 1479.

[221]- Fetih,18.

[222]- Şecere veya Rıdvan Biati olarak bilinen bu hâdise için bk. Vâkıdî'nin Megâzî'si, s.604 ve İmtau'l-Esma, Makrîzî, s.291.

[223] - Tevbe, 101.

[224] - Ayşe'nin rivayetine göre onun kendisini temize çıkaran, başkalarının rivayetine göreyse Mariye'nin iffetini vurgulayan İfk hâdisesi Nûr Suresi'nin 11-17 ayetlerinde geçer. Nitekim kitabımızın ikinci cildinde bu konu hakkında bilgivereceğiz.

[225] - Cum'a: 11.

[226] - Ahmed b. Hanbel'in Müsned'i, c.5, s.390 ve 453 ve Sahih-i Müslim, "Sıfatu'l-Münâfıkun" bâbı, c.8, s.122-123 ve Mecmau'z-Zevâid, c.1, s.110 ve c.6, s.195; Vâkıdî'nin Meğazî'si, c.3, s.1042 ve Makrizî'nin İmtâu'l-Esmas'sı, s.477 ve ed-Dürrü'l-Mensûr, Suyutî, c.3, s.258-9, Tevbe Suresi, 74. ayetin tefsiri hakkında

[227] - Ehlibeyt mezhebi mensupları bu komplonun Veda Haccı dönüşünde ve Gadir-i Hum hâdisesi nedeniyle Cuhfe yakınlarında gerçekleştiğine inanırlar. bk. Biharu'l-Envâr, c.28, s.97.

[228]- Ahzâb: 30-32

[229]- Tahrîm: 10-12

[230] - Sahih-i Buhârî, Mâide Suresi tefsirinde, "Ve Kuntu Aleyhim Şehiden Ma Dumtu Fîhim..." babında ve Kitabu'l-Enbiya "Ve't-tehazallahu İbrahime Halilen" babında ve Sahih-i Tirmizî, "Sıfatu'l-Kıyamet" bapları ve "Ma Câe Fî Şa'ni'l-Haşr" ile Tâhâ Suresi Tefsiri babında.

[231] - Sahih-i Buharî, Kitabu'l-Rıkâk, "el-Havz" babı, c.4, s.95 ve Kitabu'l-Fi-ten, "Ma Câe Fî Kavlillah-i Tealâ: Vettekû Fitneten Lâ Tusibenne..." (Enfâl: 28) babı ve Sünen-i İbn Mâce, Kitabu'l-Menâsık, "Hutbetu Yevmi'n-Nahr" babı, hadis: 5830 ve Müsned-i Ahmed, c.1, s.453 ve c.3, s.28 ve c.5, s.48.

[232] - Sahih-i Müslim, Kitabu'l-Fezâil, "İsbâtu Havz-ı Nebiyyina" babı, c.4, s. 1800, hadis: 40.

[233] - Hâkim'in Müstedrek'i, c.3, s.483 ve Mâliki'nin el-Fusulu'l-Mühimme'si ve İbn Mağazilî Şâfiî'nin (öl. 483 hk.) Menâkıb'ı, c.3, s.7 ve Şeblencî'nin Nu-ru'l-Ebsar'ı, s.69'da geçen rivayetlerde de belirtildiği üzere Hz. Ali (s.a) 30. Fil senesinin receb ayının 13'ünde Kâbe'nin içinde dünyaya gelmiştir. H. 35. yılda muhacirler ile ensar, ona halife olarak biat ettiler. H. 40. yılın ramazanının 19. gecesi Kûfe Camii'nde namaz kılarken, Hâricî taifesi mensuplarından İbn Mülcem-i Muradî'nin zehirli bir kılıçla yaptığı suikaste uğradı ve iki gün sonra, ramazanın 21. günü dâr-ı bekâ'ya göçtü. Ehlisünnet'in sahih kitaplarında Hz. Ali'den (s.a) rivayet edilen hadislerin sayısı 536'dır. Biyografisi için bk. el-İstiâb, Usdu'l-Gabe, c.5, s.276. Hz. Resulullah'a (s.a.a) karşı münafıkça davrananların kimler olduğu hususunda Hz. Ali'nin (s.a) rivayetleri için bk. Sahih-i Müslim, "ed-Delilu Alâ Enne Hubbe'l-Ensarî ve Aliyyin Mine'l-İman ve Buğzehum Min Alâmati'n-Ni-fak" babı, c.1, s.61 ve Sahih-i Tirmizî, "Menâkıbu Ali" babı, c.12, s.177 ve Sünen-i İbn Mâce, Mukaddimesinin 11. babı ve Sünen-i Nesâî, Kitabu'l-İman ve Şeraiuhu, "Alâmetü'l-Mümin" ve Alâmetü'l-Münafık" bapları, c.2, s.271 ve Ha-sâis-i Nesâî, s.38 ve Müsned-i Ahmed, c.1, s.84, 95, 128 ve Tarih-i Bağdad, c.2, s.255 ve c.8, s.417 ve c.16, s.426 ve Hilyetu'l-Evliya, Ebu Nuaym, c.4, s.185 (ki burada bütün râvîlerin ittifakıyla sahih kabul edilen bir hadis olduğu belirtiliyor) ve Tarihu'lİslâm, Zehebî, c.2, s.198 ve İbn Kesir Tarihi, c.7, s.354 ve el-İstiab, c.2, s.461 ve Usdu'l-Gabe, c.4, s.292 ve Kenzü'l-Ummâl, c.15, s.105 ve Riyazu'n-Nazira, c.2, s.284 ve el-Menâkıb, İbn Mağazilî, s.190, hadis: 255.

[234] - Ümmü Seleme olarak bilinen Hind, Ebu Umeyye b. Muğiyre el-Kurey-şî el-Muhzumî: Hz. Resulullah'la (s.a.a) evlenmeden önce Ebu Seleme b. Abdulesed Mahzumî'nin eşiydi; her ikisi de ilk Müslümanlardandı. Önce Habeşistan'a, sonra da Medine'ye hicret ettiler. Ebu Seleme Uhud Savaşı'nda aldığı yarayla hicretin 3. yılında vefat edince, Hz. Resulullah (s.a.a) çok çocuğu olan ve kocasının vefatıyla birlikte onların geçimini sağlamada ciddi bir sıkıntıya düşen Ümmü Seleme'nin geçimini sağlamayı kendi üzerine aldı. Ümmü Seleme, Hz. İmam Hüseyin'in (s.a) şahadetinden sonra H. 61. yılda vefat etti. Si-hah yazarları ondan 378 hadis rivayet etmişlerdir. Ümmü Seleme'yle Ebu Se-leme'nin biyografisi için bk. Usdu'l-Gabe ve Cevamiu's-Sîre, s.276 ve Takribu't Tehzib, c.2, s.617. Münafıklar hakkında Ümmü Seleme'den rivayet olunan ha-dis için bk. Sünen-i Tirmizî c.13, s.168 ve Müsned-i Ahmed b. Hanbel, c.6, s. 292 ve elİstiâb, c.2, s.460 ve İbn Kesir Tarihi, c.7, s.354 ve Kenzü'l-Ummal, 1. baskı, c.6, s.292.

[235] - Abdullah b. Abbas; Abdulmuttalib'in torunlarından, Hz. Peygamber'in (s.a.a) amcası oğlu hicret sırasında üç yaşındaydı. H. 68'de Tâif'te öldü. Sihah yazarları ondan 1660 hadis rivayet etmiştir. Biyografisi için bk. Usdu'l-Gabe, elİsâbe ve Cevamiu's-Siyre, s.276.

[236]- Ebu Zerr el-Gıfârî: Cündeb veya Büreyd onun adıdır. Cünade, Abdullah veya diğer adıyla es-Seken'in oğludur. İslâm'ı ilk kabul eden ve en son hicret edenlerdendir. Bedir'den sonraki savaşlara katıldı ve Halife Osman'ın emriyle sürüldüğü Rebeze çölünde h.32. yılda açlık ve hastalıktan öldü. Sihah yazarları ondan 281 hadis rivayet etmiştir. Biyografisi için bk. et-Takrib, c.2, s.420; Cevamiu's-Siyre, s.277 ve Abdullah b. Saba Masalı (Allâme Askerî).

[237] - Enes b. Mâlik b. Nazr el-Ensarî el-Hazrecî (Hazrec kabilesi ensarın-dan): Kendisi, on yıl Hz. Resulullah'a (s.a.a) hizmette bulunduğunu söyler. Gadir-i Hum olayına şahit olduğu hâlde bunu gizlediği ve şahadette bulunmaktan kaçındığı için Hz. Ali'nin (s.a) bedduasıyla sarığını taşacak şekilde abraş hastalığına yakalandığı A'lâku'n-Nefise, s.122'de yazılıdır. Bu hâdisenin ayrıntıları, İbn Ebi'l-Hadid'in Şerhu Nehci'l-Belâğa'sında, c.4, s.388'de geçer. Hicrî 90. yılda Basra'da öldü. Hadis kaynaklarında ondan 2286 hadis rivayet edilmiştir. Biyografisi için bk. Usdu'l-Gabe, et-Takrib, Cevamiu's-Siyre, s.276. Münafıklarla ilgili rivayeti için bk. Kenzü'l-Ummal, c.7, s.140.

[238] - Ebu Nüceyd İmrân b. Husayn el-Huzâî el-Kâ'bî: Hayber fethinde Müslüman oldu ve Hz. Resulullah'la (s.a.a) görüşme şerefine kavuştu. Kûfe'de kadılığa atandı ve h. 52'de Basra'da öldü. Sihah yazarları ondan 180 hadis rivayet etmişlerdir. Münafıklar hakkındaki rivayetleri için bk. Kenzü'l-Ummal c.7, s.140. Biyografisi için bk. Takrib c.2, s.72ve Cevamiu's-Siyre, s.277

[239] - Müstedreku's-Sahiheyn, c.3, s.129 ve Kenzü'l-Ummal, c.15, s.91.

[240] - Ebu Said el-Hudrî: Sâ'd b. Malik b. Sinan el-Hazrecî: Hendek ve diğer savaşlara katıldı, rivayetlere göre h. 63 veya 65 ya da 76'da Medine'de öldü. Sihah yazarları ondan 1170 hadis rivayet etmişlerdir. Biyografisi için bk. Usdu'l-Gabe, c.2, s.289; et-Takrib, c.1, s.289; Cevâmiu's-Siyre, s.276. Münafıklarla ilgili hadisi için bk. Sahih-i Tirmizî, c.13, s.167 ve Ebu Nuaym'in Hilye'si, c.6, s.284.

[241] - Bağdad Tarihi, c.3, s.153'te İbn Abbas'ın, İbn Mesud'un yanında, "...ki bu, ekicilerin de hoşuna gider, onunla kâfirleri öfkelendirmek içindir..." (Fetih, 29) ayetini okuduğu ve "Bu, Ali b. Ebu Talib'tir." dediği kayıtlıdır.

[242]- Cabir b. Abdullah b. Amr el-Ansarî es-Selemî: Baba oğul, her ikisi de sahabîydi. Cabir babasıyla birlikte Akabe Biati'ni idrak etti, 17 savaşta Hz. Resulullah'ın (s.a.a) safında müşriklerle savaştı, Sıffin Savaşı'nda Hz. Ali'nin (s.a) yanında yer aldı ve h. 70. yılda Medine'de vefat etti. Sihah yazarları ondan 1540 hadis rivayet etmişlerdir. Biyografisi için bk. Usdu'l-Gabe, c.1, s.256, 257; et-Takrib, c.1, s.122; Cevamiu's-Siyre, s.276. Münafıklarla ilgili rivayetleri için bk. el-İstiâb, c.2, s.464 ve Riyazu'n-Nazira, c.2, s.284. Tarih-i Zehebî, c.2, s.198'te "...biz bu ümmetin münafıklarını ancak..." şekilde başlayarak geçer. Mecmau'z-Zevaid, c.9, s.133'te de, "Biz ensar grubu, münafıkları ancak..." şeklinde başlayarak geçer.

[243]- Sahih-i Tirmizî, c.13, s.165, "Menâkıbu Ali" babında; Sünen-i İbn Mâce'de "Ali'nin Faziletleri" babında, hadis: 116; Hasâis-i Nesâî, s.4 ve 30'da; Müsned-i Ahmed b. Hanbel, c.1, s.84, 88, 118, 119, 152, 330 ve c.4, s.281, 368, 370, 372 ve c.5, s.307, 347, 350, 358, 361, 366, 419, 568; Müstedreku's-Sahiheyn, c.2, s.129 ve c.3, s.9; Riyazu'n-Nazira, c.2, s.222, 225; Tarih-i Bağdad, c.7, s. 377; c.8, s.290; c.12, s.343 ve daha birçok kaynakta geçmektedir.

[244]- Bu olayı özetle Tabakat, İbn Sa'd, Beyrut baskısı, c.2, s.190-192'den naklettik. Bu olayın devamını ve diğer kaynakları "Abdullah b. Saba Masalı" kitabımızın birinci bölümünde kaydettik.

[245] -Sahih-i Buharî, Kitabu'l-İlm, "Kitabetu'l-İlim" babı, c.1, s.22-23.

[246] -Sahih-i Buharî, Kitabu'l-Cihad, "Cevaizu'l-Vefd" babı, c.2, s.120 ve Kitabu'l-Cizye, "İhracu'l-Yehud Min Cezireti'l-Arab" babı; Sahih-i Müslim, Ki-tabu'l-Vasiyyet, "Terku'l-Vasiyyet" babı ve diğer kaynaklar. Bu konunun kaynakları ve nasları, Abdullah b. Saba Masalı kitabında, Sakife olayının baş bölümünde, c.1, s.98-102'de geçer.

[247] -Sahih-i Buharî, Kitabu'l-İ'tisam Bi'l-Kitab-i ve's-Sünnet, "Kerahiyye-tu'l-Hilâf" babı ve Kitabu'l-Merza, "Kavlu'l-Meriz: Kûmû Annî" babı ve Kita-bu'l-Mağazî "Marazu'n-Nebi" babı; Sahih-i Müslim, Kitabu'l-Vasiyyet, "Terku'l Vasiyyet" babının sonu ve Abdullah b. Saba Masalı kitabında, c.1, s.101'de zikredilen diğer kaynaklar.

[248] -Müsned-i Ahmed b. Hanbel, c.6, s.219 ve Abdullah b. Saba Masalı kitabında, c.1, s.102-103'te aktarılan diğer kaynaklar.

[249] - Tarih-i Taberî, Avrupa baskısı, c.1, s.1818.

[250] -Tarih-i Ebu'l-Fida, c.1, s.164.

[251] -Âl-i İmrân: 144. Tabakat, İbn Sa'd, c.2, böl. 2, s.57; Kenzü'l-Ummal, c.4, s.53, hadis: 1092; Tarih-i İbn Kesir, c.5, s.243; el-Gadir, el-Mevahibu'z-Zerkanî'den naklen, c.8, s.281; Sünen-i İbn Mâce, hadis: 627, Âl-i İmrân, 144. surenin tefsirinde.

[252] - Tabakat, İbn Sa'd, s.2, böl. 2, s.57; Tarih-i İbn Kesir, c.5, s.243; es-Siretu'l-Halebiyye, c.3, s.390-391; Kenzü'l-Ummal, c.4, s.53, hadis: 1092; et-Temhid, Baklanî, s.192-193.

[253]- Ensabu'l-Eşraf, Belazurî, c.1, s.567; Tabakat, İbn Sa'd, c.2, böl. 2, s.53; Kenzü'l-Ummal, c.4, s.53; Tarihu'l-Hamis, c.2, s.185; es-Siretu'l-Halebiyye, c.3, s.392.

[254]Tabakat, İbn Sa'd, c.2, böl. 2, s.54; Tarih-i Taberî, c.1, s.1817-1818; Tarih-i İbn Kesir, c.5, s.243; es-Siretu'l-Halebiyye, c.3, s.392; Sünen-i İbn Mâce,hadis: 1627.

[255] -Dediğimiz gibi bu ayeti daha önce Ümmü Mektum okuduğunda Ömer aldırış etmemişti. Başkalarının da konuşmalarının bir faydası olmamıştı. O gün Resulullah'ın (s.a.a) vefatından şüphe edilmesi, Ömer'e has bir özellikti. Tarihçilerden hiçbiri, Ömer'den başka herhangi birinin Resulullah'ın (s.a.a) ölümünden şüphe ettiğini kaydetmemiştir.

[256]- Tabakat, İbn Sa'd, c.2, k. 2, s.70; buna yakın olarak el-Bede-u ve't Tarih kitabı. Yine Kenzü'l-Ummal, c.4, s.54 ve 60. Bu kitapta şöyle geçer: "Resulullah'ın (s.a.a) teçhizini dört kişi üzerine aldı." Daha sonra yukarıda söylediklerimizi kaydeder. Yine Ikdu'l-Ferid, c.3, s.61; Zehebî Tarihi'nde de buna yakın bir tabir geçer, c.1, s.321, 324, 326.

[257]- Sahih-i Buharî, Kitabu'l-Hudud, "Recmu'l-Hebla Mine'z-Zina" babı, c.4, s.120.

[258]- Bu rivayeti biz özetle Tarih-i Taberî'nin, "Resulullah'tan (s.a.a) Sonra Vuku Bulan Olaylar" bölümünden naklettik; Taberî'den başka diğer kaynaklara ise, dipnotta değindik. Bu konuda daha geniş bilgi için bk. Abdullah b. Saba Masalı, 1. cilt.

[259]- Tarih-i Taberî, Hicretin 11. Yılında Vuku Bulan Olaylar, c.2, s.456 ve Avrupa baskısı, c.1, s.1838 -bunu Abdullah b. Abdurrahman b. Ebu Umre el-Ensarî yoluyla nakleder-. Yine bk. Tarih-i İbn Esîr, c.2, s.125; Tarihu'l-Hulefa, İbn Kuteybe, c.1, s.5; es-Sakife, Ebu Bekir Cevherî, ikinci cildinde; Şerh-u Nehci'l-Belâğa, İbn Ebi'l-Hadid, "Ve Min Kelamin Lehu Fî Ma'ne'l-Ensar" hutbesinin şerhinde.

[260] - Useyd b. Huzeyr'in ismi İbn Hişâm'ın Sire'sinde, c.4, s.335'te geçer. O, Evs kabilesinden Semmak b. Atik b. Rafi' b. İmrau'l-Kays b. Zeyd b. Abdul-eşhel b. Hars b. Hazrec b. Amr b. Malik b. Evs el-Ensarî el-Eşhelî'nin oğludur. Useyd, İkinci Akabe Biati'ni görmüş, Uhud Savaşı'nda sebat göstermiş ve Resulullah'ın (s.a.a) bütün savaşlarına katılmıştır. Useyd, Ebu Bekir'in yanında yüce bir makama sahipti. Ebu Bekir onu bütün ensardan öne geçirirdi. Useyd 20 veya 21 hicrîde vefat etti ve cenazesini taşımaya Ömer de katıldı. Kütüb-i Sitte'de ondan 18 hadis rivayet edilmiştir. Biyografisi için bk. el-İstiab, c.1, s.33; el-İsabe, c.1, s.64 ve Cevamiu's-Sire, s.283.

[261] - Uveym b. Saide b. Aiş b. Kays b. Nu'man b. Zeyd b. Umeyye b. Malik b. Avf b. Amr b. Avf b. Malik b. Evs el-Ensarî el-Evsî; Akabe Biati'ne, Bedir gazvesine ve Resulullah'ın (s.a.a) diğer savaşlarına katılmıştır. Uveym, Ömer'in hilâfeti döneminde vefat etti. Biyografisi için en-Nubelâ kitabına müracaat edilebilir. O, Ömer'in kardeşiydi. Ömer onun kabri üzerinde şöyle demiştir: "Yeryüzündeki hiç kimse bu kabirdekinden daha üstün olduğunu söyleyemez." el-İstiab, c.3, s.170; el-İsabe, c.3, s.45; Usdu'l-Gabe, c.4, s.158.

[262] -Asım b. Adiy b. Cedd b. Aclan, Aclan Oğulları'nın ileri gelenlerinden olup ensarla sözleşme imzalayanlardandı. O, Uhud Savaşı'nı ve ondan sonraki savaşları görmüş ve hicrî 45 yılında vefat etmiştir. el-İstiab, c.3, s.133; el-İsabe, c.2, s.237; Usdu'l-Gabe, c.3, s.75.

[263] - Sire-i İbn Hişâm, c.4, s.339.

[264]- Hubab b. Munzir b. Cemuh b. Zeyd b. Heram b. Kâ'b b. Ganem b. Kâ'b b. Selemî el-Ensarî, Bedir Savaşı'nı ve Resulullah'ın (s.a.a) diğer savaşlarını görmüş ve Ömer'in hilâfeti döneminde vefat etmiştir. bk. el-İstiab, el-İsabe'-nin haşiyesinde, c.1, s.353; el-İsabe, c.1, s.302; Usdu'l-Gabe, c.1, s.364; Cemhe-re-i İbn Hazm, s.359.

[265]- Emirü'l-Müminin Ali (a.s) muhacirlerin bu delilini duyunca şöyle buyurdu: "Peygamberlik ağacıyla delil getirdiler, oysa onun meyvesini zayi ettiler?" Çünkü peygamberlik ağacının meyvesi Resulullah'ın (s.a.a) Ehlibeyti'dir. Ama muhacirler hükumeti ele geçirmek için onu görmezlikten geldiler. Şerhu Nehci'l-Belâğa, İbn Ebi'l-Hadid, birinci baskı, c.2, s.2.

[266] -Biz burada özetle yetinerek onların konuşmalarının gerisini nakletmeyegerek görmedik.

[267] -Bunu Yakubî, yukarıdaki olayları kaydettikten sonra Tarih'inin 2. cildinin 103. sayfasında kaydeder. Zübeyr b. Bekkar da bunu el-Muvaffakiyyat adlı kitabının 579. sayfasında kaydeder.

[268] -Tarih-i Taberî, c.3, s.208 ve Avrupa baskısı, c.1, s.1818 İbrahim'den naklen. İbn Esîr de kendi Tarih'inde, c.2, s.123'te şöyle der: "Ömer, Ebu Beki-r'e biat ettikten sonra ensar bunu söyledi!"

[269] -Sire-i İbn Hişâm, c.4, s.336 ve "Filte" hadisini kaydeden bütün kaynaklar. "Filte" konusuna, Ebu Bekir'e biatla ilgili Ömer'in görüşünü incelerken değineceğiz.

[270] -Tarih-i Taberî, c.1, s.1842, Avrupa baskısı

[271]- Ebu Bekir Cevherî, es-Sakife adlı kitabında şöyle yazar: "Evs Kabilesi, Hazrec Kabilesinin ileri gelenlerinden birinin Ebu Bekir'e biat ettiğini görünce Evs kabilesinin ileri gelenlerinden sayılan ve Sa'd b. Ubade'nin rakibi olan Useyd b. Huzeyr, Sa'd b. Ubade'ye karşı güttüğü düşmanlık yüzünden onun hilâfete ulaşmaması için Ebu Bekir'e biat etti." Şerhu Nehci'l-Belâğa, c.2, s.2, "Ve Min Kelâmin Lehu Fî Ma'ne'l-Ensar" hutbesinin şerhinde.

[272] -Burada iki halifenin birbirinden tamamen farklı iki çeşit "sertlik" ve "yumuşaklık" siyasetini uyguladığını görüyoruz.

[273]- es-Sekife, Ebu Bekir Cevherî; Şerhu Nehci'l-Belâğa, İbn Ebi'l-Hadid, c.1, s.133 ve farklı bir ifadeyle, s.74'de.

[274] -Ikdu'l-Ferid, İbn Abdurabbih, c.4, s.258; Ebu Bekir Cevherî'nin es-Sakife'sinden naklen Şerhu Nehci'l-Belâğa, İbn Ebi'l-Hadid, c.1, s.132 ve genişçe, s.74; el-Muvaffakiyyat, Zübeyr b. Bekkar, s.577-580 ve 583, 592; İbn Ebi'l-Hadid Nehcü'l-Belâğa Şerhi, c.2, s.2-16, "Min Kelâmin Lehu Fî Ma'ne'l-Ensar"hutbesinin şerhinde ondan naklen.

[275] -el-Muvaffakiyyat, Zübeyr b. Bekkar, s.580.

[276] -Tarih-i Taberî, c.2, s.458 ve Avrupa baskısı, c.1, s.1843; Tarih-i İbn Esîr, c.2, s.224. Bu kitapta şöyle geçer: "Eslem kabilesi gelerek biat etti." İbn Ebi'l- Hadid, Şerhu Nehci'l-Belâğa, c.6, s.287'de Zübeyr b. Bekkar'ın el-Muvaffakiyyat'ından şöyle nakleder: "Eslem kabilesinin biatıyla Ebu Bekir güçlendi. Ama bu kabilenin Medine'ye ne zaman geldiği kaydelilmemiştir. Fakat bu kabilenin salı günü Medine'ye geldiği sanılıyor." Şeyh Mufid el-Cemel adlı kitabında,

s.43'te Eslem kabilesinin, kendi ihtiyaçlarını gidermek için Medine'ye geldiğini söyler

[277] -el-Muvaffakiyyat, Zübeyr b. Bekkar, s.578; er-Riyazu'n-Nazira, c.1, s.164; Tarihu'l-Hamis, c.1, s.188.

[278] -Sire-i İbn Hişâm, c.4, s.340; Tarih-i Taberî, c.3, s.203 ve Avrupa baskısı, c.1, s.1829; Uyunu'l-Ahbar, İbn Kuteybe, c.2, s.234; er-Riyazu'n-Nazira, c.1, s.167; Tarih-i İbn Kesir, c.5, s.248; Tarihu'l-Hulefa, Suyutî, s.47; Kenzü'l-Um-mal, c.3, s.129, hadis: 2253; es-Siretu'l-Halebiyye, c.3, s.397. Buharî de kendi Sahih-'inin Biat Kitabı'nda (c.4, s.165) Ömer'in hutbesini biraz farklı oalrak Enes'ten

nakleder.Sadece Ebu Bekir'in hutbesini kaydedenler ise şunlardır: Cevherî es-Sa-kife adlı kitabında, İbn Ebi'l-Hadid'in Şerhu Nehci'l-Belâğa'sından naklen, c.1, s.134; Safvetu's-Safve, c.1, s.98.

[279] -Tabakat, İbn Sa'd, c.2, k. 2, s.78, Londra baskısı.

[280]-Sire-i İbn Hişâm, c.4, s.343; Tarih-i Taberî, c.2, s.450 ve Avrupa baskısı, c.1, s.1830; Tarih-i İbn Esîr, c.2, s.126; Tarih-i İbn Kesir, c.5, s.248; es-Si-retu'l-Halebiyye, c.3, s.392 ve 394. Bu kitapta Ebu Bekir'e biatin ne zaman bittiği ve Resulullah'ın (s.a.a) cenazesini ne zaman hatırladıkları kaydedilmemiştir.

[281] -Sire-i İbn Hişâm, c.4, s.343.

[282]-Tabakat, İbn Sa'd, c.2, böl. 2, s.70; el-Kâmil, İbn Esîr, c.2, hicrî 11. yılda vuku bulan olaylarda.

[283] -Tabakat, İbn Sa'd, c.2, k. 2, s.70 ve buna yakın bir ifadeyle el-Bed'u ve't-Tarih kitabında geçer; Kenzü'l-Ummal, c.4, s.54 ve 60. Bu kitapta, Resu-lullah'ın (s.a.a) cenazesiyle uğraşanların dört kişi olduğu geçer; daha sonra yukarıda dediklerimiz kaydedilmiştir.

[284] -Ikdu'l-Ferid, c.3, s.61; Zehebî'nin Tarih'inde c.1, s.321, 324 ve 326'da buna yakın bir tabir geçer.

[285] -Kenzü'l-Ummal, c.3, s.140.

[286] -Sire-i İbn Hişâm, c.4, s.344; Tarih-i Taberî, c.2, s.452, 455 ve Avrupa baskısı, c.1, s.1833 ve 1837; Tarih-i İbn Kesir, c.5, s.270, Usdu'l-Gabe, c.1, s.34 Resulullah'ın (s.a.a) biyografisinde. Diğer bir rivayetlerde kürek seslerini Salı gecesi duydukları geçer. bk. Tarih-i İbn Sad, c.2, k. 2, s.78; Tarihu'l-Hamis, c.1, s.191; Tarih-i Zehebî, c.1, s.327. Doğru olanı çarşamba gecesidir. Müsned-i Ahmed b. Hanbel, c.6, s.62'de çarşamba gecesinin son vakitleri olduğu vurgulanmış, s.242 ve, s.724'te "Kürek seslerini duyuncaya kadar Resulullah'ın (s.a.a) defnedildiğinden haberimiz yoktu..." şeklinde geçer.

[287] -Tabakat, İbn Sa'd, c.2, k. 2, s.78.

[288] -Tabakat, İbn Sa'd, c.2, k. 2, s.78.

[289] -el-Muvaffakiyyat, s.583.

[290] -Tarih-i Yakubî, c.2, s.124-125; es-Sakife, Cevherî, İbn Ebi'l-Hadid'in Şerhu Nehci'l-Belâğa'sı, c.2, s.13'ten naklen. Bu olay, Şerhu Nehci'l-Belâğa, s.74'de daha geniş bir şekilde geçer. Yine bk. el-İmametu ve's-Siyase, c.1, s.14.

[291] -Mikdad b. Esved el-Kendî: Amr b. Sa'lebe b. Malik b. Rabia b. Amir b. Matrud el-Behranî'nin oğludur. Amr, cahiliye döneminde bir suç işlemesi sonucu Hadremut'a kaçmak zorunda kaldı ve Kinde kabilesiyle sözleşerek o kabileden bir kadınla evlendi; Mikdad da o kadından dünyaya geldi. Mikdad büyüyünce Ebu Şimr b. Hicr el-Kindî'yle aralarında çıkan bir kavgada kılıçla onun ayağını yaralayarak Mekke'ye kaçıp Esved b. Abduyağus ez-Zuhrî'nin himayesine girdi. Esved'in onu kendisine evlât edinmesi sonucu Mikdad b. Es-ved diye meşhur oldu. Ama "Onları babalarıyla çağırın." (Ahzâb, 5) ayeti inince, tekrar "Mikdad b. Amr" diye çağrıldı. Resulullah (s.a.a) Mikdad'ın hakkında şöyle buyurmuştur:

"Allah Teâla bana dört kişiyi sevmemi emretti: Ali, Mikdad, Selman,

Ebuzer." Mikdad hicrî 33 yılında vefat etti. bk. el-İstiab, (el-İsabe'nin haşiyesinde), c.3, s.451; el-İsabe, c.3, s.433-434.
  Alıntı ile Cevapla