Misyonerlik Hristiyan dini inancında yer alan bir faaliyetir. Tarih boyunca her zaman ve her yerde bu dini faaliyetlerini serbestçe yürütmüşlerdir.Özellikle Hristiyanların ceberrut devletleri İslam ülkelerini sömürge yaptığı vakit bu ülkelerde despotane Misyonerlik faaliyetleri yürütmüşlerdir. Mesela Hindistan 147 sene İngiliz sömürgesi kaldığı halde ve İngiliz Angelikan kilisesi burada rahatla Misyonerlik faaliyeti yürüttüğü halde 10 Müslümanı Hristiyan yapamaması gösterir ki Misyonerlik faaliyetleri tehlike olarak gösterilemez.
Meseleye dini inançlara hürriyet noktasında bakmak lazımdır.
Merak etmeyiniz bir Müslüman kemalatını alemlere rahmet Muhammed Musatafa(a.s.m)'den alır. Onu bildikten sonra daha aşağıya tenezzül etmez. Nefisne mağlup olsa döner anarşit olur, ama başka bir dini girmez. Girse de tatmin olmaz, asla gerçek Hristiyan olamaz.
Geçenlerde ünlü bir kadının din değiştirmesi medya oyunu olmakla beraber şöyle bir husus daha vardır: Bu kadın dini eğitim almamış ve hiç bir zaman İslam dinine mensub olmamıştır. Bunun rağmına Hristiyanlık dinine geçince tatmin olmamış ve medyaya mutsuzluğunu ilan etmiş ancak sözde islamken Hristiyanlığa geçmesini şaşalandırarak veren basın her nedense bu durumu haber yapmamıştır.
İşte basın Misyonerlik faaliyetlerini güya bir tehlike gibi gösterip Müslümanları tahrik etmekte ve soğuk , dinler arası bir savaş başlatmak istemektedir. Zaten Misyonerlik faaliyetlerine düşmanlığı meslek edinmiş kişilerin ekseri zaten medya soytarısı hocalar olması buna delildir.
İşte misyonerlik faaliyeti yeni değildir. 1990'da böyle bir misyoner ile tanışmıtım ve böyle bir misyoner bana İnci l hediye etmişti. O zamanlar basın niye ses çıkarmamıştır. Şimdi ne olmuştur? İşte bunları kendimize soralım.
İki amaç vardır.
Birincisi Hristiyanlar içinde İslam'a yönelmelerine engel olmaktır ki yoğun Misyoner faaliyetlerine bir tepki verdirerek, İslamların o misyonerlere şiddet göstermesi neticesine o sempatinin durdurulması.
İkincisi, Hristiyanlar içinde teslis inancını red edenlere yol göstermek ve onlarla kafir ve zalim Hristiyanlara karşı oluşmaya başlayan ittifak ve dialoga engel olmaktır.
İşte bir kısım saf dil hocalar da bu oyuna gelmekte ve malesef hiç bir şekilde Müslümanlar üzerinde etkisi olmamış ve olmayacak Misyonerlik faaliyeti barış için tesis edilen tohumları çürtümeye gaye edinmektedir. İşte korkumuz Müslümanların Hristiyan olması değil bu barış ve ittifak sürecinin bozulması olmalıdır.
Elbette Medyanın benim dininm için endişe ediyormuşçasına misyoner faaliyetlere tepki göstermesine karşı hiç değilse temkinli olmak ve işin aslını araştırmak akil olan herkezin harcı olmalı.
Muhabbetle
__________________
Sakın, sakın, sakın! Çabuk, bu şimdiye kadar demir gibi kuvvetli tesanüdünüzü tamir ediniz.
|